8 Mart 2017 Çarşamba

ALTUNCAN HATUN ALTUNCAN HATUN KİMDİR?

ALTUN CAN HATUN
Türk töresinde kadının yeri çok önemlidir. Saygındır. Söz sahibidir. Karar vericidir. Tarihimizin her döneminde önemli hizmetler yapmış Türk kadınları olmuştur.
Altun Can Hatun kimdir?
Altun Can Hatun önce Harzemşah’la evlenmiş. Harzemşah’tan “Enusirevan” adlı bir oğlu olmuştur. Harzemşah’ın vefat etmesiyle genç yaşında dul kalmıştır. Altun Can Hatun’un güzel ahlaklı, akıllı ve kültürlü olması Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in ilgisini çekmiş ve evlenmişlerdir… Altun Can Hatun, ata binen kılıç kuşanan gerektiğinde askere komutanlık yapacak kadar cesur ve bilgili idi. Devlet işlerinde Tuğrul Bey’e yardımcı olmaktaydı…
Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yınal’ın, Tuğrul bey’in halifelik merkezi Bağdat’ta bulunmasını fırsat bilerek Hemedan’da isyana kalkışması, Tuğrul Bey ailesini ve devlet erkanını Bağdat’ta bırakarak isyanı bastırmak için isyancıların üzerine gitmiştir… Yapılan savaşta Tuğrul Bey başarılı olamamıştır. Bağdat’a gelen haberlerde Tuğrul Bey’in esir düştüğü yönünde olması Abbasi halifesi ile Selçuklu sarayını telaşa düşürmüştür. Halife ve Selçuklu vezirleri Tuğrul Bey’in yerine Altun Can Hatun’un oğlunu tahta çıkartmaya çalışmışlardır. Bu duruma şiddetle itiraz eden Altun Can Hatun, kendi öz oğlunu Sultanlığa heveslendiği için zindana attırmış ve Türkmenlerden oluşturduğu bir orduyla kılıç kuşanıp orduya komuta ederek kocası Tuğrul Bey’in yardımına koşmuştur. İsyancıları dağıtmış, Tuğrul Bey’i muhasaradan kurtarmıştır. Böylelikle Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanması ve yıkılması önlenmiştir.
Altun Can Hatun, Türk Devleti’nin menfaati için kendi öz oğlunu bile gözünü kırpmadan zincire vurduracak kadar akıllı ve cesurdur. Bu değerli fedakar Türk Anası yakalanmış olduğu hastalıktan kurtulamamış 1060 yılında vefat etmiştir. Son nefesini vermeden önce Sultan Tuğrul Bey’e şu vasiyette bulunmuştur:
“Halife’nin kızı ile evlenmek için ne mümkünse yap. Böylece hem bu dünya hem de ahiret saadetine nail olursun.” Tüm servetini de Halife’nin kızına düğün armağanı olarak bağışlamıştır.
Altun Can Hatun Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun başkenti Rey şehrinde defnedilmiştir.
Rahmet ve saygı ile anıyoruz.
Bilinçli Türk Kadını var oldukça Türklük yaşayacaktır…
Malazgirt zaferini kazanan Sultan Alparslan’ı, Altun Can Hatun’un oğlu olarak gösterenler var. Bu bilgi yanlıştır. Sultan Tuğrul Bey’in çocuğu olmamıştır. Sultan Alparslan, Tuğrul Bey’in kardeşi Çağrı Bey’in oğludur.
YILMAZ KARAHAN
KAYNAK:
Prof. Dr. Sayın Zekeriya Kitapçı 

