7 Mart 2017 Salı

KONYA YUSUFAĞA YAZMA ESER KÜTÜPHANESİNDE BULUNAN TIP İLE İLGİLİ YAZMA ESERLER












Bekir ŞAHİN[1]
            Osmanlı Döneminde çeşitli bölgelerde yaptırılan kütüphanelerin çoğu, ya bu bölgelerde doğup- büyümüş, ya da bir müddet vazife yapmış kimseler tarafından kurulmuşlardır. Fakat Konya'da 1209/1795 yılında Yusufağa tarafından kurulan kütüphane bu konudaki birkaç istisnadan biridir. Giritli fakir bir aileden gelen ve kethüdalık, baruthane nazırlığı, darbhane eminliği gibi görevlerde bulunan Yusufağa, bir kütüphane ve medrese yapmak istediğinde, böyle bir hayır eseri için en çok ihtiyaç duyulan bölgeyi araştırmış ve Konya'da karar kılmıştır. Konya'yı seçmesinin sebebini bu şehrin manevî havasının olduğunu bildirmektedir.
             Bina 17 Ocak 1795 (25 Cemaziyelahir 1209) yılında inşa edilmiştir. Bina emini Mehmet Sadık'tır. Bugün pencereden bozma bir kapıdan içeri girilmektedir. Asıl kapısı Selimiye Camii'ne açılmaktadır. Bina Gödene Taşı'ndan inşa edilmiş ve üzeri kurşunlu bir kubbe ile örtülmüştür. Altlı üstlü 22 penceresi vardır. İçinin uzunluğu ve genişliği 10,80 metredir. Kütüphane tek katlı olup kubbeyle örtülü bir salonu bulunmaktadır. Toplam kullanım alanı 110 m2'dir. Sultan Selim Camii’nden 228 sene sonra yapılmış olan kütüphanenin mimari yapısı camiye uydurulmuştur.
Bu kütüphane, Konya'da kütüphane olarak yapılan ve günümüze kadar gelen tek binadır. Kütüphanenin Türkçe Vakfiyesi vardır. Vakfiye'de kütüphanede çalışanlarının niteliklerinden, kütüphanenin bakım ve temizliğine kadar her ayrıntıya titizlikle yer verilmiştir. Âdeta modern kütüphaneciliğin ilkeleri burada zikredilmiştir. Kütüphane, tarihi gelişimi, binası ve içinde barındırdığı eserler bakımından kendisine has bir özeliğe sahiptir.
Uzun süre Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet vermiştir.Son olarak Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kuruluş Ve Görevleri Hakkında 6093 sayılı Kanun ile Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığına bağlı olarak teşkilatlanmış ve Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır.
Yusufağa Kütüphanesi’nde Arap harfli matbu eserlerin yanı sıra; Latin harfli eserler de bulunmaktadır. Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi; 3157 yazma eserin bulunduğu kütüphanede 8563 adet de matbu kitap mevcuttur. Kütüphanedeki el yazması ve nadir matbu eserlerin tamamı sayısallaştırılmış durumdadır. Ayrıca 216 eserin de mikrofilmi vardır.
Toplumun her kesiminden insanların Kütüphaneye kitap vakfettikleri görülmektedir. Bu kayıtlar, kütüphanenin bağış ve vakıf kitaplarla zamanla zenginleştiğini de göstermektedir.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında kütüphanede 1223 kitap mevcuttu. Şeyh Sadreddin-i Konevî Kütüphanesinden 168 kitap da buraya nakledilmiştir. Yusufağa Kütüphanesi sayesinde birçok nadir yazma günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bu bakımdan Yusufağa Kütüphanesi Türk kültür tarihinde ayrı bir öneme sahiptir. Bu makalede kütüphanede bulunan tıp ile ilgili yazma eserler tanıtılacaktır.
Kütüphane, halen Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne bağlı bir müdürlük olarak, Aziziye Mah. Müze Alanı Cad. No:5 42030 Karatay / KONYA Telefon/Faks: 0332 352 17 76 adresinde hizmet etmeye devam etmektedir.
1-         KİTAP ADI: YY00007249/2   Râhat el-Ervâh ve Raf-u Âfeti’l-İşbah
Müellifi: İbn-i Kemal Şems ed-din Ahmed b.Süleyman
Fiziksel Nitelikleri: 6 Varak, her sayfa  15 Satır, 207x155-143x60mm. Ebatlarında, Talik hatla Arapça olarak yazılmıştır.Bu eserin meşhur ismi; Risale-i Taun’dur.Yusufağa nüshasının unvan sayfasında müellif eseri,”Râhat el-Ervâh ve Raf-u Âfeti’l-İşbah” [2] olarak isimlendirdiğini belirtmektedir. (225b.)
             Müellif, Taun hastalığı insanlar arasında yayıldığında hiçbir insan bu hastalığın zararından uzak olamadığından bu risaleyi yazdığını kaydetmektedir.
Eser üç babtan oluşmaktadır. 1. Bab üç fasla ayrılmıştır.

