25 Eylül 2012 Salı

TÜRKİYE’DE TEK ÖZBEK KÖYÜ;BÖĞRÜDELİK (REŞADİYE) -







Bekir ŞAHİN
Eski adı Reşadiye bugün Böğrüdelik denilen köy, Konya'ya 135 km. mesafede, Cihanbeyli'nin 35 km. batısındadır. 1910 yılında devlet muhacirlere ev yaptırır ve yaptırılan evler köylülere kura usulüyle dağıtıldı. Böğrüdelik yaylasındaki bu yerleşim yeri Reşadiye ismiyle muhtarlık oldu. Reşadiyeliler'in kökeni Buharalı Özbek Türkleridir. 17.yy.da Islâm dinini öğretmek üzere Sibirya topraklarını giden erenlerin soyundan gelmektedir. Kendilerine, Türkistan'da Özbek, Sibirya'da Sibirek ya da Buharinski, Türkiye'de de Tatar denilmektedir. Çünkü bunlar Tatarca konuşmaktadırlar.
Asırlarca süren Sibirya hayatı, onların elli köy kadar çoğalmalarını sağlamıştır. Yalnız 18. yy.dan sonra eski huzurları kalmamıştır. Zira Ruslar; bu yüzyıldan sonra dini, sosyal, kültürel yönlerden kendilerini kimlik değiştirmeye zorlar. 1886'da çıkartılan bir kanunla, imamlık, kadılık yapacak kişilerin Rusça öğrenmesi mecbur kılınır.
             Müslümanlara ait eğitim kurumları kapatılır, din değiştirmeye zorlanırlar.
Hıristiyanlık propagandasına, bu dini kabul etmeyenler sürgüne gönderilir. Baskı, yıldırma ve gözdağı ile birlikte Hıristiyanlığı kabul etmek zorunda kalanlar olur. Hele Stalin devrinde baskılar o kadar artar ki azıcık sesini çıkartan Müslümanları Sibirya'da buz donmuş denizde açılan delikten içeri atarlar. Bu Stalinvari bir idam şeklidir.
            Bu baskılar Müslümanları yeni tedbirler almaya zorlamış Ve yukarıda denildiği gibi bu göç gerçekleşmiştir. Bu ahali Türkistan'da iken Özbek kabilesine mensuptular. Sibirya'da Sibirek dediler. Türkiye'de ise Tatar olarak biliniyorlar. Halbuki bunlar Özbektirler.
Göç Hikayesi
                Abdürreşid Ibrahim Rus hükümeti ve Osmanlı Devleti nezdinde müracaatlarını yaparak hicret işini organize ederler. Yedi yıl süren uğraşmanın ardından Rus hükümeti, göç iznini Sibirya soğuğunun azgınlaştığı 1907 kışında çıkarır. Türkiye'nin ılıman iklimi, Müslüman memleketi oluşu, bereketin, yiyecek ve meyvenin bolluğu onları çekmektedir. “Ölürsek Türk bayrağı altında, Türk topraklarında gömülelim, ölmezsek şanlı, şerefli kardeşlerimizin yüzünü görelim” düşüncesi etkili olur. Diğer yandan doğup büyüdükleri, asırlarca yaşadıkları toprakları terk etmek, yakın akraba ve dostlardan ayrılmak kolay olmaz.
Hazırlıkları tamamlandığında akrabaları, muhacirleri Omsk'a kadar gelerek uğurlarlar. Orada birkaç hafta bekleyerek trenle Odesa'ya gelirler. Yolda hastalanıp ölenler çoğalmış, çocuklarda çiçek başta olmak üzere salgın hastalıklar baş göstermiştir. Ama Rusların, karantinaya alarak hicretlerine engel olacağını düşünerek, ölü çocuklarını, hastalıklarını saklarlar. Odesa'dan vapurla ayrıldıktan sonra cesetleri kefenleyip, batması için ağırlık bağlayarak Karadeniz'in serin sularına bırakırlar. Fakat kaderlerinde; cesetlerin, balon yapıp saatlerce batmadan vapuru takip edişini seyretme hüznü de vardır. Istanbul'a 1 Ocak 1908'de çıkarlar. Kafile 185 erkek, 186 kadından oluşmaktadır.
Iki ayı geçen meşakkatli bir yolculukları olur. Bir süre kaldıkları Istanbul'da hükümetin yerleşmek üzere teklif ettiği yerlerden Konya'yı tercih ederler. Bunun üzerinde Rumeli muhacirleri ile birlikte 7 Ocak 1908'de Izmit'ten trene bindirilerek Akşehir, Ilgın ve Konya'ya üç ayrı grup halinde inerler. Bir kısmı Akşehir-Yunak Nahiyesi-Meşrutiyet Köyüne, bir kısmı da Akşehir-Böğrüdelik Yaylasına devlet tarafından yaptırılan evlere yerleştirilirler. Yeterli kış hazırlığı olmadığından ve ayrıca buradaki alışkın olmadıkları yeni şartlara biraz zor alışırlar.

