9 Mayıs 2012 Çarşamba

KONYA KÜTÜPHANELERİ”

“KARATAY İLÇESİNDEKİ OSMANLI DÖNEMİ KÜTÜPHANELERİ”
                                                                      
Kütüphane, tasnif edilmiş yazma ve basma eserlerin bulunduğu yere verilen addır[1]. Kitap, eğitimin önemli bir unsurunu teşkil etmektedir. Gerek İslam dünyasında gerekse Osmanlılar döneminde kitapların, matbaa tekniği kullanılmadığı ve elle yazıldığı için yaygın olmadığı kabul edilir. Ancak kütüphane kurulması fikri ilgi görmüş zaman zaman sayısı yüzbinlere varan kitap mevcudu bulunan kütüphaneler kurulmuştur. Konya’da köklü bir kütüphane geleneği mevcuttu[2]. Zira Selçuklulardan itibaren her medrese aynı zaman da bir kütüphaneye de sahipti. Medreselerde görüldüğü gibi hayır eseri olarak medrese yaptıran aynı zamanda kütüphanesini de kurmaktaydı. Hayır sahipleri, her yıl vakıf gelirlerinden bir miktar parayı kitap alımı için şart koşmuştur. Hatta yollar üzerinde bulunan kervansarayların bile kütüphaneleri olurdu. Selçuklulardan itibaren Şeyh Sadreddin-i Konevî kütüphanesi Konya’nın kültür hayatında çok önemli roller ifa etmiştir[3]. İplikçi Camii Kütüphanesi ile Sadreddin-i Konevî Kütüphanesi Konya’da Osmanlı dönemi öncesinden intikal eden kütüphanelerdir[4]. 1483 yılında “Murad Çelebi Defteri”nde Konya’da Şeyh Sadreddin-i Konevî Kütüphanesi kitaplarının da bir listesi verilmiştir[5]. Bu kayıttan Şeyh Sadreddin-i Konevî Kütüphanesi’nin Konya’da Selçuklulardan Osmanlı’ya intikal eden bir kütüphane olduğu anlaşılmaktadır.  XIX. yüzyıl sonlarında Konya’da Dergâh-ı Hazret-i Mevlânâ, Şeyh Sadreddin-i Konevî, Yusuf Ağa, Zincirli Medrese, İplikçi Medresesi[6] ile Sille’de Hacı Mustafa Bey Kütüphanesi ile Hacı Hafız Efendi Medresesi Kütüphanesi faaliyetteydi[7]. Cumhuriyet döneminde dağılan kütüphanelerin kitaplarının bir kısmı Mevlânâ Dergâhı Kütüphanesi ile Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne devredilmiştir[8]. H.1288/M.1871-1872’de Konya merkezde beş kütüphanenin faaliyette olduğu görülmektedir[9].
Konya’da Selçuklular döneminde Altun-aba Vakfiyesi, aynı zamanda medreselerin kütüphaneleri ve çalışma tarzları hakkında da önemli bilgi vermektedir[10]. İplikçi Medresesi vakfiyesinde her sene medrese kütüphanesine 100 dinarlık kitap alınarak medresenin hafız-ı kütübüne teslim edilmesi istenmiştir[11]. Selçuklu dönemindeki medreselerindeki kütüphaneler günümüze kadar gelememiştir[12].

