Gönül coğrafyalarında... Bekir Şahin

Gönül coğrafyalarında...

Bekir Şahin




Zarifoğlu’nun deyişiyle; Büyüklerin ellerinden, Küçüklerin gözlerinden, Beyrut’un toprağından, Bosna’nın bayrağından, Ebu Zer’in yalnızlığından, Bilal-i Habeşi’nin ilk ezanından, Filistinli Cafer’in haykırışından, Gazze’nin gözyaşından öperek bayramımızı kutladık.
Bayramlar ertelenemezdi. Bayramların ibadetlerden bir ibadet olduğu bilincindeydik. Bayram benden bana gelen değil, bayram benden ötekine giden, benden sana giden bir yoldur.  Dolayısıyla erteleme hakkımız olmadığı gibi değiştirmeye teşebbüs dahi edilemez. (Barbarosoğlu)
Bayramı bayram bilmek. Asla kaybetmememiz gereken duygu budur. Bayramı bayram bileceğiz. Yetimin, dulun, hastanın, dertlinin, mazlumun, mağdurun bayram yapması bizim bayramı bayram bilme şuurumuzda gizli.
Bayramlar ikram ettiğimiz tebessüm ve hürmet bizi şenlendiriyor, şereflendiriyor, bir yerden bir yere götürüyor. Yoksa ne bindiğimiz uçaklar ne son model otobüs ya da otomobillerin ruhumuzu bir yere götürme kapasitesi yok.
İnsanlar ile sıla-ı rahim eyleyebilmek için vurduk kendimizi yollara. Kudüs’te bayram yapmak, bayramlaşmak üzere yollara düştük. Kudüs’te bayram bir başkaydı. Sılayı rahim sadece ana baba ziyareti ile sınırlı değilmiş meğer. Unuttuğumuz ama unutulmadığımız kardeşlerimiz ile birlikte olmak, bayram sevincinin unutulmaz tatlarından bir tat idi.
Osmanlının torunları diye dedemizin mirasını yedik oralarda. Kudüs’te çay içiyoruz çaycıya paramızı uzattığımızda; “paranız ödendi “ diyor. Kim ödedi diyoruz; “Abdülhamid Han ödedi” diyor.
Bol bol Abdülhamid'e Fatihalar okuduk. Meğer Abdülhamid Han bizim içeceğimiz çayın, yiyeceğimiz yemeğin paralarını peşinen ödemişte haberimiz yokmuş;
Osmanlının köhne zamanında bile oralara neler bıraktığını, en önemlisi; toprak değil gönüller fethettiğini gördük. Fethedilmiş gönüllerin gönül dostluğuna şahitlik ettik. Her bayramı ayrı bir gönül coğrafyasında gönül dostlarıyla beraber gönül dolusu bayram yapmaya ne dersiniz sevgili dostlar.
Bayram! Ne tatil demek nede boş telaş demek… Bir yük hiç değil. Şükrünü eda edebileceğimiz tam bir nimet. Bizden sonraki kuşağa da bunları aktarabiliriz. Emek verilmeden ne aile ne de değerler yaşatılır.
BAYRAMLARI BAYRAM BİLEREK BAYRAM KOKUSUNDA BAYRAM TADINDA VE LEZZETİNDE DOYASIYA YAŞAMAK DİLEKLERİMLE…

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar