28 Ocak 2013 Pazartesi

HADİMİ KÜTÜPHANESİ


 


Bekir ŞAHİN·

 

Türk İslam Medeniyeti’nde ilim ve kültür müessesesi olan kütüphanelere büyük önem verilmiştir. Bizim vakıf medeniyetimiz içerisinde en önemli vakıf eserlerinden birisi kütüphanelerdir. Bu mekânlar bilginin korunmasına, aktarılmasına ve çoğalmasına büyük hizmet etmiş ve etmeye de devam etmektedir. Hadimî kütüphanesi de bu önemli eserlerdendir.

Hâdimî Kütüphanesi bugün, Taşpınar Mahallesi, Hadimi caddesi No:69’da bulunmaktadır. İnşa kitabesi mevcut olmayan binayı Daru’s-Saâde ağası Beşir Ağa yaptırmıştır.[1] Giriş kapısı üzerindeki mermer bir levhada 21.8.1951 tarihinde dönemin Konya valisi Kemal Hadimli tarafından tamir ettirildiği kayıtlıdır. 1951-1954 yılları arasında esaslı bir tamir görmüştür.[2] Halen kütüphane olarak kullanılan bina; Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 20.11.1988 tarih ve 3376 numaralı kararıyla tescil edilmiştir.[3] Klasik dönem mimari özelliklerini taşıyan bina, kare planlı, kubbeli bir yapıdır. Kubbe daha sonra kırma çatı ile kapatılmıştır. Kuzey duvarı sağır tutulmuş; güneyde üç, doğuda iki pencere ile aydınlatılmıştır. Giriş kapısı kuzey duvarına açılmaktadır. Bu cephede bir ışık penceresi de bulunmaktadır. Binanın 1740’lı yıllarda yapıldığı düşünülmektedir.[4] Hadimi’nin doğup büyüdüğü evin önünde tuğla, horasan kireç harçı, yığma, kübik örme kemer ve tek kubbeli küçük bir binadır. Bu kütüphane “ Şehdi Osman Efendi Kütüphanesi” diye de anılmaktadır.[5]

Osmanlı’da XVII. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun küçük köylerine kadar yaygınlaşan medreseleşme hareketi ile birlikte bilhassa İstanbul’da biriken kitap külliyatlarını Anadolu’ya aktarma çabalarını görmekteyiz. Özellikle Osmanlı devlet adamları Anadolu’daki küçük kasaba ve köylere kadar medreseler, kütüphaneler yaptırmışlar ve buralara kitaplar vakfetmişlerdir. Bu kişilerden biri de; Darüssaâde ağası Hacı Beşir Ağa'dır. Şeyhü’l-Harameyn iken tanıştığı Hadimi ile olan dostluğunu ölünceye kadar sürdürmüş ve hayatta iken Hadim'e bir de kütüphane yaptırmıştır. Hadimi ile dostluk kuran devlet adamlarından bir diğeri Divân-ı Hümâyun Hâcegânı’ndan Akovalı  Şehdî Osman Efendi'dir. Osman Efendi Hadimi ile olan dostlukları sebebiyle Hadimî'nin ölümünden kısa bir süre önce Hadim Kütüphanesi'ne 447 cilt kitap vakfetmiştir.[6] Ayrıca Osman Efendi daha sonraki tarihlerde 6 kitap daha vakfetmiştir. Osman Efendi vakfiyesinde bu kitapları Hadim Kütüphanesi'ne ve eş-Şeyh es-Seyyid Muhammed el-Hadimî'nin talebelerine vakfettiği ifade edilmektedir.  

Foto:1(Şehdî Osman Efendi'nin vakfettiği kitaplar üzerindeki mührü)

 

Bu kitaplar arasında Selçuklu döneminden itibaren yazılmış, ilmî değeri çok büyük el yazması kitaplar da bulunmaktadır. Hatta bu kütüphanenin daha sonraki tarihlerde "Hadim Kazası'nda Şehdî Osman Efendi Kütüphanesi” diye de adlandırıldığı görülmektedir.[7]

Hadim Kütüphanesi Konya ve çevresinin çok önemli ilim ve kültür merkezi haline geldiği bilinmektedir. Kütüphanedeki eserler konu itibariyle İslami bilim dallarının hemen hemen hepsini kapsamaktadır. Tefsir konusunda, alanında temayüz etmiş İbn Abbas, Beyzavî, Ebussuud, Razî, Zemahşeri gibi büyük âlimlerin tefsirleri, hadiste, başta Kütüb-ü Sitte olmak üzere önemli birçok hadis kitapları, Fıkıh alanında, usul-u fıkıh kitaplarının yanında fetva mecmuaları, miras hukukuyla ilgili eserler, Devvani, Taftazani, Şerif Curcani gibi önemli kelamcıların eserleri, şerhler, haşiyeler, Felsefeye dair eserlerle, birlikte Gazali’nin İhyası, Hz. Mevlana’nın başta mesnevisi olmak üzere diğer eserleri, Birgivi’nin Tarikat-ı Muhammediye’sinden Yazıcızade’nin Muhammediye’sine kadar pek çok eser bulunmaktadır. Tasavvuf, şiir ve edebiyat alanındaki eserler de dikkat çekmektedir.

Konya’nın bir köyünde yetişen Muhammed Hâdimî ilim geleneği açısından saygın bir aileye mensuptur. O dönemde medreseleri ile öne çıkan Konya’da yetişmiştir. Konya’daki  eğitim faaliyetlerinin arkasında Nakşibendî tarikatına mensup mutasavvıflar bulunmaktadır. Hâdimî ise mutasavvıf bir medreseli olarak talebeleri, eserleri, sahip olduğu altyapı malzemesi ile dikkat çekecek niteliktedir.

Muhammed Hâdimî’nin ilmi seviyesi, yazdığı eserleri, yaptığı hizmetleri bu kütüphaneyi daha da anlamlı kılmaktadır. Burada Hâdimî’nin şahsında ortaya çıkan mesele, Osmanlı ilmiyesine dair sahip olduğumuz bilgilerin taşra için de geçerli olduğunu göstermektedir diye biliriz. Adeta ilmiye konusunda İstanbul ile taşra arasındaki farkı ortadan kaldırdığı düşünülebilir. Hâdimî’nin  bütün bu çalışmaları  organize etmesi, İstanbul’dan bağımsız olarak yeni ilişki ağları oluşturması   kendisini  dikkate değer kılmaktadır.