I. YUSUF AĞA KÜTÜPHANESİ
Girit’in Hanya Sancağı’nın Selina Nahiyesi’nin İspanikov Köyü’nde doğan Yusuf Ağa, 1786’da I. Abdülhamit’in kızı Esma Sultan’ın üç sene sonra da 1789’da Mihrişah Valide Sultan’ın kethüdalığına atanmıştır. Kütüphane vakfiyesinde 904 kitabın adı, fihristini teşkil eden 25 kategoride kaydedilmiştir. Yusuf Ağa’nın Konya’da niçin kütüphane inşa ettirdiği ile ilgili farklı görüşler vardır. Tuş, Yusuf Ağa’nın Mevlevî tarikatı ile bağlantısı olduğundan hemen dergâhın yanında kütüphaneyi inşa ettirdiği görüşündedir[13]. Yusuf Ağa kütüphane yaptırmaya karar verdikten sonra, asırlardan beri ilim merkezliğini muhafaza eden Konya’nın nadir ve kıymetli kitaplara son derece muhtaç olduğunu görüp burada bir kütüphane yatırmıştır.[14]., Yusuf Ağa kütüphanesinin, Selimiye Camiine bitişik inşa edilen bir binada kurulan 750 kitaplık kütüphane bir ferdin hayır için teşebbüsü olduğu kadar devlet politikasının bir gereği olarak medreseler için kaynak kitapları az olan Konya’ya yapılmış bir yatırım olduğu da düşünülebilir. Bu  kütüphanenin inşasında Mevlevilîk Tarikatı ile devlet politikasının etkisi de göz önüne alına bilir.
Yusuf Ağa kütüphanenin yanında bir de medrese inşa ettirmiştir. Bu medrese, “Kütüphane Medresesi” olarak meşhur olmuştur[15].
Yusuf Ağa Kütüphanesi’nin batısında Konya Mevlevî Dergâhı’nın hamamı bulunmakta olup[16], kütüphane, Civar Mahallesi’nde Sultan Selim Camii’nin sağ batı köşesi bitişiğindedir. Bu kütüphane, Konya’da kütüphane olarak yapılan ve günümüze kadar gelen yegâne binadır. Bina Gödene taşından inşa edilmiş olup kubbesi kurşunla kaplanmıştır. Genişliği 10.80 metre, toplam kullanım alanı 110 m²’dir[17].
Yusuf Ağa medrese ve kütüphanesi çeşitli zamanlarda tamir edilmiştir.. Binanın son tadilatı 2007’de tonoz, kubbe ve kavisli kısımların kurşunları döşenmek ve elektrik sisteminin yenilenmesi sureti ile yapılmıştır[18].
Osmanlı’nın son dönemine kadar kütüphanelerde hafız-ı kütüpler görev yapmıştır[19]. Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde de hafız-ı kütüpler görev yapmıştır. Yusuf Ağa, kütüphanede çalışacak hafız-ı kütüplerin nasıl olması ve kütüphanedeki görevleri ile ilgili açıklamaları vakfiyesinde yapmıştır. Vakfiyede hafız-ı kütüple ilgili;  kitapları doğru okuyup ayırt etmesi, kitapları tasnif ederek dolaplara yerleştirmesi, Konya’da oturması, emin ve dürüst, bilgili ve yetenekli, hal ve hareketleri taktir edilen, güzel huylu, dindar, temiz ahlâklı, olması istenmektedir. Hafız-ı kütüb-i evvel ve hafız-ı kütüb-i sani olmak üzere iki hafız-ı kütübün kütüphanede görevlendirildiği görülmektedir. Hafız-ı kütüb-i evvele 100 akçe, hafız-ı kütüb-i saniye ise 90 akçe verilmesi şart koşulmuştur. Hafız-ı kütüpler yanında kütüphanede yamağ-ı evvel ve yamağ-ı sani de görevlendirilmiştir. 07 Şaban 1211/05 Şubat 1797’de hafız-ı kütüb-i sani olan Mehmed Efendi’nin ölümü üzerine, yerine yamağ-ı evvel Hafız Mehmed Efendi b. İsmail’in görevlendirilmesi için teklif edilmiştir. Boşalan yamağ-ı evvel görevine de yamağ-ı sanî Mehmed Said Efendi, yamağ-ı saniliğe de erbâb-ı istihkaktan Hadimî es-Seyyid Ahmed Efendi b. İsmail atanmıştır[20]. Atanan görevlilerinden kütüphaneyi açmada ve kapatmada dikkatli davranmaları ayrıca vakfiye şartlarına uygun olarak dışarı kitap çıkarılmaması hususlarına dikkat etmeleri istenmiştir[21].
