16 Ağustos 2013 Cuma

TARİHÎ DEĞERE SAHİP KİTAPLAR

 



Konya’nın Türkiye Selçukluları’nın başkenti, Osmanlılar’ın Karaman eyaleti merkezi olması, hemen her konuda Konyalılara avantaj sağlamaktadır. Çünkü geçmişten bize devredilen değerler Konya’da bu sayede oluşmuştur. Kültür birikimi bunların başında gelmektedir.
Konya’da Selçuklu döneminde kurulmuş birçok kütüphane ile mektep ve medrese mevcuttu. Kültürel ortamı canlandıran bu kurumlardan kütüphaneler günümüze kadar varlıklarını sürdürüp gelmişlerdir. Ayrıca medrese mezunu birçok müderris ve kadıya ait özel kütüphaneler de geçtiğimiz yıllara kadar mevcudiyetlerini korumuştur. Bunların bir kısmı sahip çıkılmadığı için değişik şekillerde yok olup gitmiştir. Şu anda soyadını hatırlayamadığım, Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde uzman olarak çalışırken tanıdığım Kadızadeler’den Betül isimli bayan Kadılar Sokağı’ndaki Osmanlı evini yeni aldıkları apartman dairesine taşınırlarken dedelerinden kalan iki odadan meydana gelen kitaplığı olduğu gibi bırakıp gitmişler; önüne gelen terk edilmiş eve girip kitapları alıp götürmüşlerdir. Betül Hanım, sonradan kitabın değerini anlamış; bir sohbet sırasında; “şimdiki aklım olsaydı kitapları kütüphaneye devrederdim” demişti.
İmamlık yaparken 1910’da vefat eden Raşit dedemin iki çuval yazma kitabını annemin günah olmaması için 8-10 yaşımda iken bana evimizin önündeki mezarlığa gömdürdüğünü hatırlarım.
Tabii bu herkes için geçerli değil. Bilinçli bazı müderris, kadı veya üst düzey bürokratların torunları dedelerinin kitaplarını kütüphanelere devretmişler, yok olup gitmekten kurtarmışlardır. Geçtiğimiz günlerde Konya’nın köklü ailelerinden Lütfiye Nur KUNTER’in ailesi, dedeleri Müstantık (sorgu hakimi) Ali Efendi’den kalan yazma veya eski yazı basma eserlerle belgeleri günümüze kadar saklamışlar; en sonunda Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi’ne devretmişlerdir. Bölge Yazmalar Müdürü Bekir ŞAHİN Bey’le birlikte incelediğimiz bu aile koleksiyonunda tek nüsha iki ciltlik yazma mecmuanın bir başka örneği bulunmamaktadır. Bunun için yukarıda “tek nüsha” diyerek önemine vurgu yapılmıştır.
Konya’da gün yüzüne çıkmamış bunun gibi çok sayıda yazma eserle belgenin bulunduğunu tahmin edebiliriz. Bekir ŞAHİN Bey’in Konya’ya geldiği günden beri canla başla çalışarak bir şekilde tespit ettiği yazma eserleri Yazma Eserler  Kütüphanesi’ne kazandırdığına bizzat şahit oldum. Demek ki, hâlâ şahısların elinde tarihî değere sahip eserler bulunmaktadır.
Türk kültürünün hazineleri durumundaki evlerde saklanmakta olan kitapların Bölge Yazmalar Kütüphanesi’ne intikali için herkese görev düşmektedir. Bu konuda özellikle basının kamuoyu oluşturması gerekir. Kütüphaneye kitaplarını veren ailelere gazetelerin ilk sayfalarında yer verilerek bu durumda olanlar  teşvik edilmelidir.
Sonuç olarak sandıklarda, dolaplarda atıl vaziyette duran eserleri kendi gayretleriyle tespit edip kütüphaneye kazandıran değerli dostum Bekir ŞAHİN’e teşekkür borçluyuz. Bundan sonra herkesin kendi imkânlarınca ona yardımcı olması gerekir. Bu millet hizmet edenleri hiçbir zaman unutmaz.
Yusuf KÜÇÜKDAĞ

7 Ağustos 2013 Çarşamba

AZERBAYCAN'DA EL YAZMALARI


 

 