Hâdim Kütüphânesi’ne görevli olarak Hâdimî’nin çocukları ve torunları arasından atama yapılmıştır. es-Seyyid Mehmed; 27 Zilhicce 1256 /1841 tarihli bir berât ile bi’l-iştirâk günlüğü on beş akçeye hâfız-ı kütüb-i evvel olarak ve es-Seyyid Ahmed Sa’îd ibn-i el-Hac Numan Efendi günlüğü on akçeye nâzır-ı kütüphâne olarak tayin edilmişler, ancak ikisi de arka arkaya hakka yürüyünce, 13 Şevvâl 1283 / 1867 tarihinde Mehmed Efendi’nin yerine oğulları 43 yaşındaki es-Seyyid Numan, 41 yaşındaki es-Seyyid Abdullah, 31 yaşındaki es-Seyyid Abdurrahman ve 27 yaşındaki es-Seyyid Sa’îd Efendi adındaki çocukları ve es-Seyyid Ahmed Sa’îd Efendi’nin yerine oğulları 35 yaşındaki Mehmed Efendi ve 21 yaşındaki Numan Efendi (bu Numan Efendi uzun süre Hadim Rüştiyesinde muallim-i sâni görevi yapan ve eski Hâdim müftüsü Ahmed Sa’îd Hadimioğlu’nun babasıdır) hâfız-ı kütüb-i evvel ve nâzır-ı kütüphâne olarak bi’l-iştirâk tayin olunmuşlardır.(KŞS 91 / 215-2. )[8]

Erken tarihli Konya sâlnamelerinin çoğunda, Hadim’de bir kütüphâne ve kütüphânede 544 adet kitap mevcut olduğu kaydedilmekte iken[9] , daha geç tarihli bir salnamede ise, bu kütüphanede 740 yazma, 120 nadir matbu eser olduğu ifade edilmektedir.[10]

Numan Hadimioğlu: “Kütüphanede bulunan yazma ve basma eserlerin tamamı 28 Şubat 1935’de Konya valisi Cemal Bardakçı’nın görevde bulunduğu dönemde Konya Yusuf Ağa Kütüphânesi’ne götürülmüştür. Bu kütüphânenin kataloglarında tarafımızdan yapılan araştırmalarda, 5 numaralı katalogun 73-167. sayfalarında 6880 ile 7594 numaraları arasında 1125 kitabın Hadim Kütüphânesi’nden geldiği tespit edilmiştir.” [11] Demektedir. Buman Hadimioğlu’nun bu tespitini incelediğimizde anılan tarihte getirilen kitap sayısının 943 olduğunu tespit ettik.(Foto:2)

Ayrıca kitaplar Hadim’den götürüldüğünde   Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne değil Milli Kütüphane’ye teslim edilmiştir.(Foto:1) Daha sonra Müze kütüphanesine taşınmış, 1947 de de Karaman ve Akşehir’den gelen kitaplarla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ihtisas kütüphanesi olarak ittihaz edilen Yusuf Ağa  kütüphanesine teslim edilmiştir. (Foto:3)

Yusuf Ağa Kütüphanesi demirbaş defterlerindeki incelememizde Hadim Kütüphanesinden gelen kitap sayısının 1126 olduğunu gördük. Bu sebeple 1935 tarihinden sonra da Hadim Kütüphanesinden kitapların geldiğini düşünmekteyiz. Ayrıca Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde özellikle Konya İl Halk Kütüphanesi Feridun Nafiz Uzluk bölümünden devir olarak gelen kitaplar arasında Hadim kütüphanesinin mührünü taşıyan kitaplar vardır. Yine Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde değişik zamanlarda farklı kişilerden satın alınan kitaplar üzerinde Hadimî kütüphanesine ve medresesine vakfedildiğine dair vakıf kaydı ve mührü bulunan çok sayıda kitaba rastladık. Hala farklı kişilerin ellerinde Hadimi Kütüphanesi ve Hadimi medresesine vakfedilen çok sayıda kitabın bulunduğunu düşünmekteyiz.

Hadimî Kütüphanesine ait olduğu düşünülen kitapların tamamının zahriyeleri tarafımızdan incelendi. Kitapların ekserisinde vakıf kaydına, vakıf mührüne rastladık. En çok da Osman Şehdi’ye ait vakıf mührünün olduğunu gördük.

Hadimi Kütüphanesi vakfiyesiyle birlikte çok sayıda sahıslarında kitap vakfettikleri de  tespit edildi;

Hacı Ömer  Karapınârî, Hacı Mahmud, İbrahim Paşa Medresesi Müderrisi Ahmed, Edirne Kalender Medresesi müderrisi Mehmet b. Mustafa,  Mahmud b. Hasan, Aşağı Hadim’den Mustafa Efendi, İstanbul Sultan Mustafa Medresesi Müderrisi Muhammed b. Muhammed, es-Seyyid el-Hac İsmail Hadimî, Civar-ı Hadim medresesinde Tullab-ı ulumdan Kadınhanlı Abdurrahman efendi,

Kitapların bazılarında “ Medrese talebelerine vakıftır.” şeklinde vakıf olduğu belirtilmiş, ancak vakfedenin ismi yazılmamıştır.

Rehin olarak bırakılan, ancak sahibi tarafından alınmayan kitaba da rastlanmıştır: “Mernek (Kızılkaya)’lı el-Hac Mustafa efendi Mutavvel mukabilinde rehindir.” notu düşülmüştür.(Demirbaş No:6986)

Bu kitaplar arasında Ebu Said el-Hadimî’nin şahsına ve çocuklarına ait kitaplara da rastlamıştır. Bu kitaplarda: “Numan Efendi’ye isabet etmiştir”, Said Efendi’ye isabet etmiştir.”, Numan Efendi b. Said Efendi’ye isabet etmiştir” şeklinde kayıtlara rastladık. Bu kayıt bulunan kitapların Ebu Said el-Hadimî Hazretleri’nin çocuklarına ait olduğunu düşünüyoruz. Bu kitapları babalarının vefatından sonra aralarında miras olarak paylaştıkları esnada bu notları yazdıklarını tahmin etmekteyiz.

Kitaplara sanat yönüyle baktığımızda; tezhipli kitapların az sayıda olduğu görüldü. Genellikle tezhiplerinin de basit tezhip olduğunu müşahede ettik. Cilt sanatı açısından da önemli cilde pek rastlanmadı. Hat sanatı açısından da kayda değer eserin az sayıda olduğu görüldü.