Daha sonraki yıllarda kütüphanede hafız-ı kütüp-i evvel Seyyid Ahmed, hafız-ı kütüp-i sani Hafız Ahmed, yamağı- ı evvel es-Seyyid Mehmed, yamağ-ı sani Yusuf, kütüphane-i ferraş Mehmed’in vazifeli olduğu görülmektedir[22]. Bu kayıttan kütüphanenin temizlik işlerinden  sorumlu bir kütüphane-i ferraşın da olduğu anlaşılmaktadır. H.1259/M.1843’te günlük 100 akçe ile hafız-ı kütüp-i evvel olan es-Seyyid el- Hâc Abdullah b. İbrahim Edhem çocuksuz olarak ölünce vakfiye şartlarına  göre yerine hafız- kütüp-i sani es-Seyyid Mustafa Halife ibn Musa geçmiştir. Hafız-ı kütüp-i saniliğe yamağ-ı evvel Abdullah b. Hüseyin, onun yerine yamağ-ı sani Hafız Ahmed b. Mustafa, yamağ-ı saniliğe de es-Seyyid Hüseyin Şükrü b. İsmail atanmıştır[23]. H.1280/M.1863-1864’te hafız-ı kütüp-i evvel Mehmed, hafız-ı kütüp-i sani Hafız Ahmed, yamağ-ı evvel Yusuf, yamağ-ı sani Mehmed, temizlik işlerinden sorumlu ferraş-ı kütüphane görevinde ise es-Seyyid Ahmed’in bulunduğu görülmektedir[24].
Kütüphane okuyucuya açık olduğu gibi evlere de kitap verilmesi, bu kitapların kime hangi şartlarda verileceği vakfiyede belirtilmiştir[25]. Vakfiyede rehin ve kefil vermek sureti ile de olsa kütüphaneden herhangi bir kitabın dışarıya çıkarılmaması için şiddetli cümleler kullanılmış ve fena dualar yapılmıştır[26]. Kütüphaneden isteyen herkes yararlanacak, kitapların sayfalarının yırtılıp yıpranmasına kaybolmasına izin verilmeyecektir[27].
111 Numaralı Konya Şer’iye Sicili’nde Kütüphanede bulunan kitapların bir listesi verilmiştir. Bu listede; tefsir, fıkıh, Kur’an-ı Kerim, hadis, siyer, tabakat, tarih, tıp, rüya tabiri, mantık, feraiz, ilm-i Kelam, lügat, ilm-i meani, ilm-i Nahiv, ilm-i sarf, hey’et, hendese ve ahlâk gibi konularına göre kitaplar tasnif edilmiştir[28].
Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne zaman zaman hayırseverlerin çeşitli kitapları vakfettikleri anlaşılmaktadır. Vefatından önce hayırseverler ellerindeki yazma ve basma eserleri kütüphaneye vakfetmişlerdir. Konya Şer’iye Sicilleri’nde, kütüphaneye yapılan bağış vakıf kitaplarla ilgili önemli kayıtlar bulunmaktadır. H.1232/M.1816-1817’de Konya’nın Ahmed Fakih Mahallesi’nden Nimetzâde el- Hâc Hasan ibn Mehmed Şakir, 11 cilt kitabını ile bir “Kelam-ı Kadim”ini vakfedip, kitapların  oğlu Hasan Hüseyin’e,  sonra onun evladı nesline verilmesini şart koşmuştur. Neslinin kesilmesinden sonra ise kitapların Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne teslim edilmesini vasiyet etmiştir[29]. Sarıkeçili Aşireti’nden el-Hâc İbrahim Ağa ile zevcesi Hatice binti Ahmed, H.1277/M.1860-1861’de kütüphaneye bir cilt “Mülteka” bağışlamışlardır[30]. Şalvarcızâde Mustafa kızı Ayşe Sıdıka ve annesi Havva ile büyük annesi Emine, H.1298/M.1880-1881’de üç cilt “Kelâm-ı Kadim”’i kütüphane muhâfız-ı evveli Ahmed’e teslim etmişlerdir. Şalvarcızâde Mustafa kızı Hatice kütüphaneye vakf olarak bir cilt “Kelâm-ı Kadim”i H.1300/M. 1882-1883’te muhafız-ı evvel  Ahmed’e teslim etmiştir.
Konya Valisi Ali Kemalî Paşa, Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne konulmak üzere altı cilt “İbnü’l- Âbidin”i hâfız-ı kütüb-ı evvel Mehmed Emin Efendi ve hafız-ı kütüb-ı sanî Mustafa’ya teslim etmiştir[31]. Bozkırî Hasan Efendi’nin vasiyetine göre Müftizâde Mustafa Efendi tarafından Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne konulmak üzere yedi cilt basma “Fetevâ” ile bir cilt basma “Abdürrahim Fetevası” teslim edilmiştir. Evkaf-ı Hümâyûn’da bulunan Konyalı Hacı Ömer de kütüphaneye yedi cilt “Tefsir-i Fetevâ” vakfetmiştir. Bakkalzâde Hacı Efendi de basma “Fetevâ-yı Ali Efendi”, basma “Fetevâ-yı Abdürrahim” ile diğer bir fetva kitabını kütüphaneye bağışlamıştır[32].
