2 Temmuz 2016 Cumartesi

İRŞÂDÜ’L-AVÂM


 

                                                        
                                                                                               Bekir Şahin

 
İrşâdü'l-Avâm dinî, tasavvufi nasihatname türünde bir mesnevidir. Şemseddin Sivasî 964/1557 yılında Sivas’a yerleştikten sonra telif ettiği ilk eser İrşadü’l- Avam’dır.  Başlıklarla ayrılmamış olmasına rağmen, eser muhteva açısından giriş bölümü, konunun işlendiği bölüm ve bitiş bölümü sayılabilecek üç bölüm hâlinde değerlendirilebilir.

 

Şemseddin Sivasî, Menakıb-ı A’zam isimli mesnevisinde o güne kadar yazdığı

eserlerini  Sıralarken İrşadü’l- Avam’ı dördüncü eseri olarak sayar[1]. Şemseddin Sivasî’nin bizzat kendisinin haber verdiği İrşâdü’l-Avâm, bazı kaynaklarda mensur olarak zikredilmiştir.[2]  

 

1.                    Nüsha Tavsifi

Müellif Adı: سيواسى الدين شمس

Şemseddin Sivasi, ö.1006 (1597)   

 

Eser Adı: ارشاد العوام

İrşadü’l-‘avâm  (Bu eser Nasihatname adıyla da bilinmektedir.)[3]

 

Başı: 131b

 

 الا اى پادشاهلر پادشاهى

قولاى ايله سكا وارماغه راهى

 

Sonu: 138a

 

چو دين يولنده سعى ايدنلر اولى

اولردن راضى اولسون حق تعالى

 

İstinsah Tarihi 1064

 

Millet Yazma Eser Kütüphanesi, A.E.Manzum bölümü  No:539/2’de  miklepli,

şirazeli kalın mukavva  cilt içindedir. Sekiz varaktır. 193x137  142x63 mm. ebadında sarımtırak, orta kalınlıkta, aharlı, filigranlı kağıda çift sütuna nesih hatla 19 satır olarak yazılmıştır. Osmanlı Türkçesi olan eserin başlıkları ve cetvelleri kırmızı mürekkepledir. İstinsah Tarihi; 1064/1636’dır. İrşadü’l-‘avâm, 131b-138a varaklar arasında yer almaktadır.

 

Eserin telif tarihi İrşâdü’l Avâmın sonunda müteakip beyitle verilmektedir:

Be-zâ vü ‘ayn ü dâl-iharf-i ebced

Zi-Rûz-ı hicret seyr-i Muhammed (256, v.128b.)

 

Beytitte geçen “Zı-’ayn-dal” harfleri ebced Hesabıyla 974 tarihi işaret etmektedir. İrşad’-AvâmKanuni Sultan Süleyman döneminde kaleme alınmıştır.  Kanuni Sultan Süleyman 974/1566 yılının ilk iki ayında hayattadır. Bu verilere göre  İrşâdü’l Avâm, 1 Muharrem-22 Safer 974 ( 18 Temmuz-7 Eylül  1566) günleri

arasında yazıldığı ortaya çıkmaktadır.[4]

 

Eserin Diğer Yazma Nüshaları:

 

Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi,

Halid Efend Bl. Nr:123/3(315b 324a).

Kasidecizade Bl.nr:717/3.(53b-58b)

İBB Atatürk Kitaplığı, Osman Ergin Bl.nr.1657

Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi, nr:13716

Milli Kütüphane, nr 4290/2. (70a-110b); nr:7529/2(29b-51b)

Hasan Paşa Yazma Eser Kütüphanesi,nr.3156/3. (8b-12b)

 

Eserin sekiz nüshası olduğuna dair bilgiye ulaşılmıştır. Ancak Hasan Aksoy gibi

bazı  araştırmacılar; Şemseddin Sivâsî’nin bu isimde bir eseri olduğu bizzat kendi eseri Menâkıb-ı İmâm-ı Âzam (s. 163)’da ve Keşfü’z-zunûn (I, 66)’da zikredilmektedir. Ancak, yapılan kütüphâne araştırmalarında Şemseddin Sivâsî’ye âit böyle bir esere tesâdüf edilmemiştir. ihtimal ki eserin başka bir adı daha olup bu adlatanınmış olabilir.[5] Demektedir.

