20 Şubat 2013 Çarşamba

FERHUNİYE MAHALLESİ


 

FERHUNİYE MAHALLESİ

Bekir Şahin- Serdar Ceylan

Konya’nın en eski mahallelerinden olan ve günümüzde Selçuklu ilçesine bağlı olan Ferhuniye mahallesi, Devri Cedit mahallesi,  Tarla mahallesi, Yenişehir mahallesi ve Alâeddin Bulvarı ile çevrilidir. Mahalle sınırları zamanla çeşitli değişikliklere uğramıştır. Selçuklu ve Osmanlı dönemindeki komşu mahallerinden olan Binari mahallesi, Sakahane mahallesi ile de birleşerek bugün de mevcudiyetini korumaktadır.

Mahallemizin bilhassa Selçuklu devrindeki önemini belirtmek üzere, bu çalışmada da sık sık yaptığımız üzere mahalleye şehrimizin göz bebeği Alaaddin Tepesinden bakmak gerekir. Ve özellikle de Alaaddin Caminin ihtişamlı kuzey kapısının eteğinde yer alan II. Kılıçaslan Köşkü kalıntısının hemen üstünden.

J. Strzygowski’den naklen, Friedrich Sarre’nin de II. Kılıçaslan Köşkünden söz ederken önemle belirttiği üzere; bugün beton bir şemsiye altında son kalıntıları muhafaza edilmeye gayret edilen Selçuklu devrinin en mühim emanetlerinden olan bu köşkün, güzel bir manzaraya nazır olarak yapıldığı muhakkaktır. Yabancı seyyahların da belirttiği üzere; Selçuklu Sarayının divanhanesi olarak da bilinen bu yapının balkonundan bakarken, insan kendini bir İran minyatürünün içinde zannetmektedir. Bu tür köşklerin yerinin seçilmesinde, tabiat zevkinin, tabiatla temasa geçmenin, tabiat manzarasından zevk almak arzusu rol oynamaktadır[1]. 

İşte pek çok kaynakta da bahsedilen ve arşiv vesikaları üzerinde de yaptığımız çalışmalar ile tasdik edilen bu eşsiz manzarayı bugünkü ferhuniye mahallesi teşkil etmekte idi. Bu mahalle, Selçuklu hanedanının mensuplarının, önemli devlet adamlarının bahçeleri, köşkleri ve önemli kamu binaları ile imar edilmişti. Ferhuniye mahallesinin bulunduğu bölgede, ortaçağın bilim, kültür, sanat başkenti Konyamızın en önemli mahalleleri bulunmaktaydı. Dönemin önemli eğitim kurumlarından olan Karatay Medresesi ve Ali Gav Medresesi ile sınır komşusu olmakla birlikte Alaeddin Darüşşifası ve Bimarhane de mahallenin merkezinde yer almaktaydı.

Özellikle 19. yüzyıldan sonra, II. Kılıçaslan Köşkü gibi mahallenin eski önemini kaybettiğini söyleyebiliriz. Bu dönemden sonra mahallenin önemli kamu binaları da harap olmuştur. Örneğin Alaeddin Darüşşifası ve Bimarhane’den küçük mescidi dışında bir hatıra kalmamıştır. Bununla birlikte “Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer,…”

1930 lu yıllarda İbrahim TONGUR tarafından çekilen Konya Panaromasında da mahalle açıkça görülmektedir. Fotoğrafın sağında Karatay Medresesi sol üstte ise Tacül Vezir Türbe ve Zaviyesi, ayrıca Şifahane (Sakahane) Mescidi, Beşarebey Mescidi ile çoğunluğu toprak damlı Konya evleri,…

Mahallenin asırlık sakinlerinden ve 22 Mayıs 2012 tarihinde vefat eden Mustafa BÜYÜKSELÇUK (1906-2012) da bize bu fotoğrafı açıklayan ayrıntılı bilgiler vermiştir.

Günümüzdeki ferhuniye mahallesi sınırları geçmişe göre oldukça genişlemiştir. Bu nedenle de Selçuklu, Osmanlı devrindeki bazı mahalleler ferhuniye mahallesi sınırları içinde kalmıştır. Biz de günümüzdeki bu sınırları esas alarak bu bölge hakkında bilgiler vereceğiz.