Hadimî Kütüphanesi; Ebu Said el-Hadimî’nin yaşadığı dönemde Konya ve çevresinin eğitim tarihinin ortaya çıkarılmasında önemli verileri içermektedir.  Özellikle kitaplardaki zahriyelerin incelenmesi halinde yerel tarihe ışık tutacak önemli verilerin bulunduğu kanaatindeyiz. Yine bu kitaplar içerisinde zamanın bilim tarihini ortaya koyacak eserlerle birlikte o dönemdeki kitap sanatlarıyla ilgili materyallere de rastlamak mümkün olacaktır.

 


 

Foto2

 


 

Foto:3

 

 


Foto:4Hadim Kütüphanesinden Konya Milli kütüphaneye gelen kitapların listesi

 

 

 


Foto:1 (Şehdî Osman Efendi'nin vakfettiği kitaplar üzerindeki mührü)



· Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü.
[1] Hacı Beşir Ağa, harem ağalarının en meşhurlarından biri olup, XVII. yüzyılın ortalarında doğmuş, küçük yaşta zenci köle olarak İstanbul’a getirilmiş ve kızlar ağası Yapraksız Ali Ağa’nın yanında yetişmiştir. 1705’de saray hazinedarı olmuş, 1713’de önce Kıbrıs’ta, sonra da Mısır’da ikâmete mecbur edilmiştir. Daha sonra affedilerek Hicaz’a gönderilmiş ve şeyhü’l-haremlik makamına getirilmiştir. 1717’de İstanbul’a çağırılarak Dârü’s-sa’âde ağası olarak tayin edilmiş, On üç yıl III. Ahmed, on yedi yıl da I. Mahmûd dönemlerinde olmak üzere toplam otuz yıl bu görevde kalan Beşir Ağa, 3 Haziran 1746’da vefat eylemiş ve Eyüp’teki türbesine defnedilmiştir (Abdülkadir Özcan, “Beşir Ağa”, DİA, C.5, İstanbul 1992, s.555.) Yaşar Sarıkaya ''Ebu Said El Hadimi: Merkez ile Taşra Arasında Bir Osmanlı Alimi'',İstanbul 2008, s.125
[2] Numan Hadimioğlu,Hadim  ve Hadimliler Bibliyoğrafyası,Ankara 1983, s.110.
[3] Haşim Karpuz, Tütk Kültür Varlıkları Envanteri, C.lll, s.1844-1845.
[4] Age, s1884.
[5]İzzet Sak,“Şehdî Osman Efendi’nin Hâdim Kütüphânesi’ne Vakfettiği Kitaplar”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 10, Konya 2003, s.91
[6] Yaşar Sarıkaya ''Ebu Said El Hadimi: Merkez ile Taşra Arasında Bir Osmanlı Alimi'',İstanbul 2008, s.267.
[7] İzzet Sak,“Şehdî Osman Efendi’nin Hâdim Kütüphânesi’ne Vakfettiği Kitaplar”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 10, Konya 2003, s.92-96.
[8] İzzet Sak, ”Osmanlı Döneminden Günümüze Hadim”,Türkiyat Araştırmaları Dergisi Sayı:4, KONYA 1997, s. 169-180
[9] Konya Sâlnâmesi 1301, s.58 ; Konya Sâlnâmesi 1302, s.183 ; Konya Sâlnâmesi 1304, s.247 ; Konya Sâlnâmesi 1305, s.246 ; Konya Sâlnâmesi 1307, s.221 ; Konya Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi / İzzet Sak 92. ; DİA, C.15, İstanbul 1997, s.24.
[10] Konya Salnamesi1317, s.159.
[11] Numan Hadimioğlu,Hadim  ve Hadimliler Bibliyografyası,Ankara 1983, s.111.

ALİ ŞERBETİ MAHALLESİ


 

 

Tarihî bir mahalle.

 

Konya’nın en eski mahallelerinden olup, Yavuz Sultan Selim döneminde, 914/1518 yılında yapılan yazımda mahalleler arasında adı geçmektedir. Kanuni döneminde mahalle beş hane ve mükellef erkek olarak da sekiz neferden ibarettir. 992/1584 yılı tahrir defterlerinde mükellef sayısı yirmi beş olarak tespit edilmiştir. Bu kayıtlardan mahallenin küçük bir mahalle olduğu anlaşılmaktadır.

1070-1071/1659-1661 yılı Konya Şeriye Sicillerinde de mahallenin muhtelif sebeplerle adı geçtiği görülmektedir. Bu dönemde mahallenin vakıfları bulunan bir de mescidi vardır (KŞS.10/1). Mahallenin adının hangi tarihlerden itibaren kullanılmadığı tespit edilememiştir.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Konyalı, Konya Tarihi, 1964, 250, 254, 261; KŞS, 10/1, Sak, 2003,1; KŞS, 10/131, 186; Sak, 2004, 290; Uz-Şahin, 2004, 37.

 

ALİ GAV


 

Menkıbevî kahraman.

 

Ali Gav’ın kesin olarak kim olduğu bilinmemektedir. Ali Gav, Karatay Medresesi ve Atatürk Lisesi’nin kuzeyinde XIII. yüzyılda inşa edilen zaviyenin banisi mi, yoksa bu zaviyenin görevli şeyhi veya bir müderrisi midir bilinememektedir.

Bir menkıbeye göre, Türk askerleri Konya kalesini kuşatır, fakat bir türlü şehri alamazlar. İkinci Konya suru içerisindeki zaviyede yatıp kalkan Ali adında bir derviş, bir gün öküz postuna bürünerek ve otlaktan dönen sığır sürüsünün arasına katılarak kale kapısından içeri girer. O gece gizlice kale kapısını açarak, Türk askerlerinin şehri almalarını sağlar. Farsçada “gav” öküz demektir. O tarihten itibaren derviş Ali, Ali Gav olarak anılır. Bu menkıbeye göre, belki de, bu Ali, askerler arasından çıkan bir kahramandır.

Zaviyenin bulunduğu mahalle Osmanlı Döneminde uzun yıllar Ali Gav Mahallesi olarak anılmıştır. Zaviye Ferit Paşa zamanında medreseye çevrilerek “Mahmudiye Medresesi” adıyla hizmet vermiştir.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Konyalı, Konya Tarihi, 1964, 909-910; Önder, 1956, 174

AHİ NATUR


 

 

(520/1126-634/1236)

Baha Veled’in müridi.

 

Konya’da doğdu. Asıl ismi Muhammed’dir. “Ahi Natur” adıyla anıldı. Baha Veled’in tanınmış müritlerindendi. 105 yaşlarında Baha Veled’e intisap etti. Ahi Natur, Ahmet Eflâki’nin belirttiğine göre, Kürkçü Hamamı’nda çalışan yüz on yaşlarında bir ihtiyardır. Eflâki, Ahi Natur’dan Baha Veled’le ilgili pek çok menkıbe nakleder.

