3 Kasım 2016 Perşembe

Tarihi bugüne Taşıyan İnsan:

Tarihi bugüne Taşıyan İnsan: Bekir Şahin

03 Ocak 2014 Cuma 16:04

Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi tarihe ışık tutmak için araştırmacılara kapılarını sonuna kadar açıyor




Kültür, bir milleti ayakta tutan değerler bütünüdür. Dil, din, felsefe, edebiyat, tarih, ekonomi, siyaset, örf, adet ve gelenekler v.s. oluşan kültürümüzü canlı tutmak ve gelecek kuşaklara aktarmada kütüphanelerimiz çok önemli bir görevi icra etmektedir. Biz de bu hafta Konya’nın yetiştirdiği değerli kültür adamı Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi Müdürü Bekir Şahin’i sayfamıza konuk ettik. Oldukça yoğun çalışan Bekir Şahin, bizlere zaman ayırdı. Biz sorduk o da en ince ayrıntısına kadar cevapladı.
Bekir Bey, biraz klasik olacak ama bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1960 yılında Kadınhanı’nın Hacı Oflazlar köyünde dünyaya geldim. Köyü dedelerim kurmuşlar. Of’dan geldikleri için “Oflazlar” denmiş. Dedemin birisi hac dönüşünde vefat ettiği için “hacı” kelimesini de ekleyerek köyün adı Hacı Oflazlar olmuş. İlk-orta ve liseyi Kadınhanı’nda okudum. Konya’da Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden 1985 yılında mezun oldum.  Ağrı, Afyon, Burdur’da öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundum.  28 Şubat 1997’de Kültür Bakanlığına intisap ederek 1997–2002 yılları arasında Burdur İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü yaptım. 2002 yılında Konya Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü, 2010 yılından itibaren de Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi Müdürü olarak göreve devam etmekteyim.
Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi ne zaman, nasıl ve ne amaçla kuruldu? Sizin bir rolünüz oldu mu?
Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi, 28 Aralık 2010’da 6098 sayılı kanunla kuruldu. Bu konuda tek bir şahsa bağlı kalmamak lâzım… Şahıslar o kadar önemli değil. Şahıslar belki bir dereceye kadar önemli; fakat işi beraber yürüttüğünüz ekip hepsinden önemli.
Bu kütüphanenin kurulmasının başkahramanı rahmetli Lütfi İkiz’dir. Çok iyi bir kütüphaneci olan Lütfi İkiz, korunmaya muhtaç kitapları tespit ediyor ve bir komisyon oluşturarak bir değerlendirmeye tabi tutuyor ve korunması için gerekli resmi işlemleri yürütüyordu. Bu çalışmaya esas teşkil edecek önemli bir tabii olay meydana gelmiş. 1972’de Burdur’da bir sel felâketi olmuş. Rivayet olunur ki kitaplar suyun üzerinde yüzmüş ve evlere kadar dağılmış. Pek çok eser telef olmuş. Daha sonra sular çekilince ev sahipleri kitapların bir kısmını kurutup temizlemişler. Kültür varlıklarının bu şekilde yok olduğunu gören duyarlı insanlar harekete geçmiş ve 1984’te Konya’da bu eserlerin korunması ve tedavisi için şu anda bulunduğumuz kütüphaneyi kurmuşlar. Burdur’da telef olan eserleri kurtarma komisyonuna Konya’da Kütüphaneciliğin pîrî kabul edilen Hasan Yörük de katılıyor. Vardıkları zaman çok kötü manzaralarla karşılaşıyorlar. Kitaplar birbirine yapışmış. Biz Burdur Kütüphane Müdürü olarak atandığımız zaman 600 civarında kitabın kaydının olup kendisinin olmadığını tespit ettik. Sonra Süleymaniye Kütüphanesine tamir için gönderildiğini duyduk. O günden bu güne bekleyen Burdur Yazmaları 1 yıldır tamir ediliyor. İçinde gerçekten tarihimize ışık tutacak, kültürümüze kaynaklık edecek kitaplar mevcut.