 

Bahse konu eser 258 beyitlik küçük bir mesnevi olup aruz vezninin mefâîlün

mefâfâîlün feûlun kalıbıyla nazmolunmuştur. Koyonoğlu nüshasında 225 beyit bulunmaktadır.[6] Bazı nüshalarda beyit sayısının 255 olduğu ifade edilmektedir.[7]

"Nasihat-name-i Şemseddin-i Sivâsî"[8] adıyla da kayıtlı olan mesnevi, Kişiye doğru

Yolu gösterecek, şeraiti öğretecek, âlim, ilmiyle âmil bir şeyhin gerekliliği belirtilir. XVI. yüzyılda Anadolu'da sürdürülen yoğun Safevi/Şii propagandasına karşı kaleme alınmıştır. Dini, tasavvufi ve ahlaki mahiyette bir nasihatnamedir. Eserde sahte şeyhler, sapık tarikatlar, yanılış inançlar ve cehalet eleştirilir. Sünni görüşler, sahabenin ahlakı hakkında bilgi verilir.[9]

 

Eserde Sebeb-i Telife dair bir bölüme rastlanmamaktadır. Eserin 1.24. beyitleri

(v.131b-132a) Giriş bölümü olarak kabul edilebilir. Bu bölüm geleneğe uyarak iki beyitlik münacatla başlar. Ancak Şairin hayatına ve devrin siyasi şartlarına bakarak telif sebebiyle ilgili bazı sonuçlara ulaşmak mümkündür.

 

İrşadü’l-Avam, Şiilerin bozuk inançlarını  Hz Ali’ye duydukları aşırılıkları,ve tarikat anlayışındaki yanlışlıkları tenkit eden bu eser  Zemin ve zaman itibariyle Osmanlılar’ın Safevilere karşı yürüttükleri  politikalara da uygun düşmektedir. Safavilerin Anadolu halkıüzerindeki tesirlerini , bu tesirlerin zamanla ortaya çıkaracağı kötü neticeleri faarkeden Sivasî, duyduğu dini, tasavvufi ve siyasi endişelerle İrşadü’l-Avam nazmetmiştir.[10]

 

Eser telif edildiği dönemde tasavvuf alanındaki yanlış anlayışları düzeltmek, halkı

bu hatalı bilgi ve, telakkilere karşı uyarmak amacıyla yazılmış nasihatname türünde bir eserdir. Halkı aydınlatmak amacıyla kaleme alındığı için ortaya seviye gözetilerek eserde külfetsiz sayılabilecek yalın bir dil kullanılmıştır.

 

Eserlerinin tetkîkinden de anlaşılacağı gibi şairin ileri denecek seviyede Kur’ân-ı

Kerîm ve Hadîs ilmine vukûfu vardır.[11]

 

Bilahere İblis’in ve ona uyan nefsin insanı kötü yola sürüklemesi anlatılır. Tekrar

münacat Beyitleri peş peşe sıralanır. Şair, Cenab-ı Hakka’a hitaben bir an bile olsa kendisini nefsine bırakmaması gerektiğini ifade eden beyitlerle giriş bölümünü bitirir.[12]

 

Konu baslıkları fazlaca fazla bulunmamaktadır. 25-255 (v.132a128b)arası beyitlerde

Beyitler Konunun işlendiği bölümdür. Burada işlenen konular farklılıklar arz etmektedir.

Şair burada öncelikle Şiilerin bozuk inançları, tarikat anlayışlarındaki yanlışlıkla r dile getirir.  Dünyanın tuhaflaştığı, insanların yalancılara uydukları, ifade edildikten sonra bir şeyh taslağının şahsında sahte şeyhlerin özellikleri anlatılır Hz. Ali sevgisindeki aşırılıklar tenkit edilir.  Şair beyitler arasına fikirlerini destekleyen üç ayet-i kerime (Mu’minun 23/101, Tevbe9/100, Hucurat 49/15) ile üç hadis-i şerif yerleştirmiştir. Zikri geçen hadislerden biri  şöyledir: "Cennet, Allah'a itaat edenler içindir, Habeşli bir köle dahi olsa: cehennem Allah'a isyan edenler içindir. Kureyşli bir melik dahi olsa."(v.233b) Müellif iki beyit sonra, “Ameli kendisini geride bırakanı, nesebi öne çıkarmaz" (v.233b) mealindeki bir hadisi iktibas eder.

 

Meşârikte bu söz mestur oluptur 

Bunu iman eden mağfur oluptur (83,v.233b)  beytiyle hadisi yorumlamaya başlar. Bu Yorumlarda insanların seferde oldukları, iyi ve güzel işler yapmadan cennete

giremeyecekleri, hayır ameli bulunmayan bir kulun soy sop ile bir adım yol atamayacağı,

ahirette Allah'ın insandan iyi amel istediği, amelsizlerin hüsrana uğrayacakları dile

getirilir.

 

Eserin 137-202. Beyitleri (v.125-127) ile 203-223 Beyitlerinde(v.127b)önce

“Hikâyet-i münâsib-i hâl der-în makâm” ve  “Hikâyet-i münâsib” başlıkları altında konuyla ilgili iki hikâye anlatılır.

