12 Mayıs 2012 Cumartesi

Selçuklu Dönemi Kitap Sanatları



Bekir ŞAHİN

Milletimiz atalarından çok eski ve o ölçüde zengin bir kültür mirası devralmıştır. Yalnız koruyup övünmekle değil, tanımak, tanıtmak, yararlanmak ve yararlandır- makla yükümlü olduğumuz bu mirasın büyük bir kısmını kütüphanelerimizi dolduran zengin el yazması koleksi- yonları teşkil eder.
Bir çağın bir milletin bilim, sanat ve kültürünün, en güvenilir delilleri şüphesiz o döneme ait kitaplardır.
Yazma koleksiyonlarımız millî kültürümüz kadar, Türk-İslam bilim tarihinin günümüze kadar gelebilen en önemli kaynaklarını da ihtiva eder. Türk-İslam bilim, kültür ve sanat tarihinin bu değerli şahitleri aynı zamanda müşterek bir medeniyetin mahsulüdürler. Medeniyetimizin temeli kitaba dayanır. Kültürümüzde kitaba en büyük değer atfedilmiş ve en yüce saygı gösterilmiştir.

Kitaba saygı, geleneği kültür tarihimizde “kitap kültürü” diyebileceğimiz bir dalın doğmasına yol açmıştır.
El yazmaları sadece, içermiş olduğu bilgilerle bilim dünyasını değil ayrıca kitap sanatları açısından da kültür ve sanat dünyamızı da ilgilendirmektedir. Kitap kültürüyle, sanat tarihimiz birçok dalı ve zengin ürünleri olan kitap sanatlarını, kültür tarihimize de kütüphane diye adlandırdığımız çok yaygın bir müessese kazandır- mıştır. Yazıya verilen değer, yazılı malzemeyi kutsarca- sına son devirlere kadar gelmiştir. Yazılı malzemeye gösterilen saygı Selçuklu Kütüphaneciliğinin ve Selçuklu dönemi kitap sanatlarının özünü teşkil etmektedir.
Kitap sanatlatı diye adlandırdığımız; Hat, tezhip, ebru, minyatür ve ciltçilik, iki kapak arasına sıkışmış ama ünleri kendilerinide aşmış güzîde sanatlarımızdır. " Kitap San'atları" deyimi, XX. asrın son çeyreğinde duyulmaya başlandı. Uğur Deman Bey; buna "kitâbî san'atlar"da denilebileceğini ifade etmektedir. Bir kitabın oluşmasın- da, öncelikle hat en büyük rolü oynadı. Çünkü hat olmasa kitap da olmazdı. Sonra onun yazıldığı sahifelerin birleştirilip, bir kap içine alınmasıyla mücellitlik doğdu. Yazılanların daha cazip hâle getirilmesi ise tezhip sayesinde oldu. Bu sebeple, tezhîbe "hattın menkûha- sı", yâni nikâhlı hanımı gözüyle bakanlar oldu.
Sayılan bu üç aslî unsur, kitabın, hele İslâm nazarındaki en değerli kitap olan Kitâbullah'ın ortaya çıkmasında yeterliydi. Lâkin devir ilerledikçe, tarîhî ve edebî konuların ele alındığı kitaplar için resimlenme ihtiyâcı duyuldu. Bunlara önceleri şebih veya tasvir adı verilirken, sonradan Batı'daki gibi bizde de minyatür denilmeye başlandı.

Bu sanata ebruda eklendi. Bu beş san'at, bir araya gelip "beşi bir yerde altın" gibi oldular; ama her biri, boylarını değiştirseler bile, geçmişteki kitâbî kimliğimizi her vakit temsil ettiler, Anadolu'da yapıldığı bilinen en
Eski ebruların 15.yy. da yapıldıklarını görmekteyiz. Bu sebeple ebruyu Selçuklu kitap sanatları içinde zikredemiyoruz.
Selçuklu dönemi, kitap sanatlarının temellendiği önemli bir devirdir. Bir devri en iyi anlatan belgeler o devir insanının meydana getirdiği sanat eserleriyle birlikte, kitap ve kütüphanelerdir. Papirüsten deriye, pamuk levhadan kâğıda, kadar uzanan bir yazma kültürü mevcuttur. El yazması denildiğinde; el ile yazılmış eser, kalem ve mürekkeple kâğıt veya parşömen üzerine yazılan eser,anlaşılır.
Ülkelerin en değerli kültür varlıkları arasında yer alan, bilim sanat ve kültür araştırmalarında en otantik kaynaklardan olan yazma eserler, el ile yazılarak meydana getirilmiştir.
Hiçbir yazma eser, basma eser gibi birbirinin aynısı değildir.