1972’de Burdur’da meydana gelen sel faciasının bir benzeri Karaman’da yaşanıyor. Karaman’ın kitapları da o günün şahitlerine göre sular üzerinde yüzmüş. Suyun üzerinde yüzen kitaplar evlerin içine kadar girmiş. Evlere giren kitaplar kurutulmuş, bir kısmı gelmiş, bir kısmı ev sahipleri geri getirmemiş. Bir kısmı Ahmed Rasih İzzet Koyunoğlu tarafından satın alınarak kütüphaneye kazandırılmıştır. Karaman’da yaşanan sel felaketinin ardından kurtarılabilen kitaplar bu gün kütüphanemizde sergilenmektedir.
Sizin bir rolünüz oldu mu?
Görevler bir nasip meselesi. Ama hizmetler bir ekip meselesidir. Bize güzel bir ekip düştü, takım ruhu oluştu. Bu ekiple şu 12 yılda çok güzel hizmetler gerçekleşti. Daha önce hizmet edenleri anmazsak olmaz. Lütfi İkiz ve Hasan Yörük bu hizmetlerin temelini attılar biz de üzerine bina ettik.
O günden bu güne neler yapıldı?
Bizden önceki yıllarda kitaplardan faydalanmak için uzunca bir süre beklemek gerekiyordu. Kitaplar direk araştırmacıya verilmiyordu. Bakanlıktan izin alınması şarttı. Bunun için yabancı araştırmacılar 5-6 ay beklemek zorunda kalıyorlardı. Yerli araştırmacılar da 3-4 ay bekliyorlardı. Şimdi bu süre ister yerli ister yabancı olsun 15 dakikalık bir zaman dilimine indi.
Ne tür hizmetler veriyorsunuz?
1)Okuyucu- kitap buluşması: Kitapların tamamı elektronik kitap haline getirildi. Yurt içinden ve yurt dışından talepte bulunan okuyucu isteğine günü gününe ulaşabiliyor. Bu eserlerin paylaşılabilir ve kolay ulaşılabilir olması araştırmacılar için çok önemli. Kütüphaneye gelen bir okuyucu hiçbir ücret ödemeden istediği bilgiyi okuyabilir, not alabilir. Kopya ya da CD isterse belli bir ücret karşılığında bunları da temin edebilir. Yabancı araştırmacılara yaprağı 1 TL, yerli araştırmacılara ise 50 kuruştur.
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kurulduktan sonra kütüphanecilik hizmetlerinde dünya standartlarının üzerine çıkan bir atılım gerçekleşti. Türkiye genelinde bulunan 22 kütüphane, 274 koleksiyon içerisinde bulunan toplam 4918 adet eser kütüphaneler arası kurulacak ağla okuyucunun hizmetine sunulacak. Konya’ya gelen bir okuyucu Erzurum, Sivas, Kastamonu, Çorum, Kayseri, Manisa gibi yazma eserlerin bulunduğu kütüphanelerdeki kitaplara ulaşıp inceleyebileceklerdir.
2) Hasta kitapların tedavisi: Kütüphanemizde bulunan kitaplar çok eski. 800-1000 yıllık eserler var. Zamanın ve olumsuz şartların getirdiği bir takım tahribatlarla hastalıklı kitaplar mevcut. Bu hastalıklı kitaplar içinde “Kitap Şifahânesi” adı verilen merkezler oluşturuldu ve yaklaşık 5 yıldır hastalıklı kitapların takımı yapılıyor ve tedavi ediliyor. Yazma Eserler Kurulu Başkanlığı bu zamana kadar hayal bile edemediğimiz 7 si Güzel Sanatlar, 2’si Sanat Tarihinden , 1 kimyager, 1 laborant, 1 biyolog ataması yaparak bu yeni elemanlarla birlikte burası güçlendirildi.  Ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde tanınan bu şifahane, yurt içinden ve yurt dışından gelen bir takım kursiyerlere, elemanlara kurslar düzenlemekte, eğitimlerini tamamlayan kursiyerler ülkelerine geri dönmektedirler. En son kardeş ülke Azerbaycan’ın üç önemli kurumundan 10 kişi kurslarını tamamlayarak bir ay öncesi ülkelerine döndüler.
