22 Aralık 2016 Perşembe

AKŞEHİR

AKŞEHİR KAZASI

            Hududu (Tul ,Arz dereceleri ve Mesaha-i Sathiyesi) :
            Mübda-i Paris olduğuna nazaran 28 tul 43 arz derecesinde ve şimalen Sivrihisar kazası cenuben Ilgın ,Karaağaç ,Beyşehri kazaları ,şarkan Haymana ,Ilgın kazaları garben  Yalvaç ,Bolvadin ,Aziziye kazaları ile mahdut olan Akşehir kazası Konya’nın 24 saat garbı-ı şimalisinde Sultandağı eteklerinin altında şarka doğru mümted olan ovanın kenarında ve bir aat kadar şimal-i şarkıyesinde Akşehir Gölü namıyla ma’ruf olan göle dökülen köyceğiz deresi tabir olunan bir çayın tarafında ve Haydar Paşa’dan itibaren 572 km. merbu’undadır. Sath-ı bahriden irtifa’ı ‘’1012’’ metredir. Kasabanın ism-i kadimi hakkında rivayat-ı muhtelife malumat-ı hususiye-i tarihiye faslında beyan olunmuştur.
            DAĞLAR VE İRTİFA’LARI :
            Garb-ı cenubisinde başlıca Sultan dağları vardır. Bu dağların hatt-ı balası Akşehir kazasını Karaağaç ve Yalvaç kazalarından tefrik eder. Dağlar takriben 150 km. imtidadında bir silsile olup en yüksek noktası 600 m.dir. kazanın sair aksamı umumiyetle ova olup yalnız Başak ,Kurşunlu , Bayat gibi mahallelerinde mürtefi’ dağlar mevcuttur.
            ENHAR : (Güzergah Ve Tulların Mevki-i Daimi Veya Mukavvat Olup Olmadığı,Bataklık Yapıp Yapmadığı):
            Sultan dağlarının eteklerinden NEBAN eden küçük çaylardan başka şayan-ı zikr  yoktur.
            GÖLLER ( Vasatı Ve Mevki-i Daimi Veya Mukavvat Olup Olmadığı,Bataklık Yapıp Yapmadığı) :
            Akşehir’in bir saat mesafesinde şehrin ismine nispetle ‘’ Akşehir ’’ veya ‘’maruf ’’gölü 5-6 yüz k terbi’indedir. Umiki her tarafı müsavi olmak üzere 2 metre raddesinde olup ilk ve son baharda 75-80 cm tezayit veya tenakıs eder. Gölün etraf-ı erbbası 1 km vasatında kamışlık ve bataklık olup yalnız şimal ciheti açıktır. Suyu ekser yerlerde tatlı bazı yerlerde emlahı havi olduğundan tuzlu müseyyittir. Derununda sazan ,turna ,ak namıyla maruf 3 nevi balık mevcuttur. 4 mahallede balık _____ vardır.
            Külliyetli miktarda balık çıkar .seyr-i sefaine elverişlidir. Bu gölün Cihanbeyli cihetinden Sakarya nehrine bir kanal vasıtasıyla aktarılıp kurutulması da kabil olacağına erbab-ı vukuf eda etmektedir.
            Cihanbeyli nahiyesi dahilinde Ak Göl namıyla maruf ve 20 km ve daha az arzında bir göl var ise de ve ekseri mahalleri adi kısa kamışlık ve sazlık ile mastur olduğundan istifade olunamamktadır. Çok miktarda ve 15 okkalık sazn balıkları bulunsa da gölün işgal ettiği mahaller umumiyetle kamışlık*** olduğundan sayd edilmemektedir. Bu gölün etrafındaki kurra ahalisi sıtmalıdır.
            Dahil kazada Sultan dağından inen 2çay ile Karahisar-ı Sahip sancağındaki Eber gölünün ayağı dahi İshaklar çayı ile birleşerek şimalden gelip Akşehir gölüne mensup olurlar. Kasabanın şark-ı cenubunda şehrin han ittisalinde kiraççilik namıyla müsemmi bir yataklık vardır ki 4-5 dönümdür. Gerek bunu gerek Akşehir gölünün kasabaya karbiyyeti şehrin ciyadet-i havasını ihlal eylemektedir. Kaza dahilinde memleha yoktur.
            TEŞKİLAT-I JEOLOJİYE MADEN :
            Kaza arazi umumiyetle arazi-i resviye ve nariyedendir.sultan dağlarını Akşehir kazasıyla Yalvaç kazasının hudud-u müşterekine tesadüf eden ve her 2 kaza merkezine 4 er 5 er saat mesafede bulunan bir mahalde meksuf ‘’ linyit’’ madeni var ise de henüz işletilmeye gayr-i salih bulunduğundan istifade edilememektedir.
            ORMANLAR :
            Sultan dağlarından vaktiyle cidm-i ormanlar mevcut idi ise de halen kaza hududuna tesadüf eden mahallerinde ormandan ormandan eser kalmamıştır. Yalnız bu silsile-i cibalden Akşehir’e 7 saat mesafede vaki Kitanlık nam-ı mevkii ile kazaya muzaf Doğanhisar nahiyesinin cenubunda müsadif aksamında çam,meşe,karaağaç gibi ormanlar mevcuttur. Mezkür sultan dağların her tarafından müteaddid yaylaklar vardır.
