28 Aralık 2018 Cuma


ESKİ SOKAKLARDA
Eski sokaklarda
Böyle üst üste değil
Sırt sırta vermiş evler vardı

Komşuların yüzü akrabalar gibi sıcaktı
Her müşkülde onlara koşulurdu önce
Eğer bir evin önünde bir otomobil varsa
O bütün mahalleliye ait gibi dururdu
Kardeşçe yaşayan insanları
Allah korurdu...
Eski sokaklarda
Pencereler insan hizasından bakar
Elini uzatan camını tıklatır
Hal hatır sorar,
Dert alır, dert paylaşırdı
Perdeler içerisini sızdırmaz
Tül dışarısını haber verirdi
İnsanın can sıkıntısı
Bir başka insanda erirdi
Eski sokakarda
Toprak damlı kerpiç evlerin
Alçak damlarından dallar sarkar
Ahşap kapılarından
Muhabbet dolu insanlar çıkar
Günleri güzelleştirir
Bayramları sevince boyarlardı
Her mevsimin, her ayın
Bilmediğimiz isimlerini sayarlardı
Eski sokaklarda
Yoğurtçular, zerzevatçılar
Turşucular, çimenciler vardı
Çarşafçı kadınlar
Yaymacı amcalar
Horoz şekeri satan abiler
Dondurmacı dayılar vardı
Bir insanın ipinin ucundan giden
Oyuna alıştırılmış ayılar vardı
Eski sokaklarda
Kendi icat ettikleri oyuncaklarıyla
Çocuklar oyunlar oynardı
Cikletten çıkan artist resimlerinde
Sadri Alışık'lar, Türkan Şoray'lar
Bir sinema tadında oyunlara girer
Tipitip kimseye sormadan olaya katılırdı
Akşamlara kadar süren temaşadan sonra
Yalnız bedensel yorgunlukla uykuya yatılırdı
Eski sokaklarda
Kuru havalarda toz içimize işler
Yağmur yağınca çamur tepemize çıkardı
Yazın gazoz kapağı, çekirdek oyuncak olur
Kışın kar, rüyalarımızı kaydırmak için
Kötülük bilmeyen gönüllerimiz gibi
Bembeyaz yağardı
Mangal ateşinde kestaneler patlar
Közlerden mutluluklar doğardı
Eski sokaklarda
Umudun, düşün, mutluluğun olduğu gibi
Sabrın, şükrün, tevekkülün oturduğu evler
Paylaşıldığı ağaç altları
Küçük esnafların dükkanları vardı
Önemi yoktu ne bulundurduklarının
Gönül alır, gönül satarlardı
Büyük bir aşkla
Hayatı, sevgiyle ayakta tutarlardı


KONYADA MEDENİYET TASAVURUMUZUN BİRİNCİ DERECE KAYNAKLARI YAZMA ESERLERİN BULUNDUĞU YAZMA ESER KÜTÜPHANELERİ


Bekir ŞAHİN[1]

«Medine-medeniyet” hem “şehir” ve hem de “fıkıhla yaşayan yani hukuki kuralları olan toplumsallık” demektir. Medine’yi- Şehri “ahkâmın indiği ve tatbik bulduğu belde”  Medine-şehir, “Cuma kılınan-Pazar kurulan” özelliğiyle pazarın üretenlere açıldığı beldedir. Bir diğer husus da şu: Medine-şehir, kardeşlik (ahı-ahî) ilkeleriyle birbirine bağlı toplumun inşa ettiği adalet yurdudur.

Anadolu’nun Mayası Kitaplar
Anadolu’nun Mayalanma mekânları kütüphaneler
Aşk olsun Anadolu’daki Mayaya,
Aşk olsun Anadolu’yu mayalayanlara,
Aşk olsun ve de selam olsun Anadolu’da mayalananlara,
Aşk olsun ve de selam olsun Anadolu için can pazarına çıkanlara ve can verenlere ve vereceklere.”

Kitap bizim son adamızdır. İnsan olmak, insan kalmak ve insana ulaşmak kitaplardır. Saadetimiz de felaketimiz de kitaptan geçiyor. O yüzden biz kitabı öneriyor, kitaba çağırıyoruz. Çabamız; kitap eksenli kitap merkezli bir hayatı cazip kılmak içindir.

İnsanların, toplumların ve devletlerin gücü, ürettikleri kültür ve medeniyet değerlerinin varlığıyla ölçülür. İnsanoğlu olarak daha aydınlık bir gelecek inşa edebilmemiz, insanlığın ortak değeri, ortak mirası ve ortak kazanımı olan kültür ve medeniyet değerlerini geliştirebilmemizle mümkündür. Buda ancak kitapla olur. Hayat kitap merkezli olmalıdır, çünkü dünyaya “oku”mak için geldik. Okumak iki boyutludur. İlki hayatı, hadiseleri, dışarısını ve belki sadırları okumak, ikincisi satırları okumak…

Bizler, Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e kadar büyük devletler kuran bir milletiz. Bu büyük devlet geleneğinin arkasında büyük bir medeniyet ve kültür tasavvuru yatmaktadır. Gelecek nesillere karşı en büyük sorumluluğumuz, insan ve âlem tasavvurumuzun temel bileşenlerini oluşturan bu eşsiz mirasın etkin bir şekilde aktarılmasını sağlamaktadır. Bugünkü ve yarınki nesillerimizin gelişimi, geçmişimizden devraldığımız büyük kültür ve medeniyet mirasının daha iyi idrak edilmesine ve sahiplenilmesine bağlıdır.

Felsefeden tababete, astronomiden matematiğe kadar her alanda, Medine’de Kahire’de, Şam’da, Bağdat’ta, Buhara’da, Semerkant’ta Horasan’da, Konya’da, Bursa’da, İstanbul’da ve coğrafyamızın her köşesinde üretilen değerler, bugün tüm insanlığın ortak mirası haline gelmiştir.  Bu büyük emanete sahip çıkmak, bu büyük hazineyi gelecek nesillere aktarmak öncelikli sorumluluğumuzdur.

Yirmi birinci yüzyıl dünyasına sunabileceğimiz yeni bir medeniyet projesinin dokusunu örecek değerleri üretebilmemiz, ancak sahip olduğumuz bu hazinelerin ve zengin birikimin işlenmesiyle mümkündür. Bu miras bize, tarihteki en büyük ilim ve düşünce alanında insanların geniş bir yelpazede ürettikleri eserleri sunuyor. Çok çeşitli alanlarda ve disiplinlerde medeniyetimizin en zengin ve benzersiz metinlerini ihtiva eden Eserlerin korunması, okunması, okutulması işlenmesi ve etkin bir şekilde yeniden inşa edilmesi, Büyük Türkiye Vizyonunun önemli parçasıdır. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar, hiç şüphesiz tarihe, ecdadımıza gelecek nesillere ve insanlığa sunacağımız eserleri üretmeye yönelik fikrî çabaların hasılası olacaktır. İslam ve Türk tarihinden süzülüp gelen kültürel birikim bizim için büyük bir zenginlik kaynağıdır. Bilgiye, hikmete, irfana dayanan medeniyet değerlerimiz tarih boyunca gerçek sevgiyi, müsamahayı, adaleti, kardeşlik ve dayanışmayı ön planda tutmuştur.

Kitabımızın indirilen ilk ayetlerinde “oku” fiili zaten, ilginçtir iki defa geçer. “Yaratan Rabbi’nin adı ile oku ki O insanı “alak”dan yarattı” ayetindeki “oku” fiilinde yaratılışa yapılan atıf okumanın hadiseleri, yaratılışı ve dış dünyayı okumak şeklindeki nev’inin hissettirirken “Oku, insana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir” ayeti kalem, kağıt ve kitap ile tahsil edilen okumayı çağrıştırır.

Yazma eserlerimizde, bilhassa ilk sayfalarında, bazen de eserin tamamında görülen süslemeleri (tezhipleri) yapan müzehhipler, minyatürleri yapan nakkaşlar, ayrı ayrı sanatkârlardır. Kitabın cildini yapan mücellidler, her devre ait cild sanatının nadide örneklerini sunarlar. Cild malzemesinin seçimi de ayrı bir estetik anlayışına dayanır. Eserleri vakfedenlerin mühürleri, bazen de esere kimin veya kimlerin sahip olduğunu gösteren kayıtlar, birer emek mahsulüdür. Yazma eserlerin ilk sayfası Besmele ile başlar. Allah’a (c.c.) hamd, Peygambere (s.a.v.) salavatla devam eder. Sonra eserin yazılış sebebi,  müellif adı ve kitap adı belirtilir. Daha sonra esas metin başlar, devam eder. Kitabın en sonunda ‘ketebe’ kaydı vardır. İstinsah tarihi, kitabı çoğaltanın adı kayıtlıdır.

Yazma eserlerin konusu çeşitlidir. Kur’an-ı Kerim, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Akait, Kelam, Tasavvuf ve Siyer gibi. Dini konular yanında, mantık, hesap-hendese, tarih, coğrafya, astronomi, tıp, edebiyat, dil, kimya vb. konularda yazılırdı. Dil Türkçe bazen gereğine göre Arapça, Farsça yazılıyordu.

Yazma eserlerimizde, bilhassa ilk sayfalarında-bazen de eserin tamamında- görülen süslemeleri (tezhipleri) yapan müzehhipler, minyatürleri yapan nakkaşlar, ayrı ayrı sanatkârlardır. Kitabın cildini yapan mücellidler, her devre ait cild sanatının nadide örneklerini sunarlar. Cild malzemesinin seçimi de ayrı bir estetik anlayışına dayanır. Eserleri vakfedenlerin mühürleri, bazen de esere kimin veya kimlerin sahip olduğunu gösteren kayıtlar, birer emek mahsulüdür. Yazma eserlerin ilk sayfası Besmele ile başlar. Allah’a(c.c.) hamd, peygambere salavatla devam eder. Sonra eserin yazılış sebebi,  müellif adı ve kitap adı belirtilir. Daha sonra esas metin başlar, devam eder. Kitabın en sonunda ‘ketebe’ kaydı vardır. İstinsah tarihi, kitabı çoğaltanın adı kayıtlıdır.

Yazma eserlerin konusu çeşitlidir. Kur’an-ı Kerim, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Akait, Kelam, Tasavvuf ve Siyer gibi. Dini konular yanında, mantık, hesap-hendese, tarih, coğrafya, astronomi, tıp, edebiyat, dil, kimya vb. konularda yazılırdı. Dil Türkçe Bazen gereğine göre Arapça, Farsça yazılıyordu. Yazma Eser Kütüphaneleri, Cumhuriyet’e kadar vakıflar yoluyla korunuyordu. Padişahlar, sadrazamlar, vezirler, kadın sultanlar, din, devlet, ilim adamları, hayırsever vatandaşlar tarafından kurulurdu. Eski kütüphanelerimizin çoğu vakıf adlarıyla anılır. Yusuf Ağa, Ragıp Paşa Kütüphanesi, Esat Efendi Kütüphanesi, Ali Emiri Kütüphanesi veya bulunduğu yerin adıyla anılırdı: Ayasofya Kütüphanesi, Yeni Cami, Selimiye Kütüphaneleri gibi.

Biz kitapsever bir milletiz, unutulan hasletlerimizin ciddi bir eğitimle canlandırılması gerekiyor. El yazması eser üretimi Osmanlı İmparatorluğu'nda hızını kaybetmemiştir. Çünkü elle yazılmış kitap üretimi başlı başına bir sektördü. Kâğıdı temin edenler, kâğıdı kontrol edenler, yazıları kontrol edenler, sayfalara cetvel çekenler, sayfaları süsleyenler, ciltleyenler, ciltleri süsleyenler hep ayrı sanatkârlardı. Biraz önce belirttiğimiz gibi; nadide bir el yazması eser oluşuncaya kadar en az 10-12 sanat dalını dolaşıyordu.

Osmanlı matbaanın icadından 271 sene sonra 1726 yılında Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın desteği, İbrahim Müteferrika’nın gayretleri ile ilk resmi matbaasına kavuştu. El yazması eser üretimi Osmanlı’da 1900’lü yıllara kadar devam etti. Bu yüzden dünyanın kâğıt üretimindeki en büyük ‘el yazması eser’ koleksiyonları Osmanlı İmparatorluğu içinde idi. Hemen hemen hiçbir batı ülkesinde yazma kitap ve kütüphaneleri devri bizdeki kadar uzun olmamıştır. Semerkant’ta kâğıt üretimini başlangıç tarihi olarak alırsak; M.S. 751’den 1726’da İbrahim Müteferrika’nın basılı ilk kitabı gerçekleştirmesine kadar 974 yıl yani yaklaşık 1000 yıl ‘el yazması’ eser üretmişiz. Bu da bizi iki önemli sonuca götürmektedir.
1- Dünyanın en büyük ve en kıymetli el yazması eser koleksiyonuna sahip olmamız.
2- Bu koleksiyonun özellikle Osmanlı toprakları üzerinde uzak, küçük şehir ve kasaba kütüphanelerine, medrese/cami kitaplıklarına kadar yayılmış olmasıdır.

Konya, birçok medeniyete beşiklik etmiş, Anadolu Selçuklu Devleti’ne de başkentlik yapmış kültürel derinliği ve devamlılığı olan bir şehirdir. Bu da Konya’da kurulan kütüphaneleri çok özel bir yere taşımaktadır. Geçmişte kültür ve tarih şehri olan Konya, Cumhuriyet döneminde de tarihi ve kültürel hayat yönünden canlılığını sürdürmüştür. Geçmişten geleceğe köprü görevi yapan kütüphanelerin kültürel canlılığın devamında büyük katkıları olmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde tüm ülkede olduğu gibi Konya’da da ekonomik, kültürel ve sosyal kalkınmada önemli bir yeri olan kütüphane hizmetlerinin sayı ve nitelik bakımından daha iyi bir şekilde yürütülmesine gayret edilmektedir.

Konya diğer kültür kaynaklarında olduğu gibi kütüphaneler yönünden de zengin bir geçmişe sahiptir. Konya’da Selçuklular ile başlayan kütüphane geleneği Karamanlılar ve Osmanlılarla devam etmiş ve Cumhuriyet Dönemi’nde de bu gelenek bozulmayarak sürdürülmüştür. İlk kütüphane Selçuklu Türkleri Devri’nde Emir Şemsettin Altınapa tarafından İplikçi Medresesi’nde açılmış, bundan sonra Nizamiye Hangahı’nda ve Sadreddin-i Konevi Medresesi’nde, Kutlu Melek Hatun tarafından ise Atabekiye Medresesi civarında çok sayıda kütüphaneler kurulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu devrinde kurulan Mevlâna Dergâhı Kütüphanesi ile Yusuf Ağa Kütüphanesi bu gün de hizmetlerine devam etmektedir.

Geçmişte kültür ve tarih şehri olan Konya, Cumhuriyet döneminde de tarihi ve kültürel hayat yönünden canlılığını sürdürmüştür. Geçmişten geleceğe köprü görevi yapan kütüphanelerin kültürel canlılığın devamında büyük katkıları olmuştur. Çok sayıda yazma ve nadir matbu eserlerin bulunduğu Konya ülkemizde ve dünyada hak ettiği yere gelme yolunda emin adımlarla yürümektedir. Bir kültür başkenti olan Konya’da geçmişten günümüze çok sayıda yazma eser telif ve istinsah edilmiştir.

Hz. Mevlana’nın Mesnevîsi, Divan-ı Kebiri başta olmak üzere tüm eserleri Konya’da telif edilmiş;   İbn Arabi'nin Risaletü’l-envar’ı yine Konya’da yazılmış, Sadreddin Konevi, Ebu Said Muhammed Hâdimî gibi pek çok alim eserlerinin birçoğunu bu coğrafyada kaleme almıştır. Mehmet Vehbi Efendi’nin Hülasâtü’l- Beyan Tefsiri yine Konya’da Yazılmıştır. Ayrıca Selçuklular döneminde Konya'da bulunan yaklaşık 30; Osmanlılar döneminde hizmet eden yaklaşık 60 medresede de sayısız eser telif ve istinsah edilmiştir. Bu telif ve istinsah edilen eserler Konya’dan dünya kütüphanelerine yayılmıştır.
Bu bildiride Konya’da bulunan Medeniyet tasavvurumuzun birinci derecede kaynaklarını barındıran yazma eser kütüphaneleri tanıtılacaktır.

KONYA YAZMA ESERLER BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ

Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü, Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi olarak halen faaliyetlerini sürdürdüğü binasında; 1984 yılında Burdur İl Halk Kütüphanesi’ni sel basması sonucu çok değerli yazma eserlerin zarar görmesi üzerine, ülkemizin çeşitli kütüphanelerinde bulunan değerli yazma koleksiyonlarını bir araya toplamak, bakım ve onarımlarının yapılmasını sağlamak, eserleri uygun ortamlarda muhafaza ederek araştırmacıların hizmetine sunmak amacıyla hizmete açılmış, daha önce İl Halk Kütüphanesine bağlı olan Yusuf Ağa Kütüphanesi de şube olarak kendisine bağlanmıştır. 28.12.2010 tarihinde çıkarılan 6093 sayılı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun gereğince Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü olarak ismi değişmiş ve Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü’nün yanı sıra Kayseri Raşit Efendi Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü, Manisa Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü ve Diyarbakır’da kurulan Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlükleri de bu Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır. Toplam dört kattan oluşan Bölge Müdürlüğü binasında; 1 Kitap Şifahanesi, 1 Araştırma Salonu, 1 Kataloglama ve Tasnif Merkezi, 1 Dijital Çekim Odası, 1 Laboratuvar, 1 Çok Amaçlı Salon, 11 Çalışma Odası, 1 CD Arşiv Odası, el yazması eserlerin korunduğu dört özel çelik kasa biçiminde depo ile matbu eserlerin yer aldığı beş depo bulunmakta olup, toplam kullanım alanı 723 m²’dir.