1.      Bab’da Esmaü’l-Hüsna’nın faziletleri anlatılmaktadır.
2.      Bab’da Taun ile ilgili şifa ayet ve dualardan bahsetmektedir.
3.      Bab’da hayvansal, bitkisel şifa vericilerle beraber madenler de anlatılmaktadır.
       Eserde Hastalıkların ve kazaların ilaç, isim ve dua yoluyla def edileceğini ifade ederken koruyucu hekimliğe de dikkat çekmektedir.  Taun hastalığının bulunduğu yerde yaşayanların başka yerlere göç etmesinin ve başka yerlerden de bu hastalığın bulunduğu yere girmenin caiz olmadığını hadisler ile açıklamaktadır.

      Bazı alimlerin tıbbi bilgileri rüya ve ilham yoluyla da elde ettiklerini bildiren müellif duaların kabul şartlarını yazmış ve yakut taşıyla mühürlenen insanın Taun hastalığına yakalanmayacağını ifade etmektedir.Calinus[3]’dan Taun ve Humma hastalığının tedavisi için de gerekli olan karışımların nakledildiğini görmekteyiz. Eserin müstensihi, Seyid İbrahim oğlu Seyyid Muhammed’dir. Kitap 230b.’de sona ermektedir.
 
KEMALPAŞAZÂDE(ö.940/1534)

          Osmanlı Şeyhülislâm’ı ve tarihçisidir. Asıl adı Şemseddin Ahmed’dir. Şehzâde Bâyezid’e (II. Bayezid) lâlâlık yapan büyükbabası Kemal Paşa’ya nispetle Kemal Paşazâde, Kemâl Paşaoğlu veya İbn Kemâl diye anılır (DİA, s. 238)



2-      KİTAP ADI; YY0000004981  Enmûzecu  fi’t-tıb                                

Müellifi; Emir Çelebi, Seyyid Muhammed
Fiziksel Nitelikleri: Eser, ilk on sayfadan oluşan fihristle başlamaktadır. 220 x 140 - 155 x 65mm. Ebatlarında, 289 yaprak , 25 satır olarak. Ta’lik hat ile yazılmıştır. İlk sahife başlığı tezhipli ve sahife kenarları altın yaldız cetvellidir. Tam meşin kaplı, sırtı bordo, mîklepli ve şirazeli cilt içindedir. Battal ebrulu bir mahfazası vardır. Dili Osmanlı Türkçesi’dir.



Seyyid Emir Mehmed Çelebi (ö. 1048/ 1638)

Seyyid Emîr Mehmed Çelebi (ö. 1048/1638) Osmanlı tıp bilgini, hekimbaşıdır. İlk tahsilini Edirne’de yaptı. Ardından Mısır’a giderek Kahire’de tıp öğrenimi gördü. 1032’de (1622-23) Kaptanıderyâ Receb Paşa’nın özel hekimli­ğini yaptı. Daha sonra İstanbul’da Has­sa hekimleri arasına girdi ve kısa zaman­da sarayın hekimbaşılığına yükselerek ölümüne kadar bu görevi sür­dürdü.

 Kaynaklarda hem iyi bir hekim hem de iyi bir âlim olduğu belirtilmektedir.Bazı eserleri bulunan Emîr Çelebi, özel­likle “Enmûzecü’t-tıb” adlı kitabıyla ün kazanmıştır. Kaptanıderyâ Receb Paşa adına yazdığı bu eserin unvan sayfasında eskileri aynen almanın hatalı olduğunu belirtir. Örnek olarak mahmude (scammonia) bitkisini verir ve İbn-i Sînâ devrindeki mah­mude ile kendi devrindeki mahmude­nin, hatta Antakya, İstanbul ve Mısır’da yetişen cinslerin tesirlerinin aynı olma­dığını bildirir.
 Enmûzecü’t-tıb havanın, toprağın ve iklimin nitelikleriyle ilgili sağ­lık bilgilerini vererek başlar ve anato­miden kısaca bahsettikten sonra klasik tıp bilgisiyle hastalıkların tedavilerini anlatan  Emir Çelebi anatominin öneminden ve anatominin seferlerde ölenlerin cesetlerinden öğrenilmesi gerektiğinden bahseder. Kitabın son bölümünde “ Vesâyây-ı Hûkemâ-i Selef ve Etıbbâ-i Halef” başlığı hakkında hekim ahlakından söz eder. (DİA, 41/107). Kitap, daha önceki tıp yaz­malarından yapılmış bir derleme olmak­la birlikte Emîr Çelebi’nin şahsî araştır­malarını da ihtiva eder. Enmûzecü’t-tıbb’ın çeşitli kütüphanelerde birçok yazma nüs­hası   bulunmaktadır [4].  Çok rağ­bet görmüş olan eser, sonraki asırda he­kim Âmidî Rızâ Efendi tarafından Kitâ-bü’î-Muhtasar fi’tıb adıyla özetlen­miştir. 



