10 Aralık 2014 Çarşamba

OSMANLI DÖNEMİNDE KADINHANI’NA BAĞLI KÖYLER


OSMANLI DÖNEMİNDE KADINHANI’NA BAĞLI KÖYLER

                                                                                                          Barış SARIKÖSE*

Osmanlı döneminde Saidili, Saideli şeklinde belgelerde geçen Kadınhanı, Selçuklular döneminden itibaren Konya çevresindeki önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Raziye Hatun tarafından 1223’te İpek Yolu üzerinde inşa edilen hanla birlikte Kadınhanı ve çevresi hızlı bir şekilde gelişme göstermiştir[1]. Osmanlı döneminde nahiye merkezi olan Saidili, XX. yüzyıl başlarında kaza haline gelmiştir. Nahiye adı olan Saidili/Saideli yerine daha sonra Kadınhanı adı ön plana çıkmıştır. Osmanlı döneminde nahiye merkezi olduğu dönemlerde Kadınhanı’na birçok köyün bağlı olduğu görülmektedir.

Fatih döneminde (1451-1481) Konya ile birlikte Kadınhanı da  kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmiştir. Kanuni Sultan Süleyman dönemine (1520-1566) ait 1530 tarihli tahrir defterinde Saidili,  Konya’ya bağlı bir nahiyedir. Nahiye sınırları içinde 40 civarında köy ile 60’a yakın mezra vardır[2]. 1584 tarihli tahrir defterine göre; Saidili, Sahra-yı Konya, Sudirhemi ve Hatunsaray’la birlikte Konya’nın dört nahiyesinden biridir. Saidili’nin bu dönemde ileride kasaba olacak potansiyele sahip bir köyü bulunmaktaydı[3]. Bu köy büyük olasılıkla Kadınhanı idi. Kadınhanı, daha sonraki dönemlerde nahiyenin merkezi olmuştur.

 

1530’da Saidili / Kadınhanı’na bağlı köy ve mezralar

Köy
Mezra
Apsarı
Lâdik
Ada
Halil Sarayı
Samut
Ballık
Öşekci
Ağcalar
Harami Kuyusu
Senir
Bengi
Said
Alakız
İncüğez
Sivri Kilise
Bozuk
Saray-ini
Aşağı Dağdur
İnlüce-viran
Taş-kesdük
Çandır
Saraycık
Aşağı Kirniç
İsabey-sarayı
Tekür-satan
Çavuş
Serrac
Atlu Hisar
Kalburcu
Uğruca-öz
Çeltük
Seyrek
Avcıkaya
Karaköy
Uşak-öyüğü
Çeşmecik
Tasın
Bağ-i Hasan
Karaöyük
Uzuncakuyu
Deve Kaya
Yeğanlu
Bali Işık
Keşçi-başı
Üç-ağıl
Göresünler
Yenice
Celal
Kelemiç
Halid
Günay Pınar
Yenice Kayı
Çakmak
Kırca
Rüstem Çiftliği
Hacı Pınar
Üç Kayı
Çardak Kaya
Kısacıklar
Rahmanlar
Harun
Zengi
Çeşmecik
Kızıl-viran
Gönan Çiftliği
Hatun
Zezeve
Dağdura
Kildiros
Osmancık
Kâfir Değirmeni
Kirlü
Deniş
Koz-ağacı
Orta-Viran
Kara Sevinç
Koçmar
Dığrak
Kuyumcu
Gölsek
Kestel
Kökez
Doğan Öyüğü
Mermerlüce
Orta Kuyu
Kındıras
Hacı Pınar
Emir-hani
Meydan-viran
Gögenin Ovası
Kilisecik
Kuyucak
Emir-Seydi
Mihmad-Arab
 
Kilise-ini
 
Gelemiç
Navina
 

 

Anadolu’da XVII. yüzyılda yaşanan Celali isyanları sırasında Kadınhanı çevresinde de büyük bir sosyal hareketlilik yaşanmıştır. Bu dönemde Kadınhanı çevresinde de birçok köy eşkıya saldırıları neticesinde boşalmıştır. Boşalan köylere Türkmen oymak ve cemaatleri iskân edilmek suretiyle nahiye nüfus bakımından takviye edilmiştir.