Selçuklu hanım sultanı Altuncan Hâtun’un hayatı son derece dikkat çekicidir. Tuğrul Bey’in hanımı bu kahraman Türk kadını, devletin bekası için oğlunu zincirlere vurdurmuş, ordunun başında yalın kılıç giderek Selçuklu’yu muhtemel bir çöküşten kurtarmıştır…
 Türk Tarihi boyunca devlet ve millet hayatında, savaşta ve barışta hanımların da büyük rol oynadıkları bilinen bir gerçektir. Özellikle Türk devlet geleneğinde sultan hanımlarının devlet yönetiminde ve devlet protokolünde önemli bir yeri olagelmiştir. Hunlardan başlayarak Göktürklerde, Uygurlarda ve ilk Müslüman Türk devleti Karahanlılarda kadının toplum içinde yüksek bir mevkii vardı. Sultanın hanımı, devlet yönetiminde onun ortağı ve yardımcısıydı. Sultan hanımları da mevcut disiplin içinde görev ve sorumluluklarının idrakiyle hareket ederler, çoğunlukla devleti destekleyici ve yükseltici roller oynarlardı. Bu geleneğin 11-13. yüzyıllarda da sürdüğü Selçuklularda kadınlar erkeklerle birlikte ava, seferlere, savaşlara, dinî, siyasî ve iktisadî faaliyetlere katılırlardı.
Hâtun kelimesi, Türk devletlerinde hakanın (kağanın) ilk eşi için kullanılmaktaydı ve Hâtun hükümdarla birlikte tahta çıkıp yönetimde söz sahibi olabiliyor, Göktürkler gibi bazı Türk devletlerinde çıkarılan emirnamelerde Hâtunun da mührü gerekiyordu. 11. yüzyıl Türk kaynağı Kutadgu Bilig’e göre Uygurlardan başlayarak Selçuklulara kadar uzanan Terken unvanı hem hükümdar, hem de Hâtunlar için kullanılmaktaydı. En kıdemli unvanı alan Terken Hâtunlar, eşlerinin veya oğullarının yokluğunda naibe olabiliyordu. Hükümdarın kız çocuklarına da çok itibar ediliyor ve Melike unvanı veriliyordu. Evlendiklerinde “Melike Hâtun” olarak anılıyorlardı.Tabii devlet ve milletin menfaati, vatanın korunması bahis konusu olunca sultan hanımı olmanın şart olmadığını, bütün Müslüman Türk hanımlarının hiçbir ölçüye sığmayan fedakârlıklara katlandıklarını çok yakın tarihlerdeki hadiselerden de biliyoruz. Bunlara, daha uzak tarihlerden verilecek en güzel örneklerden birisi ise Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in (1040-1063) hanımı Altuncan Hâtun’dur.Yazının devamını Yedikıta Dergisi 90. sayısından (Şubat 2016) okuyabilirsiniz.


ALTUNCAN HATUN
Zekeriya Kitapçı, Devlet Kurtaran Kadın
TÜRK KIZLARI KİMİ ÖRNEK ALMALI:
HÜRREM SULTAN’I MI, ALTUNCAN HATUN’U MU?