3-      KİTAP ADI :YY0000007267     İlm et-Tıb (Müfredat)
Fiziksel Nitelikleri: Yaprak sayısı101’dir. Satırlar her sayfada başka başkadır, 205x150-bxbmm. ebadında, bozuk bir Tâ’lik hatla yazılmıştır , dili Arapça’dır. Eserin müellifi belli değildir. Kitap ismi konusuna göre verilmiştir.      
       İç kapakta, Tarsuslu Hüseyin Efendi’nin kütüphanesinden alındığına dair bir kayıt bulunmaktadır. Zahriye sayfasında Hızır(as)  ve Abdülkadir Geylani duaları yazılıdır.
      Unvan sayfası bulunmayan eser (1b) alfabetik olarak Elif harfinden başlayarak ilaç, bitki ve hayvansal gıda isimleri tablo haline verilmiştir. Bu tabloda; önce ilaç ismi verilmiş sonra ilacın özellikleri, çeşitleri, hangi hastalıklarda ve nasıl kullanıldığı,  yan etkileri anlatılmıştır.
Mesela:
Anason İçin; Gaz giderici ve ayrıca karaciğer ve böbreklerde tıkanıkları gidereceğini yazmaktadır.
Bütün Vücuda Yararları: Balgama bağlı hummalara, müzmin hummalar, zehirlenmeye ve ter atmaya faydalıdır denilmektedir.
Nasıl Kullanılacağı: Macun olarak kullanılır.
Ne Kadar Kullanılacağı: Nısf-ı dirhem.
Yan Tesiri: Mesaneye ve bağırsaklara zararlıdır.
Yan Etkilerinden Nasıl Kurtulunur: Meyan köküyle.
              Bu şekilde yazılan eserin aralardan bazı varakları eksiktir. Sonunda ferağ kaydı da bulunmamaktadır.




4-      KİTAP ADI:YY00010439/2 1-Er-Rahme fi't-Tıb ve'l-Hikme
Müellifi: Ebü'l-Fadl Celâleddin Abdurrahman b. Ebi Bekr Es-Suyûti (ö. 911/1505)
Mütercim; İbrahim Aczi Kendi
Fiziksel Nitelikleri: Yaprak sayısı 53, satırları başka başkadır. 145x160-110x80 mm. Ebatlarında olan eser Rik’a hattı ile Osmanlı Türkçesi’nde yazılmıştır. Başlıklar kırmızı mürekkeple olup mukavva üzeri bordo cilt bezi kaplı cilt içindedir.

              Es-Suyutî'nin[5] "er-Rahme fi't-Tıb ve'l-Hikme" diye isim verdiği bu eseri klasik kaynaklarda rastlanılmamıştır. (Atmaca, Tıbb-ı Nebevî Edebiyatının Doğuşu Ve Gelişmesi , Haziran 2013/1). Ancak Mısır’da değişik tarihlerde basılmış matbu nüshaları kütüphanelerimizde bulunmaktadır.[6] On dokuzuncu yüz yılda "La Medicine de Prophete" adıyla Fransızca’ya A. Perron tarafından 1860 yılında tercüme edilmiş ve Paris'te yayınlanmıştır. es-Suyûtî'nin sözkonusu eseri ve  962 yılında C.Elgood tarafından "Medicine of The Prophet” adıyla İngilizce'ye tercüme edilmiştir. (Atmaca, 2011)
            Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesi’nde bulunan bu eser er-Rahme fi't-Tıb ve'l-Hikme’nin Arapça’dan  Osmanlı Türkçesi’ne Aczi Kendi tarafından tercümesidir.
 Eserde, Birinci bab, İlm-i Tıp başlığı altında başlamakta ve tıp ilminin önemi anlatılmaktadır. Ahlat-ı Erbaa, "bir şey ile karışan dört sıvı, dört hılt, dört halt" bedendeki sağlık dengesini düzenleyen "kan, balgam, safra ve sevda"dan bahsetmektedir.
            İnsanın yiyeceği gıdalar beyanında;  buğday, arpa, mısır, mercimek, bezelye, darı gibi tahıllar, süt, süt çeşitleri ve süt ürünü gıdalar, nar, ceviz, şeftali, ayva, turp, salatalık gibi sebze ve meyveler ile ilgili bilgiler verilmekte, faydaları anlatılmaktadır.Çeşitli ilaç ve merhem yapılışları ve kullanıldığı yerler tarif edilmektedir.
 Ayrıca kulak ağrısı, baş ağrısı ve diğer ağrıların tedavilerinde kullanılabilecek tedavi yollarına dair bilgiler verilmektedir. Az işiten ve duymayan kulaklar için neler yapılabileceği anlatılarak eser sona ermektedir. Eserde ferağ kaydı bulunmamaktadır.