Azerbaycan’da faaliyet gösteren Kafkas Müslümanları İdaresi’nin uhdesindeki Bakü İslam Üniversitesi’nin kütüphanesinde bulunan el yazması ve Arap harfli eserlerin katalogunun çıkarılması, restore edilmesi, çalışanların eğitilmesi ve sayısallaştırılması ve koruma tedbirlerinin belirlenmesi için bir yol haritası belirlemek ve ayrıca geçmiş yıllarda Mehmed Fuzuli Enstitüsü ile yapılan protokolün işlerliğinin yerinde görülmesi amacıyla,  Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının 01.02.2013 tarih ve 677 sayılı yazılarına istinaden, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının 15.04.2013 tarih ve 75066169-903.07/153 sayılı oluru ile 28 Nisan – 04 Mayıs 2013 tarihleri arasında, Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü’nden iki personel Azerbaycan’a görevlendirilmiştir.

                Bakü İslam Üniversitesi’nde yapılan inceleme ve tespitlerde, üniversite kütüphanesinde  bulunan eserlerle ilgili yapılması gerekenler ile ihtiyaç listesi yetkililere sözlü olarak iletilmiş ayrıca  rapor düzenlenmiştir.

IMG_8756  IMG_8767

 

IMG_8802   IMG_8866

 

                Üniversite kütüphanesindeki çalışmaların tamamlanması üzerine, Mehmed Fuzuli Enstitüsüne geçilerek, geçmiş yıllarda yapılan protokol gereği nasıl çalışmalar yapılmış, Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü’nde eğitilen personelin uygulamalarının ne aşamada olduğu yerinde görülmüştür. Enstitü Müdürü ve eğitime katılan personel ile yapılan görüşmelerde bu güne kadar yapılamayan işlerin nedenleri ve bundan sonra nelerin yapılması gerektiği hususlarında fikir alış verişinde bulunulmuş ve bundan sora yapılması gerekenler ve ihtiyaç listesi  rapor olarak düzenlenmiştir.

IMG_9094  IMG_9042

 

Azerbaycan’da faaliyet gösteren Kafkas Müslümanları İdaresi’nin uhdesindeki Bakü İslam Üniversitesi’nin kütüphanesinde ve Muhammed Fuzuli El Yazmaları Enstitüsü’nde yapılan inceleme ve çalışmalar tamamlanınca, İdare yetkililerinden alınan bilgiye göre Bakü İslam Üniversitesi Zakatala İlahiyat Fakültesi öğretim görevlilerince vatandaşlardan toplanmış çok sayıda el yazması eser bulunduğu, eserleri Zakatala müzesine teslim etmeyi düşündükleri ve bu çerçevede hem müzedeki eserlerin hem de fakültede toplanılmış eserlerin yerinde görülüp bir değerlendirmede bulunmamızın projeye katkı sağlayacağı belirtilerek, bölge ziyareti TİKA Koordinatörlüğünce talep edilmiştir.

                Yol güzergahında bulunan Şeki şehrinde bazı vatandaşların elinde bulunan eserler de incelenmiş ve rapor düzenlenmiştir. 

Zakatala şehrinde bulunan Tarih-Diyarşinaslık Müzesinde el yazması ve Arap harfli matbu eserlerden oluşan yaklaşık 1.500 kadar eser olduğu, ayrıca bir o kadar da varak ve sayfalardan oluşan belge niteliğinde eser olduğu bildirilmiştir. Yapılan incelemelerde ayrıca İslam ve Kafkas camiasının önemli şahsiyetlerinden Şeyh Şamil tarafından kullanılan bir ahşap yatağın olduğu ve yine belgeler içerisinde Şeyh Şamil’in Osmanlı Paşası Sarı Osman’a yazdığı bir mektup ve bunun gibi birçok belgenin olduğu da bilgi olarak verilmiş ve gözlemlenmiştir. Müzedeki eselerle ilgili yapılması gerekenler ve ihtiyaç listesi bir rapor olarak düzenlenmiştir.

 

IMG_9274   IMG_9262

 

IMG_9278   IMG_9279

 

Zakatala şehrinde bulunan Kafkas Müslümanları İdaresine bağlı Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlilerinin şahsi gayret ve çalışmaları ile bölge halkından toplanan el yazması eserlerin fakülte binasında bir odada muhafaza edildiği görülmüş ve eserlerin genel bir incelemesi yapılarak ihtiyaç listesi ve yapılması gerekenler rapor düzenlenmiştir.