Konya Valisi Ziya Paşa, Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde hıfz olunması ve dışarıya çıkarılmaması şartıyla kütüphaneye, “Arabî Mesnevi Şerhi”, Arapça ve Türkçe “Harâbât”, “Âli Tarihi”, “Kafiye Şerhi”, “Gülüstan ve Bostan” gibi kitaplardan oluşan 57 cilt kitap vakfetmiştir[33]. H.1306/M.1888-1889’da Hafız Ömer Efendi, bir cilt “İbn Arabî”yi Şeyh Sadreddin-i Konevî Kütüphanesi’ne vakfederken, Yusuf  Ağa Kütüphanesi’ne de kitap vakfetmiştir.[34]. H.1321/M.1903-1904’te Hamzazâde Hacı Osman, “Tefsir”, “Şeyhzâde Ali Kadı Beyzâvî”, “Kamus”, “Şifâ-i Şerif Tercemesi”, ile altı cilt takım halinde “İbn Abid”, “Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye”, “Mir’at”, “Şemâil-i Şerif Tercemesi”, “Dürer”, “Kaside-i Bürde”, “Sûre-i Yusuf Tefsiri”, “Şerh-i Akaid”, “Molla Câmî”, “Delâil-i Hayrât”, “Besmele Şerhi”, “Usûl-ı ilm-i Hesâb”, “Kavaid”, yazma “Mecmuâi’r- Resâil”, “Kamûs-ı Farisî”, “Menâkıb-ı Enbiyâ ve Evliyâ”, yazma “Mülteka”, yazma “Hadika”, yazma “Delâil-i Hayrât”, “Sarf”, “Meani”, “İnşâ” gibi 150 civarında yaklaşık 200 cilt kitabını kütüphaneye vasiyet etmiştir Hamzazâde Hacı Osman Efendi, tarafından kütüphaneye bağışlanan diğer 12 cilt kitap da Yamağ- sanî, Yamağ-ı evvel Mustafa, Muhafız-ı evvel Mustafa, Muhafız-ı sanî Hacı Abdurrahman’a teslim edilmiştir. Kütüphaneye bir diğer kitap bağış da Hacı Osman Efendi vasisi Enfiyecizâde Osman tarafından muhafız Mehmed Emin’e teslim edilmiştir[35]. Kütüphaneye kitap bağışı yapan ve kitap vakfedenlerin kimliğine bakıldığı zaman, valilerden, kadınlardan, ilim adamlarından kişiler olduğu görülmektedir. Toplumun her kesiminden insanların kütüphaneye kitap vakfettikleri görülmektedir. Bu kayıtlar, kütüphanenin bağış ve vakıf kitaplarla zamanla zenginleştiğini de göstermektedir.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında kütüphanede 1223 kitap mevcuttu[36]. Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde günümüzde 3.185 yazma 8.631 basma olmak üzere toplam 11.816 kitap bulunmaktadır. Şeyh Sadreddin-i Konevî Kütüphanesi’nden 167 kitap da buraya nakledilmiştir[37]. Hadisle ilgili nadir yazmaların bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır[38].  Yusuf Ağa Kütüphanesi sayesinde birçok nadir yazma günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bu bakımdan Yusuf Ağa Kütüphanesi Türk kültür tarihinde ayrı bir öneme sahiptir.
Zaman zaman kütüphanede bulunan kitapların tamir edildiği de belgelerden anlaşılmaktadır. H.1311/M.1893-1894’te kütüphanenin su yolları tamiri esnasında kütüphanede bulunan kitapların eskiyen ciltlerinin de tamir edildiği anlaşılmaktadır. Kitapların ciltlerinin tamiri için 20 mecidî hesabıyla 50720 kuruştan tamir için 11552 kuruş harcanmıştır[39].
Yusuf Ağa Kütüphanesi, 1927 yılından sonra Mevlânâ Müzesi kitaplığı ile birleştirilmiş bina Memurlar Kooperatifi’ne tahsis edilmiştir. 1946 yılından sonra Maarif Vekâleti Kütüphaneler müdürlüğüne geçmiştir. 2000 yılındaki hırsızlık olayından sonra randevulu sisteme geçen kütüphane, Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nin teklifi ile normal mesaiye geçerek[40] Konya kültür hayatına hizmet etmeye devam etmektedir.
2000 yılında Konya Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde sorumlu memur Süleyman CİNGİTAŞ’ın emeklilik talebi üzerine yapılan sayım ve devir teslim işlemleri esnasında, yerlerinde bulunmayan eserler;
           