5-      KİTAP ADI:YY0000010443          Tıbbi Notlar Ve Edebi Derlemeler.

Müellifi: İbrahim Aczi Kendi
Fiziksel Nitelikleri: 40 Yaprak, her sayfa 19 satır, 170x110-125x85 mm ebadında, Rik’a hat ile yazılmış bordo renkli mukavva üzeri cilt bezi kaplı cilt içindedir.

             İbrahim Aczi Kendi, 1299 (1883) yılında dünyaya geldi. Babası Mahmut Efendi (1315-1899) annesi Emine Hanım (1859 -1910)’dır. 1895 yılında Konya İdâdisi’ne başladı. Özel hocalardan Arapça, Farsça dersleri aldı. Ayrıca Avusturya’lı Mösyö Şelizenger’den resim dersleri aldı. 9 Ağustos 1965 tarihinde 87 yaşında vefat etmiştir.  (Uz, 2003)
 Gezdiği köy ve kasabalarda bulunan örf ve adetleri konu alan sosyal içerikli eserlerini kendi el yazısı ile yazıp tertiplediği defterlerde toplayan Aczi Kendi, gazetelerde yayımlanan yazılarının küpürlerini de kitapçıklar haline getirmiştir. Kitapları yakınları tarafından bağışlanmış ve bugün Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesi’ndedir.
            Tıbbî Notlar ve Edebi Derlemeler diye isimlendirdiği kırk varaklık eserinin 1-22 varakları arası tıp ile ilgili kendi eliyle yazdığı notlardan oluşmaktadır.
            Kendi bilgilerini de katarak halktan derlediğini düşündüğümüz bu risalesi kırmızı mürekkeple yazılmış ve mürekkep dağınıklığı sebebiyle okuyamadığımız bir girişle başlamaktadır. Reyhan çiçeği, ısırgan otu, karamık çiçeği, papatya çiçeği, meneviş ağacı, kadeh çiçeği, hindiba, geyikotu gibi bitkilerin özelliklerini, nerelerde yetiştiğini hangi hastalıklar için nasıl kullanılacağını anlatmaktadır. Bazılarıyla ilgili tecrübe edilmiştir denilmektedir.
Aslan yağı, deve eti, yılan ve gaz eti gibi hayvansal gıdaların hangi hastalıklara iyi geldiği de anlatılmıştır. Diğer bir bölümde de; kıl bitirmek için, basur için, saralılara başlıkları altında bazı hastalıkların tedavileriyle ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Eserde telif ve istinsah tarihi bulunmamaktadır.



Tıbbi Notlar Ve Edebi Derlemeler isimli eserin 1b-2a sayfası



6-      KİTAP ADI:YY00000480/6  Fenni Tıbba Dair Bir Risale       
MÜELLİSİ: Süleyman ----
Fiziksel Nitelikleri: Mihrabiyeli unvan sayfası bulunan eser 43 yapraktır. Sayfalar altın cetvelli,  bitki isimleri kırmızı mürekkepledir. Her sayfa 23 satırdır.215x130-170x80mm ölçülerinde, Tâ’lik hatla yazılmıştır. Meşin üzerine tam bez kaplı, mıklepli, şirazeli cilt içindedir.