Konyamızın şehir dokusu, özellikle son yarım asırda önemli ölçüde değişmiştir. Bu değişimden en çok etkilenen, kimliğini, belleğini kaybeden mahallelerden biri ise şüphesiz ferhuniye mahallesi olmuştur. 1960 lı yıllardan itibaren mahallenin büyük bir kısmı belediye tarafından fuar alanı için kamulaştırılmıştır. Kamulaştırılan binaların çoğu yıkılmış, sadece tescil edilerek koruma altına alınan üç sivil mimarlık örneği ile mahallenin önemli tarihi yapıları korunmuştur. Bu nedenle de mahalle halk arasında Yıkık mahalle olarak da bilinmektedir. Ancak 20. Yüzyılında başlarında da bazı kaynaklarda yıkık mahalle ifadesi kullanılmakta, yıkık mahalleli olduğu belirtilen şahıslardan bahsedilmektedir[2].

Alâeddin bulvarında 1960 yıllarda yapılan Konya Adliye Sarayı da 2007 yılında yıkılarak Karatay ilçesindeki yeni binasına taşınmıştır. Sonradan yıkılan; Emek Sineması, Belediye Lojmanları, Altunel Sitesi ise geçmişte bu mahallenin önemli mekânları idi. Bu çalışmalarla mahallenin büyük bir kısmı kamuya açık alan haline gelmiştir. Günümüzde Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından tarihi kent meydanı olarak bu alanın da yeniden düzenlenmesi yapılmaktadır.

Günümüzde mahallenin diğer büyük bir bölümünü ise son yıllarda yeniden düzenlenerek açılan Konya Kültür Parkı kaplamaktadır. Eski Fuar alanı olan bu arazinin merkezinde Dede Bahçesi yer almaktadır. Binari mahhalesi sınırları içinde kalan Dede Bahçesi, bir ahşap konağı, havuzu ve ağaçlı parkıyla Osmanlı'nın son ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında şehir halkı için bir gezi ve eğlence yeri olarak ün kazanmıştır. Gül ve güvercin yarışmalarına sahne olmuştur. Heyecanla beklenen bu yarışmalar, bilet alınarak girilen, yaz günleri aile gezilerine, cep harçlıklarına tahsis edilen Konya Fuarı, Fuar Alanında bulunan lunapark, fuar gazinosu, fuarın büyük giriş kapısı, Erdoğan Munis imzalı rölyef gibi geçmiş günlerin ve hatıraların bekçileri de yakın zamanda aramızdan ayrıldılar.

Günümüzde ise 20. Yüzyılın başındaki bazı hatıralar ile halen Konya Kültür Parkı merkezinde yer alan Dede Bahçesi ihya edildi. İşte Dede Bahçesi olan bu arazi, Konya eşrafından Nakibzade Seyyid Hüseyin Efendi oğlu Şeyh Hasan Efendi tarafından satın alınarak bahçenin ilk düzenlemesi yapılmış, Mevlana Dergâhı Postnişini II. Bostan Çelebi Efendi döneminde Mevlana Dergâhına, 26 recep 1133 tarihli vakfiye ile vakfedilmiştir. Böylece “Dede Bahçesi” adını alan bu bahçe, uzun yıllar Mevlevî Dedeleri tarafından yazlık bahçe olarak kullanılmış ve Konya’ya gelen yabancı misafirler yaz aylarında burada ağırlanmıştır. 19. yüzyılın sonlarına doğru Dede Bahçesi’ne Abdülvahit Çelebi Efendi tarafından bir köşk ve havuz yaptırılmıştır. Köşk daha sonraları yıktırılmış, havuz ise günümüze kadar gelebilmiştir. Yıktırılan bu köşk, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kültür Park Projesi kapsamında 2008 yılında eski fotoğraflarına göre, aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir.

Mevlevilerin uzun yıllar boyunca havuzun etrafında meclisler kurduğu, sema ayinleri tertip ettiği Dede Bahçesi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Postnişin Abdülhalim Çelebi Efendi tarafından halka açılmıştır. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra 07.11.1931 tarihinde ise belediyenin mülkiyetine geçmiştir. Belediye bahçeyi yeniden düzenlemiş, 200-250 yaşındaki anıt ağaçların yanına yeni fidanlar dikmiş, ayrıca Konya park ve bahçelerinin fidan gereksinimini karşılamak üzere fidanlıklar kurmuştur. Bahçeye kuş türlerinden bazılarını içine alan küçük bir hayvanat bahçesi, tenis kortları ve dans pisti yaptırmıştır. Sonradan bu hayvanat bahçesi, dans pisti ve tenis kortları da kaldırılmıştır.

Günümüzde Dede Bahçesi halka açık aile çay bahçesi olarak hizmet vermektedir. Konya Kültür Parkı Dede Bahçesi’nin yanı sıra yeni yapılan Konya İl Halk Kütüphanesi’ni ve 637/1239 tarihli Tacül Vezir Türbe ve Zaviyesini de içine almaktadır.

Mahallenin en önemli yapılarından biri de Beşarebey Mescididir. Kitabesine göre 1219 yılında I.Keykâvus İbn Keyhüsrev’in hükümdarlığı zamanında Ahurbeyi Zeynü’d-din Beşare tarafından yapılmıştır. Ayrıca Hacıkaymak Mescidi, Şazibey Ak Camii, Şifahane (Sakahane) Mescidi ve Süt Tekkesi Mescidi mahallede bulunan diğer ibadethanelerdir.

Kanuni dönemi İl Yazıcı Defterleri’ne göre mahalle o devirde oniki nefer ve sekiz haneden oluşmaktadır. III. Murat zamanı 992/1584 yılı tahrir defterlerinde mahallenin mükellef sayısı 35 olarak gösterilmiştir.

Mahallede 11 adet çeşme ve bir adet de şadırvan bulunmaktadır. Tescil edilerek koruma altına alınan üç sivil mimarlık örneği ise; şu an Bosna-Hersek Fahri Konsolosluğu olarak kullanılan Abdullah Dede evi, Yazarlar Birliği olarak kullanılan ve Yazarlar Birliği Evi olarak tescil edilen Marangoz Kara Rıza’nın evi ve Konya Büyükşehir Belediyesi Tarihi Türk Müziği Topluluğu Mehter Takımı Bando Şefliği tarafından kullanılan Süt Tekkesi’nin hariciyesi olan evdir.

Mahallede günümüze ulaşan tarihi-mimari eserlerden biri de halk arasında Süt tekkesi olarak bilinen Keykavus Kızı Türbesi’dir. Bu türbe Başara Bey Mescidi’nin güneydoğusundadır. II. Keykavus’un kızı Hand Fatma Hatun, adı ve ölüm yılını tespit edemediğimiz annesi için türbe olarak yaptırmıştır. Bu türbe vakfiyelerde, vakıf tedavül kayıtlarında ve arşiv vesikalarında Ferhuniye, Hatuniye, Keykavus Kızı, Hand Fatma Hatun, Fatma Hatun Türbesi şekillerinde adlandırılmaktadır. Bu türbenin yapıldığı yer ise meşhur Selçuk Müneccimi Esirüd-din’in evidir. Türbenin yakınında bulunan diğer bir türbe ise halk arasındaki adı ile “Aya Bakan Dede” Türbesi’dir. Asli özelliğini tamamen yitiren, sonradan yeniden yaptırılan bu Türbe, kanaatimizce Selçuk Müneccimi Esirü’d-din’in Türbesi olabilir. Mahalle halkı tarafından Karatay Medresesi’nin kapalı iç avlusundaki havuzun bu zat tarafından astronomi çalışmalarında kullanıldığı da anlatılmaktadır.

Süt Tekkesi Konyamızın sınanmış yerlerinden biri olarak da ün yapmıştır. Süt Tekkesi’nin karşısındaki çeşmeden alınan suya türbede her daim bulunan tuzun karıştırılarak sütü azalan veya kesilen annelere dua ile şifa niyetine içirildiği mahallenin eski sakinleri tarafından anlatılmaktadır. Zamanla halkın rağbet ettiği bu sınanmış yerde, bazı vakıflar, beslenme imkânından mahrum kalıp, sütü çekildiği için duaya gelen hanımlara burada süt dağıtmış, böylece beslenme imkânına yeniden kavuşan anneler ise bebeklerini yeniden emzirebilmiştir. Ayrıca Beşarebey Mescidinin banisi ve bu mahalle sakinlerinden olduğu rivayet edilen Beşşare Beyin de sütannesinin bu türbede metfun olduğu anlatılmaktadır.

Konyalı, bu mahalleye ve türbeye niçin Ferhuniye denildiğinin anlaşılamadığını ifade etmektedir. Bir arşiv kaydında Ferhunde’nin Fatma Hatun’un bir vasfı veyahut başka bir adı gibi gösterildiğini, H.992-m.1584 yılında yapılan Konya yazımında ve h.970 m.1562 tarihli bir Konya Şeri Sicili’nde de bu mahallenin adının Ferhuniye Mahallesi olarak geçmekte olduğunu ve 21 erkek ve mükellef bulunduğu yazılı olduğunu belirtmektedir. Konyalı’nın bu konudaki görüşlerini Hurufat defterlerindeki belgeler de doğrulamaktadır. ‘Ferhunde’ kelimesinin halk ağzında Ferhuniyye olduğu kanaati hâkimdir.