 

İrşadü’l-Avam’ın son üç beyiti (256,2567,258)bitiş bölümü sayılabilir.(v.128b) Şair bir

Tarih beyti ile mesnevinin 964/1556 yılında yazıldığını ifade eder. (256, v.128b) Daha sonra eserini tamamlayabildiği için Allahü Teala’ya hamdeder. Arzusunun, erenler meclisinde anılmak olduğunu dile getiren bir beyitle eser son bulur.

 

Sivâsî’nin tasavvufî ya da sufî ahlâkın birer unsuru olarak zikrettiği hususlar aynı

Zamanda Nebevî ahlâkın bir benzeridir. Dolayısıyla böyle bir ahlâk nebevî ahlâkla ahlâklanmak demektir. Ahlâkta ise pratik olarak amaç, ahlâkı Kur’an ahlâkı olan peygamberî ya da nebevî ahlâkı edinmektir.[13]

 

Sivâsî’ye göre  tasavvufî ahlâkın belli başlı bazı özelliklerini kısaca şu şekilde

sıralamak Mümkündür: Şer’i şerifi bilmekle birlikte ilim ile âmil olmak;[14] zühd, hilm, takva ve emanet sahibi olmak;[15] Sivâsî bu hususta bir diğer önemli noktanın daha altını çizmektedir.

 

 

“Buyurmışdur zira sultan-ı kâmil

Veli olmaz cihanda merd cahil.”(29, V.132A) ki, o da yaptığı işlerinde iyi niyet ve Hakk’ın Rızasını gözetmeyen kimsenin içi ile dışının bir olmayışı,  amel ve niyetinin güzel olmayışıdır. Dolayısıyla  böyle bir kimse velilik iddiasında bulunsa bile bu hasletleri, onun bu iddiasını geçersiz kılacaktır.[16]        

 

 
 




[1], Şemseddin Sivasî, Menakıbı İmamı Azam, (Haz. Mehmet Arslan) Sivas 2015, s.614.
[2]     Hasan Aksoy, Şemdeddin Sivasî, Gülşen-âbâd, s. 13; Âmil Çelebioğlu, Kanûnî Sultan Süleyman Devri Türk Edebiyatı, s.28.
[3] Mahmut Kaplan . “Divan Edebiyatında Manzum Nasihat-Nâme Yazan Şairler ve Eserleri I”isimli  makalesinde Nasihat-Nâme adı altında bu mesnevîyi tanıtmıştır,(Yüzüncü Yıl Ü, Fen-Edebiyat Fak., Sos., Bil., Dergisi, C. III, Sayı 3, 1992, s. 56.)
[4] Hüseyin Akkaya, "Şemseddin Sivas!' nin İrşadü'l-Avâm isimli Mesnevisi", Cumhuriyet
Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi, 2003, c. VII/2, s. 1-30.
[5] Hasan AKSOY Şemseddin Sivâsî, Hayatı, Şahsiyyeti, Tarikatı, Eserleri,Cumhuriyet Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi Cilt IX/2 s. 1-43 ARALIK 2005. s.30.
[6] Hasan Aksoy,” Şemseddin Sivâsî, Hayatı, Şahsiyyeti, Tarikatı, Eserleri”,Cumhuriyet Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi Cilt IX/2 s. 1-43 ARALIK 2005. s.30.; Koyunoğlu Müzesi Ktp., Nu. 13716.
[7] Hüseyin Akkaya, "Şemseddin Sivas!' nin İrşadü'l-Avâm isimli Mesnevisi", Cumhuriyet
Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi, 2003, c. VII/2, s. 1-30.
[8] Emine Yeniterzi,” Anadolu Türk Edebiyatında Ahlaki Mesneviler”,Türkiye Araştırmalan Literatür Dergisi, Cilt 5, Sayı 10, 2007, 433-468
[9] Hüseyin Akkaya, "Şemseddin Sivas!' nin İrşadü'l-Avâm isimli Mesnevisi", Cumhuriyet
Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi, 2003, c. VII/2, s. 1-30.
[10] Akkaya, Hüseyin. "Şemseddin Sivâsî'nin İrşâdü'l-avâm adlı mesnevîsi", Sivas, 2003, Cumhuriyet Üniv. İlahiyat Fak. Dergisi, c. VII, s. 2, 130.
[11]     Eserlerinde diğer bazı mutasavvıflarda da olduğu gibi, az olmakla birlikte mevzû hadislere tesâdüf edilmektedir.
[12] Hüseyin Akkaya, "Şemseddin Sivasi külliyatı Kaside-i Bürde İrşadü'l-Avâm”,Sivas 2015,s.51.
[13] M.Kazım ARICAN, “Şemseddin Ahmet es-Sivâsî’nin Ahlâk Anlayışı”,C.Ü. İlahiyat Fakültesi DergisiXII/1 - 2008 s.121-146 (İrşadül avam,s.17)
[14] Sivasi, İrşâdü’l Avâm,s.14
[15] Sivasi, İrşâdü’l Avâm,s.15,22.
[16] Sivâsî, İrşâdü’l-Avâm, s. 14.

