31 Ekim 2017 Salı

Rusya’nın Tarih, Kültür Şehri St. Petersburg ve Bazı Arşivleri








Bekir ŞAHİN
Avrupa’da “Büyük” bizim coğrafyamızda “Deli” diye bilinen, anılan “Çar Petro’nun kurduğu St. Petersburg’a 24-28 Ocak 2011 tarihlerinde Rusya İlimler Akademisi Doğu El Yazmaları Enstitüsü’nde bazı görüşmelerde bulunmak için gitmiştik.
Ziyarette bulunduğumuz Rusya’nın tarih, kültür şehri St. Petersburg’un devrimden sonra ismi “Leningrad” olarak ismi değiştirildi. Ancak şimdi eski ismiyle anılıyor. UNESCO tarafından tarihi miras listesine alınmış tam bir müze şehir. Pek çok sanat erbabına ilham kaynağı olmuş bu şehrin her yerinde müzeler, arşivler, kütüphaneler, galeriler, tiyatrolar, konser salonları var. Adeta içinde yaşayan insanı eğiterek aklı selim, zevk-i selim sahibi kılmak üzere planlanmış. Her biri ayrı mimar tarafından planlanmış muhteşem binalar adeta insanın içindeki kraliyet yıldızını tahrik ediyor. Binaları döneminin mimari özelliklerine göre kategorize edebiliyorsunuz. Petersburg Rusya’nın kafasıdır, Moskova ise yüreği. Çar, sadece yeni bir şehir kurmadı; aynı zamanda St. Petersburg’u başkent ilân ederek Rus muhafazakârlığının merkezi olan
St. Petersburg, Avrupalı mimar ve mühendisler tarafından tasarlanıyor; bir adalar, köprüler, kanallar şehri olarak.. Şehrin kurulurken ise bataklıklar kurutuluıyor, nehrin suyunu kanallara taşınarak zeminin payandalarla sağlamlaştırmak için olağanüstü bir emek harcanıyor. Bu çalışmalar esnasında, 150 bin işçi ölüyor ve büyük bir kısmı da sakat kalıyor. St. Petersburg’da, on yıl içinde 35 bin bina inşa ediliyor; nüfusu 100 bine yükseliyor.
St. Petersburg’un çarlık Rusya’sının başkenti olmasının ötesinde iki büyük tarihsel önemi var. Buranın bir başka özelliğide, dünyanın en büyük edebiyat ekolünün de doğum yeri olması. Aleksandr Puşkin, N. V. Gogol, İvan Turgenyev, Nikolay Çernişevski, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski ve diğerleri… Hepsi, St. Petersburg merkezlidir. Şehrin tarihi önemi ise hiç kuşkusuz Rusya’da 18. Yüzyıldan itibaren gelişen siyasal ayaklanmaların ve en nihayetinde 1917 Ekim’inde gerçekleşen Bolşevik Devriminin merkezi olması…


 Bu tarihi şehre  tekrar ;11-14 Eylül 2017 tarihleri arasında,  Nadir  Eserler Dairesi Başkanı Hüseyin KUTAN, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar YARAR  ile  Konya Selçuklu Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ali DÜZ (Selçuklu Belediyesi dijital çekim makinalarının alınasıda sponsor olacaktı) Beylerle birlikte ziyaret gerçekleştirdik