Kadınhanı ve çevresi eşkıya saldırılarından dolayı, 1721-1727 yılları arasında boşalmış olduğundan han çevresine Boz-ulus oymakları yanında diğer cemaatler de yerleştirilmiştir. Kadınhanı’na 1721’de Boz-ulus’a mensup boylardan, Oğul-beyli oymağından Sarılı, Derili, Abdurrahmanlı, Karasarılı, Hacılı obaları gibi boylar iskân edilmiştir. Eski yerleşik ahali ile birlikte yeni yerleşenlerle nüfus arttığından hanın arazisi yetmediğinden etraftaki boş araziler de han sınırları içine alınmıştır. Yine Kadınhanı’na bağlı Atlandı köyüne Boz-ulus oymaklarından Küşne, Kara Halilli, Danişmendli, Çiyan oymaklarından 200 hane kendi arzusu ile yerleşmişlerdir[4]. Bütün bu iskân faaliyetlerine rağmen yine aynı tarihlerde Kadınhanı reayası bir ara dağılarak başka yerlere gitmişlerdir[5].

Kadınhanı’na bağlı köylerin sayılarında XIX. yüzyıla kadar bir düşüş söz konusudur. Köy sayısındaki düşüşün temel nedeni eşkıya saldırıları sonucu bazı köylerin boşalması, bazı köylerin de diğer idari birimlere bağlanmasıdır. Ayrıca XIX. yüzyılda tımar teşkilatının lağvedilmesi ile köyler hızlı bir şekilde boşalmıştır. Nahiyedeki köy sayısı bir ara dokuza kadar düşmüş ancak XIX. yüzyılda muhacirler için kurulan yeni yerleşim birimleri ile köy sayısı artmıştır.

                       

Kadınhanı’na XIX. Yüzyılda Bağlı Köyler

Köy
Nüfus
Hane
Saidili Nahiyesi
3761
1025
Osmancık
125
27
Kökez
95
32
Sarayönü
416
132
Lâdik
771
225
Atlantı
1116
366
Gözlü
217
94
Kolukısa
263
90
Yenikaya
90
20
Toplam
7052
2071

 

Kadınhanı’na bağlı köy sayısı XIX. yüzyıl sonlarında tekrar artmaya başlamıştır. Kadınhanı’nda 1882-1883’te nahiye merkezi dışında 11 köyde 1625 hane vardır[6].

Köy sayısındaki artışın temel sebebi bu yıllarda nahiyeye muhacir iskânıdır. Muhacir iskânı eski köylere ve yeni teşkil edilen köylere olmuştur. Nahiyeye bu yıllarda Rumeli ve Kafkasya’dan gelen muhacirler yerleştirilmiştir. 1889-1891’de 32 hane 172 kişilik Rumeli muhaciri Sarayönü’nde iskân edilmişlerdir. 32 hanede 158 kişi Rumeli muhaciri, Mesudiye adlı yeni kurulan köye ve Lâdik’e de üç hanede 13 Rumeli muhaciri yerleştirilmiştir, Çürüksu adlı yeni kurulan köye 38 hane 152 kişi, Eşme-çeşme’ye 78 hane 349 kişilik Kafkas muhaciri iskân edilmiştir. 1894-1895’te bir ara bağlı köy sayısı 13 olmuş, 1899-1900’de köy sayısı 20’ye yükselmiştir[7]

 

 

 

Kadınhanı’na 1894-1897’de bağlı köyler şunlardır:

 

Köy
Hane
Nüfus
Ertuğrul
38
150
Atlantı
278
1372
Zebir Çeşme
74
311
Zebir Kuyulu
24
106
Sarayönü
310
1066
Şahviran
45
343
Osmancık
47
480
Kolukısa
147
846
Kökez
29
188
Gözlü
120
747
Kestel
32
178
Lâdik
280
1698
Mahmudiye
148
433
Mehdili
10
50
Mesudiye
29
119
Mecidiye
70
323
Yığar
20
86
Yenicekaya
57
341

