NASREDDİN HOCA EL YAZMALARI


BEKİR ŞAHİN
      Ülkemizde, Türk dünyasında, komşu ülkelerde adeta bir güldürü ustası, bilgi, hikmet ve nükte dehası olarak bilinen Nasreddin hoca aslında Anadolu Türklüğünün, yunus Emre’si gibi, Hacıbektaşçı veli’si gibi zirve şahsiyetlerden biri ve aynı misyonun insanıdır. Elimizdeki bilgilere göre Nasreddin Hoca 13.yy.da Anadolu’da yaşamış sevenleri tarafından ‘da mezarı türbe haline getirilmiştir. Asırlardır bu türbe Türk halkının ziyaretgâhı olmuştur. Fıkraları da Türk insanının pratik zekâsını ve espri anlayışını yansıtmaktadır. Yaşadığını kabul ettiğimiz 13. yüzyıldan günümüze kadar artan bir ilgi, bilgi ve sevgiyle taşınan Nasreddin Hoca fıkraları günümüzde inanılmaz sayılara ulaşmıştır. Ona ait olan olmayan hatta olmaması gereken fıkralar da hocaya maledilmiş hatta bunlar yazma eserlerde de yer almıştır.
     Günlük hayatta bunları anlatmak, yazmalarda yer vermek bir zenginliği değil, kirliliği beraberinde getirmiştir. Bunun sonucu olarak da Nasreddin Hocanın temsil ettiği kimlikle asla bağdaşmayan fıkralar onun adına anlatılmış, onun adına yazılmıştır. Bunun altında hocamızın temsil ettiği inanışa karşı olumsuz duygular yatmaktadır.[1]
     Bugün “el yazma eser” kavramı kâğıt üzerine yazılan kitap belge olarak algılanmaktadır. Aslında yazılı dünya tarihinin başlangıcından matbaanın bulunmasına, hatta matbaanın 1726’da İbrahim Müteferrika’nın ilk baskı kitabının gerçekleşmesine kadar 974 yıl, yani yaklaşık 1000 yıl el yazması eserler üretmişiz. Bu eserler, birçok konuda birinci dereceden kaynak olarak görülebilmektedir. Ancak Nasreddin Hoca’yla ilgili el yazmalarına gelince aynı düşünceyi taşımamaktayız. Çünkü Hocayla ilgili yazmaların en eskisi bile hocanın ölümünden yaklaşık 300 yıl istinsah edilmiştir. Yazmaların çoğunda tarih bulunmadığı gibi müstensihlerde belli değildir. Yine el yazması eserlerde bir gelenek haline gelmiş olan birebir istinsah Nasreddin Hoca yazmalarında görülmemektedir.
     Üzerinden yaklaşık 700 yıl geçmesine rağmen Nasreddin Hoca’nın ömrü boyunca kendisine maledilmiş fıkralar ve kendisi hakkında yapılan incelemeler hala tamamlanmış değildir.
     Nasreddin Hoca fıkralarının ilk olarak nerede ve nasıl derlendiği konusuna kesin bir cevap vermekte oldukça zordur. Öyle ki ülkemizde bulunan yazmalar bile son 300 yıla aittir.
     Bugüne kadar ele geçen belgelerden hareketle en eski yazmanın içinde 43 fıkranın bulunduğu, 1571 Tarihli “Hikayat-i Kitap-ı Nasreddin” adlı eser olduğu söylenmektedir. Oxford’da bulunan bu eser Hüseyin isimli bir kişi tarafından istinsah edilmiştir.[2]
 
 
 
 
 