17. Yüzyıl'da yüzüne bile bakılmayacak, tenha bir bataklık bir şehir iken nasıl 18. Yüzyıl Avrupa mimarisinin şaheseri bir şehir haline getirilmiş olduğuna şahitlik ediyoruz.
Burayı tanımak içinde görüşmelerimizin bitiminde sokaklarında yürümemiz, çarşılarında da gezmemiz gerekiyordu.
Enteresan müze isimlerine rastladık;
 “Dinler Tarihi Müzesi”, “Rusya Etnografya Müzesi”, “Rusya Siyasi Tarihi Müzesi”, “Rus Edebiyatı Müzesi”, “St. Petersburg Şehir Tarihi Müzesi”, “Kahve Müzesi”, “Ekmek Müzesi”, …gibi
St. Petersburg’u bu yıl gündeme taşıyan şey ise Bolşevik Devrimi’nin (Büyük Ekim Devrimi diye anılır) 100. Yıldönümü Dünyayı sarsan bir devrime sahne olan bu kentin sokaklarının dolaşırken, Ekim (miladi takvime göre kasım) Devrimi’nin izini de sürebilirsiniz.
Bilindiği üzere I. Dünya Harbi'nde büyük maddi ve manevi yaralar alan Rusya’nın son iki Çar’ının başarısız ve basiretsiz yönetimi de buna eklenince halk Şubat 1917’de bu yönetime karşı ayaklandı. Neticede masum isteklerle başlayan hareket din, maneviyat ve metafizik karşıtı bir eksene götürüldü. Oysaki halkın derdi bu değildi, başka şeydi. 
Bu arada devrimciler burjuva sanatı dedikleri bu şehrin estetiğini çok fazla tahrip etmemişler. Hemen hemen her yerde görülen imparatorluk armaları dahi kazınmamış, sökülüp atılmamış. Çarların heykelleri yıkılmamış. Şu açıkça anlaşılıyor ki devrimciler daha çok kiliselere ve dini müesseselere saldırmışlar. Ama kilise alfabesi denilip Kiril alfabesine de saldırabilirlerdi, bunu yapmamışlar. Yüzyıllardır burada her şey Kiril alfabesiyle yazılmaya devam ediyor.
Bunlara bakarken, yasaklı tuğralarımız, kazınan tahrip edilen kitabelerimiz, kışlaya çevrilen camilerimiz, talan edilen vakıflarımız,gömülen, mağaralara saklanılan, yakılan yazma eserlerimiz aklımıza geldi, gözümüzde canlandı ve derinden bir ahhh çektik.
Tam bu noktada Cemil Meriç üstad: “Tarih gömülmez. Binalarıyla, sokaklarıyla, müzeleriyle, mezarlarıyla yok edilmesi imkansız bir şahittir..” demekle ne kadar haklı imiş.

Hasılı geleneksel değerlere yeniden dönüş çok daha görülür bir halde. Ekim Komünist Devrimi artık bir tarih objesi. Putin ve danışmanı Dugin adım adım yeniden “Büyük Rusya İmparatorluğu” geleneğini ihya ediyorlar.
                        Arkadaşlarımız ile birlikte St.Petersburg Türkiye ile Kültürel ve Bilimsel İlişkiler Derneği'nin tanıtım toplantısına katıldık. Dernek başkanı Prof. Dr.Aleksandr Kolesnikov’ un çok önemli bilgiler verdi. St.Petersburg Türkiye ile Kültürel ve Bilimsel İlişkiler Derneği'nin tanıtım toplantısına katıldık. Dernek başkanı Prof. Dr.Aleksandr Kolesnikov’ un çok önemli bilgiler verdi.
Buradaki arşiv ve müzeler dünya insanlığının ortak kültürel mirası UNESCO tarafından tarihi miras listesine alınmış tam bir müze şehir. Bizim külrür ve medeniyetimize ait pek çok belge,bilgi içeren pek çok eser var.
Kolesnikov’ un, “Osmanlı köşesinin bulunduğu bu büyük   prens  sarayında (şu anda bilim evi) bir sembol vardır. Ve neden bunu Anlatmaya çalışacağım. En başta şunu söylememiz lazım Türkiye'nin işbirliğine dair Saint Petersburg şehrinde çok sayıda kanıta sahiptir. Osmanlı köşesinin bulunduğu bu büyük   prens  sarayında (şu anda bilim evi) bir sembolü vardır. En başta şunu söylememiz lazım Türkiye'nin işbirliğine dair Saint Petersburg şehrinde çok sayıda kanıta sahiptir.” Sözleri düşünmeye değerdi.
  Gerçekten de bu saraydan çıktığımızda ve sola dönüp Neva Kıyısına vardığımızda Ermitaj Müzesi yer almaktadır ki bu müze Türk tarihi ve Türk kültürüne dair çok sayıda eser bulundurmaktadır.  Özellikle Osmanlı sancakları görmeye değer önemli eserler arasındadır. 200’den fazla müze içerisinde en meşhuru ve en büyüğü “Hermitage Müzesi” aslında imparatorun yazlık sarayı olarak yapılmış. Planını da bizzat imparator, yani I. Pedro çizmiş. Bizim ona “Deli Pedro” dememiz ile Rusların ona “Büyük Pedro” demesi arasında bence bir tenakuz yok. Her “büyük insan” biraz “deli”dir zira.
Derler ki şimdi müze olan bu saraydaki her bir sanat eserinin başında 10 saniye durulsa tamamının incelenmesi ancak 10 yılda biter. Şehrin aristokrasisinin uzun yıllarda oluşturmuş
Sadece Türk sultanlarının Rus çarlarına hediye ettikleri eşyalar yani hediyeler ayrı bir odayı ayrı bir bölümü oluşturmaktadır. Yine burada onlarca Osmanlı sancağı bulunmaktadır.
Ve yine biraz daha ileriye gittiğimizde  yine buna benzer çok güzel bir Prens Sarayında bulunan Doğu El Yazmaları Enstitüsünde Türk tarihine ve kültürüne ait binlerce el yazmasının bulunduğu bir binayı görüyoruz. Daha önce  24-28 Ocak 2011 tarihlerinde ziyaret ettiğimiz Rusya İlimler Akademisi Doğu El Yazmaları Enstitüsü 11 Eylül 2017 tarihinde tekrar Enstitü müdürü Prof. Dr. İrina POPOVA ile yapılan görüşmeler neticesinde; şu bilgileri alıyoruz.

-          Kadim Kur’an-ı Kerim nüshaları ile Türk dili, kültür ve medeniyetine ait  Geleneksel Türk İslam Sanatlarını (hat, tezhip, minyatür, cilt vs. ) barındıran çok sayıda  eserin bulunduğu gözlemlenmiştir.
-          Enstitü  Müdürü  Prof. Dr. İrina POPOVA, önümüzdeki yıl kuruluşunun 200. yılını kutlayacak olan Enstitüde bulunan Arap harfli eserlerin tamamının kendi bünyelerinde dijital çekimlerinin devam ettiğini,
-          Enstitü bünyesinde bulunan Türk Kültür ve Medeniyetine ait eserlerin dijital görüntülerinin mütekabiliyet esasına göre değişiminin yapılabileceğini,
-          67 dilde 100.000 belgenin yer almaktadır.

Ve bu el yazmaları Selçuklu Osmanlı Türkler ve gerek Rusya da gerek dünyanın dört bir tarafına dağılan Türklerin tarihine ait eserlerden oluşmaktadır.
 Ve yine Neva’nın karşı tarafına baktığımızda Türkoloji Bölümünün içerisinde de yine daha az araştırılmış Türk tarihine ait eserler olduğunu biliyoruz.Bunlar tabi araştırılmayı bekliyorlar.
 Ve yine yanındaki topçu müzesinde Osmanlı askeri teçhizatına ait çok sayıda örneği bulabiliriz.
 Ve bu örnekleri devam ettirmek mümkündür Saint Petersburg’un her müzesinde kültür evinde ve benzer müesseselerde Türk tarihine ve Türk kültürüne ait çok sayıda eşyanın olduğunu söyleye biliriz.
Katıldığımız anılan toplantıda da bulunan Dimitri Şerih “Türk Saint Petersburg’u” adlı eserinde bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermektedir. Bu kitabın Türkçeye tercüme edilmesi. Temennimizdir.
Osmanlı tarihine ve Osmanlı Rus münasebetlerine ait çok sayıda ve daha araştırılmamış ve ortaya çıkartılmamış arşiv belgesinin olduğunu da  söylemeliyiz.          

      
St.Petersburg'da bulunan bir diğer Rusya Devleti Tarih Arşivi 13 Eylül 2017 tarihinde ziyaret ettik. Arşiv Müdürü Dr. Sergey Chernyavskiy, belge kullanımından sorumlu Daire Başkanı ve Arşiv Müdür Yardımcısı ile birlikte yapılan görüşmelerde verilen bilgilere göre;
-          Arşivlerin toplam raf uzunluğunun 220 km olduğu,
-          7000 metrekare alana kurulduğu,
-          Arşivde 7 milyon kutu içerisinde çok miktarda belge bulunduğu,
-          Belgelerin genellikle 19. ve 20. yüzyıllara ait olduğu,
-          Kurumda toplam 200 arşiv personeli ve 120 idari personelin çalıştığı,
-          Bu yıl arşivin kuruluşunun 305. yılı olduğu,
-          Arşiv belgelerinin yaklaşık % 12’sinin dijitalleştirilmiş olduğu ve dijitalleştirme ile mikrofilm çekimlerinin halen sürmekte olduğu,
-          Arşiv dilinin çoğunlukla Rusça olduğu, Osmanlıca ve Arap alfabesiyle yazılmış belgelerin de bulunduğu,
-          Ahıska Türkleri ile ilgili belgelerinde olabileceği,
-          Arşivde Türk tarihiyle ilgili Rusça belgelerin de yer aldığı,
-          Arşivin bütün araştırmacılara açık olduğu ve araştırmacıların web sitesinde yer alan formu doldurarak araştırma izni alabildiği,
-          Araştırmanın formatına göre önceden bilgilendirme ve talep doğrultusunda arşiv tarafından gerekli hazırlıklar yapılarak araştırmacılara yardımcı olunduğu,
-          Araştırmacıların belgelerin hem aslından hem de dijital görüntülerinden faydalanabildiği,
-          Araştırmacıların web sitesinde belirtilen ücretler karşılığında arşiv belgelerinin kopyasını edinebildiği,
-          Türkiye’den şimdiye kadar yalnızca 18 araştırmacının bu arşivden faydalandığı öğrenilmiştir. Bu son madde üzerinde çokça düğşüneceğimiz bir konu. 305 yııllık bir arşivte Türk araştırmacıların azlığı çok manidar.
Arşiv Müdürü Dr. Sergey Chernyavskiy Türkiye’den gelen araştırmacılara her zaman kapılarının açık olduğunu ve gerekli kolaylığı sağlayacaklarını müjdesi de sevindirici idi.
Ayrıca heyetimiz St.Petersburg Türkiye ile Kültürel ve Bilimsel İlişkiler Derneğinin tanıtım toplantısına katılmış olup, toplantıda Prof. Dr. Aleksander Kolesnikov tarafından St.Petersburg’da bulunan arşivlerle ilgili olarak;  St. Petersburg’daki her müze, kültür evi ve benzer müesseselerde Türk tarih ve kültürüne ait  çok sayıda eser bulunduğu belirtilmiş, Osmanlı tarihine ve Osmanlı-Rus ilişkilerine ait çok sayıda arşiv belgesinin olduğu ve bunların bir çoğunun araştırılmamış olduğu dile getirilmiştir.
Rusya’nın St. Petersburg şehrindeki Rusya İlimler Akademisi Doğu El Yazmaları Enstitüsünde  bulunan Arap Harfli  yazma eserlerin dijital mübadelesinin, 06 Ocak  2009 tarihinde iki ülke Dışişleri Bakanlığı tarafından imzalanan "Kültürel İş Birliği" programının 53. maddesinde geçen "Taraflar, el yazmalarının mikrofilmleri ile ender el yazmaları ve kaligrafi kataloglarının değişimine kolaylık sağlayacaklardır. Değişimi yapılan mikro film ve kataloglar bilimsellik ve kütüphanecilik bakımından eşit değerde olmalıdır. Değişime ilişkin koşullar tarafların ilgili kuruluşları tarafından kararlaştırılacaktır." ifadeleri olduğu bilgiside bu ziyaretin önemli gördüğümüz malumatlarda birisi idi.
Ziyaretimizde uğrak yerlerimizden biride St. Petersbu
rg’un biraz dışında, Yazlık Saray… Finlandiya Körfezi kıyısında Peterhofta, 600 hektarlık bir bahçe içinde 64 havuz ve 142 fıskiyenin, altın kaplama heykellerin süslediği harika bir alan. Tarihi koruma ilkelerinin tamamının uygulandığını görebilirsiniz.
   
























Yorum Gönder

BAHNAME

                                                                                           Haz: Bekir ŞAHİN Aslında, Batı dünyasınd...