            ZİRAAT VE NEBATAT :
            En ziyade zer edilen hububat sırasıyla buğday,arpa,haşhaş ve kabiliyetli bulunan köylerde fasulye,nohut,mercimek,burçak,yulaf ,darı ,bakla,fenik,susam,kenevirdir. Ve birkaç kurra da tütün zer edilmektedir.
            Nefs-i kasaba ile sultan dağlarının eteklerine isabet eden köylerde elma,armut,vişne ,şeftali,dut,kiraz,ayva,kayısı,zerdali,erik,badem,ceviz,fındık,muşmula,kızılcık ağaçları mevcut ve mebzuldür.         
Esasen kazanın kısm-ı azamı ova bulunduğundan ve bilhassa Cihanbeyli,Yunak, hatırlı, Doğanhisar nahiyeleri ziraata pek elverişlidir. Kazanın ova kısmı susuz olduğundan baharda tenebbüt eden otlar haziran gayesine tamamen kurur. Sultan dağlarında her nevi otlar tenebbüt eder. Çünkü mahsulat-ı mebzuldür. Bu dağlarda irice yabani sümbül ,soğan, keki otu dahi bulunur.
HAYVANATI EHLİYE VE VAHŞİYE :
Hayvanat-ı ehliye den ovalarda tavuk,horoz,keçi,hindi,beygir,inek,öküz,manda,merkep,koyun ve keçi gibi hayvanatla Turgut dağlarında hayvan tabir edilen yabani koyun kisretle bulunur. Umumiyetle dağlar sansar ve tilki ,kurt,yaban domuzu,porsuk,tavşan ve maruf gölünde kunduz bulunur.
Tuyurdan: maruf ve Ak gölünde ördek ,kaz,kuğu kisretle bulunur. Kaza dahilinde tuyur-u saireden karatavuk, karga,serçe,güvercin,bülbül gibi saire kuşlar dahi mevcuttur.
TAKSİMAT-I MÜLKİYYE :
Akşehir kazası,Yunak, Hatırlı,Doğanhisar namıyla 3 nahiyeye münkasımdır. Merkez kazasına ait kurra :

Monas                        Bezmende                  Etekli           
Alkaras                       Gidil                           Bozlağan
Eğrigüz                      Karahüyük                  Görnes
Hamidiye                   Azarı                          Erdoğdu
Mesudiye                   Cedidiye                     İbsarı
Milas                          Kürt                            Dibi
Orta                            Karabulut                   Atsız
Ma’arif                       Kozağaç                     Murgun
Yeni Köy                    Çimendere                  Saray
Ulu Pınar                    Değirmen                   Basban
Nadir                          Tekke                         Horsunlu
Kureşi                        Kuzviran                    Turgut
Harunlar                     Eğrikapı                     Kayalılar
Yavaşlı                       Kokarı                        Kundulu
Torunlar                     Kaha                           Minelik
Tuzlukçu                    Aşağı Tuzlukçu          Mevlütlü

DOĞANHİSAR NAHİYESİ :

Kemer                        Ferveşli                      Çetme
Karaağa                      Koçan                         Üzerce
Reis                            Akait                          Belse
Çakarlar                     Ergi(Evkis)                Selend
Yazır                          Tekke                         İlyaslar

YUNAK NAHİYESİ :***

Kürt Uşağı                
Yukarı Pınar              Ali Çomak                  Aşağı Perikli
Böğrüdelik                 Yukarı Ağzıaçık         Çekenli
Küçük Hasan              Kaldırım                     Çeltik
İmam Oğlu                 Ortabaş                       Saray
Taahhütlü                   Hacı Feykli                Pınar
Meşrutiye                   Büyük Oba                 Viran
Meşelik                      İshak Uşağı                Ada Kasım

HATIRLI NAHİYESİ :

Hacı Ömer                 Hacı Musa                  Yüzük Başı
Uzun Bey                   Sinanlı                                    Beş Eşkar
Sarı Kaya                   Sülüklü                       Kadı Vali
Reşadiye                    Kel Hasan                   Hacı Osman
Köseler                       Renk Oğlu                  Turgutlar
Orta Fıstık     

İKLİM,MEVASİM:
Kazanın iklimi kısmen mu’tedil olup fusul-u Erbaa tamamıyla hükmünü icra eder.
Derece-i Hararet ve Nesimiyenin Vasatı (Asgari Ve Azami Miktarları) :
Bahar mevsiminde 20,mevsim-i sayfide 30,sonbahar 15 kışın taht’ül-safer 20 derecedir. Kış hararetinin derece-i asgari kanun-u sani ve şubat aylarında taht’üs-safer 20 derece yazın haziran ve temmuz aylarında hadd-i azamı 30 dereceyi bulur.
RÜZGARLAR :
Daimi hubub eden rüzgarlar lodos,poyraz olup muhtelifen de gündoğu ve karayel ve sultan dağlarının boğazlarından da geceleyin meltem rüzgarları vüzan eder. Lodos rüzgarı sultan dağlarının boğazlarından hubub etmekte olduğundan pek kuvvetli ve şiddetli vüzan olur. Mebaniye hasar verir. Lodos rüzgarı çok kuvvetli esecek olursa Akşehir gölünün içinde bulunan kamışları tahzin ederek bunların aralarında sıkışan balıkları gölün açıklarına çıkmaya mecbur eder. Ve bu suretle balıklar suhuletle avlanır.
DERECE-İ YEBUSET VE RUTUBET :
Kaza heyet-i umumiye itibarıyla ratıbtır.