Son yıllarda Türk sinemasında ve dizi sektöründe tarihimizin değişik dönemleriyle ilgili çevrilmiş filmlerin sayısı bir hayli artmış durumda. Çanakkale Savaşları, Millî Mücadele, Osmanlı Tarihi gibi konular bu filmlerde daha fazla öne çıkarılmakta…
Özellikle Osmanlı tarihinde Kanunî devri (1520-1566) ve biraz daha özel ele alırsak Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan’ın hayatı, bahsi geçen bu filmler vasıtasıyla izleyicinin beğenisine sunulmakta ve elbette bilhassa kadınlarımız ve genç kızlarımız tarafından hararetle takip edilmekte…
Son günlerde bir hayli revaçta bulunan ve bir o kadar da eleştiri yağmuru altında çekimlerini sürdüren bir dizinin kurgusuna göre Hürrem Sultan karakteri, Kanuni’ye olan aşkı, çocuklarına olan düşkünlüğü ve Harem’deki diğer Hatun ve cariyelerle olan sonu gelmez çekişmeleriyle, dizginleyemediği hırslarıyla kadın ve kızlarımız üzerinde daha çok olumsuz bir intiba bırakacak şekilde işlenmektedir.
Bütün bu olumsuz karakter tipolojisine rağmen Hürrem Sultan, Türk kadını ve genç kızları için bilinç altında örnek alınacak kudrette bir idol olabilir ve olmaktadır da.
Gerçekte Hürrem Sultan’ın tarihî kimliğine bakacak olursak, onun yaptığı hayır ve hasenatın daha fazla konuşulması gerekir. Zira o İstanbul, Edirne, Şam, Bağdat, Kefe, İznik, Mekke, Medine gibi şehirlerde cami, medrese, mektep, imaret, hastane, su yolu, hamam gibi hayrat eserleri inşa ettirmiş, bunlara zengin vakıflar (bağışlar) tahsis etmiş, eserler onartmıştır.
Elbette ki bütün bu hayır hizmetleri, Hürrem’in örnek alınacak yönleri arasında günümüzün genç kızları açısından dikkat çekmez. Bu da yadırganacak bir durum değildir. Zira günümüzde gençlerimiz arasında, örnek alacakları kişiler bünyesinde görsellik, heyecan, karışık duygular, aksiyon, korku, kahramanlık, belki biraz şiddet, biraz gizem ihtiva eden şeylerin ön plana çıkması beklentisi ile karşılaşıyoruz.
Hürrem Sultan’ın yaptırdığı medreseleri ve hamamları gençlerin kafasına zorla sokma imkanına sahip değiliz. Hürrem’in örnek alınacak diğer yönleri (siyaset, hırs, bencillik) ise gençlerimizin “tehlikeli sularda” gezinti yapmasına yol açacak cinstendir.
O zaman illa bir aksiyoner Türk kadın karakteri öne çıkarılacaksa bu Hürrem Sultan olmamalıdır. Tarihimizde Hürrem Sultan kadar tanınmamakla birlikte devlet ve siyaset işlerinde onun kadar maharetli ve fazladan olarak da askerlik işlerinde bir sultan kadar iş bilir özelliğe sahip Selçuklu melikesi Altuncan (Altıncan) Hatun, ideal Türk kadın lider karakterini yansıtabilir.
Altuncan Hatun’un hareketli hayat tarzı filmlere ve dizilere konu edilebilirse, bu hatun günümüzün ve geleceğin Türk genç kız ve kadınlarının örnek alabileceği, hangi işle meşgul olurlarsa olsunlar, aklıselimle ve dengeli hareket etmelerini sağlayıcı bir sembol kadın olarak kabul görebilir.