 

IMG_9305   IMG_9322

 

                Azebaycan’da yapılan inceleme ve tespitlerle ihtiyaç listeleri, hem Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığına hem de Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığına sunulmak üzere  rapor olarak sunulmuştur.

 

 

 

 YEMENDE SAHABE DÖNEMİ KUR’AN YAZMALARI
17-20 Haziran 2013 tarihleri arasında Yemen El Yazmaları ve Sahabe Dönemi Kur'an-ı Kerim sayfaları ile ilgili,Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Konya Yazma Esrler Bölge Müdürü Bekirt Şahin. TİKA Başkan Yardıncısı Dr. Mehmet Süreyya ER, Doç. Dr.Hayrettin YÜCESOY( Yahudi, İslam, Yakındoğu Dilleri ve Kültürleri Bölümü, Amerika St. Louis'teki Washington Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi), Doç. Dr. Hüseyin Yılmaz Güney ( Florida Tampa Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi)’in içinde  bulunduğu heyet Yemen ziyaretlerde bulundu.
 Tika Yemen Temsilcimizi Prof.Dr. Faruk Bozgöz'ün her türlü takdirin üzerindeki gayretleri ve yardımları bu ziyareti verimli kıldı.

Yemen'deki el yazmalarından sorumlu olan iki bakanlık bulunmaktadır; Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Bakanlığı. El-Camiu'l-Kebir (Ulu Cami) önünde bulunan El Yazmalar Evi/Kütüphanesi Kültür Bakanlığı'na bağlı bir kurumdur. Dr. Mukbil et-Tâm bu kütüphanenin Genel Müdürü. Kütüphanede çok değerli nadir Kur'an el yazmaları ve İslamî ilimlerin değişik branşlarına ait eserler bulunmaktadır. Yemen'deki Kur'an nüshalarının kötü şartlarda muhafaza edildiğine dair Türk basınında çıkan haberler bu ziyaretin ana konusu idi.
 YEMEN VAKIFLAR BAKANLIĞI MEKTEBETU'L-MAHTUTAT (EL YAZMALARI KÜTÜPHANE SI) VE CAMİİ KEBİR ZİYARETİ


Yemen Vakıflar Bakanlığı'na bağlı Mektebetu'l Mahtutat'taki Kuran-ı Kerim Yazmaları ve Osmanlı dönemi Yemen'e ait vakıf senedi Müsvedde Sinaniye



Yemen Vakıflar Bakanlığı'na bağlı Mektebetu'l Mahtutat'taki Kuran-ı Kerim
Yazmaları
Yemen Vakıflar Bakanlığı'na bağlı Mektebetu'l Mahtutat'taki Kuran-ı Kerim Yazmaları


Mektebetu'l-Mahtutat, Camii Kebir'in hemen yakınında olan bir yerdir. Buradan Yemen hükümeti tarafından İtalyan bir şirkete restorasyonu yaptırılan Camii Kebir'de bundan 5 yıl önce ve 6 ay önce olmak üzere İslam'ın en erken dönemine ait Kur'an-ı Kerim parşömenleri bulunmuş, bunlardan ilk bulunan Kur'an sayfaları Almanlar tarafından mikrofilmlere alınmışlardır. Ancak yakın dönemde bulunan yazmalar konusunda bir çalışma yapılmamıştır. Bunlara Rukuk denilmektedir. Bu Kur'an yazmaları restorasyona ihtiyaç duymaktadırlar. Ayrıca dijital ortama aktarılarak saklanılmaları da gerekmetedir.



Eski Sanaa Babu'l-Yemen'de bulunan Camiu'l-Kebir (Ulu Cami)'de 6 yıldır İtalyan bir firma tarafından sürdürülen restorasyon çalışmaları
Daru'l-Mahtutat kütüphanesi Kültür Bakanlığı'na bağlı bir kurum ve genel sorumlusu Dr. Mukbil et-Tâm'dır. Kur'an yazmaları ile ilgili bahse konu yazmaların büyük çoğunluğu burada saklanmaktadır. Buranın ziyareti esnasında; uhdelerinde bulunan İslam'ın ilk dönemine ait Kur'an yazmaları ve diğer nadir yazma eserlerin sergilenip tanıtılacağı Türkiye'nin iki vilayeti (Konya ve İstanbul) nde gerçekleştirilmesinin güzel olacağı konusunda fikir oluşmuştur.