İstanbul Süleymaniye ve Ankara Milli Kütüphane Kütüphaneden sonra en büyük Yazma Eser Koleksiyonuna sahip olan Bölge Müdürlüğümüzün önemli bir özelliği de Ülkemizin değişik yerlerinden birçok kitabı bünyesinde barındırması olup, birçok il ve ilçeden kitapların kütüphanemize devri sürmektedir. Halen Bölge Müdürlüğü bünyesinde satın alma yoluyla elde edilen kitaplarla birlikte 142 koleksiyon bulunmaktadır. Çoğunluğu Arapça, Osmanlı Türkçesi ve Farsça el yazmaları arasında Kürtçe, Süryanice, İbranice kitaplar da mevcuttur. Yerli ve yabancı birçok ilim adamı ve akademisyenin faydalandığı Bölge Müdürlüğü Koleksiyonlarında mevcut kitap sayısı ise 30 bini yazma olmak üzere 120 bindir. Bölge Müdürlüğünde mevcut kitapların tamamı dijital ortama aktarılmış olup ayrıca yurtiçi ve yurtdışından temin edilmiş 23.551 eserin de dijital kopyası mevcuttur. Dijital arşivi oluşturan görüntülerin toplamı poz olarak yaklaşık 33.000.000 civarındadır. Bu arşiv server ve harici belleklerin yanı sıra CD/DVD’lerde yedekli olarak muhafaza edilmektedir. El Yazması ve Nadir Matbu kitapların yanı sıra Konya’mıza ait geçmişten günümüze yayınlanmış gazetelerin pek çoğunun dijital kopyası ile Konya ve ilçelerine ait Şer’iyye Sicillerinin tamamının mikrofilm CD kopyaları da arşivde bulunmaktadır. Şehir tarihinin birinci derece kaynakları burada yer almaktadır. Kurumda mevcut eserlerin tasnif işlemleri tamamlanmış olanların katalog bilgileri sunucular (server) aracılığıyla hem kütüphanede hem de internet ortamında web sayfamızdan taranabilmekte, kütüphane merkezinde yapılan taramalarda tasnif işlemleri tamamlanmamış eserler de dahil tüm kitapların görüntülerine sistem üzerinden erişim sağlanabilmektedir. Kütüphanenin kitaplarının bilgisayar ortamına aktarılması, yerli ve yabancı araştırmacılara büyük kolaylık sağladı. Ayrıca bu kütüphanede, tarihi yazma eserlere, orijinaline çok yakın, el işçiliğiyle cilt yapılmaktadır. Yazma ve Nadir Eserler Restorasyon ve Araştırma Merkezi her geçen gün kendini yenilemektedir. Paha biçilmez önemdeki bu eserlerin bir kısmını, özel olarak çelik kasa şeklinde yapılan, ancak 3 ayrı görevlinin bir araya gelmesiyle açılabilen çok özel bir bölümde muhafaza edilmektedir. Bu özel bölümdeki eserler, hırsızlık, yangın, deprem gibi doğal afetlere karşı tam korumalı ve içinde nem dengeleyici özel düzenek ile de eserler tam olarak koruma altına alınmaktadır.

Bölge Müdürlüğü bünyesinde her yıl değişik dönemlerde ücretsiz kurslar açılmakta, katılımcılara MEB onaylı sertifika verilmektedir. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nde Selçuklu Dönemi’nin yanında Osmanlı Dönemi’ne ait çok sayıda yazma eser bulunmaktadır. Orta Doğu, Kafkaslar ve Balkanların hafıza merkezi olmaya adaydır.

Konya Selçuklunun Başkentidir. En eski yazmalar da o dönemde yazılan Sadreddin Konevi, İbn-i Arabî ve Hz. Mevlana gibi zamanın büyük âlim ve mütefekkirlerine ait eserler kütüphanenin dikkat çeken kitaplarıdır. Bunun Yanında Hacı Bektaşi Veli’nin Kütüphanesi de buradadır. Tıp Yazmaları konusunda da dünyanın en zengin koleksiyonuna sahiptir diyebiliriz. Mevlevilikle ilgili, İbn-i Arabî’yle alakalı eserlerde hiçbir kütüphanede bulunamayacak sayıdadır. İmamı- Gazali’den İmam-ı Azama yüzlerce ilim adamı, düşünür ve mutasavvıfın eseri kütüphanede bulunmaktadır. Anadolu’nun en kapsamlı koleksiyonunu depolarında saklayan önemli bir kütüphane hüviyetine sahiptir.

Faydalanma: Araştırmacılar, kütüphanede yazar adı, kitap adı ve “Dewey Onlu Sınıflama” sistemindeki konu numarasına göre hazırlanmış olan kataloglardan ve bilgisayar ortamında oluşturulmuş ‘Yordam ‘ isimli veri tabanı ile bu üç ana arama başlığına ek olarak yayın türü (el yazması, basma), dil, sınıflama, sağlama, tarih vb. arama yapabilmektedirler. Aradıkları kitapları tespit ettikten sonra kendilerine verilen kitap isteme fişlerini doldurarak depo memurlarından istedikleri kitapların CD’lerini alabilirler. Kütüphane, üniversite personelinin ve öğrencilerin tatil günlerini dikkate alarak cumartesi günleri de nöbetçi personeliyle hizmet vermektedir.

Konya Belleği: Konya belleği adı altında bir bölüm oluşturulmuş, ülkemizin bütün yazma eser kütüphaneleri taranarak Konya ve kültürüyle alakalı kitap kopyaları kütüphaneye getirilmiştir. Artık bu bölüm ‘Konya Şehir Arşivi’ konumunda hizmet vermektedir. Vatandaşlarla sıcak ilişki içerisine girilerek yüzlerce kitap bağışı yapılmasına vesile olunmuştur. Her geçen gün kendini yenileyen Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi, vatandaşların ve bazı kurumların bağışladığı devrettiği kitaplarla zenginleşmeye, değişik ülke kütüphaneleriyle kurduğu diyaloglarla gelişmeye devam etmektedir.

KONYA YUSUFAĞA YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ

Osmanlı döneminde çeşitli bölgelerde yaptırılan kütüphanelerin çoğu, ya bu bölgelerde doğup-büyümüş, ya da bir müddet vazife yapmış kimseler tarafından kurulmuşlardır. Fakat Konya’da 1210/1795 yılında Yusuf Ağa tarafından kurulan kütüphane bu konudaki birkaç istisnadan biridir. Giritli fakir bir aileden gelen ve kethüdalık, baruthane nazırlığı, darbhane eminliği gibi görevlerde bulunan Yusuf Ağa, bir kütüphane ve medrese yapmak istediğinde, böyle bir hayır eseri için en çok ihtiyaç duyulan bölgeyi araştırmış ve Konya’da karar kılmıştır. Bina 17 Ocak 1795 (25 Cemaziyelahir 1209) yılında inşa edilmiştir. Toplam kullanım alanı 110 m²’dir. Kütüphane, Sultan Selim Camii’nin sağ batı köşesi bitişiğindedir. Bitişiğinde bulunan Sultan Selim Camiinden 228 sene sonra yapılmış olan kütüphanenin mimarı yapısı camiye uydurulmuştur Bu kütüphane, Konya’da kütüphane olarak yapılan ve günümüze kadar gelen tek binadır. 1923’ten sonra kütüphanelerin yeniden düzenlenmesi için yapılan girişimler Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmiş bu konuyla alakalı görevlendirilen komisyon tekke ve Türbelerde bulunan kitaplar İstanbul’da komisyonun kütüphaneler müfettişi Umumiyesinin nezareti altında Süleymaniye’ye, Bursa’dakiler müze kütüphanesine, Konya’da kiler Yusuf’a kütüphanesine toplanmasına karar verildi.

Kütüphane 1927 yılından sonra Mevlâna Müzesi kitaplığı ile birleştirilmiş ve bina Memurlar Kooperatifi’ne tahsis edilmiştir. Tekrar 1946 yılından sonra Maarif Vekâleti Kütüphaneler Müdürlüğüne geçen Kütüphane 1949 yılında yeni tesis ve modern usuller ile hizmete girmiştir. 2000 yılında meydana gelen hırsızlık olayından sonra kütüphane; Kütüphaneler Genel Müdürlüğünün 16.03.2001 Tarih ve 1684 tarihli yazısıyla “Personel verilmesi imkanı bulunmadığı” gerekçesiyle randevulu sistemle hizmete başlamıştır. 2004 tarihinde Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğünün teklifiyle tekrar normal mesaiye dönülmüştür. Kütüphanenin 2007 Yılında Tonoz, kubbe, kavisli kısımların kurşunları döşenmiş, elektrik tesisatı tamamen yenilenmiştir. 2012 yılında tekrar iç kısmında düzenlemeler yapılmış, tarihi yapısına uygun olarak tefrişatı yenilenmiştir. Uzun süre Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet vermiştir. Son olarak Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kuruluş Ve Görevleri Hakkında 6093 sayılı Kanun ile Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’na bağlı olarak teşkilatlanmış ve Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır. Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde Arap harfli matbu eserlerin yanı sıra; Latin harfli, eserlerde bulunmaktadır. Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi; 3157 yazma eserin bulunduğu kütüphanede 8599 adet de matbu kitap mevcuttur. Sadreddin Konevî Kütüphanesi buraya nakledilmiştir. Bunlar 168 kitaptır. Kütüphanedeki el yazması ve nadir matbu eserlerin tamamı sayısallaştırılmış durumdadır. Ayrıca 216 eserin de mikrofilmi vardır. Dijital kopya sayısı, 2.359.250’dir.

Osmanlılar döneminde Konya’da bilinen En eski tarihli ve günümüze gelen tek kütüphane Yusufağa Kütüphanesidir. Osmanlıların cami ve medreselerin içerisinde muhtelif kütüphaneler kurmasına karşı Konya’da Yusufağa Kütüphanesi müstakil kütüphane binası olarak tek örnektir.[2] Osmanlılar zamanında Konya’da cami ve medreselerin içerisinde pek çok kütüphane bulunmaktaydı. Osmanlıların cami ve medreseler içerisinde muhtelif kütüphaneler korumasına karşın Konya’da Yusufağa Kütüphanesi kültür tarihinde en büyük ve en önemli kütüphane olduğunu söyleyebiliriz. Konya kültür tarihinde en büyük ve önemli kütüphane kuruluşu olarak belirttiğimiz Yusufağa Kütüphanesi geçmiş dönemden ki, Selçuklular döneminin en önemli hatta Selçukluların ilk kurumsal anlamda kütüphanesi diyebileceğimiz Konevî kütüphanesi ile birlikte Hadimî kütüphanesi ve pek çok Konya’nın alim mütefekkir şahısların kitaplarının buraya nakledilmesi ile kütüphane zenginleşmiştir. IX. yüzyılın ikinci yarısında kütüphanede 1223 kitap mevcuttu. Konya’da Anadolu’nun ilk İslam eserleri kütüphaneleri kurulmuş. Bu kütüphanelerden ilki kuruluş tarihi olarak Şemseddin Altınapa’ya ait olsa da kitap yoğunluğu ve ihtisas konularına düzenlenmiş olmasından ötürü Sadreddin Konevî’nin ve öğrencilerinin girişimleri ile kurulmuş olan kütüphane ilk olarak kabul edilmektedir. İşte bu önemli kütüphaneden 168 kitap da buraya nakledilmiştir. Yusufağa Kütüphanesi sayesinde birçok nadir yazma günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bu bakımdan Yusufağa Kütüphanesi Türk kültür tarihinde ayrı bir öneme sahiptir.

MEVLANA MÜZESİ İHTİSAS KÜTÜPHANESİ

İhtisas Kütüphanesi
Mevlânâ Dergâhı kurulduğu günden beri Dergâh içinde bir kitaplık hep olmuştur. Mevlevîliğin eğitim ve öğretim ocağı olan bu dergâh Sultan Veled’in Postnişinliği zamanında kurulmuş ve teşkilatlanmıştır. Hz. Mevlânâ’nın ve hocalarının eserlerinin orijinal nüshaları burada muhafaza ediliyordu.   Mevlânâ’nın ve hocalarının eserleri kopya ediliyor, nüshaları üretiliyor ve bu nüshalar dergâhta korunuyordu. Başta “Mesnevî” ve “Divan-i Kebir” olmak üzere Mevlânâ’nın kurraseler (sahifeler) halinde bulunan eserleri bu kitaplıkta korunuyordu. Mevlânâ hayatta iken, 662(1264) Kürraseler halinde bulunan Mesnevi derlemeleri altı defter halinde kitaplaştırıldı. Bu kütüphanedeki kitapların üzerindeki mühürde “Vakf-i Kitaphane-i Hazret-i Mevlana kuddise sirruhu’l-a’la” yazılıdır. Buna göre dergâhtaki kütüphanenin resmi adı “Hazret-i Mevlana Kütüphanesi” imiş. Hz. Mevlâna’nın ölümünden sonra türbesi çevresinde kurulan dergâha, dervişler tarafından yazılan kitapların yanı sıra devlet adamları ve zenginler tarafından vakfedilen kitaplardan zengin bir koleksiyon oluşmuştur. Çoğu Selçuklu Dönemine ilişkin yazmalardan oluşan bu kitapların zamanla dağıldığı, Postnîşîn Ebubekir Çelebi II. (Ölümü:1785)’nin İstanbul’a gönderilmesiyle de büyük bir kısmının İstanbul’a taşındığı anlaşılmıştır[3].
Mevlâna Dergâhında ilk kütüphane, Mevlâna soyundan 24. Postnişin Mehmet Said Hemdem Çelebi (1807–1858)[4] tarafından kurulmuştur. Mehmet Said Hemdem Çelebi, 1854 yılında dergâhta bulunan kitaplarla birlikte kendisine ait kitaplar ve çeşitli yerlerden topladığı kitapları, envanter defterine kayıt ederek, kitapları biri 25x24 mm ölçüsünde kare, diğeri 23x19 mm ölçüsünde beyzi biçimli iki mühürle mühürlemiş[5] ve ilk olarak Murat Paşa kızı Fatma Hatun Türbesi’ni kütüphane yapmıştır. Hemdem Çelebi’nin kurduğu kütüphanenin vakfiyesi bulunmamaktadır[6]. 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra 2 Mart 1927 tarihinde[7] Mevlâna Dergâhı’nın “Konya Âsar-ı Atika Müzesi” olarak düzenlenmesini sağlayan Müze Müdürü Yusuf Akyurt, dergâhta bulunan kitapları yeniden tasnif etmiştir. Dergâh, müze olarak açılınca, bugün İhtisas Kütüphanesi olarak kullanılan Çelebi Dairesi müdür odası olmuş, Fatma Hatun Türbesi’ndeki kitaplar da günümüzde müze müdür odası olarak kullanılan Meydan-ı Şerif Odası’na taşınmıştır. Bu oda 27.11.1927 tarihinde “İhtisas Kütüphanesi” adı altında törenle hizmete açılmıştır[8]. Kütüphane, 1954 yılında Hz. Mevlâna’nın türbesinin güneyinde, Hasan Paşa Türbesi ve II. Abdülhamid döneminde yaptırılan payanda arasındaki boşluğun kapatılmasıyla meydana gelen dikdörtgen biçimli bölüme taşınmıştır. 2012 yılında çelebi dairesinin arka kısmında yer ala bir zamanlar matbahı şerif olarak, daha sonra bulaşıkhane ve çamaşırhane görevi görmüş olan, 1983 yılında müdürlük arşivi yapılan en son orak da; Kültür Müdürlüğü yemekhanesi olarak kullanılan mekâna taşınarak burada hizmet vermeye başlamıştır.

Kitaplar
Yusuf Akyurt; kütüphanenin açılışında 1953 adet basma, 1269 adet yazma eser olmak üzere toplam 3222 cilt kitabın kayıtlara geçirildiğini ifade ederek bu kitaplardan 1245 adedinin Türkçe, 1779 adedinin Arapça, 648 adedinin Farsça, 15 adedinin Fransızca, 2 adedinin İngilizce, 1 adedinin Almanca olduğunu bildirmişti[9]. Mevlevi Dergâhı müze olarak ziyarete açıldıktan sonra, kütüphanedeki kitapları yeniden tasnif eden Yusuf Akyurt, kütüphanede kayıtlı olan yazma eserlerden cilt, hat, tezhip gibi kitap sanatları yönünden kıymetli olan 225 adet yazma kitabı, diğer yazma eserlerden ayırarak, “Müzelik Eserler” bölümüne almış ve bu eserlerin ayrıca envanterleri yapılmıştır. İhtisas Kütüphanesi’nde, Selçuklu devlet adamlarının, Karamanoğullarının, Osmanlı sultanları ve devlet adamlarının yanı sıra Mevlâna muhibbi zenginlerin hediye ve vakfettikleri kitaplar mevcuttur. Bu kitaplar içerisinde Kur’an-ı Kerimler, kıraat, tecvit, tefsir, hadis, fıkıh, kelam, tababet, tarih, lügat, mantık, hikmet, musiki, edebiyat, tasavvuf ve Mevleviliğe ait çeşitli kitaplar ile Alâeddin Camii’nden getirilen 3407–3408–3409 envanter numaralı Selçuklu Dönemi Kur’an-ı Kerimleri de bulunmaktadır. 1931 yılında Milli Eğitim Bakanlığından alınan izinle Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde bulunan 7058 kitap İhtisas Kütüphanesi’ne devredilmiştir. Bu kitaplar 1946 yılında tekrar Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne iade edilmiştir[10]. İhtisas Kütüphanesi’nde günümüze kadar yapılan bağışlarla her geçen gün kitapların sayısı artmış ve Arap harfli matbu eserlerde kütüphane raflarına girmiştir. 2008 yılı başlarında yapılan bir çalışmayla kitaplar yazma ve basma eserler olarak ikiye ayrılmış, Osmanlıca, Arapça, Farsça el yazması eserler ile Hz. Mevlâna ile ilgili Türkçe eserler kütüphanede bırakılıp, Türkçe, İngilizce Almanca vd. dillerdeki matbu eserler Etnografya Müzesi bünyesindeki kütüphaneye taşınmıştır. Bu çalışma sonunda toplam 10754 (2011 yılı itibariyle bu sayı 10805’e ulamıştır. Bu eserlerin 2079 adedi yazma eserdir) eserden 4400 adedi Etnografya Müzesi’ne gönderilmiştir. Bu ayırma çalışmaları sırasında boşalan raflara Fatma Hatun Türbesi’nde bulunan Ferit Uğur ve Hacı Mehmet Dişsöken Kütüphanesi ile Hazine-i Evrak Arşivi’de taşınmıştır.