Altuncan Hatun, bazı tarihçiler tarafından “Büyük Türk anası”, “Devlet Ana”, “Türk Devlet geleneğinin kendi dalındaki en büyük temsilcisi” gibi sıfat ve tanımlarla anılmıştır. Altuncan Hatun, Büyük Selçuklu sultanı Tuğrul Bey’in eşi olup, miladi 1060 tarihinde hastalanarak vefat etmiştir. Yani bu hatun günümüzden yaklaşık 1000 yıl, Hürrem Sultan’dan ise 500 yıl önce hayat sürmüş ve faaliyet göstermiştir.
Tuğrul Bey, 1040 yılında kazandığı Dandanakan zaferi sonucu Gazneli devletinin İslam dünyasındaki siyasi mirasını devralmış, sonra bütün İran’ı ve Azerbaycan’ı ele geçirmiş, Irak topraklarına girerek Abbasi Halifeliğini Şii Büveyhoğulları devleti işgalinden kurtarmıştır. Bu devletin komutanlarından sadece Arslan El-Besasirî ve adamları Tuğrul Bey’in elinden kurtularak Suriye tarafına kaçmışlardır. Halife, Tuğrul Bey’e “Doğunun ve Batının Büyük Sultanı” diye hitap etmiş ve bu büyük Türk sultanına itaat etmiştir. Tuğrul Bey de halifeyi koruması altına almıştır.
Tuğrul Bey, bir taraftan Bizans’a karşı Anadolu akınlarını organize ederken diğer taraftan Selçuklu iç problemleriyle uğraşmıştır. Tuğrul Bey, Hanedan üyesi İbrahim Yinal’ın isyanını bastırmak için ordusuyla Bağdat’tan ayrılarak İran’daki Hemedan kentine doğru ilerlerken, Halifeyi ve bu büyük kültür kentini Arslan Besasirî’nin ani bir baskınına karşı korumak için Bağdat’ta üç önemli şahsiyeti vekil bırakmıştı: Bu üç etkili kişi, Tuğrul bey’in kendi eşi Altuncan Hatun, bu kadının eski kocasından olma oğlu Anuşirvan ve Selçuklu veziri Kündürî idi.
Altuncan Hatun, Bağdat’ta gerekli tedbirleri almış ve kocası Sultan Tuğrul’dan gelecek haberleri beklemeye başlamıştır. Bu hatun, Tuğrul Bey’den önce evli olduğu eşinin ölümü üzerine dul bir hayat sürerken onun güzelliği, geniş kültürü, yüksek ahlakı, devlet işlerinden anlaması gibi güzel özellikleri Tuğrul Bey’e bildirilince, sultan ona evlenme teklifi etmiş ve bu kadın böylece Selçuklu sarayına gelin gelmişti. Kocası Tuğrul Bey tarafından çok sevilen Altuncan Hatun, kısa sürede Selçuklu sarayında otoritesini kurmuş, çevresinde beğenilen ve sayılan bir sultan eşi olarak devlet işlerinde söz sahibi olmuştu. Tuğrul Bey, çözemediği pek çok karışık devlet işini ona danışarak çözüyordu. Bizans imparatoru bile Tuğrul Bey’in akınlarından korunmak için Altuncan Hatun’a mektuplar ve hediyeler göndererek önce bu hatunu ikna etmeye çalışıyordu.
Bu kadın aynı zamanda o devrin bütün Türk kadınları gibi çok iyi ata biniyor, türlü silahları kullanabiliyor ve yüzlerce savaşçı Türkmen gencini emri altında tutuyordu. Aynı zamanda onun kendine ait bir hazinesi ve elçilik teşkilatı da bulunuyordu.
Altuncan Hatun, Bağdat’taki yönetiminin devam ettiği günlerde, kocası Tuğrul Bey’in savaşta esir düştüğü ve hatta öldürüldüğü haberleri/ dedikoduları Bağdat sarayında ve sokaklarında büyük çalkalanmalara neden olmuş, herkes can derdine düşmüştü. Halife bile büyük panik içerisinde idi. Çünkü Arslan Besasirî tehlikesi henüz geçmemiş ve İslam dünyasındaki Selçuklu egemenliği başlayalı daha 15 yıl olmuştu. Tuğrul Bey ölmüş ise Bağdat’ı ve halkını kim koruyacaktı! Bu kaygı içerisinde Halife ve Selçuklu veziri Kündürî, Altuncan Hatun’un oğlu yani Tuğrul Bey’in üvey oğlu Anuşirvan’ı sultan