Milli Mücadelede Böğrüdelik Köyü:

Hemşerileri Reşadiye'ye yerleşirken, köylülerin halen “Babay” dedikleri ünlü seyyah ve dava adamı Abdürreşit Ibrahim, 1911'de Trablusgarp Savaşı üzerine Libya'ya gidip beş ay orada kalarak hizmetler vermiştir. Böğrüdelik halkı Muhacir oldukları için askerlik görevinden sorumlu tutulmadıkları, hükümet onlardan asker almadığı halde otuz kadar Böğrüdelikli, gönüllü olarak askere giderler ve birçoğu şehit olur.
Birinci Dünya Harbi yıllarında; çoğunluğu Çanakkale'de olmak üzere, Sibirya doğumlu olan 30'un üzerinde şehit verilmiştir. Millî Mücadele'de Böğrüdelik'in fedakârlığı daha da büyümüştür. Bu arada iki defa Yunan askerleri tarafından işgale uğrayan Akşehir-Meşrutiyet'teki Sibirya muhacirle ri, Reşadiye'ye göçmüşlerdir.
Eli silah tutan erkeklerini vatan müdafaasına gönderen köyün geri kalanları da cephenin içinde aynı mücadeleyi vermişlerdir. Istiklâl Harbi'nde de birçok şehit veren Reşadiye'nin, şehit yetimlerine ve gazilere verilen aylıkları almayarak devlet hazinesine bağışlamışlardır.

Cumhuriyet Döneminde Böğrüdelik:

Cumhuriyet döneminde 1928 yılı 27 Ağustosun da, Cihanbeyli kaza merkezi köye taşınarak kısa bir süre ilçe merkezi olur. Cihanbeyli de Mürseli Efendi Nahiyesi adıyla bu ilçeye bağlanır. Fakat aynı yıl, Konya - Ankara yolunun yapılması üzerine Mürseli Efendi Bucağı Cihanbeyli'ye dönüştürülerek ilçelik buraya alınıp Reşadiye de yeni ilçeye bağlanır. 1934'e kadar nahiye yapılan Böğrüdelik, 5 Temmuz 1934'te nahiyeliği kaldırılarak kendisine bağlanan köylerle birlikte yeni idari düzenlemeye tabi tutulur. Ismi Böğrüdelik olarak değiştirilmiştir. Köylü bu değişiklikten pek memnun değillerdir.
Abdürreşid Ibrahim 1925-1933 arasında köyde yaşayarak birçok insanı okutmuştur. Mehmet Hakim Oğuz kendisinin en önemli talebelerindendir. Abdüreşid Ibrahim'in kendi elyazısı notları ve o döneme ait mektupları bulunmaktadır. Başbakan Adnan Menderes'in pilotu Münir Özbekte bu köydendir.
Anavatanla İrtibat:

           Karşılıklı ziyaretler ve haberleşme ile Böğrüde lik muhacirleri, baştan itibaren Sibirya ile akrabalık bağlarını devam ettirmektedirler. Ana vatanlarıyla ilk irtibat 1965 yılında Izmir Fuarında Rus pavyonunda bir tanışmayla başlar. Böğrü deliklilerin konuşmalarını dinleyen Rus görevli tanışmak ister ama korkusundan uzaktan konuşmayı talep eder. Ulenköy (Otlu göl)Çornalı, Yanaoğul köylerinden buralara geldiklerini ifade ederler. Görevli kril alfabesiyle adres yazar ve mektuplaşma başlar.
Sibirya'dan 1990 yılında ilk ziyaretçiler Böğrüdeliğe gelirler. En son 2 Ağustos 2010 tarihinde Alfarid Bostonof ve Retina Minekova Isimli iki misafiri Böğrüdelikliler ağırlarlar. Bunların geliş amacı akrabalarla tanışmak aynı zamanda Abdürreşit Ibrahim ile ilgili bilgiler toplayarak doktora tezi hazırlamaktır.
Köyde adet ve gelenekler korunmuştur. Her fırsatta özellikle Ramazanda köylüler geniş katılımlı davetler yapmaktadırlar.
Ramazan'ın üçüncü günü yaptığımız ziyarette köylünün tamamına yakının katıldığı yemek davetinde bulunduk. Buradaki kaynaşma biz son derece memnun etti.
Köy halkının; yüz yılı aşkın süredir, yemek kültürü başta olmak üzere misafirperverliğini koruması, Böğrüdelik'i ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunun önemli göstergesidir.
Yüzyılı geride bırakan bu vefakar, cefakar, çilekeş Böğrüdelikliler adet ve geleneklerini, öz kültürlerini korumaya devam etmektedir.








