31 Mayıs 2014 Cumartesi

AŞIK ŞEMİ’NİN TORUNLARINI ZİYARET ETİK

BEKİR ŞAHİN

Konya'mızın önemli Şairlerinden Şair Şemi'in Torunlarından 1340 doğumlu, Şemi Pekşenoğlu'nu Prof. Dr. Mustafa Küçük Hocamızla ziyarette bulunduk. Ziyaret esnasında Şemi Pekşenoğlu'nun Yeğeni Emekli İngilizce Öğretmeni Şair Abdullah Şemi beyde bulundu. Hem Hede Şair Şemi'yi büyüklerinden duyduğun şekilde anlattı, hem de kendi şiirlerini okudu. Bu gizli değeri niye bu zamana kadar tanımadık diye hayıflandım. İnşallah bundan sonra irtibatımız devam edecek.

Bu vesile ile Şaie ŞEMİ'NİN Konya Methiyesi'ni sizlerle paylaşıyorum:

Aşk-u şevk ile kurulmuştur binası Konya’nın
Ol sebepten bad-u cennettir hevası Konya’nın
Hicrine mahtubunu kılmış muhayyer aşıki
Davet etmiş dostuna olmuş hevası Konya’nın

Hor gezer ademleri amma veli irfan olur
Hafızı gayet ceri alimleri umman olur
Hasılı bir katre abın nuş eden aslan olur
Galiba toprağının bu iktizası Konya’nın

Bülbül elhan eylemez bu beldede vaktü seher
Zikri Mevlana’ya mani olmuş ol murgameyer
Heft kişverde hezarı aşıklar ya hu çeker
Zümreyi nadan değildir müptelası Konya’nın

Evliyasın eyleyim dersek eğer bir bir hisap
Eylesem icmali tafsilini olurdu bin cilt kitap
Durma sende eyle kutbu Mevlana’ya intisap
Ordadır aşıkların açık livası Konya’nın

Açtı canda yareyi güş eyledik neyle kudüm
Biz anın dervişiyiz inkarımız yok bilumum
Şah-ı kutb-ul arifindir hazreti Mollay-ı Rûm
Şüphesiz makbûlü haktır evliyası Konya’nın

Konya’da Eflatun misali var menendi çok rical
Gösterir ayine-i İskenderiye’den çok cemal
Bulunur civarı Mevlana’da erbabı kemal
Her şebi ruz eylemiş Şems’in ziyası Konya’nın

Kış olunca donanır ahbapla vahdet-ü haneler
Kurulur pazarı aşk mamur olur kaşaneler
Şem-i aşk üzre yanar pervaz ider pervaneler

30 Mayıs 2014 Cuma

KONYALI BİR HADDATIN YAZDIĞI KURAN'I KERİM

BAŞARALI es-SEYİD İBRAHİM HAKKI KONEVİ'NİN TALEBESİ es-SEYYİD HÜSEYİN el-HÜSNÜ'YE AİT BİR KURAN-I KERİMİN KETEBE SAYFASI

26 Mayıs 2014 Pazartesi

BOZYİĞİT, ALİ ESAT






BOZYİĞİT, ALİ ESAT

(d.1945-ö. 2006)

