Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

RaziyeDevletHatun

        Raziye Hatun Anadolu Selçukluları döneminde XIII. asırda Konya’da yaşamış bir sultan hanımdır.Danişmendoğullarından Yağıbasan oğlu Sinanüddin Yusuf’un oğlu Muzafferüddin Mahmut Bey’in kızıdır.Muhtemelen I.İzzeddin Keykavus’un hanımıdır.Bedreddin Bremoni’nin de kız kardeşidir.Beyromoni Malatya Sancağına bağlı Kahta kazasının bir köyüdür.Bu köy Danişmendoğulları zamanında başşehir idi.Raziye Devlet Hatun ve babasının da bu Biremoni ailesinden geldiğini birçok vesikada görmekteyiz.
            Türk tarih ve geleneğine göre bir çok vesika,kitabe ve vakfiyelerde hükümdar ailelerinden olan hanımlardan Devlet Hatun diyerek bahsedilmektedir.Muzafferüd-din Mahmut kızı olan Devlet Hatun’un asıl adının ise Raziye olduğu kesindir.
Selçuklular döneminde Kervansaray olgusu oldukça yaygın olup,Raziye Hatun H.620(1223) yılında Saideli Seyrekviran’da kışlık bir kervansaray yaptırmıştır.Bu kervansarayın kitabesinde;
          “Allah’ım,H.620 yılında bu hanı yaptıran sahibesi olan Mahmut kızı Raziy…

Yazma Eser Ciltlerinde Cilt Ustası İsimleri ve Cilt Tamir Kitabeleri

Yazma Eser Ciltlerinde Cilt Ustası İsimleri ve Cilt Tamir Kitabeleri
Bekir Şahin
Kültür ile sanatın ince ve zevkli konularından birisi kitap sanatlarıdır. Cildin, kitap sanatları arasında çok önemli bir yeri vardır.
Cilt; bir kitap veya mecmuanın yapraklarını dağılmaktan korumak için yapılan koruyucu kapağın adıdır.
Türk cilt sanatı, Uygurlularla başlamıştır.
Cilt sanatı Türklerin İslâmiyet’e girmesinden sonra büyük bir gelişme göstermiştir. Bu gelişmenin sebeplerinden biri, yazı ve kitabın Müslüman Türklerce mukaddes sayılmasıydı. Özellikle dinî kitaplar belden yukarı seviyedeki yerlerde korunmaktaydı. Yazı ve kitaba gösterilen bu özel ilgi onun tezyinine ve ciltlenmesine de ayrı bir önem verilmesini sağlamıştır.
Cilt ustaları isimlerini ekseriyetle gizlemişler veya isimlerini pek yazma ihtiyacı duymamışlardır. Ancak azda olsa Türkiye Selçuklu ve bu üslubu taşıyan ciltleri yapan usta isimleri, ciltlerin köşebent içlerinde, şemse merkezinde, mikleb şemsesinde, sertabda, köşebent önünde, ze…

MERAM İLÇESİNDEKİ YER ADLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

Ahmet KUŞ

Yer adları bilimi (Toponymy), yer belirten özel adları inceleyen bir bilim dalıdır. Batıda adbilimin bir alt kolu olarak gelişmeye başlayan yer adları bilimi, yalnızca dilbilimin konusu olarak kalmamış, tarih, sosyoloji, antropoloji, biyoloji, coğrafya, etimoloji gibi değişik bilim dallarının da ilgilendikleri bir alan olarak dikkati çekmiştir. Verilişinde pek çok etkenin bulunduğu yer adları, bir coğrafyanın, toprak parçasının oraya yerleşen halklar tarafından vatanlaştırılmasının ilk ve en önemli aşamasını teşkil eder. Bir yerleşim biriminin adı çoğu zaman ufak tefek değişikliklere uğrasa da tarihten gelen en eski adıyla anıla gelmiştir. Aslında yerleşim biriminin geçmişi çok eskiyse ve bir medeniyeti temsil ediyorsa eski adına yakın bir ad vermekte fayda vardır. O bölgenin adını tamamen değiştirmektense eskiyi andıran bir ad koymak daha uygundur. Örneğin Kilistra, Meram ilçe sınırları içerisinde yer alan çok eski bir yerleşim biriminin adıdır. Kilistra adı Gökyurt olarak …

BİZ NEYİ BİLİRİZ ?

BİZ NEYİ BİLİRİZ ?
(Osmanlıca-Türkçe üzerine bir şiirsel deneme)
Bize sorarsan Biz,
Herşeyi biliriz.
Bilenler nazarında ise,
Çok yanlışı doğru,
Doğruyu da yanlış biliriz.
Konuşurken halâ
Namahremi mahrem, mahremi Namahrem biliriz.
Paralel denince siyasi anlam yükleyip kızıyoruz da Tevazu'yu biz mütevazi biliriz.(mütevazi, paralel demek)
Hangi okulu bitirdin deyince biz,
Vezin olan mevzunu mezun biliriz.
Arapça Müdîr dilimizde olmuş Müdür,
Türkçe gramerde müenneslik(erkek-dişi
kelime ayırımı) yok ama müdürün baya-
nını Müdire, muallimin bayanını da muallime biliriz.
Eşkalini sorarsın şeklini öğrenmek için, Zapt oldu manâsında onu eşgal biliriz,
Şakiyi Eşkiya, Eşkiyayı tekil biliriz.
Kavrayamazsak farkını,Tahrifat'ı da Tahribat biliriz.ikisi de çoğuldur ama Tahrifattaki tahrib sadece harflere münhasırdır.Arapçadan geçmiş kelimelerin ancak köklerini bilirsek bunu da kavrar biliriz.
Mecliste dokunulmazlıktan yararlananların
Masuniyetini anlamaz onu da Masumiyet
bil…

ŞEYHİ EKBER, MUHYİDDİN İBN ARABÎ ‘NİN FÜTÜHATI MEKKİYE İSİMLİ ESERİNDEN HİKMETLER

Hüsamettin Sönmez

Ekrem Demirli tarafından tercüme edilip Litera Yayıncılık tarafında basılan nüshadan alınmıştır. Rakamlar cilt ve sahife numaralarını gösterir

1-137 Fütühat'ı yazmaya başlaması Müşahede  ettiğim şeyleri bazı seçkinlere bildirdim. Onlara kendimden bulduğum  şeyi anlattım. Artık ben bereketli bir bahçe, toplayıcı meyveyim! Örtülerimi kaldır, satırlarımın içerdiği şeyi oku. Ben de örtülerini kaldırdım, satırlarını düşündüm.                                                                                                                 1-106 birlik çokluk "Allah var idi ve O'nunla beraber başka bir şey yoktu” denilen şey, zat değil, Ulûhiyettir. Çünkü zat için ilâhî ilimde sabit her hüküm, Ulûhiyet hakkındadır. Ulûhiyet bir takım bağlantılar, izafetler ve olumsuzlamalardır. O halde çokluk hakikatte değil, bağlantılardaki çokluktur (ki onlar Ulûhiyetin hükümlerindendir).
1-170 Bütün sayılar birdir Birlik halinde ve ayrıntılı olarak, varlığa her baktığında, …