ilan ettiler. Diğer devlet adamları seslerini çıkaramadılar. Ancak Altuncan Hatun, soğukkanlılığını muhafaza etti ve olaya el koydu. Ordusunu topladı, Halife ve veziri saf dışı bıraktı. “Sultan” adayı yapılan kendi oğlu Anuşirvan’ı bile tutuklattı. Böylece Bağdat’ta işleri yoluna koyan bu büyük Türk anası, ordusunun başında Bağdat’tan hızla hareket ederek kocası Tuğrul Bey’e yardıma gitti. Neticede Tuğrul Bey, eşinin de desteği ile isyanı bastırdı. Böylece Altuncan Hatun’un soğukkanlılığı, risk alma becerisi, cesareti, hızlılığı ve kendi şahsi çıkarları yerine devletin geleceğini düşünerek hareket etme alicenaplığı sayesinde İslam dünyasındaki Selçuklu iktidarı güç kaybetmediği gibi, daha da sağlamlaştı.
Osmanlı saray kadınlarının simge ismi Hürrem Sultan da elbette Altuncan Hatun gibi devletini ve kocasını çok seviyordu, siyasetten anlıyordu. Buna rağmen Saray/Harem dışı faaliyetlerdeki Hürrem karakterinin Altuncan Hatun karakteri ile boy ölçüşmesi mümkün değildir. Çünkü Altuncan Hatun, Hürrem’den fazla olarak ülkeler, şehirler yönetiyor, ordulara kumanda ediyor, tozlu yollarda at sürüyor, geceleri uykusuz geçiriyor, sade savaş elbiseleri giymekten çekinmiyordu. En önemlisi o, Hürrem Sultan’dan farklı olarak, devletinin geleceğini kendine ve kendi öz oğluna tercih ediyordu.
Altuncan Hatun’un simge bir Türk kadın lideri olmasının diğer en büyük delili ise onun ölürken bile Selçuklu devletinin yüksek menfaatlerini düşünmesidir. Şöyle ki Altuncan Hatun, ölüm döşeğinde iken Tuğrul Bey’e vasiyette bulunmuş ve ona Halifenin kızı Seyyide Hatun’la mutlaka evlenerek bu sayede İslam dünyasına yeni giriş yapan Selçuklular ile Abbasi Halifeliği arasında dostluğu pekiştirmesini istemiştir. Tuğrul Bey, çok sevdiği karısı Altuncan Hatun’un bu vasiyetini yerine getirmiş, Seyyide Hatun’la evlenmiş ve Halifeye damat olan ilk Türk sultanı unvanını kazanmıştır. Araplar dışında kimseye kız vermeyen kibirli Halifelerin burnunu bu şekilde yere sürten Tuğrul Bey, bu sembolik evlilikten kısa süre sonra hastalanarak 70 yaşında iken vefat etmiştir.
Gerçekten de Altuncan Hatun’un da katkısı sayesinde Abbasi- Selçuklu yakınlaşması, bazı problemlere rağmen yıllarca sürmüş; Selçuklular, yabancısı oldukları İslam- Arap- Fars dünyasında tutunmayı başarmışlar, Haçlılara, Moğollara ve her türlü tehlikeye karşı koruyucu sıfatıyla hem Türklerin hem de Müslümanların varlıklarını muhafaza etmelerini sağlamışlardır.
Acaba bugün kaç Türk kadını ve erkeği Altuncan Hatun gibi, kendi şahsi beklentilerini geride tutarak devletini, toplumunu ve kamu menfaatini düşünür. Bu değerler için kendi çocuğuna dur diyebilir, aşkını içine gömebilir…
Diplomatik becerisi, devlet analığı, ülküleri, kahramanlığı, güzelliği, iyi bir eş oluşu, hayır hasenat sahipliği ile Altuncan Hatun’un hayatı filmlere konu olacak cinsten. Türk gençlerinin Hürrem Sultan kadar Altuncan Hatun’u da tanımaya hakları var. Dileğimiz bir gün Altuncan Hatun ve diğer birçok kahraman Türk anasının hayatlarının da beyaz perdeye aktarılmasıdır.