            Türkçenin bilim dili olarak kullanılmasında ve Türkçe bilim dilinin gelişmesinde Osmanlılar Dönemi’nde kaleme alınan ilmî eserlerin önemli bir yeri vardır. Osmanlılar Dönemi’nde, başlangıçta kaleme alınan ilmî eserlerin önemli bir kısmının Arapça’dan Türkçe’ye çeviri niteliğinde olduğu bilinmektedir. Pek çok alanda yapılan bu çeviriler içerisinde tıbbi eserlerin hem içerik hem de dil malzemesi olarak ayrı bir önemi vardır. Bu çeviri geleneği zaman içerisinde Türkçe’nin bilim dili olarak gelişmesine katkıda bulunacaktır.

Salih b. Nasrullah’ın bu tercümesi o dönem hekimleri arasında bir hayli rağbet görmüş ve zaman içerisinde “Tıbb-ı Cedîd” adıyla anılır olmuştur. Pek çok hekimimiz eserin Arapça’dan Türkçe’ye aktarılması konusunda tercüme faaliyetlerinde bulunmuştur. Esere olan bu ilgi ve değişik kişiler tarafından yapılan tercümelerin de zaman içerisinde “Tıbb-ı Cedîd” olarak anılması mütercimlerin ve eserlerin nüshalarının da karışmasını beraberinde getirmiştir. Bu gün pek çok kaynakta ve yazma eser kütüphanelerinde “Tıbb-ı Cedîd” adı altında kayıtlı eserlerin bilgileri maalesef yanlış veya eksik yer almaktadır.

              Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesi’nde bulunan bu eserinde katalogda ismi ”Fenni Tıbba Dair Bir Risale” müellifi de ; “Süleyman” olarak yazılmıştır. Ancak bu bilgi eksiktir.
               Bu eser; Salih bin Nasrullah’ın Tıbb-ı Cedîdü’l-Kimya adlı eserinin saray hekimlerinden bilinen Karadeniz sahilindeki Mankalya'lı Süleyman Efendi (ö.1128/1716) tarafından Tercüme-i Akrabadin-i Cedid adıyla kaleme alınmıştır. (AĞIRAKÇA Ahmet, 2006) Bu eserin farklı kütüphanelerde değişik nüshaları da bulunmaktadır.[7]
Ancak bu eserin tamamen Tıbb-ı Cedîdü’l-Kimya’nın çevirisi olmadığı,” Salih b. Nasrullah’ın kitabını kullandım, ancak tamamını almadım; onun bazı kısımlarını çevirmek suretiyle kitabımı tamamladım”  cümleleriyle ifade edilmektedir. Tıbb-ı Cedîdü’l- Kimya’nın çevirisi üzerine bir diğer çalışma 18. yüzyıl hekimlerinden Ömer Şifaî’ye ait Minhacü’ş-Şifaî fi Tıbb-ı Kimyaî adlı eserdir. Eserin aslı Hekimbaşı Salih bin Nasrullah’ın geçen yüzyılda Th. Paracelsus’tan yaptığı Arapça çeviridir. Ancak esere eklemeler olduğu da “Bu eser Salih Nasrullah’ın Arapça Paracelsus çevirisinden alınıp bazı lüzumsuz ve yanlış bilgiler eklenerek meydana getirilmiştir.” cümleleriyle ifade edilmektedir. (Dinar, 2012)

     7-    KİTAP ADI:YY00007236/4           Tıb el-Ebdân
Müellifi: Nisaburi Ebü'l-Kasim el-Habib En-Nişaburî
Fiziksel Nitelikleri: 4 Yaprak olan eserin her sayfası 25 satırdır. 220x155-155x85mm ebatlarında, Nesih hat ile Arapça olarak yazılmıştır.

 Eserin konusu, Tıbbu’n-Nebi’dir. Söz konusu Tıbbu’n-Nebı’nin diğer tıp yazmalarından  ayrılan yönü; Diğer tıp yazmalarında hastalıklar, belli bir tasnifle ele alınıp anlatılır, buna göre de bölümler oluşturulur. Bu Tıbbu’n-Nebı’de diğer yazmalardaki anlamıyla hastalıkların sınıflandırılması söz konusu değildir.
Bütün İslâmî Tıp yazmalarında öncelikle insan sağlığının korunması vurgu-lanmaktadır. Tıp yazmalarında hastalıklar sınıflandırılıp onların tedavi yolları verilmeye çalışılırken Tıbbu’n-Nebı’de hastalıklara gelmeden insan sağlığının korunabilmesi için gerekli tavsiyeler öncelikle okuyucuya verilmiştir. Bir başka deyişle bu metinde öne çıkan nokta, insan sağlığının korunabilmesi, insan vücudunun temel unsurlarının (sevda, safra, kan, balgam) dengede tutulabilmesidir. Ancak vücutta herhangi bir dengesizlik çıkması durumunda tekrar vücudun işleyişini düzene sokabilmek için gerekli reçeteler, son derece pratik bir yolla, kısa biçimde verilmiştir.
Dikkati çeken bir diğer nokta da yapılması gerekenin yerine getirildikten sonra şifayı Allah’tan beklemek gerektiği, takdirin Allah’tan olduğudur.
Tıbbu’n-Nebî’de sağlık konuları, insanların sosyal konumuna, yaşadıkları iklim ve coğrafyaya, yaşlarına ve genel durumlarına göre de değerlendirilerek ele alınmakta ve bu duruma uygun tedavi ve korunma yollan anlatılmaktadır. Hatta zaman zaman yukarıda belirilen ölçütlerden yola çıkarak bazı genel kurallar ve tasnifler dile getirilmektedir. (Şahin, 2006)