Yemen'de son dönemde bulunan İslam'ın ilk dönemine ait acil restorasyona ihtiyaç duyan


__________________________ Kur'an-ı Kerim El Yazmaları____________________________
Günümüzde tam veya tamama yakın mushaflar olarak Kur'an'ın Topkapı, İslam Eserleri
Müzesi, Kahire (iki nüsha) ve Taşkent nüshaları olmak üzere dört tanesi bilinmektedir. Bunların tensih tarihi de Hicri ikinci yüzyılın ortalarına veya sonlarına kadar gider. Çok daha erken döneme ait fragmanlar da mevcuttur ama çok dağınık yerlerde bulunmaktadırlar. Bunların kahir ekseriyetinin ne kaliteli bir dijitasyonu ne de dökümü yapılmıştır. Günümüzde hala incelenmemiş Kur'an parçalarının bulunduğunu bildiğimiz ilk ve tek yer Yemen'deki Büyük Cami yazmalarıdır. 1980'lerde bir Alman araştırma timinin bunlardan sadece bir kısmının fotoğraflarını çektiğini ve bunları peyderpey yayınlamaya başladığını biliyoruz. Bugün en önemli koleksiyonlar üç ana yerde bulunmaktadır:
1.         San'a Büyük Cami Külliyatı: Binlerce fragmandan bazıları tasnif edilmiş olup bazılarına hiç dokunulmamıştır.
2.      Corpus Coranicum projesi: Bu Merkezin uhdesinde İkinci dünya savaşı öncesinden kalma 450 film makarası ve sayısı 35.000'i bulan San'a'daki mushaf fragmanlarının bir kısmını içeren fotoğraf koleksiyonu.
3.  Dünyanın değişik yerlerinde bulunan muhtelif koleksiyonlardaki fragmanlar.

Yemen'de son dönemde bulunan İslam'ın ilk dönemine ait acil restorasyona ihtiyaç
duyan Kur'an-ı Kerim El Yazmaları
Yemen Kültür Bakanlığı Daru'l- Mahtutat (El Yazmaları Kütüphanesi) 18 Haziran 2013 tarihinde heyetimizce ziyaret edilmiştir. Çelik kasa ve sandıklarda saklanan en eski Kuran Rukukları (sayfaları)nın bulunduğu depo, kütüphane içerisindeki restorasyon birimi ve özel kütüphanelerin bulunduğu birimler gezilmiş ve Bakanlık vekili Dr. Mukbil et-Tâm ve diğer kütüphane çalışanlarından bilgiler alınmıştır. Kuran Rukuklarından (Sayfalan/Fragmanları) 13.000 (onüçbin) tanesi onarılmış, fihristlenmiş ve güvenli bir ortama aktarılmış olduğu, yaklaşık 6000 (altıbin) adetinin henüz onarımı ve tespitinin henüz yapılamadığı ancak çalışmaların sürdürüldüğü bildirilmiştir. Bu 6000 rukukun onarım ve temizlenmeye ihtiyacı vardır. Bu 6000 rukuktan 5000 tanesi demirden çantalardadır ve anahtarları 4'lü üyeden oluşan sorumlu grubun bir elindedir. Yemen Vakıflar Bakanı ile görüşme sırasında ise Bakan bey bu rukukların %70inin Vakıflar Bakanlığı'na ait olduğu ve bu mezkur kütüphanede saklandığını söylemiştir.

Daru'l-Mahtutat'taki el yazmalarının restorasyonun yapıldığı yeri heyetimizin Dr. Mukbil et-
Tâm'ın rehberliğinde ziyareti


Daru'l-Mahtutat'ın Rukuk Birimi Sorumlusu Abdulkuddus Mahammed Salih Kayser beyden alınan bilgilere göre; yine bu kütüphanede Kuran Rukuku olmayan, başka İslamî İlimlere ait olan rukukta bulunmaktadır ki bunların sayısının da 318 adet olduğu belirtilmiştir.
İslamın ilk dönemlerine ait bu rukukun yazı çeşitlerinin ise aşağıdaki türlerde olduğu belirtilmiştir: 1. Hicazi ki bu bilinen en eski Kuran hattıdır ve Birinci Hicri Asra dayanır.
2.  Kûfi. Farklı Kûfi türleri vardır.
3.  El-Meşk
4.  El-Besît
5.  Eş-Şarkî
6.  El-Mağribî
7.  El-Mukavvil
8.  Es-San'anî
Bu rukukların büyük çoğunluğu ilk beş hicri asra ait olduğu bilinmektedir.