Eflaki’nin anlatımından da anlaşılacağı üzere, Ahi Natur’un Eflaki’nin babası olduğu yolundaki rivayetlerin doğru olması mümkün görünmemektedir. Sahih Ahmet Dede’nin Ahi Natur’la ilgili olarak verdiği tarihler ve vefat yaşı dikkate alındığında Ahi Natur’un, 1236 yılında, Baha Veled’in vefatından beş yıl kadar sonra, vefat ettiği anlaşılmaktadır (Sahih Ahmet Dede, 147). Ahmet Eflâki’nin doğumu ise, Ahi Natur’un vefatından çok sonradır. Ahi Natur’un, Mecmû’a’l-izâm ve Evliyâ-i Kirâm’da adı geçer.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Eflâkî, 1986, I/33-34; Hâzâ Mecmû’a’l-izâm ve Evliyâ-i Kirâm, 5 Şevval 1312; Sahîh Ahmet Dede, 2003, 114, 147, 155; 173; Uz, 2004b, 62.

 

BEKİR ŞAHİN

 

AFFAN SULTAN MAHALLESİ

BEKİR ŞAHİN
 

Adının ne zamandan beri kullanıldığı bilinemeyen Konya’nın eski mahallelerindendir. Adını, Konya’da pek çok mahallede olduğu gibi, mahallede metfun olduğu tahmin edilen Affan Sultan adında bir zattan almıştır. Bu isim, Konya Şeriye Sicillerinin muhtelif defterlerinde, Affan, İbn-i Affan, Affan Sultan ve Şeyh Affan Sultan şeklinde geçmektedir. Aynı isim Konya veliler listesinde de zikredilmektedir. Affan Sultan’ın bu son unvanından onun bir tarikat şeyhi, bir tasavvuf büyüğü, olduğu anlaşılmakla beraber, gerçek kimliği ve hangi dönemde yaşadığı bilinmemektedir.

Yavuz döneminde, 924/1518 yılında kayda geçen Konya mahalleleri arasında İbn-i Affan Mahallesi olarak adı geçmektedir. Kanuni dönemi İl Yazıcı Defterlerine göre de mahalle beş hane ve altı neferden ibarettir. 992/1584 Yılı Tahrir Defterlerinde mükellef erkek sayısı, kırk yedi kişidir. Bu kayda göre mahallenin zaman içerisinde geliştiği anlaşılmaktadır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

KŞS, 19/133 (1084/1673); KŞS, 45/114, 138; Evliya-i Kiram; Konyalı, Konya Tarihi, 1964, 249, 253, 259; Uz-Şahin, 2004, 37.

 

KONYA VALİLERİ


ALİ KEMALİ PAŞA

 

ARNAVUT EYYUB PAŞA

(ö. 1113/1701-02)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Arnavut asıllıdır. Koca Halil Paşa’ya intisap ederek onun kethüdası ve kapıcıbaşısı oldu. Sonra beylerbeyilik verildi. 1109/1697-98’de hizmeti takdir edildiğinden vezirlikle Mora seraskeri ve Selanik’e vali tayin edildi. 1111/1699-1700’de Anadolu, 1112/1700-01’de Konya valisi oldu. 1113/1701-02’de Konya’da vefat etti. Cesur ve gayretli bir devlet adamı olarak bilinir.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Sicil-i Osmanî, 1996, II/502.

ATAKER, HASAN NİZAMETTİN

(1883-1951)

Cumhuriyet Dönemi Konya valisi.

 

Hasan Nizamettin, Bursa vilayeti naiplerinden Ahmet Asım Efendi’nin oğludur. Yanya’ya bağlı Ergili kasabasında doğdu. Rehber-i Maarif ve Numune-i Terakki İlkokullarından sonra Selanik, Vefa ve Bursa İdadilerinde okudu. 1906’da Mülkiyeyi, 1910 yılında da Hukuk Fakültesini bitirdi.

27 Kasım 1908’de Selanik vilayeti maiyet memurluğu, Silivri Kaymakamlığı, Sındırgı, Çarşamba, Pirlepe, Ayvalık, Bandırma ve Ünye Kaymakamlıklarında bulundu. 1 Şubat 1922’de Giresun mutasarrıf vekilliği görevine başladı. 25 Nisan 1922’de de Giresun Mutasarrıflığına atandı. 29 Eylül 1923 Sinop sancağı mutasarrıfı iken Sinop’un Cumhuriyet Dönemindeki ilk valisi oldu. Elazığ (1931-1932), Çanakkale (1935-1937), Konya (1939-1944), Hatay (1944-1947), Diyarbakır (1948) valilikleri yaptı. 1948’de emekliye ayrıldı.

1951 de İstanbul’da vefat eden Ataker, Arapça, Farsça, Arnavutça ve Rumca biliyordu.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Orhon vd., 1969, 595-599; Aydemir, 2006, I/124.

 

BEKİR ŞAHİN

 

AYDOS, ALİ RIZA

(d. 1926)

Cumhuriyet Dönemi Konya valisi.

 

Balıkesir’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Bursa’da tamamladı. 1948 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. Yenişehir, Karacabey, Artova, Suşehri kaymakamlıklarında bulundu. 1956’da mülkiye müfettişliğine atandı. On yıl kaldığı bu görevi esnasında yurt dışında incelemelerde bulundu. 1966’da Malatya Valiliğine atandı. Bu görevde iken ikinci defa yurt dışına giderek Avrupa ve Amerika’da incelemelerde bulundu. 1967’de Kayseri, 1968 yılında Konya Valiliğine tayin edildi (21.10.1968). 1970 yılı Eylül ayında Siirt Valiliğine tayin edildi. Orada göreve başlamadan Ordu Valiliğine nakledilerek 1972-1975 yılları arasında bu görevi sürdürdü.

Aydos, Mülkiyeliler Birliği ve Türk İdareciler Derneği üyesi olup üç çocuk babasıdır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Es, Arşiv; Aytekin, 1994, 55.

 

BEKİR ŞAHİN

 

 

(1234/1819-1315/1897)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Erzurum’da doğdu. Erzurum hanedanından Şair Söylemezoğlu Mehmet Timur Fenni Efendi’nin oğludur. Erzurum, Trabzon ve İstanbul’da iyi bir tahsil gördükten sonra, Trabzon’da divan kâtibi olarak çalıştı (1833-1846). Haznedarzade Osman ve Abdullah Paşalara, bir süre sonra da Damat Halil Paşa’ya divan kâtibi oldu. Halil Rıfat Paşa’nın kaptan paşalığı ve valiliğinde Cezayir-i Bahrisefit, Aydın ve Hüdavendigâr Sadaret Mektubi Kalemlerinde çalıştı.