     8-    KİTAP ADI:YY0000004984            Kitâb el-Kanun Fi’t – Tıb            

Fiziksel Nitelikleri: Nesih hatla Arapça olarak yazılan eser, 245 x 160 - 190 x 412 mm. ebatlarında, her sayfa 21 satır olup, 823 sayfadır. Tam meşin kaplı mıklepli, şemseli ve şirazeli şemsesi yuvarlak ve Selçukî motifili cilt içindedir. Bu eser 2000 yılında kütüphaneden çalınmıştır. Ayrıca mevcut kütüphanede eserin farklı nüshaları da bulunmaktadır.

             YY00004690/4 numarada kayıtlı olan Kitâbel-  Kânun Fi’t- Tıb: 245 x 170 - 180 x 110mm., ebatlarında 31 sayfadır. Her sayfada 17 satır bulunmaktadır, Selçuklu nesihi olan eser Arapça olarak yazılmış olup, sırtı meşin ve şirazeli citt içindedir. Başı ve sonu bulunmayan kitap el Kanun fi’Tıbb’ın parçaları bir araya getirilerek oluşturulmuştur.  Kitabın kâğıdından ve yazısından kadim bir nüsha olduğu düşünülmektedir.



YY00004690/5 Kitâb el-Kânun Fi’t- tıb   
           
Fiziksel Nitelikleri: 245 x 170 - 180 x 110mm. ebatlarında 31 sayfa ve her sayfa 17 satırdan oluşmaktadır. Nesih (Hatt-ı Mağribi) yazı hattı  ve Arapça olarak yazılan bir  eserdir. Sırtı meşin bez kaplı ve şirazeli  cilt içerisindedir. el Kanun fi’t-Tıbb’ın parçaları bir araya getirilerek oluşturulmuştur.  Telif ve istinsah tarihi bulunmamaktadır. Ancak kağıt ve yazısından eski bir nüsha olduğu düşünülmektedir.


Fotoğraf:8- YY00004690/5  Kânun Fi’t- tıb’n 3b-4a sayfası




YY0000007568         Şerh el-Kanun fi’t-Tıb

Fiziksel Nitelikleri: 157 Yaprak, her sayfada 29 satır bulunan eser 262x170-193x112mm. ebadında Tâ’lik hatla yazılmıştır. Başı noksan olan eserin istinsah tarihi de bulunmamaktadır.
Eserde söz başları lâl mürekkepledir. Tarihi de tespit edilememiştir.