    
Nasreddin Hoca’dan söz eden en eski yazma eser Ebu’l_Hayr er Rumi tarafından yazılan ve Fatih’in oğlu Cem Sultan’a sunulan Saltukname’dir. Bu eserde iki fıkra vardır.[3]
     Lami-i Çelebi’nin (Ö1.1532) “Letaif” inde Nasreddin Hoca’nın adı verilerek 3 fıkrası, adı verilmeden de 10 fıkrası anlatılmaktadır.[4]
    Nasreddin Hoca’dan söz eden eski kaynaklardan birisi de Güvahi’nin 1527 yılında yazdığı “Rendname” de Nasreddin Hoca adı verilerek iki fıkrası anlatılmaktadır. Adı geçen eser sadece atasözlerimizin en zengin kaynaklarından biri değil, aynı zamanda Nasreddin Hoca fıkralarını içeren bir kaynak durumundadır. Bu kaynak 16.yy.’ da Nasreddin Hoca fıkralarının halk arasında yaşadığını göstermektedir.[5]
          Nasreddin Hoca’nın fıkraları 11.yy.dan sonra yazılı kaynaklara geçmiş 16.yy. da ise Hocanın fıkraları derlenmiş ve yazma kitaplar haline getirilmiştir.
     Bu yazmaların sayısı; en son tespitlere göre 59’dur.[6]
     BU 59 ADET Nasreddin Hoca yazmalarından 13 tanesi Türkiye’nin değişik kütüphanelerindendir. Diğerleri, başta Fransa olmak üzere İngiltere, Almanya, Avusturya, Macaristan, Polonya, gibi ülkelerin kütüphanelerinde bulunmaktadır.
     Biz bu bildirimizde Türkiye ‘de değişik kütüphanelerde bulunan Nasreddin Hoca el yazmalarını tanıtacağız.
     1-Hikayat-ı Nasreddin Hoca, diyanet işleri bakanlığı kütüphanesinde bulunan eser; no: 731’de kayıtlıdır. 1212 H (1797-98),tarihinde istinsah edilmiştir. 24 yaprak olan yazma. 20x14,5 ve 15,5x10cm. Ebadındadır. Yazmada 60 fıkra vardır.
     2-Hikayat-i Hoca Nasreddin, 1191 H. (1777) tarihinde istinsah edilen eser Ankara – Dil – Tarih Coğrafya Fakültesi Kütüphanesinde, İsmail Saip Sencer Kitapları arasında, 1/4838, numara ile kayıtlıdır. 142 yaprak olan yazmada 194 fıkra vardır. Bunların 144’ü Nasreddin hoca fıkralarıdır.[7]
     3-Hikayat-i Nasreddin Hoca, bu yazma eser 1292 H.(1876) yılında vakfedilmiştir. Antalya-Elmalı Halk Kütüphanesinde, 3032 numara ile envanterde kayıtlıdır. 78 yaprak olan bu eser. 20,4x15,8 cm. ebatlarındadır. Halen Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde bulunan, ne zaman ve kim tarafından İstinsah edildiği tespit edilemeyen bu kitap 8 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kendisiyle halk arasında olan olayları anlatan fıkralar, ikinci bölümde kendisiyle beyler arasındaki fıkralar, üçüncü bölümde ise kendisiyle hanımı arasındaki münasebetleri anlatan fıkralar, dördüncü bölümde kendisiyle oğlu, beşinci bölümde kendisiyle suhtası, altıncı bölümde kendisiyle kadılar, yedinci bölümde merkebi ile ilgili, sekizinci bölümde öküzleriyle ilgili fıkralar anlatılmaktadır.


4- Hikayet-i Nasreddin Hoca: Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmut Yazmaları, No: 6272, [İstinsah tarihi 18. yy. sonu 19. yy başı olabilir], 8 yapraktır. 23x15,5 ve 18,5x13,5 cm ebadında, çok bozuk bir Rik’a yazı ile yazılan bu kitap kâğıt, yazı ve mürekkep özelliklerine bakılırsa 18. yy. sonunda ve ya 19. yy. başında kaleme alınmış olabilir. Yine bu kitapta 8 bölümden oluşmuştur. “Ey cemaat ne diyeceğimi bilir misiniz?” diye bilinen fıkrasıyla başlayan kitapta bölümler ayrı ayrı zikredilmektedir. Her fıkranın başına soluk kırmızı renkte (Hikayet) kelimesi yazılmıştır. Bu kitapta 134 tane Nasreddin Hoca, 2 tane de Sivrihisarlı fıkrası yer alır. Bu fıkralar genelde hocanın çok bilinen ve yaygın olan fıkralarıdır. [8]

          5- Letaif [ Nasreddin Hoca Yazması], [18. yy.] Mustafa Canpolat özel kitaplığında bulunmaktadır.

          Yazmada, 20 tanesi Nasreddin Hoca’ya ait 34 latife vardır.[9]

          6- Letaif, 1239-1243 H. (1823-1827), M.Sabri Koz Kütüphanesinde bulunan eser, 43 yapraktır ve 21x13 cm ebadındadır. Yazmada 9 Nasreddin Hoca fıkrası vardır. Ayrıca Nasreddin Hoca’ya atfedilerek anlatılan 6 fıkra burada başka kişiliklere bağlı olarak anlatılmaktadır.[10]    

          7- Letaif, 18. Yüzyıl, İstanbul’da, İlmiyeden bir zatın kitaplığında bulunan yazmada 48 Nasreddin Hoca Fıkrası vardır. Bahaî [Veled Çelebi], bu fıkralardan 30 tanesini yayımlamıştır. 18 fıkrayı müstehcen oldukları gerekçesiyle kitabına almamıştır.[11]