Ankara'da doğdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1967). Sonra Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Ekonomi ve Mali Yönetimi  Bölümü'nden mezun oldu (1975 ). Aynı bölümde kooperatiflere ilişkin yaptığı yüksek lisansını tamamladı (1977 ). Ankara'da Halk Bankasında çalıştı ( 1968-73 ). Milli Eğitim, Film , Radyo ve TV, Milli Eğitim Rüştü Uzel Meslek Lisesi’nde görev yaptı ( 1985-1986 ), Kültür  Bakanlığı Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğünden  2002 yılında emekli oldu. Radyo ve TV çin senaryolar yazdı. Folklor Araştırma Kurumu'nca "1995 Türk Folkloruna Hizmet Ödülü “ne layık görüldü. Makaleleri 1970 yılından itibaren pek çok dergide yayımlandı.
  Kitapları; Ahilik ve Çevresinde Oluşan Kültür Değerleri Bibliyografyası (1923-1988) Deneme, Ankara 1989; Türk Dokuma El Sanatları Makaleler Bibliyografyası, Ankara 1996; Bizde Adet Böyledir (Halk Kültürü Yazıları), Ankara. (trz). Güvercin Uçuverdi (Halk Kültürü Yazıları), Ankara, 1998; Öykülerde Ankara, Ankara 2002; Karpuz Kestim Yiyen Yok Ankara Halk Kültürü Yazıları, Ankara (trz); Hayrettin İvgin ile birlikte, Kalecikli Aşık Mir‘ati, Ankara 2004; Ankara İli Ağzı Sözlüğü, Ankara 1998; Ankara İli Halk Kültürü Bibliyografyası, Ankara (trz); Ankara'dan Uçan Kuşlar Türk ve Dünya Yazınında Ankara (Seçki - III), Ankara 2002; Ankara'nın Taştır Yolu Türk Yazınında Ankara (Seçki - II), Ankara 2001. Nasreddin Hoca Bibliyografyası Üzerine Bir Deneme, Ankara 1987;
  Ankara'da 22 Mayıs 2006 yılında vefat etti.
.
     

KAYNAKÇA:  
http://www.kultur.gov.tr/EN,37533/bozyigit-ali-esat.html Erişim: 02.06. 2014 13.00
http://www.ankararehberi.com/ankara-genel-bilgiler/ankaral-uenlueler/airler-a-yazarlar.html/ ,  18.05.2014/ Saat 12,05

BEKİR ŞAHİN


TATCI, MUSTAFA


 

(d. 1961).

Denizli Kızılcabölük Kasabası’nda dünyaya geldi. İlk ve Ortaokulu Kızılcabölük’te, liseyi Denizli Lisesi’nde bitirdi (1978). Uludağ Üniversitesi Necati Bey Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu (1984). Gazi Üniversitesi’nde Hayretî Dîvânı’nda Din ve Tasavvuf konusunda yaptığı teziyle Yüksek lisansını (1986); Yûnus Emre Dîvânı-İnceleme-Tenkitli Metin adlı teziyle doktorasını tamamladı (1990). Silvan E. Meslek Lisesi’nde Edebiyat Öğretmenliğinden (1985-1986) sonra Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak atandı. Halen aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. MEB Yayınlar Dairesi’nde yayın kurulu üyeliğinde bulunan ve TRT’de belgesel danışmanlığı da yapan yazarın Klasik Türk Edebiyatı ve özellikle Türk Tasavvuf Edebiyatı sahasında yayınladığı pek çok araştırma bulunmaktadır. Tatcı, Ebru Hanım’la evli olup Hamid ve Nezahat isimli iki çocuk babasıdır.

Eserleri: Niyazî-i Mısrî, Hayatı, Eserleri ve Fikirleri, Bir Risalesinin Tenkitli Metni, Balıkesir l983-l984, U.Ü. Necatibey Eğitim Fak. Bitirme Tezi; Hayretî Divanı'nda Din ve Tasavvuf, Ankara l986, Gazi Üniversitesi, S.B.E. Yüksek Lisans Tezi; Yunus Emre Bibliyografyası, Ankara l988; Yunus Emre Divanı-İnceleme-I, Ankara. l990;Yunus Emre Divanı-İnceleme-I, İstanbul 1997; Yunus Emre Divanı-Tenkitli Metin-II, Ankara 1990;Yunus Emre Divanı-Tenkitli Metin-II, İstanbul 1997;Yunus Emre Divanı-Risâletü'n-Nushiyye (Tenkitli Metin), Ankara. 1991, IX+149 s. 2. baskı: Yunus Emre Divanı-Risâletü'n-Nushiyye (Tenkitli Metin)-III, İstanbul 2008;  Âşık Yûnus ve Diğer Yûnusların Şiirleri, Ankara 1991; Yunus Emre Divanı- Âşık Yunus-IV, İst. 1997;Yûnus Emre İle İlgili Makalelerden Seçmeler, Ankara 1991; Genişletilmiş 2. bsk. İstanbul 1994; Yûnus Emre Divânı, Ankara 1991; Yûnus Emre-Hayatı-Şiirlerinden Seçmeler, Çankırı 1991; Yûnus Emre-Hayatı-Eserleri ve Şiirlerinden Seçmeler, Ankara. 1990; Elmalılı Ümmi Sinan Halvetî, Antalya l993; Şiir Burcunda Çocuk, İstanbul l993;Niyazî, Mansûr–nâme, İstanbul l994;Türk Edebiyatında Tasavvufî Rüyâ Tabirnâmeleri, Ankara l995; Kırımlı Selim Divane, Tasavvufî Sorulara Cevaplar-Miftahü Müşkilati'l-Arifin Adabu Tariki'l Vasilin, İstanbul l996; (Cemal Kurnaz, Kamil Akarsu, Abdülkadir Hayber, Sezai Toplu ile birlikte)Mehmet Akif Ersoy, Safahat, İstabul l996, Üzüm Dedesi Hüseyin Hulusî Efendi, Ankara 1997; Edebiyattan İçeri, Dini Tasavvufî Türk Edebiyatı Üzerine yazılar, Ankara. 1997; (Abdülkerim Abdülkadiroğlu İle birlikte) Yesevîlik Bilgisi, Yesevî Vakfı yayınları, Ankara 1998; Mustafa Rumi Efendi, Divan, Ank. 1988; Hayretî'nin Dinî Tasavvufî Dünyası, Ankara. 1998; İstanbul'da Buharalı Bir Mutasavvıf: Emir Buharî, Ank. 1998; Ümmî Sinan Hayatı ve Şiirleri, Ankara. 1998; (C.Kurnaz'la birlikte), Aşk Çağlayanı Bayburtlu Celâlî, Ankara 1998; Türk Dünyası Edebiyatları, (Komisyon, İçinde Kıbrıs Türklerinin Edebiyatı) İstanbul   1998;Yûnus Emre Divânı, Ankara 1998 ; Türk Edebiyatında Hû Şiirleri, Ankara 1999; Hüseyin Vassaf, Hayatı, Eserleri ve Şiirlerinden Seçmeler, Ankara 1999, Muslihüddin Vahyi, Mirâcü'l-Beyan,Ankara 1999; Hüseyin vassaf, Mevlid- Süleyman Çelebi ve Vesiletü'n-Necât'ı, Ankara.1999; Salacıoğlu Mustafa Ve Devriyyeleri, Ankara 2000; Giritli Salacıoğlu Mustafa Celvetî, Divan, Ankara 2000; Salacıoğlu Mustafa Celvetî, Giritli Şeyh Mustafa'nın Şehadeti, Ankara 2000; İsmail Hakkı Bursavî, Bitmedik Ot Dibinde Doğmadıcak Bir Göcen, Şerh-i Nazm-ı Ahmed, İstanbul 2000; Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, I-II-III, Ve Ahmed Remzi Akyürek, Miftahü'l-Kütüb ve Esamî-i Müellifîn Fihristi, Tıpkıbasım, Ankara 2000;Belgelerle Orhan Veli, Ankara 2000; Türk Edebiyatında Şathiyye, Ankara 2001;Bayburtlu Celâlî Ve Şiir Dünyası, Ankara 2000; Ümmî Divan Şairleri ve Enverî Divanı, Ankara 2001; (Kelâm-ı Azîziele birlikte), Hasan Ünsî, Tasavvufî İncelikler Ankara 2001; Hasan Lutfi, Şerh-i Gazel-i Cemâl, Ankara 2001; Tasavvufî Gelenekte Miyârlar ve Karabaş-ı Velî'nin Miyârı, Ankara 2001; Menakıbname-i Hasan Ünsi, Ankara 2002; Elmalının Canları, İstanbul 2003; Üsküdarlı Mustafa Manevi, Divançe-i İlahiyat, İstanbul 2003; Eroğlu Nuri, Tasavvuf Bi't-Tarikat, Ankara 2003; Safranbolulu Mehmet Emin Halveti, Mir'atü'l-Aşıkîn ve Mizânü'l-Aşıkîn-Aşıklara Ayna ve Terazi, Ankara 2003; İbrahim Has, Yunus Emre'nin Bir Şiirinin Şerhi- Çıktım Erik Dalına, Ankara 2004; Çankırılı Bir Melamî Şair, Abdullah Özay, Ankara 2004; Üsküdarlı Muhammed Nasuhi'nin Hayatı ve Divançe-i İlahiyatı, İstanbul 2004; Ünsi Hasan, Divan-ı İlahiyat, İstanbul 2004; İbrahim Has, İnsan-ı Kamil sözleri, Risale-i Kelimat-ı Piran, İstanbul 2004Ü; Selim Divane, Ariflerin Delili Müşkillerin Anahtarı, Ankara 2004; İbretî, Divan-ı İlahîyat, İstanbul 2005; (Musa Yıldız ile birlikte), Aziz Mahmud Hüdayî, Divan-ı İlahiyat, İstanbul 2005; Mutasavvıf-Şair Bestekâr-Manisalı Kenzi Hasan Efendi, İzmir 2005, Mevlid Şerhi-Gülzar-ı Aşk, İstanbul 2006; Üsküdarlı Muhammed Nasuhi, Hz. Peygamber Yolunda Tasavvuf, İstanbul 2006; Sinop Gazetesinin Tanıklığında Milli Mücadele, İstanbul 2006; Uşaklı Matlai, Divançe-i İlahiyat, Ankara 2007; Enfi Hasan Hulus Halveti, Tezkiretü'l-Müteahhirin- XVI-XVIII. Asırlarda İstanbul'da Veliler ve Deliler, İstanbul 2007; İşitin Ey Yarenler, İstanbul 2008; Hallac-ı Mansur’un Menakıbı, İstanbul 2008.