               
islâm bilim ve teknoloji dünyasının en meşhur simalarından biri olan İbn-i Sînâ gerek Doğu gerekse Batı kaynaklarında “Tabiplerin Üstadı” olarak anılmaktadır. İbn-i Sînâ, çalışmalarıyla Hipokrat ve Galen’in şöhretini gölgede bırakarak hastalıkların teşhis ve tedavisinde pek çok yeni keşfi ve uygulamayı ilk defa ele alan hekim olmuştur. Tam adı Ebû Ali el-Hüseyin b. Abdullah b. Ali b. Sînâ olup İbn-i Sînâ adı ile meşhurdur.
Tıp alanında çığır açan İbn-i Sînâ, İslâm kaynaklarında Eş-Şeyhü’r-Reîs, Batılılar tarafından ise Hâkim-i Tıb, yani “tıbbın piri ve hükümdarı” olarak kabul edilmiştir. İbn-i Sînâ, 57 senelik hayatına tıptan siyasete, fıkıhtan kimyaya 250’den fazla eseri vardır.
Tesirini Doğu’da ve Batı’da asırlarca sürdürmüş olan İbn-i Sînâ’nın en meşhur eseri olan el-Kanun, tıp literatüründe bir şaheserdir. İbn-i Sinâ’nın eserleri Avrupa tıp fakültelerinin vazgeçilmez ders kitapları idi. XVII. Yüzyılda Latince olan eserlerin önemli bir kısmı halen Arapça’dan yapılmış olan tercüme eserlerdir.
              el-Kanun’un pek çok dile çevrildiğini görmekteyiz. En iyi çevirilerinden birisi hatta bazı araştırmacılara göre en iyisi Andrea Alpago tarafından 934/1527 yılında yapılanıdır. Alpago bu çevirinin sonuna bir tıp terimleri sözlüğü ilave etmiştir. Bu çevirinin 1544 yılındaki baskısının kapağında İbn-i Sînâ’nın taçlı bir resmi olup bu resimle onun hekimlerin reisi olduğu anlatılmaktadır. (Ahmet Ağırakça, 2016)
           el-Kanun fi t-Tıb beş kitaptan meydana gelir. "el-Külliyat" (tıbbın genel ilkeleri) başlığını taşıyan ilk kitap dört kısımdan oluşur.
            Birinci kısımda; tıp biliminin tanımı verildikten sonra klasik usule uygun olarak önce anasır-ı erbaa, ahiat-ı erbaa ve dört mizaç teorisi ele alınıp açıklanır; insanın anatomik yapısı hakkında bilgi verilir ve her bir organın yapısı ayrıntılı olarak incelenir.
İkinci kısımda; hastalığın tanımı yapılır; uyku ve uyanıklık, alışkanlıklar ve besinler, banyo ve güneşin hastalıkla ilgili tesirleri tartışılır.
Üçüncü kısımda; sağlık, hastalık ve kaçınılmaz ölüm sebepleri hakkında bilgi verildikten sonra çocuk yetiştirme, yetişkinlerin ve yaşlıların izlenmesi gereken hayat düzeni üzerinde durulmakta, mizaç anormallikleri ve iklim değişikliklerinin etkileri hakkında bilgi verilmektedir.
Dördüncü kısımda; genel tedavi ilkeleri, müshillerin kullanımı, kan alma ve kusma konuları ele alınmıştır.
İkinci kitabın ilk kısmında;  Basit ilaçlarla ilgili olan İbn-i Sînâ, tıbbi birikimi yanında kendi deneylerinden de yararlanarak ilaçların tabii özellikleri üzerinde durur. Onun ilaçlara dair deneysel çalışmaları daha çok ilaçların vücut üzerindeki etkileriyle ilgilidir.
            İkinci kısımda; ebced sistemiyle 800' e yakın ilacın adı verilerek her bir ilacın mahiyeti, kullanım miktarı, tabii özellikleri ve etki alanları incelenmiştir.
Üçüncü kitap Patolojiyle ilgilidir. Tek tek organlara mahsus hastalıklar üzerinde durulur;  bu hastalıkların belirtileri, teşhis hakkında bilgi verilir.
Dördüncü kitap dört kısma ayrılmıştır. Belli organlara has olmayan hastalıkların ele alındığı bölümün  ilkinde ateşli hastalıkların (humma) belirtileri arasında ishal, iştahsızlık, fazla kilo kaybı, korku, ağrı, ateş ve hormonal dengesizliğin görüldüğü belirtilir; ateşli hastalıklarda kusma, ateş, susuzluk, ishal gibi belirtilere göre tedavi uygulandığı görülür.
İkinci kısımda; şişmelerle ilgili yaralar ve onların küçük cerrahi denilen tedavileri anlatılır.
 Üçüncü kısımda; metaller, bitkiler ve hayvani ürünlerden kaynaklanan zehirlenmeler, insan ve hayvan ısırmalarından doğan rahatsızlıklar incelenir.
Dördüncü kısımda; estetikle ilgili problemler üzerinde durulur.
            Dördüncü kısımda; deri hastalıklarıyla ilgili olarak ilk defa ayrıntılı bir frengi açıklaması verilmiştir.
Beşinci ve son kitap reçetelerden meydana gelir. (DİA)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Kaynakça
AĞIRAKÇA Ahmet, “. T.-1. (2006). Osmanlı Tıbbının Kaynakları”, Osmanlılarda Sağlık, (Cilt I). İstanbul: Biofarma Yay.
Ahmet Ağırakça(2016), İslam Tıp Tarihi (s. 214-215.).
Atmaca, V. (2011). Tıp ve Tıbb-ı Nebevî Hakkında . ilahiyat fakültesi dergisi, 45-70.
Atmaca, V. (Haziran 2013/1). Tıbb-ı Nebevî Edebiyatının Doğuşu Ve Gelişmesi . HİKMET YURDU, 39-74.
DİA (Cilt 24, s. 231.
DİA (Cilt 41, s. 101-117).
DİA (Cilt 25, s. 235).
Dinar, T. (2012). Tibb-I Cedîd Yazmalari Üzerİne Bazi Tespİtler. Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, s. 1541--1546.
Şahin, H. (2006). Bir Tıbb-ı Nebi Nüshası. Kebikeç, 279-304.
Uz, M.A(2003)., Konya Kültürüne Hizmet Edenler (s. 43-47.). Konya.