Abdülbâki Gölpınarlı Kütüphanesi, Mehmet Önder Kütüphanesi, Muallim Ferit Uğur ve Dişçi Hacı Mehmet Dişsöken Kütüphanesi bulunmaktaydı. Ancak F. Uğur ölmeden önce kütüphanesini Mevlâna Müzesi’ne vakfedilen kitapları 2011 yılı itibariyle 88 yazma eser müzede bırakılmış, 1923 kitap İl Halk Kütüphanesi’ne devredilmiştir. Günümüzde yazma eserlere verilen değerin artmasıyla birlikte yazma eser kütüphanelerine olan talep de giderek artmaktadır. Özellikle Mevlevilik tarihi açısından önemli bilgi ve belgeler ihtiva eden Mevlâna Müzesi Kütüphanesi de aynı ilgiyi görmektedir.

KOYUNOĞLU ŞEHİR MÜZE VE KÜTÜPHANESİ

Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Koyunoğlu Şehir Müze ve Kütüphanesi, Ahmet Rasih İzzet Koyunoğlu tarafından kuruldu. İzzet Koyunoğlu’nun, 1913 yılından beri topladığı yazma ve matbu kitaplarını, 4 Temmuz 1973 tarihinde Konya Belediyesine bağışlamasıyla başladı Koyunoğlu’nun koleksiyonu, 1984 yılında Konya Belediyesi tarafından yaptırılan yeni hizmet binasında ziyaretçi ve okuyucuların hizmetine sunulmuştur.
Koyunoğlu Kütüphanesi ana hatlarıyla, yazma eserler, Türkçe ve Osmanlı Türkçesi matbu kitaplar, süreli yayınlar ve arşiv bölümlerinden oluşmaktadır.  R. İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi ve Arşivi: Çok değerli el yazması, Osmanlıca ve Türkçe matbu eserlere sahip bulunan İzzet Koyunoğlu Kütüphanesinde; genel olarak tarih, sanat tarihi, edebiyat, Konya tarihi ve folkloru, musiki, fen bilimleri alanlarında kitaplar bulunmaktadır. Koleksiyonun en önemli bölümünü yazma eserler oluşturmaktadır. Tuhfe-i Mübârizi (XVI. yüzyıla ait Hekim Bereket’in bu yazması spor hekimliği üzerine dikkat çekici bilgiler vermektedir. Bu kitap üzerinde yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapılmıştır.); İmam Gazali’nin İhyâ-yı Ulûmu’d-dîn’inin 583/1187-88 tarihli bu yazma nüshası; III. Selim’in Konya İmarethanesi Vakfiyesi; Yunus Emre Divanı’nın en eski nüshası; 1317/1901’de Sultan Abdülhamit’e takdim edilmiş Muhtasar Osmanlı Tarihi, Sultan Alâeddin’in Osman Gazi’ye gönderdiği berat; şiir mecmuaları ve cönkler (Özellikle Mihrimah Sultan’a verilen şiir mecmuası); dünyada tek nüsha olan Ebu Ömer Yusuf bin Abdullah’ın Kitabun fî Ecvibeti’l müstevibe’si; Kanuni Sultan Süleyman ve İkinci Sultan Selim dönemlerinde şeyhülislamlık yapmış Ebusuud Efendi’nin kendi imzalarını taşıyan el yazmaları; tefsir, hadis, fıkıh, Arapça kavait kitapları ve pek çok ünik değerdeki yazma bu bölümdeki eserlerin ilk akla gelenleridir.

Ahmet Kutsi ve Mehmet Eminoğlu Kütüphanesi ve Arşivi, Bozkırlı Mustafa Parlaktürk Kütüphanesi
Osman Özdemir, İbrahim Küçüktığlı, Nihan Küçükyıldız, Hasan Yüğrük, Lütfi Tuncel, Ahmet Akyol ve Ramazan Timur tarafından yapılan bağışlar kütüphane için büyük öneme sahiptir. Hâlen yapılan bağışlarla Koyunoğlu Kütüphanesi zenginleşmeye devam etmektedir.
Şu anda hizmet veren Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kütüphanesi, Mevlana Dergahı İhtisas Kütüphanesi, Koyunoğlu Müze ve kütüphanesi ile Üniversitelerin ve özel şahısların ellerinde bulunan kitaplarla birlikte yaklaşık 50.000 yazma esere sahiptir. Bu eserler ilmî, tarihî nitelikleriyle, hem de sanatsal özellikleriyle önem arz etmektedir. Mardin, Van Kütüphane ve müzelerinde bulunan çok sayıda Süryanice İbranice eserlerde Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğünde yer almaktadır.