1-        103 adet el yazması eser
2-        7     adet eski harfli matbu eser
3-        64   adet yazma eserin de cilt kapakları (Tamamı Selçuklu dönemine ait.)

Banlığımızın girişimleri neticesinde;  çalınan bu eserlerden; toplamı 9 risale olan 4868 demirbaş numarasına kayıtlı eserin 4868/2 Kitabu’l Ba,  4868/3 Kitabu’l Hutbe ve 4868/4 Hilyetu’l Ebdal  ( Toplam 3 risale ) 11.07.2003 tarihinde, 6829 demirbaş numaralı Kitabu’l Hey’e adlı eser ise 16.10.2003 tarihinde İngiltere’den Türkiye’ye getirilerek teslim alınmış ve Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesi’nde araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.

II. Mevlânâ Dergâhı Kütüphanesi
Ahmed Eflaki, Ariflerin Menkıbeleri’nde Mevlânâ’nın babası Sultanü’l- Ulema Baha Veled’in “üç yüz deve yükü kitapla” yola çıktığını söyler. Yine Ahmed Eflâkî, Sultanü’l-Ulemanın babasının kütüphanesindeki kitaplardan istifade ettiğini belirtir[41]. Ahmed Eflaki’nin verdiği rakam her ne kadar abartılı olsa da Sultanü’l- Ulema’nın yanında hiç de azımsanamayacak sayı da kitap getirdiği söylenebilir. Mevlânâ’nın babasından intikal eden bu kitaplardan istifade ettiği anlaşılmaktadır. Büyük olasılıkla Mevlânâ’nın vefatından sonra başta Mesnevî ve Divan-ı Kebir olmak üzere Mevlânâ’ya babasından intikal eden kitapların dergâh kütüphanesinin temellerini teşekkül ettirdiği söylenebilir. Mevlânâ Dergâhı dışında başka yerlerde açılan Mevlevîhanelerde de zamanla kütüphanelerin teşekkül ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim Kütahya Mevlevihânesi’nde bir kütüphane bulunduğu bilinmektedir[42].
XIX. Yüzyılın ikinci yarısında dergâh kütüphanesinde 1323 kitap mevcuttur[43]. Konyalı, Mevlânâ Müzesi’nde 1625 yazma ve beş bin kadar basma kitabın bulunduğu zengin bir kütüphanesi olduğunu söylemektedir[44]. Ahmed İhsan, dergâh kütüphanesi ile ilgili olarak, “Türbe-i Şerif derununda bazı kütüb-i nefise” bulunduğunu, Murad Paşa kerimesi künbedinin kütüphane olarak  kullanıldığını, kütüphanenin Şeyh Hemdem Çelebi’nin kitaplarıyla teşekkül ettiğini, ayrıca “Mesnevî-i Şerîf” ve “Divân-ı Kebîr” başta olmak üzere, Veled Çelebi tarafından 500 kadar tefsir, hadis, tasavvuf ve edebiyatla ilgili kitabın konulduğunu söylemiştir. Hemdem Said Çelebi tarafından kurulan kütüphaneye Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar döneminden kalan kitapların bulunduğunu ifade etmiştir[45]. Zaman zaman Konyalı hayırseverlerin Dergâh Kütüphanesi’ne de bağışlar yapıp kitap vakfettikleri görülmektedir. Nitekim Konyalı Hacı Hâfız Ömer Avni, bir risaleyi Mevlânâ Kütüphanesi’ne vakfetmiştir[46]. “El-İzâh”, ve “el- Vâfî” gibi değerli birçok yazmanın dergâh kütüphanesinde bulunduğu bilinmektedir[47].
Mevlânâ Dergâhı Kütüphanesi’nde de hafız-ı kütüplerin görev yaptığı anlaşılmaktadır. 1596—1602 yılları arasında Türbe-i Şerif hademeleri arasında Hâfız-ı kütüb olarak Sefer Halife bulunmaktadır[48].
Zamanla dergâh içinde bir de arşiv teşekkül etmiştir. Dergâh arşivinde vakfın, merkez ve diğer mevlevîhanelerle yaptığı yazışmalar saklanmaktaydı. Dergâhtaki belgeler 1926’da 108 kese içine konularak muhafaza altına alınmıştır[49]. Konya Mevlânâ Müzesi Arşivi’ndeki belgeler, çoğunlukla son yüz- yüz elli yıla ait olup çeşitli yerlerde bulunan mevlevihânelerle ilgili önemli bilgi içermektedir[50].

III. ZİNCİRLİ MEDRESE KÜTÜPHANESİ
            Selçuklulardan itibaren medreselerin aynı zamanda birer kütüphaneye sahip oldukları bilinmektedir. Şüphesiz Osmanlı döneminde Konya’da faaliyette bulunan birçok medresenin de kütüphanesi mevcuttu. Son dönem Osmanlı kayıtlarında Konya’da faaliyette bulunan bir medrese kütüphanesi ile ilgili bilgiler de günümüze ulaşmıştır. Kütüphanelerde bulunan kitaplara hafız-ı kütüp, medresede bulunan kitaplara ise müderrisleri bakmaktaydı. Zincirli Medrese Kütüphanesi’nden müderris Ahmed Efendi, el- Hâc Hasan Efendi’ye “Buharî-i Şerif ve Şerhi” ile “Mushaf-ı Şerif”i ödünç olarak vermiştir. XIX. Yüzyılın ikinci yarısında medrese kütüphanesinde 34 kitap vardır[51]. Kitap sayısına bakıldığında Zincirli Medrese Kütüphanesi’nin Yusuf Ağa Kütüphanesi ve Mevlânâ Dergâhı Kütüphanesi kadar zengin olmadığı anlaşılmaktadır. Büyük olasılıkla medresedeki talebelerin istifadesine sunulan kitapların bulunduğu kitaplardan zaman zaman halkın da yararlandığı görülmektedir.

SONUÇ
            Konya, Selçuklulardan itibaren köklü bir kütüphane geleneğine sahiptir. Selçuklu döneminde her medresede aynı zamanda bir kütüphane de mevcuttu.  Osmanlılar, başta Şeyh Sadreddin-i Konevî Kütüphanesi olmak üzere medrese kütüphanelerini koruyup geliştirdikleri gibi Konya’ya yeni kütüphaneler de inşa etmişlerdir. Yusuf Ağa Kütüphanesi, Mevlânâ Dergâhı Kütüphanesi ile Zincirli Medrese Kütüphanesi, Osmanlılar döneminde bugünkü Karatay ilçesi sınırları içinde bulunan kütüphanelerdi. Ayrıca her medresenin de bir kütüphanesi olduğu bilinmektedir. Osmanlılar döneminde bugünkü Karatay ilçesi sınırları içinde zengin bir kültürel hayatın olduğu anlaşılmaktadır. Yusuf Ağa kütüphanesi ve Mevlânâ Dergâhı Kütüphanesi vakıflar sayesinde uzun asırlar Konya ilim ve kültür hayatına hizmet etmiştir. Hayırseverler şahsi kitaplarını da zaman zaman bu kütüphanelere vakfetmek sureti ile kütüphanedeki kitapların sayısının artmasını sağlamışlardır.

BİBLİYOGRAFYA
AHMED EFLÂKÎ, Âriflerin Menkıberleri, C.I, (Çev.: Tahsin YAZICI), MEB Yay., İstanbul, 1995.
AKÖZ, Alaaddin, “Konya Mevlevî-Hânesinin 1596 ve 1602 Yıllarına Ait Muhasebe Bilânçoları (Mukayeseli Bir Değerlendirme)”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 2, (Mayıs 1996), s. 311-335
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),
A.MKT, D: 41, G: 83.
C.MF., no. 355, 701, 1143, 2049, 2469, 2627, 2787, 3355, 3928, 4166, 4775, 5348, 5741, 5940, 6639, 7815, 8560, 8776.
C.EV., no. 23942.
EV.d.,no. 18463, 23445, 28631.
İ.EV., D: 7, İrade: 1311 Z. 20.
ŞD., Dosya (D): 131, Gömlek (G): 20.
DİKİCİ, Recep, “Konya Mevlânâ ve Koyunoğlu Müzelerindeki Bazı Mühim Yazma Eserler”, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya IV, (Özel Sayı), (Ed.: Yusuf KÜÇÜKDAĞ), (Aralık 2001), s. 103-104.
ERDOĞRU, M. Akif, “Murad Çelebi Defteri: 1483 Yılında Karaman Vilâyetinde Vakıflar”, Tarih İncelemeleri Dergisi, Cilt/ Volume: XVIII, Sayı/ Number:1, Temmuz/July 2003, s. 119-160.
EREN, Mehmet, “Yusuf Ağa Kütüphanesinde Hadise Dair Önemli Yazma Eserler”, S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S.V, (1999), s. 221-243.
GÖYÜNÇ, Nejat, “Konya Mevlânâ Müzesi Arşivi’nin Önemi Hakkında”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.2, (Mayıs 1996), s. 25-26.
Konya Şer’iye Sicili (KŞS), no. 3, 67, 74, 81, 103, 105, 111.
Konya Vilâyet Salnâmesi (KVS), 1288.
KONYALI, İbrahim Hakkı, Âbideleri ve Kitabeleri İle Konya Tarihi, Enes Kitap Sarayı, Konya, 1997.
KÜÇÜKDAĞ, Yusuf, Konya Şehri’nin Fizikî ve Sosyo- Ekonomik Yapısı –Makaleler-, Selçuklu Belediyesi Yay., Konya, 2004.
---------------  - Caner ARABACI, Selçuklular ve Konya, Selçuklu Belediyesi Yay., Konya, 1994.
---------------, “1251 H. / 1835 M. Tarihli Mevlânâ Türbesi ve Çelebi Efendi Konağı Tamir ve İnşası Defteri”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.2, (Mayıs 1996), s. 181-206.
NEUMAN, Christoph K., “19’uncu Yüzyıla Girerken Konya Mevlevî Asitanesi İle Devlet Arasındaki İlişkiler”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 2, (Mayıs 1996), s. 167-179.
ODABAŞI, A.Sefa, “İhsan Ahmed (KORUCUOĞLU)’in “Konya Tarihçesi””, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya IV, (Özel Sayı),  (Ed.: Yusuf KÜÇÜKDAĞ), (Aralık 2001), s. 1-18.
ORTAYLI, İlber, Son İmparatorluk Osmanlı, Timaş Yay., İstanbul, 2006.
ÖZÖNDER, Hasan, “Kütahya Mevlevîhânesi”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 2, (Mayıs, 1996), s. 69- 84.
PAKALIN, Mehmet Zeki, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C.I, CII, MEB Yay., İstanbul, 1993.
SARIKÖSE, Barış, Sille Bin Yıllık Birliktelik, Çizgi Kitabevi, Konya, 2009.
ŞAHİN, Bekir, “Cumhuriyet Dönemi’nde Konya Kütüphaneleri”, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya Kitabı XI, (Özel Sayı), (Ed.: Haşim KARPUZ-Osman ERAVŞAR), (Aralık 2008), s. 281-300.
TURAN, Osman, Selçuklular Zamanında Türkiye Siyasî Tarih Alp Arslan’dan Osman Gazi’ye (1071-1328), Boğaziçi Yayınları,  İstanbul, 1998.
TUŞ, Muhittin, Sosyal ve Ekonomik Açıdan Konya, Tablet Yay., Konya, 2007.
---------------, “Hanya’dan Konya’ya: Yusuf Ağa ve Kütüphânesi”, Uluslar Arası Kuruluşunun 700. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi, S.Ü. Yay., Konya, 2000, s. 347-352.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi Vakfiye Defterleri (VAD), no. 2176.