Yüz yıldır hiçbir cinayet olayı yaşamayan, hırsızlığın, arsızlığın girmediği köyde insanlar mutlu ve müreffeh bir hayat sürmektedirler. ________________________ 




18 Eylül 2012 Salı

ALTINTAŞ, Ramazan


ALTINTAŞ,  Ramazan
 (d.13 Kasım 1959)



 Kadınhanı İlçesi’nin Demiroluk (Kındıras) Köyü’nde doğdu. İlkokulu  burada bitirdi (1971). 1972-74 yılları arasında Kadınhanı Kur’an Kursu’nda tashih-i huruf dersleri aldı ve hâfızlığını tamamladı. Bu arada başta Salih Büyükcam olmak üzere, Ali Topçu ve İbrahim Bağrıaçık gibi hocalardan özel Arapça  ve İslami ilimler alanında dersler aldı. 
1981 yılında Konya İmam-Hatip Lisesi’ni; 1985 yılında ise Selçuk Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’ni bitirdi.
1981-87 yılları arasında Konya’nın Meram-Dere Mahallesi Emirler Camiinde İmam-Hatiplik görevinde bulundu. Akşehir İmam-Hatip Lisesi (1987-1989); Konya Gazi Lisesi, Konya Merkez İmam-Hatip Lisesi (1989-1994) ve Cihanbeyli Lisesi’nde (1994-95) Meslek Dersleri ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yaptı..  Burdur’da  kısa dönem askerlik hizmetlerinden sonra terhis oldu. (1994).
Yüksek Lisans’ını Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Nübüvvet Öncesi Câhiliye Toplumunun İtikadi Yapısı” adlı tez çalışması ile yapar.  (1989).
Doktora’sını, “Kur’an’da Hidâyet ve Dalâlet” adlı teziyle aynı üniversitede tamamladı (1994).
1995 yılında Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı’na Yardımcı Doçent olarak atandı. 1998 yılında Doçent; 2004 yılında Profesör olur.  2003-2006 yıllarında  Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığı;  Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanlığı (2004-2005) ve Temel İslam Bilimleri Bölümü Kelam  Anabilim  Dalı Başkanlığı  görevlerinde bulundu.  17.07.2009 tarihinden itibaren Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine naklen atandı.
2009-2011 yılları arasında ÖSYM’de Doçentlik Alt Komisyon Üyeliği görevi yaptı..
2011 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Üyeliği’ne atantı.
Muhtelif tarihlerde Azerbeycan, Gürcistan, Makedonya, Bosna-Hersek ve Arabistan gibi ülkelerde alanıyla ilgili araştırmalarda bulundu.
İslamiyat, İslami Araştırmalar, Dini Araştırmalar ve çeşitli İlahiyat Fakülteleri dergilerinde makaleleri yayınlanan, ulusal ve uluslararası düzeyde sempozyumlara katılarak  bildirilen sunan  Ramazan Altıntaş’ın yayınlanmış birçok eseri vardır. Eserlerinden bazıları şunlardır: Bütün Yönleriyle Câhiliyye, İstanbul: Pınar Yayınları,   2007. Kur’an’da Hidâyet ve Dalâlet İstanbul: Pınar Yayınları, 2003. İslam Düşüncesinde İşlevsel Akıl, İstanbul: Pınar Yayınları, 2003. İslam Düşüncesinde Tevhid ve Estetik İlişkisi, İstanbul: Pınar Yayınları,  2002. Din ve Sekülerleşme, İstanbul: Pınar Yayınları, 2005.  İslam İnsanı, İstanbul: Suffe Yayınları, 1996. Mevlânâ’da Gönül Kelamı, İstanbul: Vefa Yayınları,  2007. İslam İnanç Esasları, (Komisyon), Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları, 2010.  Yeni Anayasada Din ve Vicdan Hürriyeti, Ankara: Diyanet-Sen Yayınları, 2011.  Kur’an ve Sünnet Işığında Düğün ve Evliliklerimiz, (Komisyon), Konya: Esader Kültür, 2012. DİB Yeterlik ve Mbsts Pratik Hazırlık Kitabı (Komisyon), Konya, 2012. Kelam (Komisyon), Ankara: Grafiker Yayınları, 2012   gibi yayınlanmış eserlerinin yanında,  çok sayıda ulusal ve uluslararası düzeyde yayınlanmış  makale ve bildirileri vardır. 2014 yılında  NEÜ İlahıyat Fakültesi Dekanlığına atan Altıntaş halen bu görevini sürdürmektedir.


  Halen Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim dalında öğretim üyesi olarak çalışan  Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, evli ve üç çocuk babasıdır. Fransızca ve Arapça bilmektedir.
BEKİR ŞAHİN

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...