Günümüzde büyük bir kısmı kamuya açık alan olarak kullanılan ve mesken sayısının giderek azaldığı, ticari kullanımının arttığı mahalle özellikle Selçuklu ve Osmanlı döneminde şehrin önemli mahallelerinden biri idi. Konya Darüşşifası da bu mahallede idi. Selçuklu devrinin ileri gelenlerinin ve hatta rivayetlere göre Sultan Cem’in bahçesi bile bu mahallede idi. Beşarebey Mescidinin önünden geçen yol etrafında çok sayıda büyük bir kısmı toprak damlı Konya evleri bulunmakta idi. Mahalle halkı birbirlerini çok iyi tanımakta hatta Beşarebey Mescidinin önünden geçerek mahallenin ortasından geçen yoldan geçerek şehre ve çarşıya inecek diğer mahallelerin sakinlerinin önceden haber gönderip mahalleden öyle geçtikleri anlatılmaktadır.

Konya’nın yerlisi olan günümüzde bu mahallede ikamet edeni kalmayan ailelerin bazılarının lakapları ise şöyledir: Tekkeciler, Hocalar, Dedeler, Kınacılar, Çebiçler, Külahçılar, Hacı Seyyidler, Gazezler, İğciler, Kabakçılar, Bıçakçılar, Yorgancılar, Obalar, Hambal Mehmetler, Ak Mehmetler, Yeğenler, Cemil Hocalar, Çontular, …

Hafızalarda yer etmiş şahsiyetlerinden bazıları ise; Tıp-tıp Hasan Hüseyin, Duzcu’nun Emine, Bilecik Köyünden Bağdatlı Ali TEKİN Efendi, Arabacı Tevfik (Tıyfık), Merdiven Mehmet Ağa, Haffaf Efendinin bakıcısı Hanım Ahmet Ağa, Kadın Nene, Kasap Kazım, 

 

 

 

 

 

BİBLİYOGRAFYA

IŞIK, Ali, “Dede Bahçesi”, Konya Ansiklopedisi, C.III, s. 23, 24.

IŞIK, Ali, “Gül Bayramı”, Konya Ansiklopedisi, C. IV, s.33-35.

KHD (1178/1764),1/12b

Konyalı, Konya Tarihi (2007), s.184.

KŞS,(1102/1691), 36/35

KÜÇÜKDAĞ, Yusuf, Konya Alaeddin Darüşşifası, Konya 2008.

SARRE, Friedrich, Konya Köşkü, Ankara 1989.

UZ, Mehmet Ali – ŞAHİN, Bekir, "Şer'iye Sicillerinde 16. ve 19. Yüzyıllar Arasında Konya'da Mahallelerde Adları", Yeni İpek Yolu / Özel Sayı VII, Aralık 2004, s. 35-51.

UZ, Mehmet Ali, “Binari Mahallesi”, Konya Ansiklopedisi, C.II, s. 144, 145.

Kaynak Kişiler:

 Ali USLU (Mahalle Muhtarı, 1942 doğumlu) 18/03/2011 tarihinde yapılan görüşme.

Mustafa BÜYÜKSELÇUK (1906 doğumlu, Süt Tekkesinin mütevellisi olan, Tekkeciler sülalesinden) 11/02/2011 tarihinde yapılan görüşme.

Mustafa ÖZÇELİK, (1937 doğumlu) 04/05/2011 tarihinde yapılan görüşme.

 



[1] SARRE, F., Konya Köşkü, Ankara 1989, s. 5, 6.
[2] SEMİZ, Y., “Delibaş Mehmet Ayaklanması”, Konya Ansiklopedisi, C. III, s. 35.

11 Şubat 2013 Pazartesi

MENDERES, AYDIN


 

MENDERES, AYDIN


Cumhuriyet dönemi Konya milletvekili

 

Aydın Menderes Ankara'da doğdu. Merhum Başbakan Adnan Menderes'in en küçük oğludur. Annesi Fatma Berin Hanım'dır.

İlk ve orta öğretimini Ankara'da tamamladıktan sonra Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi'nden mezun oldu. Askerliğini 1976'da İskenderun'da Yedek Subay olarak tamamladı.

Siyasete 1970'de Ayd
ın'da Demokratik Parti'nin İl Başkanı olarak girdi. 1977'de Adalet Partisi Konya Milletvekili ve 1978'de aynı partinin Genel İdare Kurulu Üyesi oldu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonrasında 10 yıl siyasetten yasaklılar kapsamında yer aldı.

1987'de bu yasaklar kald
ırıldıktan sonra 4 yıl siyasete dönmedi. 1993'de kurucusu olduğu Büyük Değişim Partisi Genel Başkanlığına seçildi. 1994'de bu partinin birleşmesiyle Demokrat Parti Genel Başkan'ı oldu.