YAĞMURLAR VE İRTİFA’I :
Bir sene zarfında yağan yağmurların miktar-ı vasatisi 20 pus raddesinde olup bahar ve güz mevsiminde yağmur bit-tabi’ dağlara fazla ve ova kısmına daha az tezvil eder. Teşrin-i sani de başlayan kar mart gayesine kadar devam eder. Ekseriye toprakta 25 santim bazı sene müstesna olarak bir metreye kadar yükselir.
KAPLICA VE MEYAH-I MADENİYE :
Kaza dahilinde ılıca ve kaplıca vesair meyah-ı madeniye yoktur.
NÜFUS-U UMUMİYE,IRK VE DİN ÜZERİNE TAKSİMAT :
Umur-u kazanın nüfusu 24.495 dir. Hemen ,kamilen İslam ve Türk’tür.
AŞAİR VE LİSAN-I UMUMİYE :
Akşehir’in şimal-i garbisinde kain Saray karyesinde vaktiyle karakeçili aşiretinden bir kısım aşireti gelip tavattun etmişlerdir. Bunlar yazın dağlık araziye yaylamak üzere gidip kışın hululünde avdet ederler.
Cihanbeyli mıntıkasında hicaz tarafından gelen kürt aşairi vaktiyle o taraflara gelip yerleşmiş ve kamilen seyyar göçebe halinde olmayıp hemen ibtida-i bir şekilde hayat sürmektedir. Lisanları Kürtçe olup Türkçe’ye dahi vakıftırlar. Merkez ve mülhakat ahalisinin lisan-ı umumiyyesi Türkçedir.
TARZ-I TELBİSİ :
Serpuş festir. Kasabada ekseri abani sarık sarar. Köylerde sarık veya ‘’çember’’ tabir ettikleri bildiğimiz adi kadın yemenisi sararlar. Kasaba ahalisi şalvar ve mintan giyer. Köylüler kısa dizlik iksa eder. Cihanbeyli Kürtleri yırtmaçlı entari giyerler.
Kadınlara gelince: İslam kadınları umumiyetle şalvar ve fes iksa ederler. Kürt kadınları ise fes ve yırtmaçlı entari giyerler. Kadınların zenginleri giydikleri fesin etrafına altın,fakirleri ise ‘’penez’’ dikerler. Harice çıktıkları zaman yan ve omuzlarına ‘’şelme’’ tabir ettikleri beyaz yünden mamul bir örtü atarak yalnız bir gözü görülebilecek kadar kapanırlar. Saçlarını alelumum 20-30 kadar müteaddid ve ince ince örüp arkalarına salarlar. Bunları her vakit çözüp taramak zahmetine katlanamadıklarından bozulmayan saçları bitlere ve serfelere mukarr olur.
TARZ-I MAİŞET VE İŞTİGAL (SANAYİ’):
Ahali alelumum rençperdir. Binaen aleyh maişetleri basit ve sadedir. Merkez kazada ticaret edenler ve kunduracı,fırıncı,semerci,kahveci,hancı,hamamcı,arabacı,bakkal gibi basit ve ibtida-i sanat erbabı dahi vardır.
AHLAK VE MAARİF :
Menfaat-i şahsiyetlerini temine matuf işlerde zeki ve cesurdurlar. Terbiye-i ictimaiyeleri yükselmemiştir. Rabıta-i ictimaiyelerinde noksandır. Son zamanlarda maarifin açtığı mektepler ahali çocuklarını kısmen (ekserisi memur ve yabancı çocukları olmak üzere ) gönderiyorsa da ekseriyet ahali tarz-ı cedit mekteplerinin aleyhinedir.
ANANAT :
Konya vilayet-i dahilinde mütemekkin halkın ananatından gayri Cihanbeyli nahiyesi Kürtlerinde kız babaları kızlarını tezvic edecekleri vakit tepelik veya başlık namıyla oğlan tarafından derece-i kudretine göre 10 ile 200 liraya kadar para almak ve kız kaçırmak adeti caridir.
HALKIN TABABETE KARŞI VAZİYETİ ( İTİKADAT-I BATILE) :
Kurşun dökme ,üzerlik ile tütsülemek,mavi boncuk takmak,Salı günü yola çıkmamak,biçki biçmemek ,Pazar günü çamaşır yıkamak,hastalara 7 çöplükten 7 çöp alıp 7 çeşmeden suyu alıp içirmek. Türbelerin pencerelerine*** ve bez bağlamak, Nasrettin Hoca’nın kabrinden toprak alıp suyla karıştırıp içmek ,ikindiden sonra ekmek,sirke,un,yoğurt ve tuz gibi şeyleri evlerden çıkartmamak. Sihir ,efsun ve daha pek çok hurafelere caridir. Ahaliden ‘’difteri’’nin kel yağı ile tedavi edilebileceğine itikat edenler pek çoktur. Biraz tahsil görenler seyahat edenler meyanında fenn-i tababete itimat mevcut ise de umumiyetle tababete karşı lakayttırlar.
NEZAFETE RİAYET :
Merkez kazada ve bilhassa köylerde fenni değil ,alalade nezafete riayet edildiği yoktur. Köylerde vücutlarını değil aylarca yüzünü yıkamayanlar bile vardır.
AHALİNİN BÜNYA-İ TEŞKİLAT-I :
Ekseriyetle sağlamdırlar.