HEŞT BİHİŞT

Bekir ŞAHİN

Necmeddin Sivasi 1584 yılında Sivas’ta  dinî ve ahlaki bir mesnevi tarzında  nazmettiği eserine  Heşt Bihişt ismini vermiştir.  Bu eser arzunun Feilâtün Mefâilün Feilün kalıbıyla amedilmiştir. alınmıştır.

Heşt Bihişt;  Sekiz cennet anlamına gelmektedir.  Kur'an'da adı geçen sekiz cennet [Huld, Dâr-üs-selâm, Dâr-ül-karâr, Adn, Me'vâ, Naîm, İlliyyîn, Firdevs].[1] kasdedilmektedir. Letafet ve güzellikte bir benzeri olmayan bağ ve bahçeye de denir. Dünyada iyi amel işleyenlerin öldükten sonra yaşadıkları yere de Behişt denir.[2] Sultan III. Murad (ö.1595) döneminde kaleme alınan bu eser klasik tertibe uyularak tevhitle başlamakta, münâcaat ve nat’la devam etmektedir. Ashâb ve Hulefâ-i râşidîn’e de methiyeler vardır. Bundan sonra devrin padişahı III. Murad ile vezir Osman Paşa’ya medhiye yer almaktadır.

Müellifin eserini Osman Paşa’ya hediyye etmesinin sebebi; Osman Paşa’nın Irak’ta Râfızî nüfûzunu kırıp yok etmesi ve Ehl-i sünnet inancını tesis etmesidir. Bu husus Mukaddimetü’l-kitâb’da şöyle belirtilmektedir:

“Râfızî bulalı Irak’ta zuhûr Bulmış idi ferâyiz anda küsûr

  Râfızî nakşını bozup o dilîr Ola hatt-ı ferâyiz anda münîr”[3]

2800 beyitten oluşan ve alınan bu eser Şemseddin Sivasî’nin altıncı eseridir. Eserin Millet Yazma Eser  Kütüphanesinde bulunan(Demirbaş No:539/3) nüshası dışında çeşitli kütüphanelerde görebildiğimiz kadarıyla üç ayrı yazma nüshası daha bulunmaktadır.[4] Eserin Miilet Yazma Eser Kütüphanesi nüshasının çalışıldığına dair bir bilgiye ulaşılamamıştır.

 

1.      Nüsha Tavsifi

Millet Yazma Eser Kütüphanesi, A.E.Manzum, Demirbaş No:539/3,Konu: Edebiyat,Dinî-tasavvufî, miklepli, şirazeli Kalın mukavva ??? bir cilt içinde Dili: Osmanlı Türkçesidir.

79 yaprak bulunmaktadır. 193x137  142x63 mm. ebadında Sarımtırak, orta kalınlıkta, aharlı, filigranlı kağıda çift sütuna nesih hatla 19 satır olarak yazılmıştır. Osmanlı Türkçesi olan eserin başlıkları ve cetvellerı kırmızı mürekkepledir. İstinsah Tarihi; 1013/  1604’tür. Heşt-behişt, 139b-218b varaklar arasında yer almaktadır. Eser Besmele ve hamdele ile başlamaktadır;

Allah adını mübtedâ eyle  Haberi ref' edip edâ eyle

Elifin gör ki nice yektadır  Remz-i vahdette sana üstâttır

Lâm-ı lutf ile heybet-i hâyı  Havf-ı ümmîde saldı ârâyı

Şeddesi şâne-i hidâyettir  Feth-i muğlaklaradelâlettir

Bî-nukât olması delâlet eder ki  Sivâ noktasıyla bula keder

Yâni konmaya kalbe hiç deyyar……139b-

 

Der-Tevhîd-i Ef'âl

34 Bü'l-aceb kârhânedir âlem  Geldi bu sahâya benî-âdem

35 Birisi birine değil hem-vâr  Kimi fî-dalâl ü kimi jengâr

36 Her birin bir işe komuş  Bârî  Onun ile geçer onun kârı37 Kimisi râh-ı Hakk'a sâliktir  Zabt-ı emmâresine mâliktir…(v. 140a-141b)

 

Teşbîh-i Dünyâ Be-Nat'-ı Şatranc

 

 86 Nat'-ı şatranca benzedi bu edîm   Geldi kondu buna bu halk-ı dilim 

87 Biri şehdir sa'âdet ü iclâl  Ona yâr ola devlet ü ikbâl

88 Kutb-ı vakttir ki merkezi bekler  Mahzarında gazâ eder beyler

89 Kubbedir sâyesi onun halka  Avn-i Hak ola havline halka

 90 Kimi fil gibi pür-mehâbettir  Kimse durmaz önüne âfettir…(v.141b)

 