[1] Mehmet Zeki PAKALIN, “Kütüphane”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C.II, MEB Yay. İstanbul, 1993, s. 346.
[2] Muhittin TUŞ, Sosyal ve Kültürel Açıdan Konya, Tablet Yay., Konya, 2007, s. 166.
[3] Yusuf KÜÇÜKDAĞ- Caner ARABACI, Selçuklular ve Konya, Selçuklu Belediyesi Yay., Konya, 1994, s. 192-193.
[4] TUŞ, aynı eser, s. 168.
[5] Mehmet Akif ERDOĞDU, “Murad Çelebi Defteri: 1483 Yılında Karaman Vilâyetinde Vakıflar”, Tarih İncelemeleri Dergisi, Cilt/ Volume: XVIII, Sayı/ Number:1, Temmuz/July 2003, s. 139-142.
[6] A.Sefa ODABAŞI, “İhsan Ahmed (KORUCUOĞLU)’in “Konya Tarihçesi””, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya IV, (Özel Sayı),  (Ed.: Yusuf KÜÇÜKDAĞ), (Aralık 2001), s. 8.
[7] Barış SARIKÖSE, Sille Bin Yıllık Birliktelik, Çizgi Kitabevi, Konya, 2009, s.200-201.
[8] KÜÇÜKDAĞ- ARABACI, aynı eser, s. 285.
[9] Konya Vilâyet Salnâmesi (KVS), no. 1288, s. 89.
[10] Osman TURAN, Selçuklular Zamanında Türkiye Siyasî Tarih Alp Arslan’dan Osman Gazi’ye (1071-1328), Boğaziçi Yayınları,  İstanbul, 1998, s. 234.         
[11]  İbrahim Hakkı Konyalı, Âbideleri ve Kitabeleri İle Konya Tarihi, Enes Kitap Sarayı, Konya, 1997,s. 826.
[12] KONYALI, aynı eser, s. 1114.
[13] Muhittin TUŞ, “Hanya’dan Konya’ya: Yusuf Ağa ve Kütüphânesi”, Uluslar Arası Kuruluşunun 700. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi, S.Ü. Yay., Konya, 2000, s. 348-349.
[14] KONYALI, aynı eser, s. 1113.
[15]  KŞS, no. 103, s. 44-2.
[16] Yusuf KÜÇÜKDAĞ, “1251 H.  / 1835 M. Tarihli Mevlânâ Türbesi ve Çelebi Efendi Konağı Tamir ve İnşası Defteri”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.2, (Mayıs 1996), s. 185.
[17] Bekir ŞAHİN, “Cumhuriyet Dönemi’nde Konya Kütüphaneleri”, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya Kitabı XI, (Özel Sayı), (Ed.: Haşim KARPUZ-Osman ERAVŞAR), (Aralık 2008), s. 289.
[18] ŞAHİN, aynı makale, s. 290.
[19] İlber ORTAYLI, Son İmparatorluk Osmanlı, Timaş Yay., İstanbul, 2006, s.117-118.
[20] H.1211/M.1796-1797’de hafız-ı kütüp ataması için bk. BOA, EV.d., no: 28631 ayrıca atama kayıtları için KŞS, no.3, s.78; KŞS, no. 67, s. 53-56; KŞS, no. 111, s. 6-7; TUŞ, aynı makale, s. 349-350.
[21]  BOA, C.MF., no. 1143.
[22]  BOA, EV.d., no.23445.
[23]  BOA, C.MF., no. 1263.
[24]  BOA, EV.d, no.18463.
[25] TUŞ, aynı eser, 167-168.
[26] KONYALI, aynı eser, s. 1114.
[27] TUŞ, aynı makale, s. 349.
[28]  KŞS, no. 111, s. 14-60.
[29]  KŞS, no.103, s.134-3, 134-4.
[30]  KŞS, no. 111, s. 68.
[31]  KŞS, no. 111, s. 68.
[32]  KŞS, no. 111, s. 69.
[33] KŞS, no.111, s. 70.
[34]  KŞS, no. 105, s. 34-3.
[35]  KŞS, no.111, s. 72-75.
[36] TUŞ, aynı eser, s. 168.
[37] ŞAHİN, aynı makale, s. 290.
[38] Mehmet EREN, “Yusuf Ağa Kütüphanesinde Hadise Dair Önemli Yazma Eserler”, S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S.V, (1999), s. 221-243.
[39] BOA, ŞD., D: 131, G: 20.
[40] ŞAHİN, aynı makale, s. 289.
[41] AHMED EFLÂKİ, Âriflerin Menkıbeleri, C.I., (Çev.: Tahsin YAZICI), MEB, İstanbul, 1995, s. 168, 173.
[42] Hasan ÖZÖNDER,  “Kütahya Mevlevîhânesi”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 2, (Mayıs, 1996), s. 73.
[43] TUŞ aynı eser, s. 168.
[44]  KONYALI, aynı eser, s. 1114.
[45] ODABAŞI, aynı makale, s. 4-6.
[46]  KŞS, no. 105, s. 34-3.
[47] Recep DİKİCİ, “Konya Mevlânâ ve Koyunoğlu Müzelerindeki Bazı Mühim Yazma Eserler”, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya IV, (Özel Sayı), (Ed.: Yusuf KÜÇÜKDAĞ), (Aralık 2001), s. 103.
[48] Alaaddin AKÖZ, “Konya Mevlevî-Hânesinin 1596 ve 1602 Yıllarına Ait Muhasebe Bilânçoları (Mukayeseli Bir Değerlendirme), S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 2, (Mayıs 1996), s. 320.
[49] Yusuf KÜÇÜKDAĞ, Konya Şehri’nin Fizikî ve Sosyo- Ekonomik Yapısı –Makaleler-, Selçuklu Belediyesi Yay., Konya, 2004, s. 452.
[50] Nejat GÖYÜNÇ, “Konya Mevlânâ Müzesi Arşivi’nin Önemi Hakkında”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.2, (Mayıs 1996), s. 25.
[51] TUŞ, aynı eser, s. 168.


