12 Temmuz 2017 Çarşamba

ÇARŞILARIMIZ VE AHİLİK

            
               
Tarihi çarşılar bulundukları şehirlerin kalbi konumundadır.  Buralar ne kadar düzenli ve hareketli olursa, şehirler de o kadar canlı olacaktır. Selçuklılardan günümüze çarşı belli bir düzene sahiptir.
 Selçuklularda artması özendirilen esnaf sayısı ve mekânına, Osmanlılarda iş kolunun özelliğine göre üst sınır getirilir. Bu düzen hem kurallar hem de düzenleyici ilkeler içerir. Kent alanlarının yaklaşık yüzde 10 kadarını kapsayan çarşıların prototip bir modeli vardır. Çarşının ortasına cami yerleştirilir. Bunun çevresinde esnaf iş yerleri bulunur. Bezistan ya da diğer adıyla bedesten bunların başında gelirdi. Dükkânlar bunun etrafında halkalaşarak sürekli açık olan çarşı ile kent halkına belli günlerde hizmet veren Pazar yeriyle birbirini tamamlardı.
                Küçük boyuttaki dükkânlar, arasta, han, bedesten genelde ahşap saçaklarla, seyrek olarak da örgü duvar ile örtülmüş dar sokaklar sekiz asır boyunca Türk Anadolu Ticaret Merkezinin değişmez öğeleri olmuşlardır.
Çarşıda sadece ticaret değil siyaset de vardı. İş tartışmaları kadar devlet idaresi de buralarda konuşulurdu. Hayat damarları başka hiçbir yerde olmadığı kadar merkez çarşıda atardı.
              

  Selçuklu ve Osmanlı devrinde çeşitli etnik grupların bir arada yaşaması ve birbirleriyle kaynaşması en iyi çarşıda gözlenirdi. Kentin önemli grubu olan esnaf, zanaatkâr ve tüccar çarşıda kümelenirdi.
                Osmanlı çarşının merkezi ve sağlam mimarisiyle çarşının iç kalesi niteliğinde idi.  Bu mekânlar çift kilit sistemiyle denetlenirdi. Bedestenin muntazam ve emniyetli bir muhafaza teşkilatı vardı.
Bu çarşılar ruhunu: Medeniyet tasavvurumuzun bir diriliş şifresi Fütüvvet hareketinin Anadolu’da ortaya çıkmış boyutu olan Ahilik teşkilatı beslerdi.  
Ahilik; tarih boyunca aksiyoner yapıya sahip olan milletimiz tarafından derin bir kabul görmüş ve hâkimiyet kurduğu coğrafyalarda sadece barış ve huzurun değil, aynı zamanda insanı merkeze alan ekonomik anlayışın solmaz ve pörsümez temsilcisi olmuştur.
Tarihimizin en büyük ve en uzun ömürlü devleti olan Osmanlı-Türk Cihan devletinin kurucu iradesi  “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” diyen Şeyh Edebâli bir Ahi şeyhidir.  “Sevgi, davanın esası olmalıdır. Sevmek ise sessizliktedir. Bağırarak sevilmez” diyerek günümüzde en çok muhtaç olduğumuz barış ve huzurun formülünü veren yine Şeyh Edebâli’dir.
 Şehri; cuma kılınır, bazar durur yer olarak tanımlayan Osmanlılar ile birlikte Konya çarşısı yeniden yapılanmış;  Selçuklu devri çarşısına göre daha kapsamlı bir biçim almıştır.   
Çarşı  ve bedestenlerde  çalışmayı ibadet sayan bir anlayışla, mesleğini icra eden bir sanatkâr ve ticaret erbabı vardı.
Bunlar hakkın rızasını gözeterek halka hizmet etmiş, Ahiliğin temel değerleri olan; cömertlik, doğruluk, dürüstlük, müsamaha, itimat, muhabbet, sabır, dostluk, fedakarlık, adalet, kanaatkarlık düsturlarına ve komşuluk hukukuna riayeti elden bırakmamışlardır. Günahlardan sakınmışlar, ölçü ve tartıda doğruluktan ayrılmamışlar, ‘müşteri velinimetimdir’ mülahazasıyla hep mütebessim olmuşlardır.
Kaliteli mal imal edip, hileli mal satmaktan, yalan söylemekten, insanları aldatmaktan imtina etmişler; hayatın her anında kul hakkını gözetip, kimseye haksızlık yapmamayı şiar edinmişlerdir.
 Mesleki kaidelere sadakat göstererek, helalinden kazanıp, haram lokma yememeye dikkat etmişler, Ahi ruhuyla ahlaki değerlere sarsılmaz bir şekilde sadakat göstermişlerdir.
Türkiye Selçuklularının esnaf teşkilatı olan ahiliğin ana unsurunu oluşturan ticaret ve iş ahlakı sevgi ve saygı kuralları günümüz modern iş dünyasının da aradığı özelliklerdir.
Bu sağlam temellere dayanan iş ve ticaret ahlakı Cumhuriyet Konyası’nda da hayatiyetini sürdürme gayreti içindedir.
            Selçuklulardan günümüze Ahilik ve beraberinde oluşmuş esnaf teşkilatları sayesinde Konya’nın çarşı ve pazarlarının birçoğunun adının bilinmesi, mekânların hâlâ o isimle anılmasının nedeni de bu geleneğin devam etmesindendir.

            Konya’nın çarşılarını oluşturan arasta, bedesten, dükkân ve pazarlar bugünün modern şehirlerinde de görülmektedir. Yüzyıllar ötesinden günümüze gelen bedesten hem yapı hem de ticaretin merkezi olarak hayatiyetini halen Konya’da sürdürmektedir.        

Belediyelerimiz kentsel dönüşüm projelerinde bu geleneksel yapının korunmasına, unutulanların hatırlanmasına, yok olanların yeniden inşasına âzami hassasiyet göstermelidir.           

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...