Doç. Dr. Cevdet YAKUPOĞLU
Kastamonu Ünv. F.E.F. Tarih Bölüm

Kaynak:http://millisorumluluk.org/cevdetyakupoglu/turk-kizlari-kimi-ornek-almali-hurrem-sultani-mi-altuncan-hatunu-mu/

BU SAYIYI SATIN 

Altuncan Hatun’un Eşi Tuğrul Bey’e Vasiyeti ; ‘’Halifenin Kızı İle Evlen’’

Bu arada devletin içerisinde de sık sık isyanlar yaşanıyor Tuğrul Bey bir yandan da bu isyanlar ile uğraşıyordu.

İsmail Çal / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni
Büyük Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey’in eşi Altuncan Hatun ölüm döşeğinde iken eşi Tuğrul Bey’den bir bayandan beklenmeyecek şu istek de bulundu: -‘’Halifenin kızı ile evlenmek için ne gerekiyorsa yap.’’ Şimdi soru şu Altuncan Hatun neden böyle bir vasiyette bulundu?
Altuncan Hatun Kimdir?
Altuncan Hatun hakkında Tuğrul Bey ile evlendiği döneme kadar kaynaklarda fazla bir bilgi yer almamaktadır. Onun hakkında ilk bilinen, ilk eşinin Harzemşah (Harezm bölgesi yöneticisi) olduğu şeklindedir. Eşinin vefatı ile genç yaşta dul kalmıştır. Bu ilk evliliğinden Anuşirvan adında bir de oğlu vardır. Kaynaklarda hakkında kültürlü, ahlaklı, dindar ve yüce ruhlu bir Müslüman Türk kadını olarak bahsedilmektedir.
Tuğrul Bey, onun bu niteliklerini duymuş ve değerli veziri Amidü’l-Mülk el Kunduri aracılığı ile evlenme teklifinde bulunmuştur. Bu teklifi kabul eden Altuncan Hatun Selçuklu sarayına geldiği andan itibaren her alanda Tuğrul Bey’in en büyük yardımcısı ve destekçisi olmuştur.
Altuncan Hatun Hem Tuğrul Bey’i Hem Devleti Kurtardı
Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yinal o Bağdat’ta bulunduğu sırada devlet merkezi Hemedan’da taht iddiası ile büyük bir isyan başlattı. Bu durumu öğrenen Tuğrul Bey yeterli hazırlığı olmadan hemen yola çıktı. Fakat ilk anlarda İbrahim Yinal karşısında oldukça sıkıntılı anlar yaşaması Bağdat’ta endişe ile karşılandı. Abbasi Halifesi ve vezir Amidü’l-Mülk el Kunduri ondan ümidi keserek Altuncan Hatun’un oğlu Anuşirvan’ı hükümdar ilan etmeye kalktılar.
Altuncan Hatun bu tehlikeli durum üzerine annelik duygusunu bir kenara bırakıp devletin geleceğini düşündü ve ilk olarak oğlunu gözaltına aldırdı. Sonrada topladığı kuvvetlerin başına geçerek Tuğrul Bey’in yardımına koştu. Onun yardımı ile bu büyük tehlike atlatıldı. İsyan bastırıldı, İbrahim Yinal cezalandırıldı ve tekrar otorite sağlandı.
Altuncan Hatun’un Tuğrul Bey’e ‘’Halifenin kızı ile evlen’’İsteğinin Anlamı Ne Olabilir?
Altuncan Hatun 1060 yılında Cürcan’da rahatsızlandı. Hastalığı süresince büyük bir üzüntü içerisinde yanında bulunan eşi Tuğrul Bey’den son anlarında vasiyet niteliğinde ki şu mühim istek de bulundu: ‘’-’Halifenin kızı ile evlenmek için ne gerekiyorsa yap. Böylece hem bu dünya hem de ahiret saadetine ulaşırsın’’ Ayrıca sahip olduğu bütün servetini bu evliliğin gerçekleşmesi durumunda halifenin kızı ve Tuğrul Bey’in müstakbel eşi Seyyide Hanım’a verilmesini vasiyet etmişti.
Bu vasiyetin anlamı neydi? Altuncan Hatun’un Tuğrul Bey’e duyduğu sevgiden kaynaklanan basit bir istek miydi yoksa kaynaklarda mü’min bir kadın olarak bahsedilen Altuncan Hatun’un başka hesapları mı vardı?
Altuncan Hatun bu evlilik ile İslamın iki büyük toplumunu Türkler ve Arapları bütünleştirmeyi mi hedeflemişti? Halifelik ve hükümdarlık gücünü tek bir ailede toparlamayı ve İslam Devleti’ni tekrar güçlü dönemlerine ulaştırmayı mı düşünmüştü?
Bütün bu soruların cevabı Altuncan Hatun’un şahsında gizli olabilir. İbn Tağrıverdi’nin onun hakkında ki şu cümleleri belki konuya biraz daha açıklık getirebilir.
‘’Altuncan Hatun, son derece dindar, Allah’ın emir ve yasaklarından çekinen pek çok hayır ve hasenatı olan bir kadındı. Azm ve irade sahibi, kendine has görüş, düşünce ve tedbirleri vardı. Eşi Tuğrul Bey onun sözünü dinlerdi’’
Sultan Tuğrul Bey’e Bu Evlilik Huzur Getirmedi
Tuğrul Bey bütün zorluklar ve engellemelere rağmen bu evliliği gerçekleştirmek için elinden gelen bütün çabayı sarf etti. Uzun uğraşlar sonunda bu evlilik 1062 yılında büyük bir gösteriş ile gerçekleşti. Fakat Tuğrul Bey’in yaşı yetmişin üzerindeydi ve rahatsızlığı giderek artıyordu. Bu arada devletin içerisinde de sık sık isyanlar yaşanıyor Tuğrul Bey bir yandan da bu isyanlar ile uğraşıyordu.
İslam dünyasının büyük evliliği gerçekleşmiş fakat Tuğrul Bey eşi Seyyide Hanım’ın gönlünü kazanmak için olağanüstü maddi ve manevi bir çaba içerisine girmesine rağmen bunu başaramamıştır. Gerçek buluşmanın gerçekleşeceği Rey şehrine gelen Sultan Tuğrul Bey’in rahatsızlığı iyice artmış ve 4 Eylül 1063 tarihinde o vefat etmiştir.
Altuncan Hatun’un vasiyeti neticesinde oluşan bu büyük evlilik büyük neticeler vermeden Tuğrul Bey’in vefatı ile sonlanmıştır.
Kaynak
1-Asrın Olayı Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey’in Halife El Kaim’in Kızıyla Evlenmesi ve Bazı Tarihi Gerçekler, Prof.Dr.Zekeriya Kitapçı,http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s1/3zkitapci.pdf
3-Tarihi Süreç İçerisinde Türk Toplumunda ve Devletlerinde Kadının Yeri Ve Önemi, Yrd.Doç.Dr.Ahmet Gündüz,  http://www.jasstudies.com/Makaleler/2239912_g%C3%BCnd%C3%BCzahmet_129-148_5-5_T.pdf
