HASTANE,ECZAHANE,DİSPANSER :
Harb-i umumiye de istasyon caddesi üzerinde 50 yataklık bir hastane binası inşasına başlanmış ve duvarları seminden ber metruk tur. Yükselmiş ise de henüz ikmal edilememiştir. Merkez kazada 2 eczahane mevcut olup dispanseri yoktur.
MEKTEP VE MEDARİS :
Merkez kazada biri idari ikisi ibtidadi olmak üzere 3 zekur mektebi ile biri ana diğeri ibtidai 2 inas mektebi kurra ve nevahide 35 ibtidai mektebi vardır. Doğanhisar nahiyesi merkezinde bir ibtidai inas mektebi vardır. Kazada 28 medrese mevcut ise de yalnız biri faaliyettedir.
HAN,OTEL,HAMAM,FABRİKA :
Merkez kazada 3 hamam,5 han,4 otel vardır. Bundan başka merkez kazada bir deekik fabrikası mevcuttur. Dekik fabrikası aynı zamanda merkez kazayı tenvir eden elektriği dahi istihsal eder merkezde sermayesi 100 bin lira olan milli iktisat bankası ile milli mahsulat mensucat müesseseleri vardır. Bunlardan başka Osmanlı ve Ziraat banka şubeleri dahi mevcuttur. Etekli ve Alkaray  karyesinde dahi birer un fabrikası vardır.
KÖPRÜLER :
Akşehir karabulut şosesi üzerinde 2 kargir,Akşehir-ılgın caddesi üzerinden biri kargir beşi ayaklı kargir üzerleri ahşap köprü vardır. Akşehir-Karaağaç yolu üzerinde dahi ayakları kargir ahşap bir köprü vardır.
 MEBANİNİN  TARZ-I MİMARİSİ :
Kasabanın mesakini topludur. Havalileri kerpiçten mamul duvarlarla muhattır. Kurra ve nevahidee ise evler gelişi güzel yapılmıştır. Umumiyetle kerpiçten ve üzerleri kamış ile mesturdur.
EMAKİN-İ UMUMİYE :
Merkez kazada 3 kargir camii ile 20-30 kadar mescitle bir hükümet dairesi ve ittisalinde köhne ve her türlü şerait-i sıhhıyeden mahrum rutubetli,karakulak,müzdehim bir halde jandarma koğuşları mevcuttur.
HELALARIN ŞEKLİ( ŞEKL-İ TAHLİYESİ) :
Kazada lağım tertibatı yoktur. Abdesthaneler çukur tarzdadır. Ve irtişahat ve telvise müsaittir.
KABRİSTAN ( Mevkii,Vaziyet-i Coğrafyası) :
Kasabanın cenubunda ,şimalinde cenubu garbisinde olmak üzere 3 kabristan vardır. Etrafı duvarlarla tehaddid edilmiştir.
BATAKLIKLAR : ( Esbabı ve Kurutulması Hakkında  Mutalat):
Vasati ancak 4 dönüm miktarında ve memleketin ceyadat-ı havaiyyesine sui tesirden hali kalmayan Akşehir’in şark-ı cenubisinde kerpiçlik mesiresi civarında ‘’kerpiçlik’’ namıyla mühim bir bataklık vardır. Bundan başka istasyon caddesi civarında ufak tefek bataklıklar mevcut ise de bunların kurutulması mevcuttur. Mamafih dağ köyleri hariç olmak üzere kurra umumiyetle düz ve münhat arazide bulunduğundan bir çok mahallerde mevcut bataklıklar Akşehir kasabasını malareya mıntıkası i’dadına idhal edebilir.
İÇİLEN SULAR ( Suret-i İsale, Evkaf-ı Hükmiye ,Kimyeviye ve Sıhhıyesi) :
Kaza ahalisi umumiyetle çeşme suyu içerler. Su çeşmelere könikler ve adi mecralarla isale edilmekte olduğundan ve mahal mahal kırık ve bozuk bulunduğundan sokaklardan fevk’üz-zemin cereyan eden her türlü mevad-ı uzviyeye havi olan sular ile karışmaktadır. Kasabanın yarım ve saat bir saat mesafesinde dağlık arazide leziz sular mevcut ise de ma’et-teessüf henüz tedarik eder. Cihanbeyli nahiyesinin hemen umum kurasında mai cari bulunmadığından muhtaç oldukları suyu tamamıyla kuyukardan çekerler. Ve ekseri mahallerde kuyular 40-50 metre umakında olduğundan tulum ile ve hayvana çektirmek suretiyle su çıkarılır.
Sultan dağlarının eteklerine tesadüf eden ve mai carisi bulunmayan karyelerde küçük mikyasede burgu suları çıkarılmaktadır. Bu sular bazen 20 bazen 40-50 metre derinlikte bulunur bir takımı kendi kendine kuran ve cereyan eder .
EMERAZ-I MU’TADE VE BELDE ( Mevsim Hastalıkları) :
İçilen sulara dikkat edilmediğinden sularla geçen dizanteri, humma-i şibe tifo ,ishal iskazid gibi hastalıklar temizliğe riayet edilmediğinden bitlerde tifüs ve humma-i racia hastalıkları vakit vakit baş göstermektedir.
Çiçek, kızamık, boğmaca öksürüğü,tazın malareya ve fuhşiyat neticesi emeraz-ı zühreviye daimi hastalıklardır. Cahil ve yerli ebelerin hatası ve taharet ve nezafete itina edilmemesi yüzünden kadınlarda humma-i nefasi müzmin silan ve’n-nihab ve himye gibi hastalıklar kisretlidir.
