10 Aralık 2015 Perşembe

İBN-İ ARABİ VE YUSUFAĞA YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ






                                                                                                                                           Bekir ŞAHİN

Konya’mızda bulunan Yusufağa Yazma Eserler Kütüphanesi Selçuklu medeniyetinin temel kaynaklarının bulunduğu, ülkemizin hatta dünyanın en gözde kütüphanelerinden birisi, hatta birincisi. Hele ibni Arabi konusunda tam kaynak. Tam tamına kütüphanede 44 yazma 7 adet nadir matbu eser bulunmaktadır.  Bölge Yazma Eserler Kütüphanesiyle birlikte el yazması eser sayısı 55’e matbu eser sayısı 22 ye çıkmaktadır. Ayrıca  Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nde İbni Arabi, Sadrettin Konevi, Hz.Mevlana ve Nasrettin Hocayla ilgili ayrı bir bölüm oluşturulmuş, ülkemizin ve dünyanın neresinde olursa olsun bu şahsiyetlerle ilgili bir yazma bulursak bu eserlerin kopyalarını temin etmeye gayret ediyoruz. Gün geçtikçe  bu bölümümüz zenginleşiyor.
Yazma eserler artık mahsun olmaktan da kurtuldu. Normal mesai saatleri içinde okuyucularına hizmet veriyor, ziyaretçilerini kabul ediyor.
Kütüphanenin geçen haftaki ziyaretçileri Merkezi ingilterede bulunan  İbni Arabi derneğinin üyeleriyde. Konyaya gelmeden  altı ay önce e-posta gönderdiler  kütüphanemizi ziyaret etmeyi çok arzuladıklarını, bunun mümkün olup olmayacağını sordular. Bizde memnuniyetle kendilerini ağırlaya bileceğimizi belirttik.
Gezinin amacı; Dünyanın dünyanın dörtbir yanında üyeleri bulunan İngiltere merkezli Muyhiddin Arabi Derneği üyelerine, Şeyhu’l-Ekber’in yaşadığı, gezdiği yerleri tanıtmak. Gezinin ilk durağı Konya idi.
Derneğin dünyanın değişik  yerlerinden 24 üyesi ilk olarak Sadrettin  Konevi türbesini ziyaret ettiler. Burada çok duygulu anlar yaşayan misafirler dikkatliydiler. Sadrettin Konevi türbesinin karşısında bulunan küçük mezarlıktaki “İmam-ı Busiri ŞIK ŞERAFETTİN EBU ABDULLAH MUHAMMED’İN SAİD MEVATI…..”  diye başlayarak mezar levhasını sordular, burada  olmaması gerektiğini söylediler. Acaba isim benzerliğimi sorusu aklımıza geldi.
 Ancak gerçek çok farklı idi: Yaklaşık 10-15 yıl önce bu mezarlığın ortadan kaldırılarak yerine  apartman yapılması gündeme gelir. Bu konu ya duyarlı bir vatandaş bu mezar ne yapmalıyım ki kaldırılmasın. Diye düşünür en sonunda ben herkesin sevdiği “ İmam-ı Busuri’nin mezarıdır” diye bir levha asarsam bunu  kimse kaldırmaya cesaret   edemez der ve bu levhayı yazdırarak gece araya asar. Ve emeline ulaşır. Dernek üyeleri sayesinde bizde bu bilgiyi öğrenmiş olduk.
Arkasından Şemsi Tebrizi hazretlerinin türbesi ziyaret edildi ve akabinde Konya’da Selçuklu döneminden kalma bugün müze olan tarihi binaları gezdikten sonra, çok sayıda el yazması eski eserin bulunduğu Yusuf Ağa Kütüphanesini ziyaretine geçildi. Bütün üyeler merakla kütüphaneyle ilgili anlattıklarımızı dinlediler. Sıra Şeyhu’l_Ekber’in el yazısının bulunduğu kitabı görmeye gelince gözler parlamaya, yüzler tebessüm etmeya başladı ve bir mutluluk rüzgarı esti ardından kitap açıldı hepsi birden kitaba odaklandılar. Kitaba gösterilen hürmeti görmek gerekirdi. O anı anlatacak kelime bulamıyorum. Akan sevinç ve mutluluk göz yaşları bizleri de derinden etkiledi, Ne kadar büyük bir kültür mirasına sahip olduğumuzu tekrar hatırladık ve kendi kendimize bu muazzam mirasının kıymetini ne kadar bilip idrak ediyoruz sorusunu kendimize sorma ihtiyacı duyduk.
Kütüphane önünde çektirdiğimiz hatıra fotoğrafıyla birlikte yaklaşık bir buçuk saat kadar süren ziyaret sone erdi.
Akşam dernek üyeleriyle Bera otelde yemekte buluştuk. Derneğin yayın sorumlusu yazar Stephen Hirtenstein ile doyumsuz bir sohbette bulunduk. 1982 yılında İngiltere’de kurdukları derneklerinin bugün dünyanın her yerinde üyesinin bulunduğunu ve birçok faaliyetler yapıldığı bilgisini aldık.
Üyeler arasında akademisyenler ve yazarlar da bulunmaktaydı, gruplarında bulunan ABD’li bayan  profesör İbni Arabi ile ilgili roman yazmak için İstanbul’a yerleştiğini anlattı . ABD de ki çalıştığı üniversiteden istifa ederek  Türkiye’ye geldiğini belirtti.
            Geliş amaçlarının ünlü düşünürün Anadolu’daki izlerini bulmak ve onunla ilgili yazılan eserleri toplamak olduğunu dile getiren Hirtenstein, “İbn Arabi’nin yaşadığı mekanları görmek, hissetmek, fikirlerini ortaya koyduğu bu yerleri yaşayarak onun duygularını paylaşmak istiyoruz. Batılılar Konya’yı, Urfa’yı, Malatya’yı bilmiyor, Türkiye’yi tam tanımıyor,  onlar için gezilecek yer Ürgüp, peribacaları, ıhlara vadisi. Türkiye bunlardan ibaret değil. Mekanlarında ruhları var. Biz buralarda Şeyhü’l-Ekber’in yaptıklarını, yaşadıklarını hissediyoruz, anlamaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Bugüne kadar İngiltere’de Muhyiddin Arabi ile ilgili 4 kitap yayınlamışlar, 6 ayda bir yayınladıkları dergileri bulunuyor. Bu derginin  37. sayısına ulaştığını biliyoruz
İbni Arabi’nin düşüncelerini tüm dünyaya anlatmak için etkinlikler düzenliyor, batı onu yeniden keşfediyor. Bastırdıkları kitapları dergileri dünyanın birçok yerindeki kütüphanelere gönderiyorlar, bize de göndereceklerine söz verdiler.
Tekrar İbni Arabiye dönüyoruz:”Muhyiddin Arabi bir anahtar, o gerçeklerin kapısını açıyor Onu okuduğunuzda müptelası olursunuz. Onda bütün dünyanın ihtiyacı olan saygı, hoşgörü, sevgi ve gönüle hitap eden üslup vardır. O hem doğulu, hem de batılı... Biz de biraz doğulu ve biraz da batılı olmalıyız. Ona göre, bütün farklılıklar kendi içinde bir bütündür ve bugün ihtiyacımız olan farklılıkları anlamaktır. Farklılıklar kargaşaya değil, bir zenginlik olarak insanları buluşturmaya neden olmalıdır.”
Ünlü düşünürün yaşadığı kentlerden Sevilla, Murcia ve Kurtuba’ya (Cordoba) gittiklerini anlatırken gözlerinin içi parlıyor Hirtenstein’in, “Konya’da ünlü düşünürün yaşadığı bir kent. Hem bu yönüyle hem de tarihi dokusuyla bizi heyecanlandırıyor. Burada İbni Arabi’nin üvey oğlu ve Anadolu’daki en iyi takipçisi Sadreddin Konevi’nin türbesi ve onun hakkında yazılan eserler var bunlar mutlaka incelenmelidir” tespitinde bulunuyor.
            Muhyiddin Arabi’nin 6 yıl önce Yusuf Ağa Kütüphanesi’nden çalınarak İngiltere’ye kaçırılan paha biçilemeyen el yazması “ Kitabü’l-Ba” ismli eseri tespit ederek bizlere haber veren bayan görevlinde bu ekipte bulunması biz sevindirdi.

Gecenin geç saatinde tekrar görüşmek, yeniden Konya’da buluşmak temennileriyle vedalaşıyoruz.
Yorum Gönder

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...