Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Topbaşzade Ahmet Kudsi Efendi

Topbaş Zade Hacı Ahmet Kudsi Efendi
(ö.. 1306/1888)
Kadınhanı ilçesinde doğdu. Doğum tarihi malum değildir. Babası Hacı Mustafa Efendi’dir. Tarikat-ı Nakşibendiye-i Hâlidiyye meşayihinden-dir. Bozkırlı Memiş Efendi’nin halifesidir.
Konya ve İstanbul’da tahsilini tamamladıktan sonra, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’ye giderek orada Mekke Müftüsü Seyyid Muhammed b. Hüseyin el-Kutbîve Seyyid Muhammed b. Ali es-Sunûsî gibi büyük ulemadan hadis, tefsir ve tasavvuf ilimlerini okuyarak onlardan feyz ve icazet aldı. Dört bin hadis ezberledi. Bu yüzden kendisine Seyyidü’l-Muhaddisîn unvanı verildi.
Rüyasında, “Civarımıza gel, civarımıza gel” davetiyle Hazreti Mevlâna’nın iltifatına maz-har oldu. Ailesi ve bütün yakınlarını Kadınhanı’nda bırakarak Konya’ya geldi. Mevlâna Dergâhı civarında Tamtam Sokağı’nda bir hanımın kızıyla evlenerek oraya iç güvesi olarak girdi ve böylece Konya’ya yerleşmiş oldu.
Uzun yıllar Konya’da hadis ve tefsir okuttu, halkı irşad etti. Ahmet Kutsi Efendi, on yıl…

Osmanlı Hanımefendisi: Müşerref Çelebi (Topbaş)

Bir  1915 yılında Konya’nın Kadınhanı ilçesinde dünyaya geldi. Doğduğu yıl, Birinci Dünya Savaşı’nın hüküm sürdüğü savaş ve mahrumiyet yılları idi. Büyük dedesi, “Seyyidü’l-Muhaddisîn” ünvânı ile anılan, ezberinde kırk bin hadîs-i şerîf bulunan, beş Mushaf yazmış, hattat Ahmed Kudsî Efendi’dir. Dedesi Mehmed Hulûsî Efendi ise, dinini güzel yaşamaya çalışan, hâfızlara husûsî bir muhabbet besleyen sâlih bir kimsedir. Topbaş âilesi, tasavvuf ehli, ilim ve hayır işlerine düşkün ve islâmî hizmetlere gönül vermiş, ticâretle uğraşan bir âiledir.
Müşerref Hanım da böyle dindar bir âile çevresinde doğup büyümüştür. Babası Ahmed Hamdi Topbaş, annesi Âdile Hanım’dır. Son dönem ârif ve âlimlerinden merhum Mûsâ Topbaş Efendi ve merhum Muammer Topbaş bey, ana-baba bir erkek kardeşleridir.
Müşerref Hanım, iki yaşındayken âile Konya’dan Mercan’a (Beyazıd) hicret eder. O dönemde İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak zor yıllar yaşamaktadır. Millî Mücâdele’nin devam ettiği ve Türkiye Cumhuriyeti’…

TOPBAŞZÂDE Musa Efendi (Musa Topbaş)

Musa Topbaş 1917 (1333) yılında Konya’nın Kadınhanı ilçesinde dünyaya geldi. Tüccârândan Ahmed Hamdi Efendi’nin oğludur. Büyük dedesi Topbaşzâde Ahmed Kudsî Efendi, Mevlânâ Halid-i Bağdâdî hulefâsındandı. Babasının işi sebebi ile İstanbul’a yerleştikleri için Mûsâ Efendi’nin çocukluğu ve hayatı İstanbul’da geçti. İlk eğitimine Erenköy’deki Fransız mektebinde başladı, daha sonra Nuruosmaniye’deki İnkılap Lisesinde devam etti. Orada iki yıl kadar okuduktan sonra ayrıldı. Ailesinin dînî bir eğitim almasını istemesi sebebiyle, Elmalılı M. Hamdi Yazır’dan Kur’an ve din dersleri okudu. Bir ara Âyân Meclisi âzâsı Mustafa Âsım Yörük Hoca’dan eski usülde Arapça ve dînî bilgiler aldı. Prof. Angel isimli bir Mûsevî’den dört beş yıl kadar özel Fransızca dersleri gördü. Fransızca’sını bu dilden tercüme yapacak seviyeye getirdi. Nitekim onun imzâsıyla yayınlanmış bir Fransızca kitap da bulunmaktadır. Küçük yaşlardan itibâren güzel sanatlara özellikle hüsn-i hatta meraklıydı. Hattat Hâmid Aytaç’dan…