Fi-Münâcât-ı Kâdiye'l-Hâcât

 

116 Ey 'atâ bahş u zü'n-nevâlillâh  Vey hatâ-pûş-ı zü'l-cemâlillâh

117 Bahr-ı cûdun dolu iken mevvâc  Sâhilinde duran kalır mı aç

118 Gerçi bende hatâ vü zillet çok  Lîk eltâfına nihâyet yok

119 Mücrim isem nola adın Gaffâr  Müznib isem ne gam ki sen Settâr

120 Bî-garez bahşişinden et cûdî  Yolum aç sana doğru ey Hâdî

121 Dilimin ukdesin gider benden  Dileye yâ Ganî seni senden

122 Eylesem dergâhına arz-ı hâl  Beni reddetme yâ Hafiyye'l-hâl …(v.142b)

           

Fî-Medhi'n-Nebî (sav)

 

163 Ey nübüvvet berâtına ünvân Vey risâlet serîrine sultân (143b)

164 Kişver-i ilm ü hikmete vâlî Sadr-ı eyvân-ı rütbete âlî

165 Bezm-i cûdunda bu nücûmdan câm Nüh-tabakadır felek verir kâm

166 Mâh u meh bu iki sulagındır Cebrâîl hazrete ulağındır

167 Kadrine arş u kürsî bir pâye  Pâyin irgördü kadrin a'lâya

168 Âsitânında şems-i âlem-tâb  Bir kalaylıca mıhdürür deryâb…(v.144b)

 

Der-Medâyih-i Âl ü Ashâb

 

206  Şol tehâyâ ki müntehâlardır  Şol hedâyâ ki pür-bahâlardır

207 Şol medâyih ki elif-i ahyâr  Şevk ile ettiler onu tekrâr

208 Şol cevâhir ki dürr-i efkârdır  Şol zevâhir ki zuhr-ı ezkârdır

209 Cümlesi sahb u âle lâyıktır  Kim olar efdal halâyıktır

210 Âsumân-ı saâdetin necmi  Cümle-i dev-sîretin zahmı

211 Nahle-i bâğ-ı millete esmâr  Zümre-i şâh-ı ümmete ezhâr

212 Ravza-ı millete olup vâlî  Hıtta-ı dîne oldular hâmî

213 Himmet esbine bindiler çâlâk  Maksada sürdüler onu bî-pâk (v.145a)


Der-Medh-i Ebûbekr es-Sıddîk (ra)

 

216 Hâssa ol server-i serîr-i dîn  Bihterîni gürûh-ı sahb-ı güzîn

217 Âsuman-ı sadâkatin mihri  Sadef-i safvetin odur dürrü

218 Yâr-ı gâr-ı Rasûl-i Rabb-i latîf  Sâniyi'sneynle bulan teşrif (145a)

219 Kadem-i sıdkı evvel ol bastı  Kavs-ı îmânı arşa ol astı

220 Sâbık oldu kamu umûrunda  Her işi görmüş idi yerinde

221 Çünkü bastı hilâfete ol pâ  Bey'ata el uzattılar cemmâ

222 Yoktur onun hilâfetinde hilâf  Herzedir ger dediyse Şiî hilâf..(145b)

 

Der-Medh-i Ömerü'l-Fârûk (ra)

 

223 Geldi Ömer ikinci merdâne  Dikti âyât-ı adli meydâna

224 Dürre-i dâdı destine muhkem  Tutup etti siyâseti bî-kem..(145b)

 

Der-Medh-i Osmân-ı Zi'n-Nûreyn (ra)

 

230 Sâlisen geldi hizmete Osmân  Onu sadra geçirdiler ihvân

231 Verdi İslâm'a bu dahi revnak  Tâze ahde eriştiler el-hak

232 Hıten-i şâh idi o zü'n-nûreyn  Hilm ile mâh idi o zü'n-nûreyn

233 Kızarırdı güneş hayâsından  Utanırdı melek likâsından…(v.145b)

 


 

236 Geldi dördüncü Haydar-ı Kerrâr  Bunun ile tamâm olur Çâr-ı yâr

237 Menba-ı ilm ü mahzen-i esrâr  Mâden-i hilm ü mecma-ı âsâr

238 Hıt           ta-ı ilm ü hikmete vâlî  Arsa-ı akl u fıtnata 'âlî

238 Hel etâ şânına eder teşrif  La fetâ vasfını ede târîf

239 Bîşe-i şer'-i Ahmed'in esedi  Sâlikân-ı tarîkatin senedi

240 Mâhi-i küfr ü hâmi-i millet  Zevc-i Zehrâ vü vâli-i ümmet

241 Hûşe-çînidir evliyâ cümle  Tûşe-gîridir esfiyâ cümle

242 Yâ İlâhî bi-hürmet-i hulefâ  Ki bulardır hüdât-ı râh-ı Hudâ

243 Bizi eylegil onlarla mahşûr  Âl ü ashâbtan eyleme mehcûr (v.146a)

 

