25 Mayıs 2015 Pazartesi


YEMENDE SAHABE DÖNEMİ KUR’AN YAZMALARI
 
Bekir Şahin
 
 
 
 
 
 
 
 
17-20 Haziran 2013 tarihleri arasında Yemen El Yazmaları ve Sahabe Dönemi Kur'an-ı Kerim sayfaları ile ilgili, Dr. Mehmet Süreyya ER, Doç. Dr.Hayrettin YÜCESOY( Yahudi, İslam, Yakındoğu Dilleri ve Kültürleri Bölümü, Amerika St. Louis'teki Washington Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi), Doç. Dr. Hüseyin Yılmaz Güney ( Florida Tampa Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi)’in içinde  bulunduğu heyet ile bir ziyaret gerçekleştirdik.
Yemen'deki el yazmalarından sorumlu olan iki bakanlık bulunmaktadır; Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Bakanlığı. El-Camiu'l-Kebir (Ulu Cami) önünde bulunan El Yazmalar Evi/Kütüphanesi Kültür Bakanlığı'na bağlı bir kurumdur. Dr. Mukbil et-Tâm bu kütüphanenin Genel Müdürü. Kütüphanede çok değerli nadir Kur'an el yazmaları ve İslamî ilimlerin değişik branşlarına ait eserler bulunmaktadır. Yemen'deki Kur'an nüshalarının kötü şartlarda muhafaza edildiğine dair Türk basınında çıkan haberler bu ziyaretin ana konusu idi.
 YEMEN VAKIFLAR BAKANLIĞI MEKTEBETU'L-MAHTUTAT (EL YAZMALARI KÜTÜPHANE SI) VE CAMİİ KEBİR ZİYARETİ

 
Yemen Vakıflar Bakanlığı'na bağlı Mektebetu'l Mahtutat'taki Kuran-ı Kerim Yazmaları ve Osmanlı dönemi Yemen'e ait vakıf senedi Müsvedde Sinaniye

 
Yemen Vakıflar Bakanlığı'na bağlı Mektebetu'l Mahtutat'taki Kuran-ı Kerim
Yazmaları
 
 
 
Yemen Vakıflar Bakanlığı'na bağlı Mektebetu'l Mahtutat'taki Kuran-ı Kerim Yazmaları

 
Mektebetu'l-Mahtutat, Camii Kebir'in hemen yakınında olan bir yerdir. Buradan Yemen hükümeti tarafından İtalyan bir şirkete restorasyonu yaptırılan Camii Kebir'de bundan 5 yıl önce ve 6 ay önce olmak üzere İslam'ın en erken dönemine ait Kur'an-ı Kerim parşömenleri bulunmuş, bunlardan ilk bulunan Kur'an sayfaları Almanlar tarafından mikrofilmlere alınmışlardır. Ancak yakın dönemde bulunan yazmalar konusunda bir çalışma yapılmamıştır. Bunlara Rukuk denilmektedir. Bu Kur'an yazmaları restorasyona ihtiyaç duymaktadırlar. Ayrıca dijital ortama aktarılarak saklanılmaları da gerekmetedir.

 
Eski Sanaa Babu'l-Yemen'de bulunan Camiu'l-Kebir (Ulu Cami)'de 6 yıldır İtalyan bir firma tarafından sürdürülen restorasyon çalışmaları
Daru'l-Mahtutat kütüphanesi Kültür Bakanlığı'na bağlı bir kurum ve genel sorumlusu Dr. Mukbil et-Tâm'dır. Kur'an yazmaları ile ilgili bahse konu yazmaların büyük çoğunluğu burada saklanmaktadır. Buranın ziyareti esnasında; uhdelerinde bulunan İslam'ın ilk dönemine ait Kur'an yazmaları ve diğer nadir yazma eserlerin sergilenip tanıtılacağı Türkiye'nin iki vilayeti (Konya ve İstanbul) nde gerçekleştirilmesinin güzel olacağı konusunda fikir oluşmuştur.
Yemen'de son dönemde bulunan İslam'ın ilk dönemine ait acil restorasyona ihtiyaç duyan