KAYNAKÇA
·      AKYURT, Yusuf, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Konya Âsârı Atika Müzesi 1926-1934 Seneleri Umumi Raporu”,  Müze Demirbaş No: 109.
·      ________________, “Konya ÂsarıAtika Müzesi Rehberi”, İstanbul, 1930, s.8.
·      ________________, Age., s.10; Akyurt, Y., “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Konya Âsârı Atika.
·      ________________, “Konya Âsarı Atika Müzesi Rehberi”, İstanbul, 1930.
·      ARABACI Caner, “Konya Medreseleri”, Ticaret Odası Yayını, Konya, 1998, s. 108.
·      ________________, “Yusufağa Kütüphanesi ve Kütüphanecilik Anlayışının Dünü üzerine”, Bilgi Yolu Dergisi, s. 2., s. 1.
·      ________________,Yusufağa Kütüphanesi ve Kütüphanecilik Anlayışının Dünü üzerine”, Bilgi Yolu Dergisi S.2, s.1.
·      BAKIRCI, Naci, “Konya Mevlâna Dergâhı Kütüphanesi’nin Kurucusu Mehmet Said Hemdem Çelebi’nin Eserleri”, Bilgi Yolu, Necip Fazıl Özel Sayısı, Yıl:4, Sayı:6, Konya, 2004, s.79-80.
·      ________________, “Mevlâna Müzesi İhtisas Kütüphanesi’nin 1926 Yılında Kuruluşu, Yusufağa Kütüphanesi’nin Buraya Nakli”, X. Millî Mevlâna Kongresi, Konya, 2002, s.301-305.
·      ________________, “Mevlâna Müzesi İhtisas Kütüphanesi’nin 1926 Yılında Kuruluşu”, s. 301
·      BİNGÖL, Mustafa. “Cumhuriyetten Önce Konya Kütüphaneleri”, Yeni İpek Yolu, Konya-I, K.T.O. Dergisi, Konya,1998, s. 70.
·      CAN, Mustafa, Cumhuriyetten Önce Konya Kütüphaneleri, Yeni İpek Yolu, Konya-I, K.T.O. Dergisi, Konya, 1998, s.70.
·      ________________, “Selçuklular Devri Konya Kütüphanelerinin Tarihçesi”, Selçuk Dergisi, Yıl:2, Sayı:1, Konya, 1986, s.45-58.
·      CANİP, Ali "Konya Müzesindeki Kütüphane", Hayat, C.III, S.56, 22 Kânûn-ı Evvel 1927, s.2-3.
·      CUNBUR, Müjgan, “Kütüphane Vakfiyelerinden Notlar” Erdem, c. I/3,(1985), s.712.
·      ________________ “Yusufağa Kütüphanesi ve Kütüphane Vakfiyesi”, Tarih Araştırmaları Dergisi, c:I, No: I, 1963, s.203-217.
·      ELGİN, Necati. “Mehmed Said Hemdem Çelebi ve Sadrazam Mustafa Reşit Paşa”, Anıt, Yıl: 6, Sayı: 28, Konya, 1961, s. 5.
·      EREN, Mehmet. “Yusufağa Kütüphanesinde Hadise Dair Önemli Yazma Eserler”, S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü  Dergisi, S.V, (1999), s. 221-243.
·      GÖLPINARLI, A. “Konya da Mevlâna Dergâhı’nın Arşivi”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dergisi, c: 17, Sayı: 1-4, İstanbul, 1960.
·      ________________, Abdülbâki. “Konya da Mevlâna Dergâhı’nın Arşivi”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dergisi, c:7, Sayı:1-4, İstanbul, 1960.
·      ________________, Mevlâna Müzesi Abdülbâki Gölpınarlı Kütüphanesi Yazma Kitaplar Kataloğu, Ankara, 2003.
·      ÖNDER, Mehmet, Konya Maarifi Tarihi, Ülkü Matbaası 1952,s.80.
·      ________________, Mevlâna Şehri Konya, Ankara, 1971, s. 412
·      ________________, “Konya Maarifi Tarihi”, Ülkü Matbaası 1952, s. 80.
·      ________________, “Selçuklular ve Osmanlılar Devrinde Konya kütüphaneleri” Konya Dergisi s. 84.,
·      SARIKÖSE, Barış “Karatay İlçesinde Bulunan Kütüphaneler, Karatay, Tarik-Kültür-Sanat” (Ed.: Yusuf Küçükdağ, Yaşar Erdemir, Bekir Şahin), Konya 2012, s. 710.
·      ŞAHİN, Bekir, Cumhuriyet Dönemi Konya Kütüphaneleri, İpek Yolu Dergisi Konya Kitabı X. s.335-345.
·      ________________, Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğü, Yeni İpek Yolu, Konya Ticaret Odası Dergisi, Mart 2009, Konya, s.32.
·      ________________, “Selçuklu’dan Günümüze Konya Belleği”,Kent Hafıza Merkezleri Kent İhtisas Kütüphaneleri, Kent Arşivleri ve Kent Müzeleri Sempozyumu, Ankara, 2010, s. 36.7
·      _______________, “Cumhuriyet Dönemi’nde Konya Kütüphaneleri”, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya Kitabı XI, (Özel Sayı), (Ed.: Haşim KARPUZ-Osman ERAVŞAR), (Aralık 2008), s. 289.
·      ________________, “Selçukludan Günümüze Konya Belleği”, Kent Hafıza Merkezleri, Kent İhtisas Kütüphaneleri, Kent Arşivleri ve Kent Müzeleri Sempozyumu, Ankara, 2010, s. 28-56.
·      TUŞ, Muhittin, “Hanya’dan Konya’ya: Yusufağa ve Kütüphanesi”, Uluslar Arası Kuruluşunun 700. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi, S.Ü. Yay., Konya, 2000, s. 348-349.
·      YÖRÜK Doğan, “Osmanlı Devletinde Kütüphane Yaptırmanın Maliyeti: Konya Yusufağa Kütüphanesi Örneği”, SBED, S18, Konya 2008, s.38.


[1] Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü, bekirsahi@gmail.com.
[2] CUNBUR, Müjgan, “Yusufağa Kütüphanesi ve Kütüphane Vakfiyesi”, Tarih Araştırmaları Dergisi, c:I, No: I, 1963, s.203-217.
[4] Elgin, N., “Mehmed Said Hemdem Çelebi ve Sadrazam Mustafa Reşit Paşa”, Anıt, Yıl: 6, Sayı: 28, Konya, 1961, s. 5.
[6] Bakırcı, N., “Mevlâna Müzesi İhtisas Kütüphanesi’nin 1926 Yılında Kuruluşu”, s. 301
[8] Bakırcı, N., “Mevlâna Müzesi İhtisas Kütüphanesi’nin 1926 Yılında Kuruluşu”, s.302

KONYA ARAŞTIRMALARI: VESÎLETÜ ’N-NECÂT; YAYILIŞI VE ETKİLERİ

KONYA ARAŞTIRMALARI: VESÎLETÜ ’N-NECÂT; YAYILIŞI VE ETKİLERİ :                                                                              ...