Der medh-i pâdişâh-ı İslâm Zillullâhi fi’l-arzı ale’l-enâm

 

252 Kıble-i mü'minîne oldu hakem  Kâbe'ye taş atar bakan ona kem

253 Ravza-ı servere budur hâdim  Buna yâr olmayan ola nâdim …(v.14b)

276 Ulemâ zümresine müttefîktır  Sulehâ fırkasına müşfiktir…(v.147a)

280 Cümle fenne vukûfu vâfîdir   Kenz-i irfâna şerhi kâfîdir

281 Çün senâsına yok onun encâm Şemsiyâ eyle dâvetinde kıyâm.. (v.147a)

 

 

 

                  312  Sa'dı dâ'im ola siyâda müdâm       Itvı tûle'l-kelâm temme merâm (v.148a-148a

 

“Mukaddime-i Kitâb”

 

313 Kıl tevekkül Cenâb-ı Rahmân'a  Et tevessül Habîb-i Yezdân'a

314 Söyle bir dâstân-ı rahmet-bâr Bağla bir bûstân-ı ni'met-bâr

315 Sal yine sofra-ı kerâmetten  Hân-ı ma'nâ düşe sehâvetten

316 Şecer-i ömrün erdi sittîne  Korkarım vermemiş ola tîne

317 Bağ-ı nev dikmeye heves eyle  Merkeb-i şevki hoş feres eyle

318 A'nî bâg-ı maârif-i Mevlâ  Ki budur cümleden olan evlâ

319 Onda her meyveden nişân eyle  Anı vakf eyleyip feşân eyle

320 Bünye-i ömre îtimât etme Sele gitmiştir îtikât etme…(v.148a)

 

Dünyanın  dört kavram üzere kaim olduğunu ifade eden Şemsî, Heşt Bihişt’i de dört makama ayırır ve her makamda bir kavramı zıddıyla birlikte birer ravzada anlatır.

 Böylece Heşt Bihişt; Adalet ve Zulüm, İlim ve Kötü İlim Adamları (Cehalet), Cömertlik ve Cimrilik, Fakirlere Övgü ve Fakirlere Yergi konularının işlendiği sekiz kısımdan müteşekkil bir eser olarak karşımıza çıkar. Burada tasavvufta ve özellikle Mevlâna’nın eserlerinde sıklıkla karşımıza çıkan zıtlıkların birliği – her şey zıddı ile kâim olur – ilkesi de görülür. Kâinat nasıl ki zıtlıkların birbirini ortaya çıkarmasıyla kaim olmuşsa, Şemseddin Simavî de eserini bu durum üzerine bina etmiştir.[5]

Makam adı verilen dört bölümden oluşan eserin her bölümü de ravza diye adlandırılan ikişer kısımdan meydana gelmektedir. (V.148a-218b) Sivasî, eserini dört makama ayırdığını şu beyitlerle açıklar;

 

378 “Pes bu evrâkı döt makâm üzre

Eyledim umarım bulam behre “.. (v.150a.)dedikten sonra

 Birinci Makam’ın ilk Ravza’sı adaleti ele almaktadır.

1.      Ravza: Adâlet

379 Adl odur râh-ı Hakk'a gitmektir  Her ne kim der Hak onu etmektir

380 Adl odur şer'a hâdim olmaktır  Onu icrâda 'âzim olmaktır

381 Yâni mîzân-ı şer'e uya amel  Vermeye râh-ı murtazâya halel

382 Adl odur kendi bârını gayra  Yükletip vurmaya ona yara

383 Adl odur olmak için âsûde  Etmeye hiç nüfûsı rencide

384 Adl odur kendiye girye olanı  Kimseye etmeye fakîr ü ganî

385Bir kese hâsım olur eğer zuafâ  Onu irzâ ede vü kıla vefâ..

diye devam eden bu bölümde adalet üzerinde durulur, adalet ve adaletli kişinin nitelikleri tarif edilir.

“Hz Musa”, “Nuşirevan” ve “Sultan Mahmud” ile ilgili üç hikâyeye yer verilen bu kısımda hikâye aralarında münacat türünde iki şiire yer verilmiştir. Şemsî, Kur’an, Hadis ve tasavvufa olan vukûfiyetini burada da göstermiş, şiirlerinde ayet ve hadislere iktibasta bulunmuş, tasavvuf düşüncesini mısra aralarına ustaca yerleştirmiştir.