 
__________________________ Kur'an-ı Kerim El Yazmaları____________________________
Günümüzde tam veya tamama yakın mushaflar olarak Kur'an'ın Topkapı, İslam Eserleri
Müzesi, Kahire (iki nüsha) ve Taşkent nüshaları olmak üzere dört tanesi bilinmektedir. Bunların tensih tarihi de Hicri ikinci yüzyılın ortalarına veya sonlarına kadar gider. Çok daha erken döneme ait fragmanlar da mevcuttur ama çok dağınık yerlerde bulunmaktadırlar. Bunların kahir ekseriyetinin ne kaliteli bir dijitasyonu ne de dökümü yapılmıştır. Günümüzde hala incelenmemiş Kur'an parçalarının bulunduğunu bildiğimiz ilk ve tek yer Yemen'deki Büyük Cami yazmalarıdır. 1980'lerde bir Alman araştırma timinin bunlardan sadece bir kısmının fotoğraflarını çektiğini ve bunları peyderpey yayınlamaya başladığını biliyoruz. Bugün en önemli koleksiyonlar üç ana yerde bulunmaktadır:
1.         San'a Büyük Cami Külliyatı: Binlerce fragmandan bazıları tasnif edilmiş olup bazılarına hiç dokunulmamıştır.
2.      Corpus Coranicum projesi: Bu Merkezin uhdesinde İkinci dünya savaşı öncesinden kalma 450 film makarası ve sayısı 35.000'i bulan San'a'daki mushaf fragmanlarının bir kısmını içeren fotoğraf koleksiyonu.
3.  Dünyanın değişik yerlerinde bulunan muhtelif koleksiyonlardaki fragmanlar.
Yemen'de son dönemde bulunan İslam'ın ilk dönemine ait acil restorasyona ihtiyaç

 
duyan Kur'an-ı Kerim El Yazmaları
Yemen Kültür Bakanlığı Daru'l- Mahtutat (El Yazmaları Kütüphanesi) 18 Haziran 2013 tarihinde heyetimizce ziyaret edilmiştir. Çelik kasa ve sandıklarda saklanan en eski Kuran Rukukları (sayfaları)nın bulunduğu depo, kütüphane içerisindeki restorasyon birimi ve özel kütüphanelerin bulunduğu birimler gezilmiş ve Bakanlık vekili Dr. Mukbil et-Tâm ve diğer kütüphane çalışanlarından bilgiler alınmıştır. Kuran Rukuklarından (Sayfalan/Fragmanları) 13.000 (onüçbin) tanesi onarılmış, fihristlenmiş ve güvenli bir ortama aktarılmış olduğu, yaklaşık 6000 (altıbin) adetinin henüz onarımı ve tespitinin henüz yapılamadığı ancak çalışmaların sürdürüldüğü bildirilmiştir. Bu 6000 rukukun onarım ve temizlenmeye ihtiyacı vardır. Bu 6000 rukuktan 5000 tanesi demirden çantalardadır ve anahtarları 4'lü üyeden oluşan sorumlu grubun bir elindedir. Yemen Vakıflar Bakanı ile görüşme sırasında ise Bakan bey bu rukukların %70inin Vakıflar Bakanlığı'na ait olduğu ve bu mezkur kütüphanede saklandığını söylemiştir.
Daru'l-Mahtutat'taki el yazmalarının restorasyonun yapıldığı yeri heyetimizin Dr. Mukbil et-
Tâm'ın rehberliğinde ziyareti

 
Daru'l-Mahtutat'ın Rukuk Birimi Sorumlusu Abdulkuddus Mahammed Salih Kayser beyden alınan bilgilere göre; yine bu kütüphanede Kuran Rukuku olmayan, başka İslamî İlimlere ait olan rukukta bulunmaktadır ki bunların sayısının da 318 adet olduğu belirtilmiştir.
İslamın ilk dönemlerine ait bu rukukun yazı çeşitlerinin ise aşağıdaki türlerde olduğu belirtilmiştir: 1. Hicazi ki bu bilinen en eski Kuran hattıdır ve Birinci Hicri Asra dayanır.
2.  Kûfi. Farklı Kûfi türleri vardır.
3.  El-Meşk
4.  El-Besît
5.  Eş-Şarkî
6.  El-Mağribî
7.  El-Mukavvil
8.  Es-San'anî
Bu rukukların büyük çoğunluğu ilk beş hicri asra ait olduğu bilinmektedir.
El Yazmalarının saklandığı Demir/Teneke Sandukalar

 
 
El Yazmalarının saklandığı Demir/Teneke Sandukalar



 



 

Yemen Milli Arşiv Merkezi'ndeki tasnif edilmiş vesikalar; Osmanlı dönemine ait olan

belgeler ve yazışmalar da bulunmakta.

 

 

 

SANA'A BÜYÜKELÇİLİĞİMİZİ ZİYARET

Sana Büyükelçimiz Fazlı ÇORMAN beyefendi heyetimiz onuruna akşam yemeği vermiş ve yemekte Yemen'deki El Yazmalar dahil olmak üzer pekçok proje konuşulmuş ve Türkiye-Yemen ilişkilerine dair çeşitli fikir alışverişi ve değerlendirmeler yapılmıştır.