3)Kütüphanemize yeni kitapların kazandırılması: Kütüphanemizin yaptığı diğer önemli bir kültür hizmetlerinden birisi de vatandaşların ellerinde bulunan ilimlere hüccet ve medeniyetimize senet mahiyetindeki eserleri satın almaktır.  Yazma Eserler Kurumu Başkanlığında ve içerisinde bizlerin de bulunduğu bir komisyon marifetiyle vatandaşın elinde bulunduğu kitaplara değerler tespit edilmektedir. 2012 yılında 1044 adet eser satın alınmış iken bu yıl (2013) 2000’e yakın eser satın alınmıştır. Bu eserler içerisinde Konya’mız açısından önemli eserler de mevcuttur. Meselâ Mevlâna Müzesi ilk müdürlerinden Yusuf Akçur’un , zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e hediye ettiği bir kitap da bulunmaktadır. Bu zamana kadar kayıp olarak bilinen kitap Mevlâna ve Şemş’le alakalıdır.
4)Yurt dışı hizmeti olarak Yemende bir çalışma yaptık. Yemende sahabe dönemine ait 35 000 varak Kur’an nüshası var. Hz Ali, Hz. Osman dönemine izafe edilen eserler var. Bir ay önce Petesburg’da Hz. Osman döneminde yazılan Kur’an’ın tıpkıbasımını getirttik. Diğer eserlerin getirtilmesi için de çalışmalar devam ediyor.
5) Tercüme ve tıpkıbasım faaliyetleri: Bakanlığın bir diğer hizmeti de Türkiye kütüphanelerinde bulunan önemli yazma eserlerin tercümeleri ve tıpkıbasımı yapılarak kütüphanelerimizde cüz’i bir fiyatla satışa sunulmuştur.
Kütüphaneyi, hep satın alma yoluyla mı zenginleştiriyorsunuz yoksa vatandaşlar tarafından hibe edildiği de oluyor mu?
Genelde satın alma yoluna gidiyoruz. Cahit Öztelli, “Cönk Koleksiyonunu” bakanlığımız satın aldı. Dijital kopyaları yapılarak okuyucuya sunulacak. Bu arada kütüphaneye kitap bağışı da arttı. Vatandaş- Devlet yakınlaşması bağışların oranını da yükseltti. Kütüphanemizi gelip gören vatandaşlar, satmaktan ziyade bağış yolunu tercih ediyorlar.
Kütüphanemize devir yoluyla gelen eserler de var. Bundan sonra 2014 yılı içerisinde Afyon- Gedik Ahmet Paşa, Aksaray, Ankara- Sinanlı, Ankara- Beypazarı, Antalya- Akseki, Isparta, Burdur, Osmaniye, Hatay, Niğde, Bor gibi il ve ilçe merkezlerindeki yazma eserler devir yoluyla kütüphanemize kazandırılacak. Şu anda toplam 40.000 kadar kitabımız mevcut.
Kitapların muhafazası nasıl yapılmaktadır?
Konya güvenli bir bölge olduğu için I. Dünya Savaşı esnasında İstanbul’da bulunan Hükümet imparatorluk dönemine en önemli evrakını korunmak üzere 1915 yılında gene bu şehre gönderdi ve Amber Reis Camii tahsis edildi. Konya, iklim olarak kitapların sağlıklı bir şekilde yaşamasına elverişli bir yapıya sahiptir. Nem düzeyi yüksek değildir. Deprem, sel gibi afetlere maruz kalması çok nadirdir. Ancak buna rağmen kitapların korunmasıyla ilgili bir takım tedbirler de alınması gereklidir. 