1851-52’de İzmir Vilayeti Ticaret Reisliğine tayin edildi. 1855’te Amedi Kalemi Hülefalığına atandı. 1857’de İstanbul Şehremini Muavinliğine geçti. 1860’da Muhacirin Komisyonu üyesi oldu. 1862 yılında beylerbeyilik rütbesine yükseldi, Midilli Sancağı Kaymakamlığına tayin oldu. Daha sonra Aydın mutasarrıfı oldu. 1863’te Sinop, 1866’da Erzincan Mutasarrıflığına nakledildi. Erzurum eyaletinin vilayete çevrilmesi üzerine Erzurum Vilayeti Merkez Sancağı Kaymakamlığına gönderildi; burada bir süre de Erzurum Valiliğine vekâlet etti. Sonra sıra ile 1867’de Beyazıt, 1870’de Van, 1872’de Edirne, 1873’te Bingazi ve Urfa, 1876’da ikinci defa Beyazıt mutasarrıflıklarında bulundu. Rusların Beyazıt’ı işgal etmeleri üzerine Erzurum İdare-i Askeriye Reisi oldu. Rumeli Beylerbeyliği payesi aldı. 1877’de Trablusgarp valisi, 1878’de Anadolu İskân-ı Muhacirin memuru, bir süre sonra yeni teşkil olunan Bingazi Valiliğine atandı. 1885’te Yanya Valiliğine nakledildi. 1886’da Manastır Valiliğine getirildi. 1888’de Musul Valiliğiyle değiştirildi. İstanbul’a dönüşte Zekiye ve Esma Sultanlara kethüda oldu. 1890’da Surre Emini oldu.

1890’da Memurin Seçim Kurulu başkanı oldu. Üç yıl bu vazifede kaldıktan sonra 1310/1893’te Konya Valiliğine tayin edildi. Beş yıla yakın Konya Valiliğinde bulundu. Konya’da hizmeti sırasında ilk tren Konya’ya geldi.

22 Rebiyülevvel 1315 (21 Ağustos 1897)’de Konya’da öldü. Yemen’den Trablus’a, Doğu Beyazıt’tan Konya’ya kadar yarım asırdan fazla yüksek mevkide devlet görevi yapmış Paşa’nın cenazesini kaldıracak para bulunamaz. Mevlâna Türbesi bahçesinin güney kısmına, Kışla Caddesi duvarı dibine defnedilen Ali Kemali Paşa’nın kabri sonradan yol genişletmesi sebebiyle kaldırılmıştır. Mezar taşı hâlen Mevlâna Müzesi Haziresi’nde korunmaktadır.

Ali Kemali Paşa, Galip Kemal ve Süleyman Şefik Söylemezoğlu’nun babası, Şair Pertev Paşa’nın kardeşidir. Büyükelçi Galip Kemal Söylemezoğlu babasını: “Kaymakamlık, mutasarrıflık ve valilik hizmetlerinde kemal-i tevazu ile yetmiş yıla yakın çalıştığını ve son derece gayretli, gözü pek, hak ve hakikati gözeten, merhametli, şefkatli, adaletli, Türk ananelerine bağlı, bilgili, faziletli; tarih, felsefe ve edebiyat meraklısı bir kişi” olarak tavsif eder.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Sicill-i Osmanî, 1308, IV/864-865; Kalyoncu, 2000; Es, MKA, I/54; Aytekin, 1994, 117; Kırmızı, 2007, 72, 89, 208.

 

 

ALİ PAŞA (ÇARHACI)

(ö. 1239/1823-24)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Konyalıdır. Vezir dairelerine devam ederek kendini yetiştirdi. Mısır’da Kör Yusuf Ziyaeddin Paşa’nın kethüdalığını yaptıktan sonra Hurşit Paşa’ya mühürdar oldu. 1220/1805 senesinde terfi ederek Yenbuülbahr Muhafızı oldu. 1804 senesinde Hurşit Paşa ile İstanbul’a geldi. Orduya çarhacı oldu. Bir süre sonra Silistre Valiliğine gitti. 1806’da Ağrıboz muhafızı oldu. Burada Karalaş mevkiinde düşman kuvvetlerini perişan etmesi üzerine mareşallik rütbesi verildi. 1807 yılından itibaren “Çarhacı Ali Paşa” unvanıyla anılmaya başladı.

1223/1808’de sadaret kaymakamı oldu. Bir yıl sonra 1809’da kaptan-ı deryalık vazifesi ilave edildi. Aynı sene içerisinde bu vazifelerden azledilerek Alâiye Mutasarrıfı olduysa da ardından Limni’ye sürgün edildi. Bir süre sonra Trabzon Valiliğine tayin edildi.

1809 senesi sonuna doğru Konya Valiliğine tayin edildi. 1814 senesi Muharrem ayı içerisinde Tekeli İbrahim Bey üzerine gönderildi. Seraskerlikte muvaffak olamadığından Limni’ye sürüldü. Konya valisi olduğu sıralarda Koç Bekir Ağa’nın* katline ait fermanı alarak onu hile ile Alibeyhüyüğü köyünde katlettirdi.

Sürgün yeri Limni’den Keşan’a nakledildi. Suçu affedilerek Kars Muhafızlığına tayin edildi. Birkaç sene sonra Sivas valisi oldu. 1818’de Karahisar, 1819’da Alaiye ve İçel mutasarrıflıklarına tayin edildi.

Ali Paşa, Sicill-i Osmânî’ye göre (III/559) 1239 senesi Muharreminde (Eylül/Ekim 1823) Tokat’ta; Kamusü’l-âlâm’a göre (III/1869) Malatya’da öldü.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Sicill-i Osmanî, 1308, III/558-559; Erdoğan M., 1945, 4; Dalboy, 1928, 6; Aytekin, 1994, 125; Uz, 2004b, 479.

 

BEKİR ŞAHİN

ALİ PAŞA (DOĞANCI)

(ö. 1685)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Aslen Nişlidir. Enderun-ı Hümayun’dan yetişti ve “İkinci Doğancıbaşı” payesini aldı. 1081/1670 senesinde Eğri Beylerbeyliğine tayin edildi. Aynı yıl içerisinde Ankara Beylerbeyliğine nakledildi.