 

Hikâye: Hz. Musa

 

388 Dinlegil bu hikâyeti diyeyin  Sana ahval-i adli şerh edeyin

389 Bir gün ol Hazret-i Kelîm-i Hudâ  Tura çıkmıştı dedi ey Mevlâ…(150b)

diyerek devam etmektedir.

Daha sonra Hikaye-i Nuşi revân (151b) devam etmektedir. Hikayenin akabinde Münacaat bulunmaktadır:

 


 

334 Beni yâ Rabbi mahrem-i esrâr  Eylegil bunda ki olam ona yâr

335 Koma üstümde kimsenin bârın  Ki onu istemeyeler yarın

336 Bunda vü onda etmegil beni hâr  Ve kınâ Rabbenâ azâbe'n-nâr…(v151b.)

Sultan  Mahmut ile âyas hikaye ediliyor.(v.154a-160b). Hz. Mevlâna’nın Mesnevisindeki Dünyayı hamama benzeten hikayesi,  (v.162a-163b) Hikaye-i Zalim Şah (v.163b-166a)  Hikaye-i İbni İlyas (v.166b-167a) Münacaat (v.167a,b) Hikayet-i Dehgan (köylü) Enûşirvân kıssası (167b168a,b), Hiyayet-i Enişirvan(v.169a169b) hadis ve âyetler şerh ederek ele alınmış, zulüm, kibir, mal, mülk ve mevki hırsının kötülükleri anlatılmıştır. Münacatla birlikte birinci makam sona ermektedir.

İkinci Makam

Bu makamda ; İlmi ile âmil olan âlimlerin durularından övgüyle bahsedilmektedir. (v.170a,b171a.) “İlim ve Âlimlerdir” Âlim-i mutlak, Allah’ın sıfatıdır. O’nun ilmi; zâtı gibi ezeli ve ebedidir, her şeyi kuşatır. O, ilmiyle her şeyi yaratmış ve nizam vermiştir. Hz. Adem’i yaratan ve ondan da tüm insanlığı türeten O’dur. İnsan, yeryüzünde Allah’ın halifesidir. Onu bu yüce makama çıkaran da Allah tarafından kendisine verilen ilimdir. İlim, aynı zamanda insanı Allah’a yaklaştıran araçtır.

Hikâyet-i İskender ve âb-ı Hayât başlığı altında İskender’in âb-ı hayatı araması, âlim ve abid arasındaki farkı gösteren iki hikâyeden sonra (v.171a,b-172a,b, Münacaat(172b-174a.), Hikayet (v.174a-176ab) Münacaat (v.176a-179a), bulunmaktadır.

I.                   Ravza;

Bu Ravzada; İlim adamı çeşitleri (1v.179a-180b) anlatılır. Burada anlatılan bir diğer hikayede “Dilci ile Derviş Hikayesi”dir. (180b-182a) Münacaat (v.182a), 2. Ravza’da  Kötü İlim Adamları ve Kötü Şeyhlere yer verilmektedir. İlim ehli görünüp, sırrına vakıf olamadıkları bilgi ile şahsi menfeat sağlama uğraşısı içinde dine zarar veren güruha ağır eleştiriler getirir.  (v.182a-183b) Burada sarhoş ile köpeğin hikâyesine yer verilmiştir. (v.183b-184b), Münaccat (v.184a-186b.) ile sona ermektedir.,

 Üçüncü Makam

Bu makamda, cömertlik ve cömertler övmekte ve cimrilik ve cimrilerden de bahsetmektedir. Burada dünya malı Hakk’a yakınlaşma vesilesi olarak görülür. Mal muhtaçlara tasadduk edilerek, sıla-i rahim için harcanarak veya konum komşuya ikramda bulunarak kişi malını yaradana yaklaşma vesilesi olarak kullanmalıdır, tavsiyesinde bulunulur. (186b.)

1.      Ravza:

  Üç ibretamiz hikayeye yer verilir.(v.187a.187b). Bu hikâyelerde dünya malının aldatıcılığı, zenginlik ile fakirliğin geçiciliği ve aslolanın kanaat ve malı hayra harcamak olduğunu vurgulanır. Kişi zenginken cömert, yoksulken kanaatkâr olmalıdır. Yüce Allah, zenginliği dilediğine verir ve dilediğinden alır. Her şey Kaf ile Nun arasında cereyan ederken insan hem varlıkta hem de yoklukta Rabbine ulaşmanın yollarını aramalıdır.

 Hikayet (v.187-189b), Hikayet-i Hz.İbrahim (v.189a191b). Münacaat (191b), Hızır ile Dilenci Hikayesi(v.191b.-195a) Münacaat (v.195a), Teşbih-î Mâl-u Câh (v.(195b-196a).