Devlet kurtaran kadın: AltunCan Hatun


Türk töresinde kadının yeri çok önemlidir. Saygındır. Söz sahibidir. Karar vericidir. Tarihimizin her döneminde önemli hizmetler yapmış Türk kadınları olmuştur.

Altun Can Hatun önce Harzemşah’la evlenmiş. Harzemşah’tan “Enusirevan” adlı bir oğlu olmuştur. Harzemşah’ın vefat etmesiyle genç yaşında dul kalmıştır. 


Altun Can Hatun’un güzel ahlaklı, akıllı ve kültürlü olması Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in ilgisini çekmiş ve evlenmişlerdir… Altun Can Hatun, ata binen kılıç kuşanan gerektiğinde askere komutanlık yapacak kadar cesur ve bilgili idi. Devlet işlerinde Tuğrul Bey’e yardımcı olmaktaydı…






Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yınal’ın, Tuğrul bey’in halifelik merkezi Bağdat’ta bulunmasını fırsat bilerek Hemedan’da isyana kalkışması, Tuğrul Bey ailesini ve devlet erkanını Bağdat’ta bırakarak isyanı bastırmak için isyancıların üzerine gitmiştir… Yapılan savaşta Tuğrul Bey başarılı olamamıştır





Bağdat’a gelen haberlerde Tuğrul Bey’in esir düştüğü yönünde olması Abbasi halifesi ile Selçuklu sarayını telaşa düşürmüştür.


                                Halife ve Selçuklu vezirleri Tuğrul Bey’in yerine Altun Can Hatun’un oğlunu tahta çıkartmaya çalışmışlardır. Bu duruma şiddetle itiraz eden Altun Can Hatun, kendi öz oğlunu Sultanlığa heveslendiği için zindana attırmış ve Türkmenlerden oluşturduğu bir orduyla kılıç kuşanıp orduya komuta ederek kocası Tuğrul Bey’in yardımına koşmuştur. 
İsyancıları dağıtmış, Tuğrul Bey’i muhasaradan kurtarmıştır. Böylelikle Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanması ve yıkılması önlenmiştir.
Altun Can Hatun, Türk Devleti’nin menfaati için kendi öz oğlunu bile gözünü kırpmadan zincire vurduracak kadar akıllı ve cesurdur. Bu değerli fedakar Türk Anası yakalanmış olduğu hastalıktan kurtulamamış 1060 yılında vefat etmiştir. Son nefesini vermeden önce Sultan Tuğrul Bey’e şu vasiyette bulunmuştur:

“Halife’nin kızı ile evlenmek için ne mümkünse yap. Böylece hem bu dünya hem de ahiret saadetine nail olursun.” Tüm servetini de Halife’nin kızına düğün armağanı olarak bağışlamıştır.
Altun Can Hatun Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun başkenti Rey şehrinde defnedilmiştir. Rahmet ve saygı ile anıyoruz.

Bilinçli Türk Kadını var oldukça Türklük yaşayacaktır…
Yorum Gönder

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...