1672-73’te Konya valisi oldu. Konya’da bir süre kaldıktan sonra aynı sene içinde Kandiye Valiliğine nakledildi. 1675’te Rumeli valisi oldu, vezirlik rütbesi verildi. 1678’de azledildi. 1679 yılında Anadolu Valiliğine atandı. 1683’te Kastamonu valisi oldu. 1685 yılında Kastamonu’da öldü.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Sicill-i Osmanî, 1308, IV/517; Es, MKA, I/59-60.

 

BEKİR ŞAHİN

 

 

ALİ PAŞA (ELHAC)

(1205/1790-1257/1841)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Hacı Ali Paşa, İnegöl kazasının itibarlı kişilerinden Osman Efendizade Mehmet Efendi’nin oğludur. Yaşı on sekize girince babası elindeki idareyi oğluna bırakarak Hicaz’a gitti. Babasının salâhiyetini eline alan Ali Paşa, Pazarcık havalisinde ortaya çıkan ve “Kalyoncu” unvanı ile bilinen derebeyinin yakalanması için Bursa Valisi Aziz Paşa’ya müracaat ederek yardımda bulunacağını belirtti ve derebeyi yakalanıp cezalandırıldı. Derebeyinin Bilecik’teki “Saray” diye bilinen sığınağı yıkıldı. Devlet tarafından bu hareketine karşılık “kapıcıbaşılık” rütbesi verildi.

Kirmastı (Mustafakemalpaşa) mütesellimi oldu. Üç yıl sonra Balıkesir ve Antalya mütesellimliklerine nakledildi. 1240/1825 yılında “beylerbeyilik” rütbesi verilerek İstanköy mutasarrıfı oldu. 1244/1828 senesinde Biga ve Çanakkale Boğazı Muhafızlığına getirildi. Aynı sene vezirlik rütbesi verildi. 1248/1829 senesinde Bursa, 1247/1831’de Şam valisi oldu.

1249/l832 senesi Muharrem ayında Konya valisi oldu. 1839 yılı sonuna kadar bu görevde kaldı. Mısır Meselesi ikinci defa ortaya çıktığında Gülek Boğazı’nda teşekkül eden ordunun kumandanlığı da ona verildi. O sene Tanzimat ilan edildiği için Tanzimat Döneminin ilk Konya valisi oldu.

Konya valisi bulunduğu esnasında 9 Cemaziyülâhır 1251/2 Ekim 1835 tarihli bir emirle Konya’da ilk muhtarlık teşkilatının kuruluşu onun zamanında gerçekleşti. Tanzimat’ın ilk yılında başlatılan karantina çalışmaları doğrultusunda, Konya’da ilk karantina sisteminin kuruluşu da Ali Paşa zamanında gerçekleşerek burada bir de doktor görevlendirildi.

1840 senesinde ikinci defa Şam Valiliğine tayin edildi. 1257/1841 yılında Şeyhülharemeyn oldu. Medine’ye geldikten kırk gün sonra öldü.

Ali Paşa Kadiri tarikatına mensuptu.

 

BİBLİYOGRAFYA:

KŞS, 73/220; Sicill-i Osmânî,1308, III/567; Es, MKA, I/56; Erdoğan, 1950.

 

AHMET PAŞA (ANKEBUT)

(ö. 1091/1680)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Enderunda yetişti. Mirahurluk ve sancakbeyliğinde bulundu. Girit Seferine serdar olarak katılarak büyük yararlıklar gösterdi. Budin Beylerbeyliği ve Çanakkale Boğazı Muhafızlığında bulundu (1067/1657). Köprülü Mehmet Paşa, 1657’de Boğaz Seferine çıkınca İstanbul’da sadaret kaymakamı olarak kaldı. Kara Hasan Zade Hüseyin Ağa’nın hilesine kanıp sadrazamlık isteyince 1068/1657’de Konya valisi oldu. 1072/1661’de Girit Serdarlığına getirildi. Girit’in fethinden sonra Girit valisi olarak adada kalarak, adayı içten ve dıştan gelecek saldırılara karşı koruyup, huzuru temin etti. Vefatına kadar burada kalıp 1091/1680 yılında Hanya’da vefat etti. Kandiye’de kiliseden çevrilme bir camisi vardır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Sicill-i Osmani, I/203-204

 

BEKİR ŞAHİN

 

 

AHMET PAŞA

(EL-HAC, DOĞANCI)

(ö. 996/1588)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

İsfendiyaroğulları neslinden Kızıl Ahmet Paşa torunlarındandır. Enderun’da yetişti. Çakırcıbaşı oldu. 963/1556 yılında büyük mir-âhûr, 965/1558 yılında Konya ve sonra Rumeli Beylerbeyi oldu. 971/1564’te Şam, 979/1571’de ikinci defa Konya Valiliğine tayin edildi. Daha sonra II. Sultan Selim ve III. Murat’a nedim oldu. 996/1588 yılında vefat etti. Yaşı 100’ün üzerinde iken sultanla ava giderdi; avcılıkta mahir bir zattı.

İstanbul’da Doğancılar Meydanı’nda türbesinin yanındaki hamamı Ahmet Paşa yaptırmıştır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Sicill-i Osmânî, I/196.

 

BEKİR ŞAHİN

 

AKARSU, ALİ

(1923-2009)

Cumhuriyet Dönemi Konya valisi.

 

Uşak’a bağlı Selçikler beldesinde doğdu. Babasının adı Ömer, annesinin adı Sıdıka’dır. İlk, orta ve lise öğrenimini Uşak ve Kütahya’da tamamladıktan sonra, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi yanı sıra fark sınavlarını vererek Ankara Hukuk Fakültesini bitirdi.

Mucur, İslâhiye, Savur, Bilecik, Bozüyük ilçelerinde kaymakamlık ve mülkiye müfettişliği görevlerinden sonra Erzurum (1966-1968), Erzincan (1968-1970) ve Konya (1970-1971) valilikleri yaptı.

Konya Valiliği esnasında Selçuk Üniversitesine temel teşkil edecek okullardan Mimarlık-Mühendislik Akademisinin açılmasına vesile oldu. Konya’da toprak analizlerini başlattı. Köy yolları, içme suları, erozyon önleme projeleriyle ilgilendi.

1982 yılında, kendi isteğiyle emekliye ayrılarak, Ankara’da avukatlık bürosu açtı. Yirmi iki yıl sürdürdüğü avukatlığı bırakmasında sağlık sebepleri etkili oldu.

Evli ve iki çocuk, üç torun sahibi olan Ali Akarsu, 22 Nisan 2009 Çarşamba günü Ankara’da vefat ederek orada toprağa verildi.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Es, MKA, I/40.