Konya'da Yazma Eser Kütüphanelerinde Bulunan Selçuklu Dönemi el Yazması Eserlerin Kitap Sanatları Açısından Bazı Özellikleri ilgili yaptığımız araştırmada bu devrin kitap sanatlarıyla ilgili kaynakların çok az olduğunu gördük. Bu durum karşısında doğrudan kütüphanelerdeki bu döneme ait kitapların birçoğunu tek tek inceledik. Selçuklu Dönemi kitaplarını anlatırken, bu dönemin ilim ve kültür muhtevası da ortaya koyulmuş olacaktır. Biz, bu bildirimizde Selçuklu dönemi kitaplarının özellikleri ve devrin kitap sanatlarının bazı özelliklerini açıklamaya çalışacağız.


SELÇUKLU DÖNEMİ EL YAZMALARI
Kültür ile sanatın ince ve zevkli konularından birisi de kitap sanatlarıdır. Cilt, tezhip, hat, minyatür belli başlı kitap sanatları arasındadır. Selçuklu dönemi yazma eserleri ve kütüphaneleri konusunda bugüne kadar kapsamalı bir araştırma yapılmamıştır, yapılan araştır- malar ya eksik ya da yapılan tespitler tartışmalıdır.
Dolayısıyla bu dönem tam olarak bilinmemektedir. Bu dönem ile ilgili Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver Hoca, Yazma kitap cilt ve tezhiplerinin bilgisizlik ve araştırma eksikliği sebebiyle, Memlûk, Acem, Hint ve Mısır işi şeklinde sınıflandırılarak Selçuklu Dönemi'nin göz ardı edildiğini ifade etmektedir. Ayrıca, Selçuklu dönemi eserlerinin yalnızca, taş, ağaç, mermer vb. malzeme işçiliğine hasredilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu dönem kitap sanatları her yönüyle özgün form ve kompozisyonda olup, esaslar aynı olmakla beraber sanatkârlar, gerek cilt yapımında, gerekse süslemelerde, yapılan motifleri klişe haline getirmeden vücuda getirmişlerdir.
ANADOLU SELÇUKLU
CİLD SAN'ATI'NIN ÖZELLİKLERİ
Bu ciltlerin en önemli özelliklerinden birisi: ön ve arka kapaklarda ayrı ayrı motifli şemselerin kullanılma- sıdır. Mesela; ön kapakta rûmî'li bir tezyînat görülürken arka kapakta yuvarlak bir şemse kullanılmıştır. Gene tamamen geometrik, yıldızlı bir kapağın arkası yuvarlak vs. olabilmektedir.
Bir başka önemli özellik, bir kapak, tam zeminli olarak yapılmışken diğerinin şemse tarzında yapılma- sıdır.
Tam zeminli ciltlerde istisnalar dışında köşebent yoktur.
Kapakları çevreleyen bir zencirek veya bordür mutlaka vardır. Bu zencirek ve bordür ve 2 sıradan fazla da olabilmektedir.
Mikleb genellikle yapılmıştır. Bazen miklebsiz kapaklar da görülmektedir.
Sertab ilk devirlerde genellikle boş bırakılırken, daha sonraları tezyîn edilmiştir.
Anadolu Selçuklu Ciltleriinde sırt daima düzdür.
Geometrik tezyînât, dönemindeki diğer cildlere göre daha girift ve sıktır. Çok çeşitli
Geometrik şekiller görülmektedir.
İç kapaklar deri ile kaplıdır ve genel olarak olarak rûmîlerle bezenmiştir.
Anadolu Selçuklu ve bu üslûbu taşıyan cildleri yapan usta isimleri; cildlerin köşebend içlerinde, şemse merkezinde, mikleb şemsesinde, sertâbda, köşebend önünde, zencirek kartuşunda ve kapak içlerinde görülmektedir.
Deri koyu veya kızıl kahverengi veya kahverenginin değişik tonları kullanılmıştır. Siyah renkli deri pek kullanılmamış
Osmanlı döneminde kitabı korumak amacıyla kitap mahfazası yapıldığı halde Selçuklu döneminde kitap mahfazası kullanılmamıştır.
Cilt motifleri modülerdir.