KAYNAKÇA:

 http://www.mustafatatci.com/   Erişim: 26.05.2014.

http://websitem.gazi.edu.tr/site/tatci Erişim: 26.05.2014.

 

24 Mayıs 2014 Cumartesi

22 Mayıs 2014 Perşembe

OMBUDSMAN ARANIYOR



OMBUDSMAN ARANIYOR

                                                                                                        BEKİR ŞAHİN
Galip Demir tarafından kaleme alınan eser; Ahi Kültürünü Araştırma ve Eğitim Vakfı Yayınları tarafından 2002 yılında İstanbul’da yayımlanmıştır. Büyük kitap boy, 1. hamur lüks, Ciltli olarak basılan kitap 442 sayfadır.
Müellif beş bölümden meydana gelen bu eseriyle, Tarih, bilgi ve kültürel alanlarda olduğu kadar, insan hakları, demokrasi, anayasal düzenlemeler, standart üretim, tüketici hakları gibi sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda da unutulan, terk edilen ya da bilinmeyen zenginlikleri  gün yüzüne çıkarmayı amaçlamaktadır.
Yazar ilk bölümde Ombudsmanlık konusunu Selçuklu ve Osmanlı’da bulunan kurumlarla karşılaştırarak açıklamaya çalışmaktadır. İkinci bölümde; Ahiliği, Türk medeniyetinin temel taşlarından biri, Selçuklu döneminin haşmetini, Osmanlı'nın kuruluş felsefesini özetleyen bir kavram olarak görmektedir.  
Üçüncü bölümde; Ombudsmanlık konusunu  da ‘Ahilik ve Yükselen Değerler' başlığı altında kitabın bir bölümü olarak düşünülerek konuyla ilgili kaynaklar taranmış, ulusal ve uluslararası belgeler araştırılmış, , analizler yapılmıştır. Ombudsmanlık Kavramın çıkış yeri İsveç olarak biliniyor. Yazar Galip Demir'in çalışmasının belkemiğini de bu iddia oluşturmaktadır. Tarihi kaynaklarda adı geçen İsveç Kralı Demirbaş Karl'ın Rusya'yı işgale giderken (Paltova Savaşı - 1709) mağlup olması ve Osmanlı'ya sığınması olayına dikkat çeken Demir, bundan sonrasına kapı aralamaktadır. Demirbaş Karl'ın bunun üzerine Bender'de, daha sonra Dimetoka'da kalabalık maiyetiyle birlikte misafır edildiği ve bu sırada, Osmanlı sistemini incelediğini belirten Galip Demir, kralın ülkesine döndükten sonra reformlar gerçekleştirmesi ve bu çerçevede Ombudsmanlık kurumu uygulamasına geçtiğine de dikkat çeker. Kültürel etkileşimin tarihi bir realite olduğunu bu kapsamda vurgulayan Yazar, birçok çağdaş değer ve kavram gibi Ombudsman kavramının da bizden Avrupa'ya taşındığını bu bölümde dile getirmektedir.