KÜTÜPHANELERİMİZİ TANIYALIM: HASAN ÖZÖNDER ÖZEL KÜTÜPHANESİ

Bekir ŞAHİN
Hasan Özönder, kütüphanesini 1965 yılında kurmaya başlar. İmam Hatip’te okurken hocalarının zaman zaman yaptıkları konuşmalar kendisinde bir kitap merakı uyandırmıştır.
Evleri Mevlâna Türbesi’nin önünde, meşhur ifadeyle “türbe önünde” idi, o nedenle gözünü açtığında camileri, türbeleri, kütüphaneleri görürdü. Bu kültürel çevre kendisine, kütüphane kurma yönünde çok etkili olmuştur.
İmam Hatip Okulu’nda okurken hocalarının tavsiye ettiği kitapları piyasadan buldukça alırdı. İlk aldığı kitap “Mefkûreci Muallim”adlı kitap olmuştur. Daha sonraları fikir kitapları da almaya başlar.. İlerleyen zamanlarda ise bunu bir üst kademeye taşıyarak Arapça, Farsça, Osmanlıca eserler temin eder. 
O zamanlar Mevlana Türbesi civarında Aziziye caddesinde sahaf Abdurrahman Efendi vardı. O kadar çok kitabı vardı ki dükkana sabah geldiği zaman tabureyle kapısının önüne otururdu. Çünkü içerisi kapıyı açamayacak kadar kitapla doluydu. Kendisine kitap sorulduğunda; “Evladım aradığınız kitap var ama şim…
KADINHANI MAHALLELERİNİ TANIYALIM
Turgutlu Mahallesi(Tekkenişin, Dirginli (Dirinli), Hacıvelili):

Mahalle; aslı Arapça “Hulul” kelimesinden “girilen yer” anlamında kavramlaşan bir terimdir. Şehirler mahallelerden, mahalleler sokaklardan oluşur. Bu oluşum medeniyetleri meydana getirmiştir. Bizim medeniyetimizin en küçük, fakat önemli nüvesi mahalledir. Mahalle; sınırları mukimlerince çizilen güvenlik alanlarıdır. Camisi, medresesi, okulu, çeşmesi, kuyusu, parkı, bakkalı bulunan insanların bütün ihtiyaçlarını karşıladığı ortak dünyanın adıdır.
Bir mahalle bize; tarihi, geleneği, kişileri yaşanmışlıkları, unutulanları hatırlatır.
Kadınhanı kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan, Selçuklu ile İslamlaşan, Osmanlı ile gelişen, Cumhuriyetle de hayatiyetini devam ettiren bir ilçedir
Kadınhanı’nın bugünkü etnik yapısı, esasen 1722 yılında gerçekleşmiştir. Osmanlı, bölgenin zamanla harap olması ve nüfusun dağılması dolayısıyla, Karaman Livası dahilinde bulunan Bozulus Türkmenlerinden Oğulbeyli’nin H…

KADINHANI İLÇESİ VE TOPBAŞ AİLESİ

Sarayönü ilçeleri ile Ilgın’a bağlı bazı köyleri de içine almaktadır. Konya ve civarının fethi esnasında büyük başarılar gösteren Said adındaki bir beyin tasarrufuna verildiği için, Saideli ismini almıştır[1]. Said Bey, kendi adını verdiği Said Karyesi’ne yerleşerek, bölgeyi idare etmiştir. Arşiv vesikaları da, Saideli’ne bağlı Said Karyesi’nin varlığını doğrulamaktadır[2]. Kadınhanı (Hatun Köyü), başlangıçta Saideli’ne bağlı bir köydür. İsmini, Danişmendoğullarından Muzafferüddin Mahmud’un kızı ve Selçuklu Hükümdarlarından Keykâvus ve Keykûbat’ın anneleri olduğu tahmin edilen Râziye Hatun’un, 1230 yılında yaptırdığı kışlık kervansaraydan almıştır. Zamanla Kervansarayın çevresine yerleşen Oğuzların Kınık, Bayat, Savur, Afşar ve Çavundur boyları, “Kadınhanı”nı oluşturmuştur[3]. Bu nedenle Kadınhanı için başlangıcından bugüne Türkmen yerleşim merkezidir denilmektedir.
Kadınhanı’nın bugünkü etnik yapısı, esasen 1722 yılında gerçekleşmiştir. Osmanlı, bölgenin zamanla harap olması ve nüfusun…