1991’de Ümran Menderes’le evlendi. Ayd
ın Menderes bu evlilikten ‘’Hayattaki en büyük mutluluğum’’ diye söz etmiştir.
1995'de Refah Partisi'nden
İstanbul Milletvekili olan Aydın Menderes 1996 yılında aynı partinin Genel Başkan Yardımcılığı'na getirildi.

  Aydın Menderes Afyon'da geçirdiği trafik kazası(16 Mart 1996) sonrası felç oldu ve ömür boyu tekerlekli sandalye bağlı yaşamak mecburiyetinde kal.

 1999'da Fazilet Partisi'nden İstanbul Milletvekili olan Aydın Menderes aynı yıl Fazilet Partisi'nden istifa etti. 3 Kasım 2002'de DYP'den Aydın Milletvekili adayı oldu.

Ayd
ın Menderes, Hüsamettin Cindoruk’un genel başkanlığa seçilmesinin ardından 20 Mayıs 2009 da DP’den istifa etti.

Siyaset d
ışında Aydın Çakırbeyli'de çiftçilikle meşgul oldu. Ayrıca kendisine ait www.aydinmenderes.com ve www.aydinmenderes.org web sitesinde haftalık siyaset yazıları ve incelemeleri yayınla.

2003’dan 2010’a kadar Tercüman Gazetesinde köşe yazıları yazan Aydın Menderes, 2010 Eylülünden itibaren Yeni Asır Gazetesinde Pazar, Pazartesi ve Çarşamba günleri çıkan yazılarıyla köşe yazarlığını devam ettirdi. Bu yazılarında Aydın Menderes tarihten edebiyata, iç siyasetten uluslararası ilişkilere, Türkiye’nin ekonomisinden küresel ekonomiye çok çeşitli konulara değinmiştir. Bu yazıların bir özelliği de Aydın Menderes’in olaylara farklı bir açıdan bakması ve ileriye dönük ön görülerde bulunmasıdır.

Eserleri:    

Tarihte Bir Yolculuk, Dergah Yayınları 1987;

Aydın Menderes ve Siyasette Yeni Yönelişler, Dergah Yayınları 1992

(Söyleyişlerinden bir secme);       Yirmibirinci Yüzyıla Girerken Dünya ve Türkiye, Demokrat Parti Yayınları;Yirmibirinci Yüzyıla Girerken Demokrat Partinin Misyonu, Demokrat Parti Yayınları 1995;

Gelenekten Güncele, Gün Yayıncılık 1999;

Devletin Alınyazısı , Kızılelma Yayınları 2005

Devletin Alınyazısı.2006

Babam Adnan Menderes Demokrasiden Darbeye.2011

Babam ve Ben.2012

Aydın Menderes, 23 Aralık 2011 tarihinde tedavi gördüğü Ankara ‘da vefat etti.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Ahmet Çobanoğlu, Albüm, s.170

TBBM Albümü, 2007,


 

TBMM Özlük dosyası, 18. 01. 2009

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 


ÖZTÜRK, HALİL


 

(d.1956)

Konya Tabipler Odası Başkanı

Konya’da doğdu. Babası Rıza Bey, Annesi Meryem Hanım’dır. 1973 yılında Konya Lisesi’ni bitirdi. Aynı sene Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girdi ve 1979 yılında mezun olduktan sonra Konya 5 no’lu sağlık ocağında göreve başladı. 1980 – 84 yılları arasında Ankara Hastanesi’nde İç Hastalıkları ihtisası yaptı. İhtisas sonrası 1984-86 arası Zonguldak’ta mecburi hizmetimi tamamladı. 1986’da Konya Numune Hastanesi’ne tayin oldu. Bu arada Ardahan Asker Hastanesi’nde askerlik görevimi de yerine getirdi. 2011 yılında Konya Numune Hastanesi’nden emekli oldu. Halen özel bir diyaliz merkezinde İç Hastalıkları Uzmanı olarak çalışmaktadır. Oniki yıl Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanlığı yaptı. Aydınlar Ocağı Yönetim Kurulu Üyesi’dir.  2012 yılında Konya Tabipler Odası Başkanlığına seçildi. Nermin Hamım ile evli olan Öztürk’ün Melih Rıza ve Burak Yağmur isimli iki çocuğu vardır.