      8- Letaif-i Nasreddin Hoca (Burhaniye Tercümesi), Seyyid Burhaneddin Mevlevi’nin müellif hattı eseridir. 7 Muharrem 1305 (19.9.1887), Afyon-Gedik Ahmet Paşa Kütüphanesi, No:8315 ‘ kayıtlıdır. Şu anda Ankara Milli Kütüphane’de bulunan eser 30 yapraktır. 21x16.3 ve 15,5x11,2 cm ebatlarındaki yazmada 121 fıkra ve açıklamaları vardır. Bu açıklamalarda fıkralara tasavvuf felsefesi ile ilgili anlamlar verilmiştir.[12]

          9-Letaif-i Nasreddin Hoca Rahmetullahhialeyh: Rabiyülevvel 1268 H. Elbistan, (Nisan 1844), M. Sabri Koz Kitaplığında bulunan eser, 39 yapraktır. 16x11,5 cm[13] ebadındadır.
10- Letaif-i Hace Nasreddin Aleyhirrahme; TTK. Kütüphanesi, No:192’da kayıtlı olan yazma 43 yapraktır. Eserde 43 fıkra vardır.[14]

          11- Mecmua-i Letaif, Ahmet Hamdi Tanyeli özel kitaplığındadır.[15]

          12- Menakıb-ı Nasreddin Efendi: Mustafa Duman Kitaplığında bulunan eser 43 yaprak ve 20x15 ve 15,5x10,5 cm ebadındadır. Yazmada 1254 H. (1838) yılında okunduğuna dair not vardır. Yazmanın içine konulan İngilizce notta istinsah tarihi olarak 1750 yılı veriliyor. Yazmada 141 “Hikayet” vardır. Son hikâye “Kuduri Hikâyesidir.” Kuduri Hikâyesi ve tekrar edilen hikâyeler çıkarılınca yazmada 137 Nasreddin Hoca hikâyesi kalmaktadır.[16]

          13- [Yazma], İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Türkçe Yazmalar Bölümü No:2932’ kayıtlıdır.

          Yazmada 12 Nasreddin Hoca latifesi vardır.[17]

          Sonuç olarak; Medeniyetimizin gülen ve güldüren yüzü Nasreddin Hocayla ilgili, yazmaların daha fazla olduğunu düşünüyoruz. Ancak bunların bir kısmının şahısların ellerinde bulunduğunu tahmin etmekteyiz.

           Nasreddin Hoca zamanında ve ya ölümünden kısa süre sonra yazılan “ külliyat ” mahiyetindeki eserlerin, Akşehir’in Timur tarafından işgali sırasında ortadan kaldırıldığı sanılmaktadır.[18]

           Yazmalarda hocayla alakası olmayan birçok hikâye yer almaktadır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi en eski yazma Hocanın ölümünden yaklaşık 300 yıl sonra kaleme alınmıştır. Bu da yazmalarda geçen fıkraların titiz bir şekilde ayaklanmasını gerektirmektedir.

           Genelde yazmaların tarihi ve müstensihi belli değildir.

            Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nde “ Nasreddin Hoca Belleği ” adı altında bir bölüm açılmış olup ülkemizde ve değişik ülkelerde bulunan Nasreddin Hoca’yla ilgili yazma eserlerin dijital kopyaları toplanmaya başlanmıştır. Bunların araştırmacılar tarafından günümüz Türkçesine çevrileceğini ümit ediyoruz.

 

 



·         Konya Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü
[1] prof.dr. Saim SAKAOĞLU, Nasreddin Hoca fıkralarından seçmeler, AKÇAĞ Yayınları, Başer Mat. Ankara 2005,s.13
[2] Yrd. Doç.Dr. Burhan PAÇACIOĞLU, Letaif-i Hoca Nasreddin üzerine bir inceleme, Türklük Bilim Araştırmaları Sayı 3, s.127-128 Sivas 1996
[3] -Ebu’l-Hayr er-Rumi, Saltukname, 889 H. (1473),449 Sayfa, Edirne’de abadi kâğıda nesih hatla yazılmış, Kütüphane memuru Rakıp Önen tarafından Bor kütüphanesine bağışlanmış olan kitap şimdi Konya Bölge Yazma Eserler kütüphanesinde bulunmaktadır.
[4] -Lami Çelebi, Letaif, 232x150-152x100mm ebadında, sarı renkli ipek kâğıt üzerine rikahat ile Ahmet Remzi Dede el- Mevlevi tarafından yazılmıştır. Teklif tarihi 953 H. (1546)dır. Sırtı gri renkli cilt bezi ile kâğıt kaplı karton cilt içerisinde 12 satır,232 sayfadır. Konya bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde, Prof. Dr. Nazif UZLUK koleksiyonu içerisinde yer almaktadır.
[5] Dr. Mustafa DUMAN Tarih ve Toplum Cilt 11 s 143-144 İstanbul 1989
 