Dördüncü bölümde;  Ombudsmanlık, kavramının anlamı kadar ismiyle de farklılık arz ettiğine dikkat çekiliyor. İngiltere'de Parlamento komiseri, Fransa'da arabulucu, Kanada'da yurttaş koruyucusu, İtalya'da sivil haklar savunucusu, Avusturya'da halk avukatı, Polonya'da yurttaş hakları savunucusu, Türklerde ise, göçebelikten yerleşik düzene geçtikten sonra, İslamiyeti kabul ile birlikte kurulan Ahilik kültüründe benzer bir olay görülmektedir. Galip Demir, Osmanlı'daki yönetim şemasını tek tek mercek altına alır. Kadılık, kazaskerlik, muhtesiplik, kethüdalık ve Ahi Babası bu anlamda tüm yönleriyle ele alınır. Günümüz hukuk düzeninin terimleriyle yargı dışı denetim gibi analizlerde bulunarak Ahi Babalarının, Ombudsman'ın tüm işlevlerini içerdiğini böylece izah etmektedir.
Yazar Demir, kitabın son bölümünde, Ahi Babası ile günümüzün ideal Ombudsman'ın işlevlerini örnekler vererek tablolar halinde anlatmaktadır. Ombudsman’ın görevi, faaliyetleri ve gayesi başlığı altında şu bilgilere yer veriliyor: “Şikayetleri kabul eder, arabuluculuk, araştırma, kendiliğinden hareket geçer, öneride bulunur, hızlı hareket eder, rapor hazırlar, kararları halka duyurur, haksızlığı önler, davayı kısa zamanda sonuçlandırır.” Buna karşın Ahi Babası için şu bilgilere yer verilir. “Şikayetleri dinler, arabuluculuk, araştırma kendiliğinden harekete geçer, öneride bulunur, hızlı hareket eder, rapor hazırlar, kararları halka duyurur, haksızlığı önler.” Yazar, karşılaştırmaları daha sonra şu başlıklar altında sürdürür: “Nitelikleri, kişiliği, bilgi ve tecrübesi, temsildeki pratikliği, kurumun başlangıcı ve görev devri, konumu, karar gücü, seçim süresi, maliyeti, başvuru şekli, soruşturma takibi ve sonucu, ceza yaklaşımı, şikayetlerin çözülme süresi ve mali etki...”
Yazar'ın hayıflandığı şey, bizde köklü biçimde mevcut olan kurumların yad ellerde boy vermesi, serpilmesi buna karşın, bizimkilerin aymazlık ya da aşağılık tavır sonucunda başkalarınkine iştiyakla sarılması, ama bunu yaparken evdeki bulgurdan bihaber olmasıdır. Yazara göre, Ombudsmanlık ülke için elzem bir kurumdur. Ancak bunun milli tarih ve ihtiyaçlar çerçevesinde şekillendirilmesinde zaruret vardır. Batı ülkelerindeki farklı uygulamalar da zaten, bunun gerekliliğini ortaya koymaktadır. Zamanın hükümetinin, parti Ombudsmanı bulundurmasını olumlu bir gelişme sayan yazara göre, her sektörde genelde merkezi bir Ombudsmana, Türkçe ifadesiyle ‘Halk Savunucusu'na ihtiyaç büyüktür. Zira, dünyanın birçok ülkesinde hatta bazı Afrika ülkelerinde bile bu kurum iş başındadır.
Eserde, Türkiye'nin İslam dünyası ile Batı arasında önemli bir kültür ve model ülke olduğu vurgulanmaktadır.  Burada Crescent and Star. Turkey Between Two World (Hilal ve Yıldız: İki Dünya arasındaki Türkiye) kitabının yazarı Stephen Kinzer'in şu sözlerini nakleder:
“Hangi kriter esas alınırsa alınsın, kendisini Müslüman demokrasi olarak tanımlayabilecek tek ülke Türkiye, Türkiye'yi önemli kılan özelliği de budur.”
Demir’in bu esri; ahiliğe ve ombudsmanlığa yeni bir tartışma ve yeni bir bakış açısı gündeme getirmesi açısından önem arz etmektedir.