BEKİR ŞAHİN

ÖNDER, SEYİT FARUK



(09. 03. 1916 - 24. 01. 1968)

Cumhuriyet dönemi Konya milletvekili, Şair

Konya’da doğdu. Konya- Meram Şükran Mahallesi nüfusuna kayıtlıdır.Babası Mehmet Nazım Bey, Annesi Şerife Hanım’dır. Mevlana’nın torunlarındandır. 1929’da Konya’da Darül İrfan İlkokulunu, 1935 yılında Konya Lisesini, 1938 yılında da Mülkiye Mektebini bitirdi. Balıkesir Şamlı ve Konya Taşkent Nahiyelerinde Nahiye Müdürlüğü yaptı (1942). Konya İli Maiyet Memurluğunda bulundu. Pazarcık, Yüksekova, Ayvacık İlçeleri Kaymakamlık yaptı. 1950 yılından sonra Mülkiye Başmüfettişliği, İstanbul Belediye Başkanlığı Müşavirliği 1960’dan sonra da Başmüfettişlik, Mülkiye Müşavir Müfettişliği ve Teftiş Kurulu Başkanlığında bulundu. Bu sıralarda Milli Savunma Akademisi’ni de bitirdi.1962 yılında Nevşehir Valisi oldu. Valilik görevinde bulunduğu sırada XIII. Dönem Konya Milletvekili seçildi. (1965).

Konya da kendi atalarından kalan Aziziye Camii, Şekerfuruş Mescidi, Seyit Faruk Önder Genel Kitaplığı gibi hayratı bulunan Şeyh Ahmet Efendi ve Musahibi Şeyhriyesi Mustafa Mülhak Vakfının Mütevellisi olarak çalıştı.

 

 

 

Saliha Şeyma Hanım ile evli olan Önder’in Züleyha Tülün, Seyit Tınas, Fatma Tüzün, Seyit Mehmet isimli dört çocuğu vardır.

Farsça ve Fransızca bilen Önder  24.01.1998’de vefat etti.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Çobanoğlu, Ahmet, Albüm, Konya 2012, s.114

TBMM Özlük dosyası, 14. 01. 2009

BEKİR ŞAHİN

 

6 Şubat 2013 Çarşamba

Yazma eserlerin bakımı onarımı da yapılıyor

Karakter boyutu : 12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yazma eserlerin bakımı onarımı da yapılıyor
Yazma eserlerin bakımı onarımı da yapılıyor
Bekir Şahin

Konya Yazma Eserler Bölge Müdürü Bekir Şahin ile, Konya’daki bu ilim yuvasını konuştuk..
Güncelleme: 08:00, 06 Şubat 2013 Çarşamba