FRENGİ ,FUHUŞ :
Emeraz-ı zühreviye teşkilatlının olması ve gizli olarak fuhşiyatla ma’luf kadınların kisreti frenginin miktarını celb-i dikkat bir surette artırmaktadır. Bu yüzden cerh ve katl gibi kisretle vukuat da görülmektedir.
VEREM :
Kisretle görülmüyorsa da eksik de değildir.
MALAREYA,ÇİÇEK, DİFTERİ:
Cihet-i şimaliyesindeki Akşehir gölüyle kurra umumiyetle düz ve münhat arazide bulunduğundan Akşehir kazadsı *** malareya mıntıkası ad edilebilir.
ÇİÇEK,DİFTERİ :
Aşı ameliyatına ahalinin kısm-ı azamı rağbet ve ihtimam etmekte olduklarından çiçek hastalığı vukuatına kisretle tesadüf olunmamaktadır. Difteri maraz-ı sariyesi de ara sıra görülmektedir.
KOLERA (Sirayet Yolları Vesair Emeraz-ı Sariye) :
Su yollarının mazbut bir şekilde olmayışı kehlelerin mebzuliyeti ve bilhassa köylerde hamam bulunmadığından ,köylülerin senelerce yıkanmayıp mülevves bir halde bulunuşları ve köylünün her hafta Pazar vesilesiyle merkez kazaya gelip büyük bir izdiham teşkil etmesi gerek kurra yollarında ve gerek şimendifer yollarından gelebilecek sarı bir hastalığın kolaylıkla intişar ve tesvi’ine sebebiyet vereceği şüphesizdir. Binaenaleyh emeraz-ı sarıye zuhurunda hastalığın önüne geçmek muş………*********
AKLİ VE ASABİ HASTALIKLAR :
Calib-i dikkat akli ve asabi hastalıklara tesadüf edilmemektedir.
TEVELLÜDAT VE VEFAYATIN NİSPETİ (ETFALDE VEFAYAT)  :
Tevelüdat ve vefayatın ihbar edilmemesinden doğru ve kat’i malumat vermek kabil değildir. Mamafih tevellüdat ile vefayat arasındaki nispeti %50 aşağı olmadığı tahmin edilmektedir.
ZİYARETGAH VE TÜRBELER :
1.     34 tarh-i hicrisinde ilk kuvve-i seferiyye-i islamiye ile gelen Alemdar Rasüllullah Abdülvahab gazi hazretleri
2.     Seyit Mahmut Cirani hazretlerinin türbesi olup 625 tarihi hicrisinde inşa edilmiş ve 812 tarihinde müceddiden tamir edilmiştir. Yıldırım Sultan Beyazıt’ın ,Timurlenk tarafından Akşehir’e getirilip vefatından muvakkaten bu türbe civarındaki çilehaneye defnedilmiştir.
3.     Nasrettin Hoca : Meşhur alim olan türbesi Akşehir’in şarkı cenubisinde büyük mezarlık ortasında altı mermer sütun üzerinde müstenit kubbe altında kain olup etrafı açık ve demir parmaklıkla çevrilidir. Kabri bir çok defalar tamir edilmiş ise de şehriyle mütenasip bir sanduka ve bir kitabesi yoktur. Sandukanın yan tarafında gayet kötü bir yazı ( haza’t-türbe’ül merhum’ül mağfur el Abdülgafur Nasrettin Efendi ruhuna Fatiha )(386)
Bu kitabe ve tarihin acemi bir kalemden çıktığı görülmektedir. Tarihin 386 yazılışı güya merhumun latife ki ölmesinden kinaye olarak tarihin dahi ma’kus yazıldığı okurken tersine olarak 683 okunması icap ettiğini cahil ve sail olan türbedarı ifade etmektedir. Tetkikat türbedarın ve taştaki tarihin aksini göstermektedir. Çünkü Akşehir’in 9 km şimalindeki göl civarında ‘’maruf’’ denilen köyde metfun bulunan ve bir çok imaret ve hayratıyla meşhur olan ‘’ Sultan Hacı İbrahim ‘’ yürbesinde şu ibare muharrerdir. Emr-i banişah haz’el-imare el mübareke’t-ül mülk’ül-meşayih vel mearif felahat’ül halayık min’el evliya’ül vasalin Hacı İbrahim merhum el maruf bin Şeyh Hasan rahmetullah ya’furan irsale el hac eli cinane azimallah fi zilhicce sene ehadi ve seb’in ve sebate         sene 771
Ve Sultan Hacı İbrahim hazretlerinin evkafına ait mütevelliler yedinde mevcut beratlar Hoca Nasreddin Hazretlerinin şahit olarak gösterilmesi Hoca ile hemasır olduklarına ve hocadan yaşlı bulunduğuna delildir.