 

 

ARİFİ PAŞA

(MEHMET ARİFİ PAŞA)

(1274/1857-58 - 1333/1914-15)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Adana vilayetinin Cebelibereket sancağı, Hassa kasabasında doğdu. Cebelibereket beylerinden Karabeyzade Halil Bey’in oğludur. Mehmet Arifi Bey 1290/1873-74 senesinde Edirne vilayeti Temyiz Divanı Kalemine intisap ederek memuriyet hayatına başladı. Görevi bir süre sonra mektubi kalemine değiştirildi. Edirne şehri Rus işgaline uğrayınca 1295/1878 senesi Muharrem ayında memuriyetten ayrılıp İstanbul’a gitti. Edirne’de bulunduğu sırada vilayetin resmi yayın organı olan Meriç gazetesi muharrirliğini de yapmakta idi. İstanbul’da birkaç ay kaldıktan sonra kendi isteği ile Halep ili rüştiyesi, rakka (yazı) öğretmenliğine atanarak Halep’e gitti. Burada birkaç ay görev yaptıktan sonra, Halep Mektubi Kalemine geçerek bir süre sonra kendisini tanıttı. 1297/1879-80 senesinde Halep Vilayeti İdare Meclisi başkâtibi oldu. Bu sırada Halep’te mülki komiserlik yapan eski Konya valisi Mehmet Sait Paşa’nın kâtipliğini de ek görev olarak yapmakta idi. 1304/1886-87 senesinde Hicaz vilayeti Mektupçuluğuna tayin olunarak Halep’ten ayrıldı. Bir süre sonra Cidde ilçesi kaymakamı oldu. Halep’te Fırat isimli gazetenin yazarlığını yaparken 1306/1888-89 senesinde Cidde Kaymakamlığından istifa etti. 1308/1890-91 senesinde Madenşehri Mutasarrıflığına tayin edildi. 1309/1891-92 senesinde beylerbeyilik rütbesi verildi. Bu tarihten sonra sıra ile 1310/1892-93’te Şehrizor, 1312/1894-95’te Muş, 1313/1895-96’da Bâyezit, 1314/1896-97’de Maraş, 1318/1901-02’de Süleymaniye, 1321/1903-04’de Genç, 1323/1905-06’da Mardin sancakları mutasarrıflığını yaptı. Mardin’de mutasarrıf iken bir süre Diyarbakır vali vekilliğinde bulundu. 1325/1907-08 senesinde Rumeli Beylerbeyi payesi verildi. 1326/1908-09 senesinde Trabzon Valiliğine tayin edildi. Bir yıl sonra kendi isteği ile görevi Konya Valiliğine nakledildi (1327/1909-10). 1330/1911-12 yılına kadar bu görevde kaldı. Konya Valiliği sırasında bugünkü Anıt civarında bulunan Anberreis Camii onun gayretleriyle yapılmıştır. Selçuk Es’in kendi ifadesine göre, Konya Valiliğinde bulunduğu 1911 senesinin bir Mayıs günü Selçuk Es’in ismini “Rükneddin Selçuk” olarak koymuştur.

Arapça ve Farsçayı layığı ile bilen Arifi Paşa, Tarih-i Osmanî Encümeni üyesiydi. Halep ve Hicaz vilayetleri salnamelerini valiliği esnasında bizzat kendisi hazırlamıştır. Paşa, ölümüne yakın zamanda Dulkadiroğulları Tarihi’ni yayımlamaya başlamıştı. İdareci ve tarihçi Arifi Paşa 29 Rebiyülevvel 1333 (14 Şubat 1915) İstanbul’da vefat etti.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Es, Arşiv, Aytekin, 1994, 114, Karpuz, Envanter, I/108, Türk Tarih Encümeni Mecmuası, İstanbul 1928, s. 30.

 

ARNAVUT EYYUB PAŞA

(ö. 1113/1701-02)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Arnavut asıllıdır. Koca Halil Paşa’ya intisap ederek onun kethüdası ve kapıcıbaşısı oldu. Sonra beylerbeyilik verildi. 1109/1697-98’de hizmeti takdir edildiğinden vezirlikle Mora seraskeri ve Selanik’e vali tayin edildi. 1111/1699-1700’de Anadolu, 1112/1700-01’de Konya valisi oldu. 1113/1701-02’de Konya’da vefat etti. Cesur ve gayretli bir devlet adamı olarak bilinir.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Sicil-i Osmanî, 1996, II/502.

 

 

ATAKER, HASAN NİZAMETTİN

(1883-1951)

Cumhuriyet Dönemi Konya valisi.

 

Hasan Nizamettin, Bursa vilayeti naiplerinden Ahmet Asım Efendi’nin oğludur. Yanya’ya bağlı Ergili kasabasında doğdu. Rehber-i Maarif ve Numune-i Terakki İlkokullarından sonra Selanik, Vefa ve Bursa İdadilerinde okudu. 1906’da Mülkiyeyi, 1910 yılında da Hukuk Fakültesini bitirdi.

27 Kasım 1908’de Selanik vilayeti maiyet memurluğu, Silivri Kaymakamlığı, Sındırgı, Çarşamba, Pirlepe, Ayvalık, Bandırma ve Ünye Kaymakamlıklarında bulundu. 1 Şubat 1922’de Giresun mutasarrıf vekilliği görevine başladı. 25 Nisan 1922’de de Giresun Mutasarrıflığına atandı. 29 Eylül 1923 Sinop sancağı mutasarrıfı iken Sinop’un Cumhuriyet Dönemindeki ilk valisi oldu. Elazığ (1931-1932), Çanakkale (1935-1937), Konya (1939-1944), Hatay (1944-1947), Diyarbakır (1948) valilikleri yaptı. 1948’de emekliye ayrıldı.

1951 de İstanbul’da vefat eden Ataker, Arapça, Farsça, Arnavutça ve Rumca biliyordu.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Orhon vd., 1969, 595-599; Aydemir, 2006, I/124.

 

AYDIN, OSMAN

(d.1947)

Cumhuriyet Dönemi Konya valisi.

 

Tokat’ın Erbaa ilçesinde doğdu. Babasının adı Mehmet, Annesinin adı Sündüs’tür. İlk ve orta tahsilini ilçesinde, lise öğrenimini Tokat Gaziosmanpaşa Lisesinde tamamladı.

İÜ Hukuk Fakültesinden 1973 yılında mezun oldu. Tokat Valiliğinde maiyet memuru olarak göreve başladı.