 

Kadınhanı’na, 1904-1905’te 20 köy bağlı olup beş on sene içinde muhacirler için sekiz yeni köy kurulmuştur. Bu yıllarda nahiyeye bağlı köy sayısında değişikliklerin olduğu anlaşılmaktadır. Nahiyede muhacir köyleri olarak Mahmudiye, Mecidiye, Mesudiye köyleri kurulmuştur[8]. XIX. yüzyıl başlarında, Atlantı, Lâdik ve Sarayönü en büyük köylerdir. Cumhuriyet döneminde Sarayönü, Kadınhanı’ndan ayrılarak müstakil bir kaza haline gelmiştir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Saideli adıyla Konya’ya bağlı bir kaza olan Kadınhanı yine merkez konumundadır. Bu tarihte Kadınhanı merkezde altı mahalle vardır. 1928’deki idari teşkilatta Kadınhanı’na bağlı 51 köy vardır. Bu köyler; Atlandı, İttihadiye, Ertuğrul, Başkuyu, Bayramlı, Pusad, Tahsin, Çeşmecik (Mehdili ile birlikte), Hacıoflazlar, Hacıpirli (Afşarlı ile birlikte), Hacımehmedli, Dırağan, Zengi, Sarayönü, Şahviran, Tosunoğlu (Cerid’le birlikte), Osmancık, Umran-ı Hamidiye, Galata (Gök-imam ile birlikte), Kamışlıöz, Kabacalı (Karayörüklü), Karabıyık, Karahisarlı, Karasevinç (Çıbık ile birlikte), Kındıras, Kurthasanlı, Kuş (Dellal), Kurşunlu, Konurviran, Kolukısa, Kızılkuyu, Kuyuluzebir, Kestel, Gözlü, Kökez, Köylütolu, Kirlikuyu, Lâdik, Mecidiye, Mahmudiye Mesudiye, Meydanlı, Yenicekaya[9].

Cumhuriyet döneminde zaman zaman bazı köyler Kadınhanı’ndan ayrılarak Sarayönü  gibi müstakil kaza haline gelirken bazı köyler de çevre kazalara bağlanmıştır.



*Doç. Dr., Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Karabük.
[1] Selma TURHAN SARIKÖSE, “Türkiye Selçukluları ve Beylikler Dönemlerinde Kadınhanı”, Konya Ansiklopedisi, C.V, Konya, 2013, s.15; Doğan YÖRÜK, “Osmanlı Döneminde Kadınhanı”, Konya Ansiklopedisi, C.V., Konya, 2013, s. 16.
[2] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (937/1530), Konya, Bey-şehri, Ak-şehir, Larende, Ak-saray, Niğde, Kayseriyye ve İç-il Livâları, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Yay, Ankara, 1996, s. 16-44.
[3] Suraiya FAROQHI, Osmanlı’da Kentler ve Kentliler, (Çev.: Neyyir KALAYCIOĞLU), İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay., İstanbul, 2000, s.146-247.
[4] Cengiz ORHONLU, Osmanlı İmparatorluğunda Derbend Teşkilâtı, Eren Yay., İstanbul, 1990, s. 114.
[5] Yusuf HALAÇOĞLU, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, TTK, Ankara, 1991, s.68.
[6] Konya Vilâyet Salnamesi, 1300, s. 108.
[7] Konya Vilâyet Salnamesi, 1310, s. 246-247; 1312, s. 232-23; 1317, s. 114, 1322, s.285.
[8] Barış SARIKÖSE, “Konya Vilâyet Salnâmelerine Göre Saidili Nahiyesi’nin İdarî ve Sosyo- Ekonomik Yapısı”, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, S.32, Konya, 2012, s. 296, 301-302.
[9] Dahiliye Vekâleti, Son Teşkilât-ı Mülkiyede Köylerimiz, İstanbul, 1928, s. 849-850.

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...