El Yazmalarının saklandığı Demir/Teneke Sandukalar



El Yazmalarının saklandığı Demir/Teneke Sandukalar








Yemen Milli Arşiv Merkezi'ndeki tasnif edilmiş vesikalar; Osmanlı dönemine ait olan

belgeler ve yazışmalar da bulunmakta.





SANA'A BÜYÜKELÇİLİĞİMİZİ ZİYARET

Sana Büyükelçimiz Fazlı ÇORMAN beyefendi heyetimiz onuruna akşam yemeği vermiş ve yemekte Yemen'deki El Yazmaları ilgili fikir alışverişi ve değerlendirmeler yapılmıştır.





                                                                                                                                  



6 Ağustos 2013 Salı

BEKİR ŞAHİN İLE MÜLAKAT

Sizi tanıyabilir miyiz?

  Konya/Kadınhanı Haoflazlar köyünde dünyaya geldim. İlk , orta ve lise tahsilimi Kadınhanı’nda yüksek tahsilimi S.Ü İlahiyat Faküldesinde yaptım.Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundum. 1997 Yılında Kültür ve Türizim Bakanlığına İl Halk Kütüphanesi Müdürü olarak intisap ettim. 2002 yılında Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğüne atandım. 2010 yılından buyanada Konya Yazma Eserler Bölge Müdürü olarak görevimi sürdürmekteyim. Aynı zamanda değişik gazete ve dergilerde yazılar yazmaya devam etmekteyim.

Gençlik deyince hayalinizden neler geçiyor? Hayalinizdeki gençliği nasıl ifade edersiniz?

  Bu günün gençliği düşüncesiz, amaçsız, sorumsuz olarak görülmektedir. Dünkü nesiller için ise çürümüş, kokmuş, şaşırmış bügünden pek farklı değildi yorumları yapılabilmektedir. İyi bir gözlem yapabilirsek yeni nesil yalnız Peygamber Efendimizin eteklerine tutuncak, onu kılavuz olarak görecek; sahabeden ve onun gerçek bağlılarından başka ruhî örnek kabul etmeyecek bir düşüncetye doğru adeta koşmaktadır.Hatta; Annesi, babası, dedesi, ninesi gibi yakın akrabaları da dahil eski nesillerin hiçbirini beğenmeyecek, taklit etmeyecek, onları bugün içinde bulunduğumuz durumdan sorumlu tutacak, yalnız Müslüman oldukları için onlara saygı duyacak. Peygamber’in “kılavuz”luğunu çok önemseyecek bir yola girmektedir. Yürü altın nesli; o tunç Oğuz’un! Adet küçük, zaman çabuk, yol uzun. Nur yolu izinden git, KILAVUZ’UN! Fethine çık, doğru, güzel, sonsuzun! Diyen Necip Fazılın feryadına kulak vermektedir. ” Sakarya’yla sembolleştirilen Anadolu, ağır bir yükün altındadır. Hor, öksüz, büyük davayı o omuzlamakta, Son Peygamber’in kılavuzluğunda yol almaktadır. Temel referansları ı İslâm’dır. Örnek, Peygamber ve sahabedir. İkisi de hem bedenen hem de ruhen sağlıklı; atak, gözü pek ancak kaba kuvveti benimsemeyen bir nesil artık yetişmeye başlamıştır. Bu gençlikte; Ahlâk güzelliği, karakter sağlamlığı, ilimle bilgiyle donanma aranan ortak hasletlerdir. Akif’in hayalindeki , Asım’ın Nesli bu gün fuhşa, her türlü ahlaksızlığa kadar ülkeyi saran birçok kötülüğün üstesinden gelebileceğini ümit etmekteyiz. İşte üstadın dün özlediği gençlik: “Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hâsılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...” Bekleyin, görecektir, duranlar yürüyeni; Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez yeni! Bu gün üstadın bu hayalleri artık gerçek oluyor. “Bu davanın çilesini de çekmeye talip bir gençlik”... yetişiyor . “Ey genç adam, bu düstur sana emanet olsun: / Ötelerden habersiz nizama lânet olsun!” Diyerek geleceği içtenlikle bu gençliğe emanet edebiliriz.