Beratlarda ( Şehd-bizalik Hoca Nasreddin) (Şehd-bizalik minla Tacettin) yazılıdır. Sultan Hacı İbrahim tarafından Hoca Nasreddin ile minla Tacettin şu suretle şahit gösterilmeleri 771 tarihinde vefat eden zattan sonra bu iki zatı daha bir müddet yaşaya bilmeleri mülahazasına matuf olduğu şüphesizdir. Kızılca mahallede metfun ve tekke mezarlığı denilen mevkide bulunan minla Tacettin Hazretlerinin türbesi üzerinde şöyle bir ibare muharrerdir, haza’l muktedi ravzat’ül-muazzam elmünci vel mükerrem vel hadi eli ibadullah ve sebilullah bi tevfikullah ve tacullah es seb’in sahib’ül hakika vettekaviri  Tacettin Ahmet bin müsafirin mes’ud el beru’i fenufi fi evahir rebiülevvel sene site ve seb’a mieti 766
Ve kaza tevatturan ve umumen Hoca Nasreddin merhum en asıl sivri hisarın mülk köyü civarında hortiye köylü olup sinşibabet ve kehuletinde o havalide bulunup bilahare Akşehir’ e geldiği ve timurlenk ile müsahibe mülatefede bulunduğu malum enam dır. Hoca Nasreddin ‘’386’’ yahut aksine okumak suretiyle 683 tarihinde vefat etmiştir diye göstermek doğru değildir.
1340 tarihi hicriyesi rebiülevvelinin 17. günü karargahı ile Akşehir’e garp cephesi kumandanı İsmet Paşa hazretlerinin karargah ittihaz bulundukları daire-i beldeye karbındaki hamam ki meydan hamamı namıyla maruf olup merhum Hacı İbrahim Sultanın evkafındadır. Kapısında şu ibare yazılıdır. İmaret emr’ül-hamam’ül emir’ül-müeyyid Şerafeddin Cuma sene salise seb’a mie 736
Halbuki bu hamam Hoca Nasreddin merhumun avuçlarında yumurta saklayan mahalle delikanlılarıyla yıkanmak üzere girdiği hamam olduğu şöhret bulmuştur. Binaenaleyh 836 tarihinde inşa edilen hamamda 386 yahut 683 vefat eden adamın yıkanamayacağı bedihidir. Bua*** husus ahiri umranda emval ve emlakını evkafa terk ederek beratında Nasreddin Hocayı şahit gösteren Hacı İbrahim Sultan merhumun Hoca Nasreddin den daha yaşlı bulunduğu vefatından sonra daha uzun müddet hocanın yaşayabileceği kanaatinde olduğu içindir ki şahit olarak gösterilmiştir.
İbrahim sultan 771 tarihinde vefat ettiğine ve Hoca Nasreddin ‘in timurlenk ile müsahabe mülatafesine nazaran Hoca Nasreddin İbrahim Sultan ‘dan sonra daha 30-40 sene mamur olduğu anlaşılmaktadır. Hoca Nasreddin ‘in 800 tarihinden sonra vefat etmesi hakikati tarihiye ve akliyeye daha muvafıktır.
4.     Bahar Sultan türbesi olup Kızılca mahallesinde kaindir.
5.     ____ ümera türbesi olup Hacı Kuşçu mahallesinde Abdullah oğlu mescidindedir.
6.     Molla Tacettin türbesi olup Kızılca mahallesinde tekke mezarlığı denilen yerde kaindir.
7.     Hazari türbesi olup hazarlık nam mesirede metfundur.
8.     Şeyh Eyüp türbesi ‘’yağlı deve namıyla maruftur’’ Kilece mahallesinde kaindir.
9.     Zenkli Sultan olup ‘’ eskici sultan dahi denilmektedir’’ Kilece mahallesinde bayram yerinde mescit ittisalinde kaindir.
10.  Çatır Patır Sultan veyahut Şeyh Battal ‘’şatır bahadır’’türbesi olup Kızılca mahallesinde meydan üzerinde metfundur.
11.  Nasuhi Dede türbesi olup katab’ül-katab tanınmıştır. Kızılca mahalle yolu üzerinde bahçeler arasında etrafı çevrilmiş küçük kabristan derunundadır.
12.  Ebu Mahmut Sinan türbesi olup Hoca Nasreddin civarındaki çay kenarında metfundur. Bunun taşları hiçbir türbede görülmeyen mahruti ve som mermerdendir.
13.  Sinaeddin Baba türbesi olup Ebu Mahmut Şan Hazretleri‘nin kabri yanındadır. Ve Ebu Mahmut Şan hazretlerinin oğludur.
14.  Abdullah el Mevlevi türbesi olup nam mahaldeki Mevlevi dergahındadır.‘’ Sultan Murat Rabi’in misafir olduğu tekke ‘’.
15.  Nimet Baba türbesi olup köyceğiz deresinde latif bir mevkidedir.
16.  Şeyh ***Sultan Muhittin türbesi olup Hacı Ömer hanesinde Şabanzadelerin  haneleri derunundadır.
17.  Seyit Yunus türbesi olup meydan mahallesinde kaindir.
18.  Sultan Nureste yahut Yamaçlı Baba türbesi asker debuyi civarında Hacı Battalzadelerin tarlasında metfundur.
19.  Ahi Celal ve Ahi Mahmut türbesi olup Celal mahallesinde hanelerin havalisinde kaindir.
20.  Kazan Baba türbesi olup taş medrese civarındadır.
MALUMAT-I TARİHİYE :
Akşehir ‘in eski isimleri ‘’ Aytokya,Aynetokyo,Opisinid,Şaşare,Antipos,Pise’’ olup 4. asır miladide Pisidi hükümetinin mukar idaresi olduğu zaman ismi Antipos idi.