Göynücek ve Arapkir Kaymakam Vekilliğinde bulundu. Kaymakamlık kursunu bitirdikten sonra Gölhisar, Ağın, Hopa, Kızıltepe ve Erdemli’de kaymakamlık yaptı.

1988 yılında Erdemli kaymakamı iken İçişleri Bakanlığı İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığına atandı. İçişleri Bakanlığı Müşavirliği görevinde bulundu. İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevini sürdürürken 15.08.2000 tarihinde Elazığ Valiliğine, 01.12.2003 tarihinde Kütahya Valiliğine, ardından merkez valiliğine, 18.07.2005 tarihinde de ikinci kez Kütahya Valiliğine atandı. Kütahya’da üç yıl görev yaptıktan sonra 05.03.2007 tarihinde Konya Valiliğine atandı.

Konya’da iki yıllık görevinin ardından Haziran 2009 tarihinde Nevşehir Valiliğine atanan Osman Aydın, evli ve iki çocuk babasıdır.

 

AYDOS, ALİ RIZA

(d. 1926)

Cumhuriyet Dönemi Konya valisi.

 

Balıkesir’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Bursa’da tamamladı. 1948 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. Yenişehir, Karacabey, Artova, Suşehri kaymakamlıklarında bulundu. 1956’da mülkiye müfettişliğine atandı. On yıl kaldığı bu görevi esnasında yurt dışında incelemelerde bulundu. 1966’da Malatya Valiliğine atandı. Bu görevde iken ikinci defa yurt dışına giderek Avrupa ve Amerika’da incelemelerde bulundu. 1967’de Kayseri, 1968 yılında Konya Valiliğine tayin edildi (21.10.1968). 1970 yılı Eylül ayında Siirt Valiliğine tayin edildi. Orada göreve başlamadan Ordu Valiliğine nakledilerek 1972-1975 yılları arasında bu görevi sürdürdü.

Aydos, Mülkiyeliler Birliği ve Türk İdareciler Derneği üyesi olup üç çocuk babasıdır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Es, Arşiv; Aytekin, 1994, 55.

 

 

ACEM MUSTAFA PAŞA

(ö. 1129/1717)

Osmanlı Dönemi Konya valisi.

 

Acem Mehmet Paşa’nın kardeşidir. 1115’te (1703-04) Cezayir paşası oldu. Birkaç sene sonra Bursa mutasarrıfı, Cemaziyülevvel 1127/1715’te Konya, sonra Hüdavendigâr ve 1129’da (1717) Cidde valisi olup orada vefat etti.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Sicill-i Osmanî, 1999, IV/1188.

ACUN, UTKU

(d. 1938)

Cumhuriyet Dönemi Konya valisi.

 

Bolu’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kula ve Akhisar’da, lise öğrenimini Balıkesir’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini 1960 yılında bitirdi. Meriç, Çaykara, Eleşkirt, Samandağ, Beypazarı kaymakamlıkları, İstanbul vali yardımcılığı yaptı. 1980 yılında Adıyaman Valiliğine atandı. Daha sonra da 1983’te Isparta, 1986’da merkez, 1987’de Konya, 1988’de Ordu, 1991’de Hatay, 1997’de Kütahya, 2000’de Balıkesir valiliklerinde bulundu. 2003 yılı Ağustos ayında yaş haddinden emekli oldu.

İstanbul İlinin Genel Sorunları ve Çözüm Yolları (1980), Adıyaman (1982) adlı kitapları olan Acun, evli ve iki çocuk babasıdır. Uzun süre Türk İdareciler Derneği yönetim kurulu başkanlığı yapmıştır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Aytekin, 1994, 31; http://antakyavaliutkuacun.meb.k12.tr/

 

KONYA MİLLETVEKİLLERİ


ANGI, HASAN

(d. 1959)

Konya milletvekili.

 

Konya’da doğdu. Babasının adı Kadir, annesinin adı Elmas’tır. İlk, orta ve lise öğrenimimi Konya’da tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Uçak Mühendisliği Bölümü’nden 1981 yılında mezun oldu. Aynı üniversitede Fen Bilimleri Enstitüsü Uzay ve Havacılık Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. Aynı dönemde iki yıl üniversitede görev yaptı.

MÜSİAD Konya Şubesi başkanı, Konya Sanayi Odası Yönetim Kurulu başkanı, TOBB Genel Kurul delegesi, TSE Genel Kurul delegesi, Konya İkinci ve Üçüncü Organize Sanayi Bölgeleri Müteşebbis Heyeti başkanvekili ve Yönetim Kurulu başkanı olarak görev yaptı.

8 Eylül 2001 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi Konya kurucu il başkanı olarak aktif siyasete başladı. XXII. Dönemde Konya milletvekili olarak Meclis’e girdi. Hâlen XXIII. Dönem Konya milletvekili olarak görev yapmaktadır.

Sanayi ve Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları üyesi ve başkanvekilliği görevlerinde bulundu. Türkiye-Meksika Dostluk Grubu başkanı olan Angı, Ak Parti İkinci Olağan Genel Kurulunda MKYK üyeliğine seçildi.

Almanca ve İngilizce bilen Hasan Angı, evli ve üç çocuk babasıdır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

TBMM Albümü, 2007.

 

ARI, HÜSEYİN

(d. 1949)

Konya milletvekili.

 

Konya-Bozkır Akkise köyünde doğdu. Babasının adı Halil İbrahim, annesinin adı Zekiye’dir. İlk ve orta tahsilini Ereğli’de tamamladı. Erzincan Askeri Lisesini bitirdi. Ankara Kara Harp Okulundan tankçı subayı olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli bölge ve kademelerinde takım ve birlik komutanlıklarında bulundu. Kara Harp Akademisi tahsilini (1975-1978) müteakip kurmay yüzbaşı olarak Diyarbakır’a atandı. Kıbrıs dâhil yurdun on üç bölgesinde Tank Tabur Komutanlığı Plan Şube Müdürlüğü, 1985-1987 yıllarında Yurtiçi Batı Bölge Komutanlığı ve 1989-1993 yıllarında Konya Personel Okulu Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu.

1993-1995 yıllarında Isparta 58’nci Tümen Kurmay Başkanlığı görevinde iken 1995 Milletvekili Genel Seçimleri’nde RP’den XX. Dönem Konya milletvekili olarak TBMM’ye girdi. XXI. Dönemde ikinci defa milletvekili seçildi. Hâlen BBP Konya İl Başkanlığı göreviyle siyasetin içindedir.

Almanca, Arapça bilen Arı, Eğitimci Rukiye Hanım’la evli ve iki çocuk babasıdır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

TBMM Albümü, 1996, 130.

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...