Okumak neyi değiştirir, gençler ne tür eserler okumalıdırlar?

Toplumumun bilgilenmesinde kitapların rolü sürekli eğitimin ön plana çıktığı, bilgi teknolojilerinin günlük yaşamın bir parçası haline geldiği dünyada tartışılamaz bir öneme sahiptir. Kitaplar ilaç gibidir. Seçimine dikkat edilmelidir. Çünkü ömür güzel kitaplar okuyacak kadar uzun, lulumsuz kitaplar okumayacak kadar da kısadır. Ayrıca;bazı kitaplar çiğnenmek için, bazıları yutulmak, bazılarıda hazmedilmek içindir. Bu ayrımı da iyi yapmalıyız. Bir kitap şehir gibidir. Yalnız bir kere gezmek yeterli olmayacaktır. Mümkünse şehirde biraz kalmak bazı önemli, yerleri dikkatli ve tekrar gezmek faydalıdır.Yani; Tekrar tekrar okuyacağımız başucu kitaplarımız mutlaka olmalı. Ağzımızı talandıracak, değerlerimizi özümsetecek, anadilimizin güzelliklerini kavratacak eserler de bulmalıyız. Kitaplar boş vakitte hoş vakit geçirmek için ele alınmamalıdır. Amaçsız kitap okuyarak vatimiz de heba edilmemelidir. Ayrıca bizim kültürümüzde “Meslek bilgisi ilmühal bilgisi gibidir”. Mesleğimizle ilgili kitapları da işhmal etmemeliyiz. Okumak, okumak bilgi ipiyle kişiliğe dokunmak. Kitapla geçen ömür bereketlidir. Hem çok güzel hem de çok renklidir.

Sizce bir öğrencinin olmazsa olmazları nelerdir?

  Her şeyden önce bir öğrenci kendini iyi tanımalıdır. Özelliklerini, yeteneklerini güçlü ve zayıf yanlarını iyi bilmelidir.Sahip olduğu yetenekleri, imkanları bilerek Plan ve program dahilinde çalışmalıdır. Zamanı iyi yönetmeli, önemli ve önemsiz olan konuları birbirinden ayırmasını bilmelidir. Hedeflerini ve amaçlarını belirlemelidir. Dinleme ve gözlem yapma yeteneğini geliştirmelidir. Elinden kağıt ve kalem eksik olmamalıdır. Not tutma alışkanlığı bulunmalıdır. Söz uçar yazı kalır. Her şeyden önemlisi edep ve terbiye sahibi olmalı, saygıda kusur etmemelidir. 5-İnsanın kişiliğinin şekillenmesi açısından size göre değerlerin yeri var mıdır, nedir? İnsanın kişiliğin şekillenmesinde değerler eğitimi birinci derecede öneme sahiptir. Bu eğitimde; ahlâk, edep, hicap, saffet, ölçülü heyecan, hakiki vecd, aşk, zerafet ve estetik, nefis muhasebesi, zekâ ve irfan, zamana ve mekâna hakimiyet duygusu, eşya ve hadiselere hâkimiyet, ideal, yırtıcı hamle ve hareket yeteneği, hem maddî hem ruhî dirilik, gözü karalık , özgüven, fedakârlık ve disiplin, çile ve ıstırap çekme kabiliyeti gibi duygular mutlaka özümsetilmelidir. Bu duyğularla yetişen neslin oluşturduğu toplum mutlu ve müreffeh bir toplum olacaktır. 6-Toplumsal huzursuzlukların temelinde size göre ne tür değersizlikler yer tutmaktadır? İnsanlar, imani yönden güçlü olarak eğitilmezse gelecek nesiller açısından çok büyük felaket kapıda demektir. Güçlü olmak hak sebebi olduğu sürece toplumlarda huzur sağlanamaz. Masumların hakkını koruyan bir üslup içinde olmak her insanın görevidir. Dindar, dinsiz farketmez, herkes koruması lazım. Hayatımızda ölçü Kur’an olmalıdı. Kuran’ın dışına çıkmamak lazım. Ölçüsüzlük toplumsal huzursuzluğun temel sebebidir

. Gençler için üç yazar, üç kitap, üç şair tavsiye etseniz ne söylerdiniz?