Depolama: Depolarımız çelik kasa biçiminde, içinde cam bölme ve amyantın bulunduğu krom-nikelden yapılmış, iklimlendirme şartlarının oluşturulduğu güvenli yapılardır. Her gün ısı ve nem ayarı gerekli cihazlarla yapılmakta, duruma göre gerekli tedbirler alınmaktadır. Isı ortama 18-24 Santigrat, bağıl nem oranı da 50 olmalıdır. 5 derece aşağı ve yukarı olabilir. Yani 45veya 55 olabilir. Bunlardan daha önemlisi kesinlikle ısı ve nem dalgalanması olmamalıdır. Yani nem oranı 55 iken birden 45’e inmemelidir. Ya da 45 de iken bir anda 55’e yükselmesi gibi bir dalgalanma olmamalıdır.
Kitaplarda ne gibi hastalıklar vardır ve nasıl tedavi ediyorsunuz?
Kitaplar bir bebek hassasiyetiyle korunmak durumundadır. Böcek, mantarlaşma ve mürekkep yanığı kitapların en önemli hastalıkları arasındadır. Bunun yanında fare ve buna benzer kemirgenlerin tedbir alınmadığında kitaplara büyük zarar verdiği görülmektedir. 
Çağın en önemli kitap hastalığı mürekkep yanığıdır. Neredeyse tedavisi olmayan, ancak hızı yavaşlatılabilen bir kitap hastalığıdır. Tabiri caizse “koruyucu hekimlik” mantığıyla, bu kitapların hastalanmaması için tedbirlerin alınması önemlidir. Hastalandıktan sonra bunların tamiri hem çok uzun bir süreyi kapsamakta hem çok masraflı olmakta hem de istenilen sonucu vermemektedir. 
Kesin tedavisi yapılamayan kitapları ne yapıyorsunuz?
Hiçbir kitap hastalıktan dolayı imha edilmemelidir. Her türlü hasta ve hasarlı kitap için mutlaka yapılacak bir şey vardır. Hatta taşlaşmış, arşivcilikte “kaldırım taşı”  tabir edilen kitapların bile tamir edildiği oluyor. Kitap hangi halde bulunursa bulunsun mutlaka tamir edilmelidir. Geçen yıllarda Batman’da meydana gelen bir sel olayında yazma eserler 21 gün suyun içinde kalmış. Pek çok kitap hamurlaşmıştı. Bu kitapların tamamı kurtarıldı. Bizdeki bu özveriyi gören vatandaşlarımız da ellerinde var olan diğer kitapları da bizlere teslim ettiler.
Gerek kitapları satın alarak gerek hasta kitapları tedavi ederek kütüphaneyi epey zenginleştirmişsiniz. Kütüphanenizde ne tür kitaplarınız vardır?
Kütüphanemizde Arapça, Farsça, İbranice, Rumca, Aramice, Osmalı Türkçesi kitaplar çoğunluktadır. Kütüphanemizin koleksiyonları içinde en çok tıp tarihiyle ilgili kitaplar mevcuttur. Feridun Nafiz Uzluk ve Süheyl Ünver’in tıp doktoru olmaları hasebiyle onların bağışlamış olduğu koleksiyonlar da tıp tarihiyle alakalı olmuştur.
Kütüphanenin okuyucu profili nasıl?
Genellikle tarih, edebiyat, güzel sanatlarda okuyan yüksek lisans ve doktora öğrencileri kütüphanemize araştırma yapmak için geliyorlar.  İlahiyatta da sadece Tasavvuf Anabilim Dalında öğrenim gören yüksek lisans öğrencileri müracaat ediyorlar. 
Yurt dışından İran, İngiltere, Amerika ve Rusya’dan araştırıcılar müracaat ediyorlar. Son zamanlarda yerli okuyucuda bir artış yaşandı. Özellikle yeni nesil, yüksek lisans ve doktora tezlerini yazma eserlerden seçmeye başladılar. Okuyucular internet ortamından bizdeki yazmalara ulaşabildikleri için net bir rakam vermiyoruz. İlk yıllarına göre şu anda okuyucu profili oldukça yüksek ve çeşitlidir.