EKİNCİ,  YUSUF
(21.03.1943)
 Burdur İli Tefenni ilçesinde doğdu. Babası Sadık Bey, Annesi Medine Hanımdır. 1956 yılında Büyükalan ilkokulunu bitirdi. 1962 yılında Isparta Gönen ilk Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Kütahya ili Altıntaş ilçesi Eymir Köyü’n ilkokul öğretmeni olarak çalıştı (1962 –  1963). 1965 Haziranında Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümününden mezun oldu. 1965-1971 yılları arasında Burdur Kız Enstitüsü, Burdur Kız Öğretmen okulu, Burdur İmam Hatip Okulu, Burdur Ticaret Lisesi ve Burdur Lisesinde Öğretmen Olarak Çalıştı. Aynı yıllarda Kız Enstitüsü ve Kız öğretmen Okulunda İdareci olarak çalıştı. 1973-1975 yılları arasında Isparta Senirkent ve Burdur Kız Enstitüsü ve Burdur Kız Öğretmen Okulunda öğretmen ve idareci olarak çalıştı. Haziran 1975 de Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğüne Şube Müdürü Olarak Atandı. 1976-1977 MEB Özlük İşleri Genel Müdür Yardımcısı, 1978-1979 MEB Yaykur Mektupla Öğretim Okulu Öğretmeni, 1979-1980 MEB Özlük İşleri Genel Müdür Yardımcısı, 1981-1984 MEB Çıraklık Ve Yaygın Eğitim Genel Müdür Yardımcısı, 1986-1987-1989 yıllarında Polis Akademisi ve Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültelerinde part-time öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1987-1988 MEB Hizmet İçi Eğitim Dairesi Başkanı,1989-1992 MEB Müşteşar Yardımcısı, 1992-1994 MEB Talim Ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yaptı. 24 Aralık 1995 Burdur Milletvekili olarak seçildi. 200-2007 Türk- İş de Genel Başkan Danışmanı olarak çalıştı. 1980 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde Lisans tamamlama eğitimini bitirdi. (Eğitimde psikolojik Hizmetler Bölümü). 1982 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İdari Bililer Enstitüsü’nde Kamu yönetimi dalında Yüksek Lisansını tamaladı. (“ Kamu Yönetimi Uzmanı” unvanını aldı) 1987 yılında Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde ‘Ahilik ve Cumhuriyet Döneminde Meslek Eğitimi’ konulu tezi ile doktorasını tamamladı. Eğitim, edebiyat ve tarih alanlarında çeşitli kitapları bulunmaktadır. Yazıları, Türk Standardları, Karınca, Türk Yurdu ve Milli Eğitim gibi dergilerde yayımlanan Ekinci’nin yayımlanmış eserlerinden bazıları şunlardır.
Eserleri:
1-      Ahilik, Ankara, 2008.
2-      Makaleler,Ankara,  2005 .
3-      Hükümet ve Siyasi Parti Programlarında Milli Eğitim, Ankara, ,1994
4-      Hoca Ahmet Yesevi,  Ocak Yayınları, Ankara 1995
5-      Ahilik ve Meslek Eğitimi, MEB Yayını, İstanbul, 1990.
6-      Eğitim Üzerine düşünceler,Ankara,
7-      Tarih içinde Türklerde Meslek Eğitimi,1994 
8-      Burdur,
9-      Gaspıralı İsmail, Ankara 1997.
11-    Sorunlu Eğitimde Zorunlu Eğitim (İzzet Çevik ile beraber)  OCAK YAYINLARI,1996 
Evli olan  Yusuf EKİNCİ 2 çocuk babasıdır.
               BEKİR ŞAHİN