 

                                                                                                                                  
https://drive.google.com/drive/search?q=yemen

YEMENDE SAHABE DÖNEMİ KUR'AN-I KERİMLERİ

20 Mayıs 2015 Çarşamba

VEZÎR-İ ÂZAM PİRİ MEHMET PAŞA KİTAP

Yusuf KÜÇÜKDAĞ
Pîrî Mehmed Paşa, Türk Milleti'nin yetiştirdiği güzide şah­siyetlerden biridir. Böyle olmakla birlikte O'nunla ilgili olarak birkaç kısa makale ve ansiklopedi maddesi dışında çalışma yapılmamıştır. Buna sebep, kaynaklarda vezir-i âzamlar hakkında bilgi bulmada zor­luk çekilmesi gösterilebilir. Yusuf Küçükdağ'ın YAZDIĞI BU KİTABA AŞAĞIDAKİ LİNKTEN ULAŞA BİLİRSİNİZ.

15 Mayıs 2015 Cuma

FİLİGRAN: Fr. (Filigrane):


 

                                                                                                                   Bekir ŞAHİN
 

 Filigran sözcüğü, Türkçe’ye İtalyanca’dan geçmiştir. Latince kökenli olup, filum (“iplik”) ve granum (“buğday tanesi”) sözcüklerinden oluşur. İngilizcede watermark (“su izi”) ya da papermark (kâğıt izi) olarak da ifade edilmektedir. Su damgası. Bazı kâğıtların dokusunda bulunan firmaların isim veya amblemlerini ihtiva eden ve ışığa tutulunca görünen bir çeşit marka yerine geçen özel şekil, yazı, resim ve işaretlere filigran denir. Bu, kâğıt damgası, su damgası veya marka izi (Tekin, 67) diye de adlandırılır. Filigranlar, kâğıdın yapımı sırasında oluşturulur.

                     Fabriano yakınlarındaki İtalyanlar kâğıtlarını belirlemek ve kalitesini göstermek için, 1280 senesi dolayında, filigranı icat etmişlerdir (Bloom, 274). 



Avrupa'da imaledilen eski kâğıtlar filigranlı ve daha çok enine su çizgilidir. Doğudan gelenlerde ise bunlar yoktur ve karışık zeminlidir. Bu kâğıtlar ham olarak gelir ve âharlanırdı.
Avrupaî kâğıtlarda filigranlar çok ve çeşitlidir. Yazma eserlerde;  yıldız, ay (üç hilâl), taç, kartal, makas, kılıç, ok, terazi, çapa, şapka, koyun ve öküz başı, kale, el, kalyon, balık, anahtar, merdiven, çan , Haç ve P harfili filikranlara çokça  rastlanmıştır (Tekin, 70).
 

Osmanlılarda Yalova’da imal edildiği sanılan kâğıtlarda filigran olarak aslan; İstanbul’da imal edildiği sanılan kâğıtlarda ise, eski yazıyla İslâmbol yazısı vardı (Tekin, 106).Dokusunda filigran bulunan kâğıtlara filigranlı kâğıt denir. 
13. yüzyılın sonlarında İtalya’da hızla gelişen kâğıt üretimi, metal süzgeçlerin de kullanılmasıyla Avrupa kâğıdının temellerini oluşturmuştur. Metal süzgeçler daha muntazam bir kâğıt elde edilmesine yardımcı oluyordu ve süzgeci oluşturan tellerin sıklığı bambu süzgeçlere göre daha dardı. Elde edilen kâğıtlardaki süzgeç izleri belirgin ve incelikli, kâğıdın beyazlığı daha fazlaydı. Süzgeç izlerinin kâğıttaki duruşunu fark eden üreticiler teller ile şekiller oluşturarak, bu kalıpların izlerinin kâğıda geçmesini sağladılar. Böylece kâğıt üzerinde kağıthaneyi simgeleyen kaliplar ya da müşterilerinin siparişlerine göre kalıplar kullanarak kağıt üzerinde izler oluşturabildiler. Bazı üreticiler alıcılar için garanti ve kalite göstergesi olarak – yani günümüzdeki markanın karşılığı olarak da – bunları kullanmışlardır. İlk başlarda metal tellere basit şekiller verilerek üretilmesine karşın, gittikçe daha ince metal tellerden daha detaylı şekiller oluşturulabilmiştir.
Kâğıdın yapımı sırasında süzgecin üzerine konulan ve çeşitli sembolleri ihtiva eden kalıpların (markanın) kâğıtta çıkan izleri filigranı meydana getirir. Markayı hazırlayanlar, her iki süzgecin üzerine de aynı markayı koyarlar. Kâğıthaneler, çift süzgeçle çalıştıkları için, her filigran çifttir.
Filigran iki kısımdan oluşur:
a)  Süzgece konulan kalıbın meydana getirdiği şekil,
b) Süzgeci meydana getiren sık teller ile aralıklı tellerin kâğıt üzerinde bıraktığı iz.    (Bu iz, süzgeç iskeleti olarak adlandırılır.)Filigranlar, Avrupa’da imal edilen kâğıtlara mahsus bir özellik olup, Doğu kaynaklı kâğıtlarda filigranlara rastlanmaz.
Bilinen ilk filigran, 1282 yılında Fabriano’daki (İtalya) kağıthanede üretilmiş bir kâğıtta kayda geçmiştir. Filigranlar hakkındaki en geniş ve temel kaynak Charles Moise Briquet tarafından oluşturulmuş dört ciltlik Les Filigranes adlı kitaptır. Briquet, karşılaştığı tüm filigranları tarihlerine uygun olarak kayıt ederek, çeşitli filigranları bu kitapta toplamış ve Avrupa kaynaklı el yapımı kâğıtların tarihlerinin belirlenmesine büyük katkı sağlamıştır. Filigran, özellikle kâğıt paraların, çeşitli kıymetli kâğıtların bir alâmeti için de bulunur. Böylece,  kıymetli kağıtların taklit edilmesini, devlete ait resmî belgelerde kalpazanlığı önlemeye yardımcı olmuştur.                                                                      
KAYNAKÇA:

 http://www.msxlabs.org/forum/x-sozluk/82598-filigran-nedir.html#ixzz3aFiXDOI8 Erişim; 16.05.2015/ saat 24.10.
ÖZEN M.E. (1985), Yazma Kitap Sanatları Sözlüğü. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Prof. Dr. Nazım Terzioğlu Basım Atölyesi.
http://www.suleymaniye.yek.gov.tr/Link/ShowLink?LINK_CODE=200&LAN_CODE=TR. Erişim; 16.05.2015/ saat 24
http ://www.dersimiz.com/terimler-sozlugu/ara.asp?q=F%DDL%DDGRAN. Erişim; 18.05.2015/ saat 24.09

 

                                                                                                                                                                    

 

 

 

 

 

 

3 Mayıs 2015 Pazar

YİĞİT DÜŞTÜĞÜ YERDEN KALKAR

Bekir ŞAHİN

Meşkalelerimizin, meşguliyetlerimizin arttığı, imkanlarımızın genişlediği, maddi refahın zirveye taşındığı bir dünyada yaşıyoruz.
      Evlerimiz Kisra'nın saraylarına döndü. Yaşam alanlarımız köhnelikten kurtuldu, evlerimiz cilalı odunlarla doldu, sofralarımız cilalı hamurlarla süslenir oldu.Ümitlerimiz arzuya, hemde daima artan bir arzuya hatta, hırsa dönüştü.               Genişleyen imkanlarımız hassasiyetlerimizi köreltti, duygularımızı, hissiyatları mızı yok etmeye başladı.
        Göz yaşıyla yıkanan gönüllerin yerini paslanmış yürekler işkal etti.Ümitlerin yerini karamsarlık ve gelecek endişesi kapladı.İman ve idealin, öncüleri ve sözcüleri görülmez ve duyulmaz oldu.Hakikatin sesine kulaklar tıkandı. Anlamsız ve yabancı bir güncelin önününde sürüklenmeye başlanıldı.İç dünyalarımızda medeniyet tasavvurumuz adına ne varsa yok olmaya yüz tuttu. Medeniyetimizin temel değerlerinden kuşku duyar olduk.Bu kuşku, bu medeniyet dairesinden vaz- geçmeye, teknoloji yönünden ileri  medeniyet dairesine intisap etme fikrine dönüştü. Bu ikilemler içinde inandıklarımızı yaşayamamaya, yaşantılarımıza göre inanma başlanıldı.
         Ancak, ümitsiz de değiliz. Gayp alemine iman etmiş bir kültürün nesli olarak; bizi biz yapan değerlerle yoğrulmanın, tekrar öze dönmenin zamanının geldiğine, imkanların da oluştuğuna  inanıyoruz.
      Çağın güzellik ve estetik anlayışı değişse de  insanın mutlak güzelliğe olan mecburiyeti asla değişmeyecektir. Çünkü insan hangi ahval ve şerait içinde olursa olsun mutlak güzelliğin meftunu ve meczubudur.
          Diken battığı terden çıkacak, yiğit düştüğü yerden kalkacaktır. Bu büyük ve derin yozlaşmanın çaresi öze dönüştür.
          İşimiz davalı değil muhabbetli olmaktır. İnsanlara gönül kırmayı değil yapmayı, öldürmeyi değil, diriltmeyi öğretmektir. Çünkü gönül gayb aleminin tecelligahıdır.
         Haydin hep beraber; ayırmadın, kayırmadan , buyurmadan öze dönmeye.....Yeniden rütbesiz, âlâyişsiz, hiç bir şeye talip olmayan, mütevazı ve mütevekkil bir tavırla....

Kontv Hanımeli Programı- Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü


Kontv Hanımeli Programı- Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...