Yayınlar

Mayıs, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AHİLİK VE ESNAF

Resim
Bekir ŞAHİN


Medeniyetimizde yaşanabilir bir dünya, huzurlu bir toplum meydana getirme projesi olan Ahilik, Türkiye Selçuklu Devleti’nde XII. yüzyıl sonlarında tasavvufa dayalı bir esnaf örgütü olarak ortaya çıktı.Bu teşkilatın yayılmasına hükümdarlarla üst düzey devlet adamları ve aydınlar katkı sağladılar.
Ahilik, Türklere İslami kurallar çerçevesinde üretmeyi öğreten bir kurumdur. İş hayatına belli kriterler getirmiş; çalışmanın, üretmenin önemini kavratmıştır. Bunun sonucunda; Ahi Baba, Anadolu Bacıları ile çırak, kalfa olarak çalışan, yüksek ahlâklı, misafirperver, vatanı uğrunda canını bile ortaya koyan erdemli bir insan tipi oluşturmuştur.
Ahilik, Türkiye Selçuklularından sonra Anadolu’da kurulan beyliklerde de etkili oldu. Bu dönemde çok sayıda Ahi, tekke, zaviye, mektep, medrese, cami ve mescit yaptırdı. Osmanlı döneminde özellikle şehirlerde debbağhane, saraçhane gibi esnafların yoğun oldukları iş yerleriyle ticaretin hareketli olduğu bedesten, arasta gibi ticaret yapıları ülke…

MEVLÂNÂ VE SULTAN VELED’İN ÇEVRESİNDEKİ AHÎLER

Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu Hz. Mevlânâ Anadolu’daki çeşitli şehirleri babasının yanında belki de 3, 4 yıl kadar dolaştıktan sonra 15 yaşında Karaman’a ulaşmış, 1229 yılında 22 yaşında Konya’da daimi ikamete başlamıştır. Sultan Veled ise babasının ve dedesinin yanında Konya’ya vardığında 3 yaşlarındaydı ve burada 1312 yılında gözlerini fani dünyaya kapattı. Böylece halkla ve devlet adamlarıyla bir arada Anadolu’da, Selçuklu’nun başkentinde önemli ve hareketli bir yüzyılın merkezinde yaşadılar. Anadolu toplumunda büyük ve değerli bir varlığı olan Ahîlerden birçok kişinin Mevlânâ’nın çevresinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu beraberliğin görünen ilk halkası Ahi Türkoğlu diye tanınan halifesi Çelebi Hüsâmeddîn Hasan (öl. 1284), Konya ahîlerinin reisinin oğludur. Bugün bütün dünyaya ulaşan Mesnevî’nin yazılmasındaki çabasını bizzat Hz. Mevlânâ anlatmaktadır: Ey Hak ışığı Hüsameddin! Sen, ışığıyla Mesnevî’nin ayı geçtiği kişisin. Ey ümit ocağı! Senin yüce himmetin bunu çekip götürüyor; nerey…

Salnamelerde Geçen Osmanlıca Terimler Sözlüğü

Osmanlıca Terimler Sözlüğü Acemi oğlanı ; Acemi ocağına yeni alınmış,henüz eğitim görmekte ve yetişmekte olan genç yeniçeri adayı.
Akağa ; Sarayın haremindeki zenci olmayan hadım harem ağası.(Darüssaade ağası)
Arpa Emini ; Saraydaki padişah ahırının en üst düzeydeki yöneticisi.Ahır masraflarını ken disine emanet edilen paradan yapan kişi.
Arz odası ; Padişahların devlet büyüklerini ve yabancı elçileri kabul edip dinledikleri oda.
Askeri Rüşdiye ; Askeri ortaokul.
Aşçıbaşı ; Saray mutfaklarındaki aşçıların başı. Babıâli ; ( Yüksek kapı anlamında) Osmanlılarda Sadaret (Başbakanlık),Dahiliye ve Hariciye (İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı) ve Şurayı Devlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu bina.
Babüssaade Ağası ; (Kapuağası/Sarayağası) Saraydaki hadım Darüssaade ağaları ile Akağaların ve Enderun memuriyetlerinin genel amiri.
Baltacı ; Sarayda harem muhafızlarına verilen ad. / Seferler sırasında askeri birliklerin önünde giden ve yolların kapanmasına neden olan ağaçları kesen eli baltalı olan,uzun …