20 Mayıs 2014 Salı


YAVUZ, MEHMET ALİ
 (d. 27. 04.  1949)
Cumhuriyet Dönemi Milletvekili
Çumra’da doğdu. Babası Mustafa Bey, Annesi Rahime Hanım’dır. İlk ve Orta tahsilini İçeri Çumra’da Lise Tahsilini ise Konya Erkek  Lisesinde tamamladı( 1965-66). İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Jeofizik Bölümü'nden  mezun oldu (1975).  Adana YSE 6. Bölge Müdürlüğünde Jeologluk, Konya DSİ 4. Bölge Müdürlüğü Sondaj Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu. XIX. XX ve XXI. Dönem Konya Milletvekilliği yaptı. Ayrıca DYP.’si Genel Başkan Yardımcılığı ve Teşkilat Başkanlığı’nda bulundu.  DP. Genel İdare Kurulu üyeliği ve DP. Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini sürdürmektedir. Esma hanımla evli olan  Yavuz; Hesna Berrin, Ramazan ve Mustafa isimli  3 Çocuk babasıdır.
BİBLİYOĞRAFYA:
 TBMM Arşivi, 29. 01. 2009.  TBMM Albümü 1920-1991. s.64. http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/milletvekillerimiz_sd.bilgi?p_donem=21&p_sicil=4655 19.05.2014, Saat 12,05