Bölge Yazma Kütüphanesi diyorum, orası neresi diyorlar. Tarih bölümü ve Edebiyat Bölümü öğrencileri yerini bilmiyor. Tanıtım açısından ne düşünüyorsunuz?
Bazı üniversite hocaları öğrencilerini getirip burada gezdiriyor, hatta bazı derslerini burada yapıyorlar. Demek ki yeterli olmuyor. İnternette yeterince tanıttık. İnternet adresimiz: konyabolge@yek.gov.tr
Adres: Abdülaziz Mah. Yavuz Selim Cad. No: 86  Meram/KONYA/TÜRKİYE
Bölge Müd.Tel: +90 332 3511216   Faks: +90 332 3507225
RÖportaj: ANUŞ GÖKCE

“Konya tarihin hafıza merkezi”

 “Konya tarihin hafıza merkezi”
04 Nisan 2016 Pazartesi 09:48
Konya Yazma Eserler Bölge Müdürü Bekir Şahin, “Konya tarihin önemli bir hafıza merkezidir. Kütüphanemizde 50 bin yazma eser bulunmaktadır” dedi
Tarihe tanıklık eden çok sayıdan eseri bünyesinde barındıran Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi geçmişe ışık tutarak araştırmacılara sağlam referans kaynağı sunuyor. Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğünün kurulmasında rol oynayan ve Konya’nın zengin bir kütüphaneye sahip olmasında büyük emeği ve katkısı olan kıymetli kültür adamı Bekir Şahin ile kütüphaneyle ilgili keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz?
1960 yılında Kadınhanı’nın Hacı Oflazlar köyünde dünyaya geldim. İlk-orta ve liseyi Kadınhanı’nda okudum. Konya’da Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden 1985 yılında mezun oldum.  Ağrı, Afyon, Burdur’da öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundum.  28 Şubat 1997’de Kültür Bakanlığına intisap ederek 1997–2002 yılları arasında Burdur İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü yaptım. 2002 yılında Konya Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü, 2010 yılından itibaren de Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi Müdürü olarak göreve devam etmekteyim.
Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi ne zaman kuruldu?
Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi, 28 Aralık 2010’da 6098 sayılı kanunla kuruldu. Bu konuda tek bir şahsa bağlı kalmamak lâzım. Şahıslar o kadar önemli değil. Şahıslar belki bir dereceye kadar önemli fakat işi beraber yürüttüğünüz ekip hepsinden önemli. Bu kütüphanenin kurulmasının başkahramanı rahmetli Lütfi İkiz’dir. Çok iyi bir kütüphaneci olan Lütfi İkiz, korunmaya muhtaç kitapları tespit ediyor ve bir komisyon oluşturarak bir değerlendirmeye tabi tutuyor ve korunması için gerekli resmi işlemleri yürütüyordu. Bu çalışmaya esas teşkil edecek önemli bir tabii olay meydana gelmiş. 1972’de Burdur’da bir sel felâketi olmuş. Rivayet olunur ki kitaplar suyun üzerinde yüzmüş ve evlere kadar dağılmış. Pek çok eser telef olmuş. Daha sonra sular çekilince ev sahipleri kitapların bir kısmını kurutup temizlemişler. Kültür varlıklarının bu şekilde yok olduğunu gören duyarlı insanlar harekete geçmiş ve 1984’te Konya’da bu eserlerin korunması ve tedavisi için şu anda bulunduğumuz kütüphaneyi kurmuşlar. Yazma Eserler Başkanlığına bağlı müdürlüğümüz ve müdürlüğümüze bağlı olan kütüphaneler var. Bunlar; Diyarbakır, Manisa, Kayseri yazma eserler kütüphaneleri ve ilimizde bağlı Yusuf Ağa kütüphanesi var. Kütüphanemizde yer alan eserler birinci dereceden referans kaynaklarıdır. Dolayısıyla kütüphanelerimizde bulunan eserleri bilimsel araştırma yapan araştırmacılarımıza dijital ortamda sunuyoruz.