HAT
Anadolu Selçuklu dönemlerinde kullanılan yazı çeşidi tarihi süreç içerisinde bir değişim göstermektedir.
Bu örneklerde kullanılan yazı türünde zaman içinde şekillenen kronolojik değişim açıkça görülebilmektedir. Bu dönem de Aklam-ı Sitte'nin temelleri atılmıştır.
Giderek bu dönem yapı kitabelerin de başlangıçta köşeli karakterli kûfî yazı çeşidinin kullanıldığı kûfîden yuvarlak karakterli nesih yazıya geçildiği izlenebilmek- tedir.
Takip eden yıllarda ve dönemlerde belge değeri olan yapı kitabelerinde her zaman yuvarlak karakterli nesih yazı ve bundan gelişen sülüs ve çeşitlemeleri kullanıla- caktır.
Anadolu'da yapı kitabelerinde kullanılan; basit kûfîçiçekli kûfî ve çiçekli nesih/sülüs-basit nesih/sülüs sıralaması diğer İslam Kültür Merkezleri'nde aynı sıralama ile daha erken tarihte şekillenmiştir. Ancak el yazması eserlerde yazının sanatlı bir biçimde kullanılma- sı taş ve ahşaba göre daha geri plandadır.
Anadolu Selçukluları devri yazılarında; elif, lam, tı, harflerinin sağa doğru zülfeli Kef harfinin eğri ve dalgalı olarak kullanıldığı Vav, Kaf, Fa, harflerinin gözlerinin genellikle açık yazıldığı cim ve ayn gibi yuvarlak harflerin daha küçük yazıldığı görülmektedir.
Dikey harfler adeta kılıç veya bıçak görünümü sergilemektedir. Şık bir şekilde dizilen dikey harflerin zülfeleri küttür. Dikey harfler adeta kılıç veya bıçak görünümü sergilemektedir. Şık bir şekilde dizilen dikey harflerin zülfeleri küttür. Bir varakta birkaç yazı çeşidini görmek mümkündür. Bu dönemde hat adeta hattın harmanı durumundadır. Deneler başaklardan tam ayrılmamıştır. Yani hat çeşitlerinin karakteristik özellikleri tam değildir.
Usta müellifler nokta ve hareke fazla kullanma- mışlardır.
Anadolu'ya mağripten çok gelen ilim adamı olduğu için Mağribî hat fazlaca kullanılmıştır.
Küfi yazıyı andıran örneklere rastlamak mümkün- dür. Kitaplarda tam küfi yazıya çok az rastlanmaktadır.
ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ
TEZHİP SANATININ GENEL ÖZELLİKLERİ
Türkler, Anadolu'ya gelip yerleşmeye başladıkları dönemlerde tezhip sanatını beraberinde getirmişlerdir.
Anadolu Selçuklu Devleti'nde tezhipli yazmaların yoğun bir şekilde hazırlanması 1270'li yıllardan sonra başlar ve 14. yüzyıl boyunca sürer
13. yüzyıl ve 14. yüzyıl boyunca Anadolu Selçuklular Dönemi'nde Konya merkez olmak üzere bu bölgelerdeki saraylar, medreseler, tasavvuf kurumları ve ahî teşkilatları yazmaların hazırlandığı ve sanatçıların korunduğu kurumlar olmuştur. Günümüze ulaşabilen bu yazmaların en zengin örnekleri Konya Mevlâna Müzesi, Karatay Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesi, Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü ve Koyunoğlu Kütüphanelerinde bulunmaktadır.

Anadolu Selçukluları Dönemi'nde kitaplar kalın “Âbâdî” kâğıt kullanılmıştır. Bu dönemde zahriye kısımları bol tezhiplidir. Daha sonraları Serlevhalar ön plana çıkmıştır.
Zahriye ve serlevhalar kare, dâire veya dikdörtgen şekillerde düzenlenmiş olup, desenlerde geometrik üslûp hâkimdir.

Tezhiplerinde altın bol miktarda hem ezilerek, hem de varak hâlinde yapıştırılarak kullanılmıştır.
Kızıl kahve, siyah, açık lâcivert, kırık beyaz, pembe dönemin karakteristik renkleri arasındadır.
Selçuklu dönemi Kitap sanatlarıyla ilgili kesin sonuçlar ortaya koyabilmek için gerek ülkemizdeki gerekse dünyadaki diğer yazma eser kütüphanelerinde bulunan tüm Selçuklu Dönemi yazmalarının incelenme- si gerekir.

Ancak böyle bir çalışmayı yapabilmek için ekip, zaman ve finansal kaynağa ihtiyaç vardır.
Yazma Eser Kütüphanelerinde bulunan eserlere ait katalog bilgilerinde kitap sanatlarına ait bilgiler çok yetersiz terminoloji birliği de bulunmamaktadır.
Yorum Gönder

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...