Akşehir ‘in cenubunda 15 km mesafede pise namıyla alan bir karye mevcuutr. Konya valisi Sait Paşa zamanında mezkur karyede icra edilen hafriyatta akik üzerine mahkuk bir çok yüzük taşları ve meskükat-ı akika bulunan köylüler tarafından pek çok Rumlara satıldığı mervidir. Yine o hafriyat esnasında taht’ül-arz kargir duvarlı odalar ve hücreler zuhur etmiş ise de hafriyatı men edildiği söyleniyor. Dört kavak nam-ı mesirede mühim bir heykel bulunmuş ve İstanbul müzesine gönderilmiş ,bu meydana çıkmış ise de arazi sahibi razı olmadığından hafriyat tatil edilmiştir.
Mukaddemen Akşehir ‘in 70-80 bin nüfuslu büyük bir şehir olduğu ve bugünkü kasabaya 1.5 saat mesafede bulunan Karahüyük,Maruf ,Bermendi,Etekli gibi civar  karyelerin heyet-i mecmuası vaktiyle şehirden ma’dud oldukları kabristanlarda da tesadüf edilen yazılı mermer taşlardan anlaşılmaktadır. Karahüyük kabristanında müsani’ bir beyaz mermer taş üstünde ( el merhum Fatma Sultan ) ibaresi muharrerdir. Selçukiler zamanında şehrin ismi ( Şehr-i Beyaz) olduğu mervidir.
ASAR-I AKİKA :
Kasaba dahilinde mekşuf asar-ı akika harabeleri bulunmayıp Turgut karyesiyle Cihanbeyli’nin Piribeyli ve Çeltik,Küçük Hasan ,Ala Hacılı, Katırlı karyelerinde vaktiyle cisim-i mebatinin mevcudiyetine delalet edecek bazı mermer taşların vücudu havalide zor terebede kalmış. Bir takım mamurelerin vaktiyle mevcudiyetine delalet ediyorlar.
Yalnız sahip Ata namıyla bir medrese mevcut olup 150 tarihlerinde selatin-i Selçukiye’den Keykavus bin Keyhüsrev veziri olup Konya’da metfun ve Sahip Ata namıyla şöhret bulan Ali bin Hüseyin tarafından bina olunduğu kapısının üstündeki kitabeden anlaşılmaktadır. Medresenin somaki musani’ mermerden inşa edilmiş olan cümle kapısı enafes-i asar-ı akikadan ma’dud ise de 325 senesinde bir ay tamir-i hadim edilen mezkür kapı evkaf idaresince mesarif imariyesi verilmemesiyle mateessüf bir hal-i harabide bırakılmıştır. Medresenin müteaddid çehrelerinde bir kısmı mamur ise de diğer kısmı harap ve gayr-i mazbut bir halde olduğundan ol halete haza derununda tedrisat icra edilmektedir.
Maruf karyesinde Hacı İbrahim Veli türbesi olup bir harım derununda üzeri kubbeli mermerden mamuldür. Mermerden mamul kapısı ile bir penceresinde asar-ı nefisiye meşhurdur. Türbe civarında vaktiyle zaviyesi matbahi hamamı olduğu halde bunlar elyevm  tamamen harab olmuştur. Zaviyenin itam-ı taame meşrut olan Akşehir birisi inas diğeri zekur olmak üzere iki hamamın mamur olup varidat-ı evkaf idaresince istifa edilmektedir.
CEVAMİ’:
1.     Cevami’-i Kebir Ulu Camii denmekle maruftur. Selçukiler zamanında bir mabed-i kadimeden tahvilen ihya edilmiştir.
2.     Yeni camii veya İplikçi Camii Sultan Süleyman  Kanuni vüzerasından aynadar Abdülkerim ağanın bina-i keridesidir.
3.     Hasan Paşa Camii İmaret Camii denilmektedir. Büyük bir kubbe üzerine bina edilmiş sanatkarane bir camiidir. Derununda Hacı Ömer Efendi merhumun bir kütüphanesi mevcuttur. Selçukiler zamanında inşa edilmiş fakat zamanla harap olmuş mescit enkazı görülmektedir. Bazı çinilerle tezyin edilmiş ise de hemen kamilen dökülmüş gibidir.

AKŞEHİR’İN SELÇUK İDARESİNE DUHULÜ :
Bağdat ve Isfahan taraflarındaki Türkler Yıkak’ın oğlu Selçuk Bey’in 350 tarih-i hicriyesinde İslamiyet ‘i kabul ile o havalide Devlet-i Selçukiye’nin esasını teşkil ettiği ve Melikşah zamanında Alpaslan Bey oğlu Tekin Bey kumandasında Halep ve Şam taraflarına giden kuvve-i askeriye oraları zabtederek Melikşah’ın vefatına müteakip ilan-ı istiklal eden Tekin Bey Şam Devlet-i Selçukiyesini vücuda getirmiştir. Ve yine Melikşah zamanında Kutalmış Bey’in oğlu Süleyman Bey kumandasında Konya tarafına gönderilen 2. bir ordu Romalılardan Konya ve civarıyla Akşehir ve Eskişehir’i zabtetmişti. Melikşah’ın vefatıyla Şam Halep taraflarında ilan-ı istiklal eden Tekin Bey gibi Süleyman Şah dahi Konya taraflarında istiklalini ilan eyledi.