2.Ravza;

Cimrilik ve cimrilere yergi üzerinde durularak, dünya zenci bir köleye benzetilmiştir (v.196a-196b), . Hz. İsa ve Salebe’ye ait iki hikâye anlatılmaktadır; Hikayat-ı Hz. İsa(v.196b-198a), Münacaat (v.198a),  Teşbihi dünyâ be gulâm-ı Zencî (v.198a-199b.)Hikâyat-ı Sa’lebe (v.199a-202a), Münaccat202a-202b.) ile bu makam hitam bulmaktadır.

Dördüncü Makam

 Bu makam, fakirler ile alakalıdır.(v.202b.)

1.Ravza:

 Övgüye layık olan fakirleri anlatır. İnsan, Allah’ın verdiği rızka razı olmalıdır diyen Şemsî; asıl fakirliğin, hırs ve tamah içinde kalmak olduğunu söyler;

2265 Fukarâ ol değil ki malı yok  Hırs ile züll ile suali çok (v.203,)

Diyen Şemsî; İnsanoğlunun dünyaya muhtaç olarak geldiğini, yaşı büyüdükçe ihtiyaçlarının arttığını bildirir. Bununla birlikte manevi ihtiyaçlar da hâsıl oluğunu anlatır. Bazıları tamahkâr bazıları kanaatkâr olur, kimi nefsine kul olurken kimi Mevlâ’ya kul olur, kimi zevk uğruna ömür harcarken kimi Rabb için ömrünü sunar. Kanat sahibi fakirlere övgüler ve tamah ile her dem muhtaç olanlara yergilerden sonra Şemsî gerçek fakirlere nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili nasihatler verir. (v.202b-203b)

 Konuyla ilgili hikaye  ve aralarında münacaatlar yer alır: Hikayet (v.203b-207b.) Münacat (v.207b.-208b.)Hikayet-i Sultan Mahmut ile Fakir. ( v.208b-210a) Münacaat (v210a-210b.),Hikayet-i Şeyh Ahmed Hadraviyye (v.210a-213a),Takrib (v.213b.), Münacaat (v.213b.),

2.                Ravza;

                   Yerilmesi gereken fakirler hikaye edilmektedir. (v.214214b.) Hikâyet (v.214b.-215a) Takrib 8v.215a-216a), Hikayet (v.216a-217a Münacaat (v.218a-218b.)   

Her bölümde anlatılan konuyla ilgili olarak çok sayıda hikâyeye yer verilmiştir. Bölümlerde çok sayıda münâcât da bulunmakta ayrıca yine anlatılan konuyla ilgili ayet ve hadis metinleri de yer almaktadır.

 Metin (v. 218b.) derkenarda eserin yazılış tarihini bildiren (h.908);

2798 Çün dokuz yüz sekiz dahi doksan  Olmuş idi beyâzıma hüsbân

2799 Aşr-i âhirde idi şehr-i sıyâm  Kadre erdi kitâb-ı misk-i hitâm

2800 Kâbe-i maksada erişti kalem  Gel elini yüze sürem o dem  (v.218)

 Beyitleriyle bitmektedir. Bu tarih Temmuz 1590’a tekabül etmektedir.

 

Başı: Başı: 139b

الله ادينى مبتدا ايله

خبرى رفع ايدوب ادا ايله

 Allah adını mübtedâ eyle

Haberi ref' edip edâ eyle

 

Sonu:218b

كعبۀ مقصده ارشدى قلم

كل ياغينى يوزه سور م او د م 

 

Kâbe-i maksada erişti kalem

 Gel elini yüze sürem o dem

 2800 beyit ihtiva etmektedir.

 

 

 

 

 



[1] Ferit Develioğlu,  Osmanlıca Lügat, Ankara 1980, s.428
[2] İdris Bitlisi, İdris-i Bitlisî, Heşt Behişt, VII. Ketibe (Fatih Sultan Mehmed ve Devri),(Çeviri: Muhammet İbrahim Yıldırım) TTK, Ankara 2013, s.LII.
[3] Nermin Buluz, Şemseddin Sivâsî’nin Heşt-Bihişt Mesnevisi(İnceleme-Karşılaştırmalı Metin),Cumhuriyet Ü.,SBE,Sivas 1997. 
[4] Heşt Bihişt, Süleymaniye Kütüp., Mihrişah Sultan Bl. Nr.282.
  Heşt Bihişt, Süleymaniye Kütüp., M. Arif-M. Murad -Mihrişah Sultan Bl. Nr.19.
  Heşt Bihişt, Topkapı Hazine Kit. Nr.285.
[5] Şemseddin Sivâsî, Heşt Bihişt, (Haz. Alim Yıldız)Sivas 2015,s.26.

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...