Kütüphanenin kurulmasında bir rolünüz oldu mu?
Görevler bir nasip meselesi. Ama hizmetler bir ekip meselesidir. Bize güzel bir ekip düştü, takım ruhu oluştu. Bu ekiple çok güzel hizmetler gerçekleşti. Daha önce hizmet edenleri anmazsak olmaz. Lütfi İkiz ve Hasan Yörük bu hizmetlerin temelini attılar biz de üzerine bina yaptık.
Kütüphanede ne tür hizmetler veriyorsunuz?
Kitapların tamamı elektronik kitap haline getirildi. Yurt içinden ve yurt dışından talepte bulunan okuyucu isteğine günü gününe ulaşabiliyor. Bu eserlerin paylaşılabilir ve kolay ulaşılabilir olması araştırmacılar için çok önemli. Kütüphaneye gelen bir okuyucu hiçbir ücret ödemeden istediği bilgiyi okuyabilir, not alabilir. Kopya ya da CD isterse belli bir ücret karşılığında bunları da temin edebilir. Yabancı araştırmacılara yaprağı 1 TL, yerli araştırmacılara ise 50 kuruştur. Bizden önceki yıllarda kitaplardan faydalanmak için uzunca bir süre beklemek gerekiyordu. Kitaplar direk araştırmacıya verilmiyordu. Bakanlıktan izin alınması şarttı. Bunun için yabancı araştırmacılar 5-6 ay beklemek zorunda kalıyorlardı. Yerli araştırmacılar da 3-4 ay bekliyorlardı. Şimdi bu süre ister yerli ister yabancı olsun 15 dakikalık bir zaman dilimine indi. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kurulduktan sonra kütüphanecilik hizmetlerinde dünya standartlarının üzerine çıkan bir atılım gerçekleşti.
Kütüphane bünyesinde aynı zamanda çeşitli kurslar veriliyor? Bunlardan söz eder misiniz?
Bölge müdürlüğümüzde her yıl değişik dönemlerde ücretsiz kurslar açılmakta katılımcılara Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika verilmektedir. Geleneksel Türk sanatlarımızdan olan hat, tezhip, cilt, ebru, Osmanlıca, Farsça gibi çeşitli kurslarımız belli periyotlarda yapılıyor.
Kitaplar hangi ortamlarda muhafaza ediliyor? Bir kitabın en önemli hastalığı nedir?
Kütüphanemizde bulunan kitaplar çok eski. 800-1000 yıllık eserler var. Zamanın ve olumsuz şartların getirdiği bir takım tahribatlarla hastalıklı kitaplar mevcut. Böcek, mantarlaşma ve mürekkep yanığı kitapların en önemli hastalıkları arasındadır. Bunun yanında fare ve buna benzer kemirgenlerin tedbir alınmadığında kitaplara büyük zarar verdiği görülmektedir. Çağın en önemli kitap hastalığı mürekkep yanığıdır. Neredeyse tedavisi olmayan, ancak hızı yavaşlatılabilen bir kitap hastalığıdır. Tabiri caizse “koruyucu hekimlik” mantığıyla, bu kitapların hastalanmaması için tedbirlerin alınması önemlidir. Hastalandıktan sonra bunların tamiri hem çok uzun bir süreyi kapsamakta hem çok masraflı olmakta hem de istenilen sonucu vermemektedir. Bu hastalıklı kitaplar içinde “Kitap Şifahânesi” adı verilen merkezler oluşturuldu ve yaklaşık 5 yıldır hastalıklı kitapların takımı yapılıyor ve tedavi ediliyor. Konya, iklim olarak kitapların sağlıklı bir şekilde yaşamasına elverişli bir yapıya sahiptir. Nem düzeyi yüksek değildir. Deprem, sel gibi afetlere maruz kalması çok nadirdir. Ancak buna rağmen kitapların korunmasıyla ilgili bir takım tedbirler de alınması gereklidir. Her gün ısı ve nem ayarı gerekli cihazlarla yapılmakta, duruma göre gerekli tedbirler alınmaktadır. Isı ortama 18-24 Santigrat, bağıl nem oranı da 50 olmalıdır. 5 derece aşağı ve yukarı olabilir. Yani 45veya 55 olabilir. Bunlardan daha önemlisi kesinlikle ısı ve nem dalgalanması olmamalıdır. Yani nem oranı 55 iken birden 45’e inmemelidir. Ya da 45 de iken bir anda 55’e yükselmesi gibi bir dalgalanma olmamalıdır.