KONYA BÖLGE YAZMA ESERLER KÜTÜPHANESİ

              Anadolu'nun yazma koleksiyonlarını bünyesinde bulunduran kütüphane.
                                                                                         BEKİR ŞAHİN
Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi, ülkemizin çeşitli kütüphanelerinde bulunan değerli yazma koleksiyonlarını bir araya toplayarak, bu eserlerin bakım ve onarımlarını yapmak, araştırmacıların hizmetine sunmak maksadı ile 20 Temmuz 1984'te açılmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak, Meram ilçesi, Abdülaziz Mahallesi, Yavuz Selim Caddesi, Nu. 86 adresinde hizmet sunmaktadır. Ayrıca, Sultan Üçüncü Selim'in annesi Mihrişah Sultan'ın kethüdası Yusuf Ağa* tarafından 1209/1795 yılında yaptırılan Yusuf Ağa Yazma Eserler Kütüphanesi* de bu kütüphaneye bağlı olarak hizmet vermiştir.
Kütüphanenin kuruluşundan bu yana ülkemizin değişik yerlerinde bulunan yetmiş iki kütüphanenin yazma ve nadir matbu eseri devir yoluyla Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi'ne taşınmıştır.
Kütüphanede el yazması eserlerin korunduğu dört adet özel çelik kasa biçiminde depo bulunmaktadır. Bir CD arşiv odası ve diğer çalışma odaları ile birlikte kütüphanenin toplam kullanım alanı 723 m2'dir. Yazma eserlerin muhafaza edildiği bölüm; hırsızlık, yangın ve deprem gibi doğal afetlere karşı tam korumalıdır. Burada ayrıca sıcaklık ve nem dengeleyici özel bir tertibat da bulunmaktadır. Bugüne kadar, Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi koleksiyonunda devir, bağış ve satın alma yoluyla temin edilmiş kayıtlı ve halen tasnifi devam etmekte olan toplam 63. 857 CİLT  kitap mevcuttur.
Araştırmacılar, kütüphanede dijital kataloglardan bilgisayar ortamında arama yapabilmektedirler. istedikleri kitapların CD'Ierini alabildikleri gibi kütüphaneye gelmeden telefon, e-posta, vb iletişim araçlarıyla eserlerin dijital kopyalarını temin edebilmektedirler.
Hasar görmüş eserlerin bakım ve onarımları için Restorasyon ve Araştırma Merkezi oluşturulmuştur. Bu bölümde tamire muhtaç eserler, cilt ve patoloji servislerinde aslına uygun olarak bakım görmektedir. Kitap ve belgelerin temizlik ve bakımları ile kitapların sayfa ve cilt tamirleri yapılmaktadır.
Kütüphane, Anadolu'nun en kapsamlı koleksiyonlarını bünyesinde bulundurmaktadır. Sadreddin Konevi*, İbn-i Arabi* ve Hz. Mevlâna* gibi büyük alimlere ait eserler, kütüphanenin dikkat çeken kitaplarıdır. Burası, tıp yazmaları konusunda da dünyanın en zengin koleksiyonuna sahip olup İmam Gazali'den imam-1 Âzam'a yüzlerce alim ve mutasavvıfın eserini bünyesinde bulundurmaktadır. Ayrıca, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Kütüphanesi de buradadır.
Kütüphanede, bu koleksiyonların dışında dijital ortamda yer alan koleksiyonlardan bazıları ise şunlardır: Dubai Cuma El-Macid Kültür Merkezi (dünyanın doksan yedi ayrı kütüphanesine ait eserler), Rodos Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi, Tıp Yazmaları Koleksiyonu, Fatih Üniversitesi Şefik Can Koleksiyonu, Sami Tokgöz Koleksiyonu.
Kütüphanenin ilk müdürü Lütfi İkiz(19.03.1984- 23. 11. 1987 ), daha sonra sırasıyla;
Ali BERBEROĞLU            10.11.1987                                 24.09.1992
Halil ETGÜER                     24.09.1992                                04.12.1996
Süleyman TÜRKMEN         04.12.1996                                 12.08.1997
Halil ETGÜER                     12.08.1997                                17.05.1999
Süleyman TÜRKMEN          17.05.1999                               19.06.2002
Bekir ŞAHİN                       19.06.2002                                Devam ediyor
Son olarak Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kuruluş Ve Görevleri Hakkında 6093 sayılı Kanun ile Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kurulmuştur.  Karatay Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü ayrıca Konya  Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü kurulmuş,  Diyarbakır Ziya Gökalp,  Kayderi Raşit Efendi, Manisa ve Karatay Yusufağa Kütüphane Müdürlükleri Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır.
BİBLİYOĞRAFYA :Şahin, 2008, 281; Akman, 2001, 18;İkiz,1986,6,Ceylan,1985

.


                                                  BEKİR ŞAHİN
Yorum Gönder

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...