[1] Konya Yazma Eserler Bölge Müdürü
[2] Risaletü’t-Tâun, Kemal Paşazade Şemseddin Ahmed b.Süleyman, Demirbaş no: BY6704/3 (Elmalı 72/3),Fiziksel Nitelik: Yk 89b-91a St. b-b Ölç. 212x158mm b-b, Arapça-Talik; İ.B.B. Atatürk Kitaplığı, Koleksiyon, Osman Ergin Yazmaları Demirbaş OE_Yz_0789/01; Koleksiyon: Osman Ergin Yazmaları, Fiziksel Nitelik : 115b-127 yk., 15 st. ; 200x145, 150x90 mm., Sonda 128-129 yapraklar boştur.

[3] Bergamalı Galen (Claude Galen; Yunanca Galenos, Latince Galenus, İslam dünyasındaki adıyla Calinus; d. 129 - ö. 216), tıp doktoru, bilim insanı ve filozof.
[4] Madrid Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları (Madrit-İspanya),Arşiv No: Or. 7282; İngiltere Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları, Arşiv No: 958/1; Köprülü Kütüphanesi Türkçe Yazmaları (İstanbul),Arşiv No: Mithaful-Asâr 730; Türkiye Kütüphanelerinde bulunan Tıb Yazmaları, Arşiv No: R. 168; Topkapı Sarayı Müzesi Türkçe Yazmaları (İstanbul)Arşiv No:  H. 544,  R. 1686, B. 344,  622; İzmir Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları, Arşiv No: 221, E.H. 1838; ;   Cerrahpaşa 1/244, 1/368, 96, 409; SüleymaniyE A-Tekelioğlu Arşiv No:  504, 225Fatih No. 3531, . 3530,;İstanbul Üniversitesi Ktb. No. 7044,7043; Balıkesir İl Halk Kütüphanesi 10 Hk 651/01.
[5] Bkz.Ebü'l-Fadl Celâleddin Abdurrahman b. Ebi Bekr Es-Suyûti;  DİA, cilt: 38; sayfa: 188.
[6] Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesi, Demirbaş, YB0000009123 Kitâb er- Rahme Fit – Tıb ve’l- Hikme
Ebü'l-Fadl Celâleddin Abdurrahman b. Ebi Bekr Es-Suyûti (ö. 911/1505) Mısır.( İlmiye Matbası) 1323 H. : K.Boy 292 SAYFA; İ.B.B. Atatürk Kitaplığı Koleksiyon, Osman Ergin Arapça Kitaplar, Demirbaş, OE_Arp_0902, Kahire : [el-Matbaatü’l-Hamidiyye], 1324 Fiziksel Nitelik : 240 s.; 20x14 cm.; Demirbaş, Bel_Arp_00626, Kahire : [el-Matbaatü’l-Amireti'ş-Şerefiyye (Bulak Matbaası)], Evahir-i Rebiüssani 1324/14 - 23 Haziran 1906 Fiziksel Nitelik : 272 s.; 20x14 cm. Kitabın sonunda fihrist var.
[7] Terceme-i Akrâbâdin, Hayatî-zâde Damadı Süleymân Efendî (öl. 1128/1715)Almanya Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları.or.oct.2189, 200x130-130x60 mm.Yaprak 102,Satır15,Talik; Mısır Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları, Tıbbı Türkî Talat 17, 135x220 mm.Yaprak 9/52,Satır 21,Yazı Türü Talik; Mısır Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları, Tıbbı Türkî 2, Boyut 120x190 mm.,Yaprak 65,Satır 17,Yazı Türü Talik; Atıf Efendi Yazma Eser Kütüphanesi, 34 Atf. 2819/4: Süleymaniye Mihrişahsultan 00271, Yaprak 50, Satır21; 210X150,135X85 mm. Nesih, Osmanlı Türkçesi, Yaprak46-65.



               


Yorum Gönder

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...