[6] Dr. Mustafa DUMAN Nasreddin Hoca Kitapları Açıklamalı Bibliyografya (1480-2004) Turkuaz yayınları
[7] Hasan Özdemir, 1 Nasreddin Hoca’yla ilgili İki Latife Mecmuası”, I.Milletler arası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirileri, HAKAD Yayını, Ankara, 1990, s. 287-302
 
[8]Günay Kut, “ Nasreddin Hoca Hikayeleri Yazmalarının Kolları Üzerine Bir Deneme ”, IV. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, II. Cilt Halk Edebiyatı, HAGEM Yayını, Ankara, 1992, s.153-189 Yazmanın tanıtımı için bkz.: M. Sabri Koz, “ İncelenmiş Bir Nasreddin Hoca Yazması ve Buradaki Fıkraların Üç Eski Basma ile Karşılaştırılması ”, I. Milletlerarası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirileri, HAKAD Yayını, Ankara, 1990, s.209-224
 
[9] Hasan Özdemir, 1” Nasreddin Hoca’yla ilgili İki Latife Mecmuası ” I. Milletlerarası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirileri, HAKAD Yayını, Ankara, 1990, s.287-302
 
[10] M. Sabri Koz, “ Nasreddin Hoca, Bekri Mustafa ve İncili Çavuş fıkralarıyla bazı tarihsel fıkra tipleri ihtiva eden bir yazma “ Letaif Mecmuası ”, İpek Yolu Uluslar Arası Halk Edebiyatı Sempozyumu Bildirileri, Kültür Bakanlığı Yayınları:1623, Ankara, 1995, s.331-345
 
 
[11] [ Veled Çelebi, Letaif-i Hoca Nasreddin, (Hazl: Mehmet Arslan- Burhan Paçacıoğlu), Sivas 1996, s.68-73 ]
 
[12] Yazmanın tıpkı basımı ve çeviri yazısı için bkz.: Fikret Türkmen, Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi ( Burhaniye Tercümesi )Transkripsiyon, İnceleme, Metin, Akademi Kitabevi, İzmir,1999, 171 s. Yamanın çeviri yazısı için bkz.: Fikret Türkmen, Letaif-i Nasreddin Hoca, (Burhaniye Tercümesi) , İnceleme-Şerh, MİRFAD Yayını, Ankara, 1989, 102 s.
 
[13] Yazmanın künyesi için bkz.: M Sabri Koz, Nasreddin Hoca’dan Fıkralar, 5 baskı, Serhat Yayınevi, İstanbul, Mart 1984, s. 135 Yazmada 130 fıkra vardır.yazmanın kısa anıtımı için bkz.: Mustafa Duman, “ Yeni Tespit Edilen Bir Nasreddin Hoca Yazması: Menakıb-ı Nasreddin Efendi ”, Pertev Naili Boratav’a Armağan, ( Hzl: Metin Turan). Ankara 1998, s.192
 
[14] Yazmanın çeviri yazısı için bkz.: Şükrü Elçin, “ Nasreddin Hoca’nın Latifeleri: Letaif-i Hace Nasreddin Aleyhirrahme ”, Türk Dili, s.533 (Mayıs 1996), Ankara, s.1233-1239
 
[15] Yazmanın 4 sayfasının fotoğrafı için bkz.: İbrahim Hakkı Konyalı, Nasreddin Hoca’nın Şehri, Akşehir,İstanbul,1945, s.741-744
 
[16] Yazmanın tanıtımı ve 1837 İstanbul baskısı Letaif ile karşılaştırılması için bkz.: Mustafa Duman, “ Yeni Tespit  edilen bir Nasreddin Hoca Yazması: Menakıb-ı Nasreddin Efendi ” Pertev Naili Boratav’a Armağan, (Hazl: Metin Turan ). Ankara, 1998,s.192
 
[17] Latifelerin çeviri yazısı için bkz.: Mustafa S. Kaçalin, “ Kıyıda Kalmış Birkaç Latife ”, Toplumbilim, Nasreddin Hoca Özel Sayısı s.6, ( Haziran 1997 ), İstanbul, s.105-106
 
[18] Köprülüzade Mehmet Fuat, Nasreddin Hoca Naşiri, İlyas, s.338, Kanaat Matbaası, İstanbul 1918

Yorumlar

Popüler Yayınlar