Kütüphanede yer alan kitaplar nereden temin ediliyor? Bağışta bulunuluyor mu?
Kütüphanemizin yaptığı diğer önemli bir kültür hizmetlerinden birisi de vatandaşların ellerinde bulunan ilimlere hüccet ve medeniyetimize senet mahiyetindeki eserleri satın almaktır.  Yazma Eserler Kurumu Başkanlığında ve içerisinde bizlerin de bulunduğu bir komisyon marifetiyle vatandaşın elinde bulunduğu kitaplara değerler tespit edilmektedir. Kütüphanemizi gelip gören vatandaşlar, satmaktan ziyade bağış yolunu tercih ediyorlar.
Kullanıma döndürülemeyen kitapları ne yapıyorsunuz?
Hiçbir kitap hastalıktan dolayı imha edilmemelidir. Her türlü hasta ve hasarlı kitap için mutlaka yapılacak bir şey vardır. Hatta taşlaşmış, arşivcilikte “kaldırım taşı”  tabir edilen kitapların bile tamir edildiği oluyor. Kitap hangi halde bulunursa bulunsun mutlaka tamir edilmelidir.
Konya için kütüphanenin merkezi diyebilir miyiz?
Konya’nın Türk İslam tarihinde çok önemli bir yere sahip olduğunu biliyoruz. Kütüphanesiz bir kültürün, devletin ve milletin olması mümkün olamaz. Konya bir medeniyetin hafızası diyebiliriz. İlk kütüphane Selçuklu Türkleri devri’nde emir Şemsettin Altınapa tarafından iplikçi medresesinde açılmış, bundan sonra Nizamiye Hangahında ve Sadreddin-İ Konevi Medresesi’nde, Kutlu Melek Hatun tarafından ise Atabekiye Medresesi civarından çok sayıda kütüphaneler kurulmuştur. Kütüphanelerin sayısı her geçen zaman daha da artmıştır. Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden 40 devlete ait kütüphanelerde bulunmaktadır. Bu devletlerle alakalı da kaynaklar mevcut burası gerçekten tarihin ve kültürün hafıza merkezi durumundadır.
Kütüphanede ne kadar yazma eser bulunuyor?
Şu anda hizmet veren Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kütüphanesi Mevlana Dergâhı İhtisas Kütüphanesi, üniversitelerin ve özel şahısların ellerinde bulunan kitaplarla birlikte yaklaşık 50 bin yazma esere sahiptir. Bu eserler hem de tarihi nitelikleri yönüyle önemli yazma eserlerdir.
Kütüphane Haftası nedeniyle okullardan ziyaretler yapılıyor mu?
Evet, çocuklarımız ve gençlerimiz öğretmenlerinin teşvikiyle kütüphanemizi ziyarete geliyor. Buradan yeni şeyler öğrenerek memnun ayrılıyorlar. 2016 yılında İslam, Turizm Başkenti Konya seçildi. Bu çerçevede kültürel çalışmalarımız devam edecektir.(Melek Sarıtaş)






ESKİ SOKAKLARDA Eski sokaklarda Böyle üst üste değil Sırt sırta vermiş evler vardı Komşuların yüzü akrabalar gibi sıcaktı Her müşkü...