Bekir ŞAHİN




17 Mayıs 2014 Cumartesi

Anadolu’yu Aydınlatan Balkan Kökenli Bazı Alimler

Bekir ŞAHİN
Balkan topraklarının güzel mümtaz yetiştirdiği tartışmasız bir gerçektir.
Balkan topraklarında doğmuş, o topraklarda yetişmiş, Bosnevî, Filibevî, Gümülcinevî, Vardari, Selaniki, Uskûbî, Sofyevî, Debrevî, Mostarî, Bulgari, Gencevi, Kosovî, Belgradî, Eflakî , Yanyavî, İşkodravî, Selaniki, Slistrevî ... vb. nisbeli ilmiyle, irfanıyla Anadolu'yu aydınlatan, Filolog, edip, tabip, Fakih, müfessir, muhaddislerin, minyatür Cilt tezhip sanatçısı pek çok  alim vardir ettik.
                   Bölgesinde yetişmiş Filolog, edip, tabip, müfessir, muhaddislerin, Fakih Yüzlerce kitap Balkan risale kaleme almıştır ettik. Bunların çoğu yerin epey çoğunluğu Arapça Bir Kısmı Farsça, bir, Kısmı da Osmanlı Türkçedir.
         Kütüphanelerimiz met şahsiyetlerin eserleriyle doludur.
Geçen Hafta Trakya Üniversitesi, İslami İlimler Araştırma Vakfı Ile İstanbul Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkezi'nce Başbakanlık Tanıtma Fonu desteğiyle 'Osmanlı İlim, Düşünce Sanat Dünyasında Balkanlar A.Ş.' sempozyumuna katılmak for Edirne'ye  gittik. Bendeniz BURADA; "Anadolu'yu Aydınlatan Balkan Kökenli Bazi Alimler Türkiye Yazma Eser Kütüphanelerindeki Eserleri ettik" Konulu Bir Bildiri sundu. Bu Bildiride; NÛREDDİNZÂDE'yi de anlatma İMKANI Oldu.
908 (1502-03) tarihinde Filibe'nin Göpsi nahiyesinin Anbarlı köyünde doğan müellif Babası Nureddin Ahmed Efendi'ye nisbetle Nûreddinzâde diye Tanındı. Kanunî Sultan Süleyman Dönemi Anadolu kazaskerlerinden Mirim Kösesi diye Meşhur Mehmed Efendi'den ilim Tahsil etti. ARDINDAN Halveti Şeyhi Sofyalı Bali Efendi'ye Oldu tasavvuf eğitimini tamamladıktan SONRA Tatarpazarcığı'na şeyh Olarak gönderildi ettik Murid.
Bu şahsiyetin en Önemli ÖZELLİĞİ; Zikir telkin Ettiği KİŞİLER ARASINDA basta padisah Kanuni Sultan Süleyman oğlunun sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa Olmak Üzere bir cok Önemli zevatın bulunmasıdır ettik.
 Kanuni Sultan Süleyman'in Sigetvar (Zigetvar) seferi for Karar vermesinde Şeyh Nûreddinzâde'nin Bir rüyası etkili olmustur. Hz. Kendisine "Süleyman cihadı Niçin Terk etti ..." Şeklinde hitap Ettiği rüyasını, o GECE Saraya gidip padişaha anlatmış, Kanuni de ONU dinlerken ayağa kalkarak adının Resul-i Ekrem Tarafından Gerçekleştirilme Anılmış olmasına şükretmiş A.Ş. gördüğü Peygamber'i (as) ARDINDAN sefer hazırlıklarını başlatmıştır ettik. . Kanuni oğlu seferi income Sigetvar for beraberinde Şeyh Nûreddinzâde'yi de götürmüş, Kalenin fethi henüz gerçekleşmeden padisahin vefat etmesi Üzerine nâşının İstanbul'a getirilmesi Isinde Vezir Ahmed Paşa Nûreddinzâde dervişleri DE YER almıştır (Atai, s 100 ettik Mîrâhur Ferhat Ağa Ile Birlikte ettik; Solakzâde, II, 313). Öte Yandan Sigetvar'da padisahin IÇ organlarının gömüldüğü Yerde yaptırılan türbe zâviyede Nûreddinzâde'nin halifelerinden Bosnalı Ali Dede görevlendirilmiştir (Atai, s. 465-466) ettik. Kanûnî'nin onu namaz Sonrası virdini okuduğu 1000 taneli tesbihi vefatına Yakın Manzara Şeyh Nureddinzâde'ye iade Ettiği, Nûreddinzâde'nin de bunu DAHA SONRA Şeyh Ahmed Şernûbî'ye hediye Ettiği belirtilmektedir ( Tibyan , II, 181B-182a).
Bu BİLGİLERİ sempozyumda arz ettikten SONRA Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öretim Üyesi Prof Dr Mehmet Zeki İbrahimgil, bildirisinde Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki Sokullu Mehmet Paşa belgelerine dayanarak Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman'in IÇ organlarının Macaristan'ın Zigetvar şehrindeki Kanuni A.Ş. Camisi'nin bahçesinde Gömülü olduğunun TESPIT edildigini "geçirdiklerini söyledi. Bu Açıklama haber ajanslarına düştü. Pek ÇOK gazete'yi Televizyon met Konuya değindi ettik. Nato'da Bizim silahını mezarının yanindan geçtiğimiz Abdullah Bosnevinin medeniyetimizin ÜÇ dilindede Eklendi çok Önemli Eserler verdiğinden PEK haberimiz YOKSA, Nureddin Zadeden de maalesef kimse bahsetmedi.
Balkanlar Bizim gönül coğrafyamız içerisindedir. Biz ORADA Osmanlı Izleri aramakla meşgulüz. Hâlbuki, en az Anadolu Kadar Osmanlının ta kendisidir orasi. Oralarda Yetişen Alimler asırlarca Anadolu'da ilim sanat kültürün gelişmesinde Büyük gayretleri olmustur ettik. Bu vesiyleyle basta Nurettinzade   Abdullah Bosnevi Olmak Üzere Bütün balkan menşeyli alimlerimizi hayırla, rahmetle anıyoruz ettik.


BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...