Konya, bir kültür ovası. Mevlana, Şems, Sadreddin-i Konevî gibi önemli düşünürleri, Allah dostlarını misafir etmiş olmanın getirdiği kültürel, yazınsal ve sosyal birikimi, Konya’nın her köşesinde bulmak mümkün. Yazınsal kültür deyince aklımıza kütüphaneler geliyor. Konya’da bulunan kütüphanelerden en tarih kokanı şüphesiz Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’dir. Kuruluşundan bugüne asırlar geçmemesine rağmen, sahip olduğu kitap hazinesi sizi tarihin derinliklerine götürüyor. Aynı zamanda kitaplar için bir şifa merkezi konumunda olan Kütüphane, asırların eskitmeye çalıştığı kitapları, gençleştiriyor, onlardan seneler sonra gelecek nesillerin istifadesi için çalışıyor.
Kütüphaneyi bize en iyi anlatacak olan şüphesiz, kendisini kitap ve yazma kokulu mekânın hizmetkârı olarak gören Bekir Şahin Bey olsa gerektir. Bekir Bey, eğitimci bir müdür. Asıl mesleği öğretmenlik olan Bekir Bey, 2002 yılından beri bu görevi yürütmekle beraber, Türkiye Anıtlar Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği, MEBKAM Yönetim Kurulu Üyeliği, Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şube Başkanlığı, Konya Ansiklopedisi Yayın Kurulu Üyeliği gibi birçok sivil toplum kuruluşunda görev yapıyor. Birçok dergi ve gazetede yazıyor. Özellikle yazma eserler ve kütüphanecilik konusunda ulusal ve uluslar arası sempozyumlarda çok sayıda bildiri sunmuş olan Bekir Bey, yazma eserlerin kataloglanması ve sayısallaştırılması ile ilgili ulusal ve uluslar arası projeler de yürütmüş. Altı adet basılmış kitabı bulunan kültür adamı Bekir Şahin Bey’e Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’ni sorduk, o da bizi aydınlattı. Kendisine teşekkür ediyoruz.
Bize Yazma Eserler Kütüphanesini tanıtabilir misiniz?Bekir Şahin
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler Genel Yayınlar Müdürlüğü bünyesinde Yazma Eserler Başkanlığı’na bağlı bir birim olarak 2010 yılına kadar hizmet veren Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğü, Türkiye’nin 73 farklı bölgesinden toplanmış kültürel mirasın toplumun hizmetine sunulduğu bir kütüphanedir. Kütüphanemiz, 20 Temmuz 1984 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yapılarak hizmete açılmıştır.
Üç katlı olan kütüphanemizde; bir adet çok amaçlı salon, on bir çalışma odası, bir CD arşiv odası, el yazması eserlerin korunduğu dört özel çelik kasa deposu ile matbu eserlerin yer aldığı beş depo bulunmaktadır. Kurumumuzun toplam kullanım alanı 723 m²’dir.
Kütüphanemiz, satın alma, bağış ve devir yoluyla çeşitli kişi, kütüphane ve kurumlardan pek çok yazma ve nadir eseri bünyesine katmıştır. Bugüne kadar 73 farklı yazma ve nadir eser koleksiyonu kurumumuza devir olarak gelmiştir. Kurumumuz, yazma ve nadir eserleri ile yerli ve yabancı araştırmacılara zengin bir koleksiyon sunmaktadır.
Ayrıca müdürlüğümüz bünyesindeki Yazma Eserler Kütüphanesi Şifahanesi, 30 yıla yakın bir zamandır kitap ve belge onarım hizmeti veriyor. Bugün yurt sathına yayılmış kütüphanelere kitap-belge bakım, onarımı hizmeti veren Konya Yazma Eserler Kütüphanesi, yılda 300 kadar el yazması veya matbu Konya Yazma Eserler Kütüphanesikitaba, 1000 kadar da belgeye şifa veriyor. Alanında uzman 8 personelle insanlığın en değerli hazinesi kitapların ömrüne ömür katan şifahane, Ortasya, Ortadoğu ve Balkan ülkelerinden gelen kütüphanecilere de bakım, onarım, muhafaza ve dijitalleştirme konularında uygulamalı eğitimler veriyor.
Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğü, 28.12.2010 tarihinde kabul edilen 6093 sayılı “Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun” ile “Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü” olmuştur. Bu yeni oluşum sonucu dört kütüphane, Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü’ne bağlı olarak hizmet vermektedir. Bu kütüphaneler; Konya Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesi, Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi, Kayseri Raşit Efendi Yazma Eser Kütüphanesi, Manisa Yazma Eser Kütüphanesi’dir.
Yazma Eserler Kütüphanesi, ihtiva açısından hangi tür eserleri içermektedir ve bu eserler hangi yollarla kütüphaneye dâhil olmuştur?
Kütüphanemizin kurulmasında, Burdur İl Halk Kütüphanesi’ni sel basması sonucu çok değerli yazma eserlerin zarar görmesi etkili olmuştur. Bu olayın akabinde kütüphanemiz, ülkemizin çeşitli kütüphanelerinde bulunan değerli yazma koleksiyonlarını bir araya toplamak, bakım ve onarımlarının yapılmasını sağlamak, eserleri uygun ortamlarda muhafaza ederek araştırmacıların hizmetine sunmak amacıyla Konya’da hizmetlerine başlamıştır.
Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi, ülkemizin farklı yerlerinden Türk ve İslam kültürünün en değerli eserleri olan el yazması kitaplar ile Arap harfli basma kitapları bünyesinde bulundurmaktadır.
Anadolu’nun hafızası durumunda olan kütüphanemiz, Selçuklu tarihi ile ilgili en kapsamlı kaynakları da bulundurmaktadır.Konya Yazma Eserler Kütüphanesi
Anadolu’yu vatan kılan ve Konya’yı yaşanılabilir hale getiren âlimlerin eserlerinin en kadim nüshaları da yine kütüphanemizdedir. Tıp tarihi, Alevi-Bektaşi kültürü ile ilgili de çok sayıda eser bulunmaktadır. Yine önemli gazete ve dergilerin koleksiyonları da bu kütüphanede bulunmaktadır.
Konya tarihi açısından Yazma Eserler Kütüphanesi’nin yeri nedir?
Kütüphanemizde bin yıldan eski kitaplar var. Selçuklu döneminde Konya ve çevresinde çok sayıda kütüphane kurulmuş olması, Konya Yazma Eserler Kütüphanesi'nin önemini artırmaktadır. Mevlâna, Şems-i Tebrizi, Sadreddin Konevî ve İbn-i Arabî'ye kadar çok sayıda düşünürün eserlerinin korunduğu Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi, ''Anadolu'nun hafızasını'' barındırıyor. Konya’nın belleği misyonunu üzerinde taşıyan kütüphanemizin arşivinde, dünya çapında tanınan âlimlerin eserleriyle bu şehri barış içerisinde yaşanabilir kılan Konya tarih, kültür ve folkloruna ait pek çok belge ve fotoğraf bulunmaktadır.
Biliyorsunuz kütüphaneler iletişim araçlarının gelişmesi sebebiyle epey sıkıntı çekiyor, bu modern zamanda Yazma Eser Kütüphaneleri iletişim araçlarına yenildi mi?
Yazma Eser Kütüphanemiz bilakis iletişim araçlarını mümkün oldukça geniş kapsamlı bir şekilde kullanmaktadır. Eserlerin dijital ortama aktarılmasında son teknoloji ile donanımlı makineler kullanılmaktadır. Dijitalleştirilen eserler hem CD ortamında, hem de hard disklerde muhafaza edilmektedir. Restorasyon bölümümüzde Dubai’den getirilen, Türkiye’de sayılı kütüphanelerde olan, kağıt tamir ve restorasyon makineleri kurumumuz bünyesinde hizmet vermektedir. İnternet ortamında da web sitemiz ve Kültür Bakanlığı’nın web sitesinde kitaplarla alakalı her bilgiye rahatlıkla ulaşılabilmektedir. Ayrıca kütüphanemizin güvenliği açısından günümüz şartlarına uygun kamera ve alarm sistemlerimiz de kurumumuzun korunmasında önemli rol oynamaktadır.
Konya Yazma Eserler KütüphanesiZiyaretçileriniz kimler, kitapseverler mi yoksa araştırmacılar mı?
Kütüphanemiz ilke olarak her ilim insanının hizmetindedir. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nde verilen okuyucu hizmetleri; başvuru hizmeti, okuyucu rehberliği, bibliyografik danışmanlık hizmetleri şeklinde yürütülmektedir. Okuyucularımız genellikle tarih, filoloji, ilahiyat, arşivcilik, kütüphanecilik, felsefe v.b. alanlarda öğrenim gören fakülte ve yüksek okul öğrencileri, akademik personel, araştırmacılar, lisans, yüksek lisans, doktora, doçentlik tezi ve profesörlük takdim tezi hazırlayanlar ile Osmanlı paleoğrafyası, Arapça ve Farsça gibi klasik Doğu dillerini bilen kişilerden oluşmaktadır.
Yabancı uyruklu araştırmacıların kütüphanemizden istifade edebilmesi ise daha önceleri diplomatik kanallardan yapılan ve usulüne uygun olarak alınan izinlerden sonra mümkün olurken, şimdi ise okuyucuya kolaylık sağlanması açısından Kütüphane Müdürlüğü bu konuda yetkili kılınmıştır. Yabancı uyruklu okuyucu, araştırma yapacağı kütüphaneye gelerek araştırma izni talebinde bulunmakta ve kendilerine özel olan başvuru formunu doldurarak araştırmalarını tamamlamaktadırlar. Kütüphanemizde okuyucu hizmetleri 03.03.2006 tarih ve 26097 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kamu Kurum ve Kuruluşlarına ait Eserlerden Faydalanma Usul Ve Esasları Hakkında Tüzük” çerçevesinde hizmet vermektedir.
Konya’nın tarihine ve kültürüne damga vurmuş önemli ilim adamları kütüphaneye sık sık geliyorlar diye biliyoruz. Saçlarını ilim yolunda ağartmış hangi hocalar kütüphaneye geliyorlar?
Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi; sahip olduğu el yazması ve Arap harfli basma kitap koleksiyonları ile ülkemizin sayılı ihtisas kütüphanelerinden biridir. Bu niteliği ile tarih, edebiyat, filoloji, ilahiyat, orientalistik (doğu bilimi) paleografik (eski yazıları tanıma bilgisi), bibliyografi, basın ve yayın tarihi, kütüphanecilik tarihi, matbaacılık tarihi, felsefi düşünce akımları tarihi, literatür tarihi, sosyal bilimlerin çeşitli alanlarda yurt içi ve yurt dışında araştırmacılara bilimsel ve kültürel kamu hizmeti vermektedir. Özellikle ilimiz üniversitelerinden İlahiyat, Tarih, Coğrafya, Sanat Tarihi, İletişim, Tıp, Edebiyat Fakülteleri gibi pek çok bölümden öğrenci, öğretim üyesi ve araştırmacılar gelmektedir. Kütüphanemiz, Konyamızın tanınmış ilim adamlarının uğrak yeridir.

Sami Büyükkaynak sordu

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...