Belki kütüphaneci olmamızdan kaynaklanan bir prensibe sahibiz. Direk kitap ve yazar ismi vererek kitap tavsiye emenin uygun olmayacağı kaneaatindeyiz. Kitaplar ilaç gibidir tesirleri bünyeden bünyeye farklılıklar gösterir. Birey kitap seçiminde hassas oılmalı bünyesine, kişiliğine,mesleğine meşrebine, ihtiyacına uygun kitaplar şeçebilme yeteneğine kavuşturulmalılıdır. Yine de sorunuzu cevapsız bırakmama adına bu prensip çerçevesinde burada üç tavsiyemizi berirtmek isterim. Başucu kitabımız Kuran olmalıdır.Tüm kitaplar O’nu anlamak içindir. Klasiklerimiz ihmal edilmemelidir. Zekânın dili nesir, gönlün dili şiir(dir). Nazım telkindir, çağrıdır, büyüdür. Yazar, bir düşünce fatihinden çok bir kuyumcudur. Edebî eserler "yalnız güzel ve sevda dolu değil, aynı zamanda faydalı ve ışık doludur.” Bu sebeple edebi eserlerin tadına varmalı ve ihmal etmemeliyiz.

İnanmak ve inanç kültür ve medeniyet kavramına hangi açıdan katkı sağlayabilir?

Kültür ve medeniyet söz konusu olunca Cemil Meriç’i hatırlamamak mümkün değidir. Meriç; İslâmiyet, halk tabakalarının "kültür”üdür. Bu sözde dünyevî kültür ise aydınların dini… İnanç asildir. Medeniyetler onun eseri. Biri mühendisleri yaratır, öteki kahramanları. İnanan, bedbahtlığından bahsederse yalan söyler. İnanan için bedbahtlık yoktur. Ey müminler saadetinizi gölgeleyen tek ıstırap inanmayanlara karşı duyulan merhamet olmalıdır.

 Her kültür, ferdin geçirdiği merhalelerden geçer: çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık. Amacına ulaştıktan, ideasını gerçekleştirdikten sonra katılaşır, yaratıcı gücünü kaybeder, medeniyet olur.” Diyerek bu konuyu açık bir şekilde özetlemiştir. Emperyalistler, tuzağa düşürmek istedikleri ülkeleri kültürleriyle fethetmez, kültürsüzleştirerek, kültürsüzlüklerine inandırarak yok eder. Gerçek kültür, insanı insan yapan değerlerin bütünüdür. Kültürü tasfiye etmedikçe, toplumu da yok edemezsiniz. Kendimizi tanımak irfanın varabileceği en yüksek merhale(dir). İnsanın kendini tanıması yetmez, başkalarını da tanıması gerek. Felâketimizin kaynağı kültür yokluğudur. Ağaç kökü ile yaşar. İnsan da öyle. Mâzi gövdemiz. Mâziden kopup, istikbâle bağlanamassak. Ne kültürden need medeniyetten bahsedebiliriz. Medeniyetler tek çizgi istikametinde gelişmez. Her medeniyet kendine has değerleri gerçekleştirerek insanlığın ortak hazinesini zenginleştirir. Kültürler doğar, gelişir ve ölürler. Medeniyet bu sürecin son hamlesidir. İdealizm olmadan medeniyet olmaz. Medeniyet, bir kavmin yaptıklarının ve yarattıklarının bütününü, sosyal düzeni ve dinî düzeni, âdetleri ve inançları kapsar. Bizim medeniyetimiz bir iman ve aksiyon medeniyetidir. İmansız medeni olmakta medeniyet tesis etmekte mümkün değildir.

ESKİ SOKAKLARDA Eski sokaklarda Böyle üst üste değil Sırt sırta vermiş evler vardı Komşuların yüzü akrabalar gibi sıcaktı Her müşkü...