Şam Devlet-i Selçukiyesi sultanı olan Tekin Bey Süleyman Bey’in Konya civarındaki istiklalinden Halep ve Mardin havalisinin de Süleyman Bey’e intikalinden korkarak Süleyman Bey üzerine asker sevk etti. Vukua gelen muharebede Süleyman Bey mağlup olarak intihar etmiş üzerine efrad-ı ailesi Tekin Bey’e emir olmuş ve hapsedilmiş ise de bilahare Süleyman Bey’in oğullarından Kılıçaslan Bey hapisten kurtularak idare-i hükümeti eline almış Konya ‘da (Rum Devlet-i Selçukiyesi) hükümetinin esamisini kurarak ilan-ı istiklal eylemiştir. İşte bu tarihten itibaren Osmanlı Türklerinin tarih-i zuhurlarına kadar ‘’Akşehir ‘’ Selçuk devletinin sancağı meyanında idhal edilmiştir.
İSLAMİYET’İN AKŞEHİR’E DUHULÜ :
24 sene-i hicriyesinde İstanbul üzerine gönderilen ilk kuvve-i seferiye zamanında Hazreti Peygamber zamanında Alemdar bulunan ve bu kuvve-i seferiye ye iştirak buyuran Gazi Abdülvahhab Sultanın Akşehir-i zabtederek nur-u İslamiyete Akşehir ‘e isal ettiği ve müşarun ileyhin dahi Akşehir de vefat ettiği kasabanın şimal tarafında kain baranlar kabristanı civarında metfun bulunduğu meşhurdur. Kabri dere ağzında olup oraya mahsus kırmızı renkli menekşeler vardır ki ‘’ Vahab  Gazi Çiçeği’’ demeye maruftur.
Hulefa-i Raşidinden Hz. Ömer Faruk’un Antalya tarikiyle Kıbrıs adasının fethine memuren gönderdiği kuvve-i seferiye ile İslamiyet bu havaliye intişara başlamış olduğu melhuzdur. 125 tarih-i hicrsinde Hişam zamanında gönderilen kuvve-i seferiye kumandanlarından Seyit Battal Gazinin buraları zabtederek*** Seyit Gazi ve havalisindeli ***tuhatı da intişar-ı islamiye takviye ve ikmal eylemiştir.
YILDIRIM BEYAZIT VE OĞLU MUSA ÇELEBİ (AKŞEHİRDE) :
804 tarihinde Yıldırım Sultan Beyazıt’ın Ankara ‘da Timurlenk ile icra ettiği muharebede Timurlenk’e esir düşerek, Timurlenk Sultan Beyazıt ile oğlu Musa Çelebi’yi alarak Kütahya’ya geldiler. Yazı Kütahya’da geçirdiler. Kış gelince Timurlenk’in Aydın ve havalisinde geçirmek üzere hazırlandı. Sultan Beyazıt ise hastalığından maiyet-i seniyyelerine Timurlenk tarafından tahsis edilen itba-i meşhureden Mevlana Celalettin Arabi ile Mevlana İzzettin Mesut Şirazi’nin tavsiyeleri üzerine şirin ve latif olan Akşehir’e geldiler.
805 tarihinin Recebi evasıtında Sultan Beyazıt vefat etmekle cenazesi Akşehir de Seyit Mahmut Hayrani hazretlerinin türbe-i şerifeleri civarındaki mescidin altında çilehanesi denilen kargir mahzene muvakkaten defnedilmiş ve bilahare Musa Çelebi vasıtasıyla Bursa’ya naklolunmuştur.
SULTAN MURAT RABİ’ AKŞEHİRDE :
1048 tarihinde Sultan Murat rabi’ Bağdat seferine giderken Akşehir de misafir kalarak tekke nam-ı mahalledeki Mevlüt dergahında ikamet etmişlerdir. O vakit mezkür zaviye gayet mükellef ve delnişin idi. Civarındaki menba’ suyundan hoşlanarak duvarına şu kıtayı  yazmıştır.
      Bahşetti kıt’adır Hakka ki bu asr-ı tekke ziyaya
      Buna dahil olan Murat’a oluptur aşkla ihya
      Murat-ı fih İran dan kaçan kim gitti Bağdat’a
      Ten’im eyledi içti bu Kevserden Şarab-ı esa
      Şeyhülislam Yahya Efendinin nazariyesi:
Zahi çay ferhabbaş cefa göster hayat-ı ifza
Nebatından yese bir mer’ola evvel-i tuti-i güya
Bahşetin kıtası derdim veli Ruşen bahşt olmuş
Kudum-u padişahiye bu nüzhetgah bir nimet
Suyun Kevser deyi nizamında olmuş evvelşah adil
Hoşa Pakize nizam-ı ruh bahş ab-ı hayat-ı ifza
İlahi Hazreti Sultan Murat’a ömr-ü Sermet ver
Müsehhir olsa ona ta ebed dünya ve mafiha
Diye ihlas eyle yerde beşer gökte melek amin
Dua ettikçe olşah-ı cihana sadıkla Yahya


AHİLER : Sufiler mesleğine iltizam eden ahiler Ankara ve Sivas vilayetlerini istila ederek Anadolu’da icra-i nüfuza başladıkları zaman Akşehir’e de dahil olmuşlardır. Bilahare Karamanoğullarından*** Ali Bey Akşehir’deki ahileri Osmanlılar aleyhine tahrik ederek Murat Hüdavendigar hazretlerini epeyce meşgul etmişler ise de nihayet mağlup ve perişan olarak Akşehir sancağı Hüdavendigar memaliki meyanında idhal edilmiştir.(Osmanlı tarihi iptidalarında Akşehir bir çok zamanlar sancak olarak idare edilmiş ve bilahare kasabaya idhal edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. )
Yorum Gönder

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...