Ana içeriğe atla

“Konya tarihin hafıza merkezi”

“Konya tarihin hafıza merkezi”


  • Tarihe tanıklık eden çok sayıdan eseri bünyesinde barındıran Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi geçmişe ışık tutarak araştırmacılara sağlam referans kaynağı sunuyor. Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğünün kurulmasında rol oynayan ve Konya’nın zengin bir kütüphaneye sahip olmasında büyük emeği ve katkısı olan kıymetli kültür adamı Bekir Şahin ile kütüphaneyle ilgili keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz?
1960 yılında Kadınhanı’nın Hacı Oflazlar köyünde dünyaya geldim. İlk-orta ve liseyi Kadınhanı’nda okudum. Konya’da Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden 1985 yılında mezun oldum.  Ağrı, Afyon, Burdur’da öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundum.  28 Şubat 1997’de Kültür Bakanlığına intisap ederek 1997–2002 yılları arasında Burdur İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü yaptım. 2002 yılında Konya Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü, 2010 yılından itibaren de Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi Müdürü olarak göreve devam etmekteyim.
Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi ne zaman kuruldu?
Konya Bölge Yazmalar Kütüphanesi, 28 Aralık 2010’da 6098 sayılı kanunla kuruldu. Bu konuda tek bir şahsa bağlı kalmamak lâzım. Şahıslar o kadar önemli değil. Şahıslar belki bir dereceye kadar önemli fakat işi beraber yürüttüğünüz ekip hepsinden önemli. Bu kütüphanenin kurulmasının başkahramanı rahmetli Lütfi İkiz’dir. Çok iyi bir kütüphaneci olan Lütfi İkiz, korunmaya muhtaç kitapları tespit ediyor ve bir komisyon oluşturarak bir değerlendirmeye tabi tutuyor ve korunması için gerekli resmi işlemleri yürütüyordu. Bu çalışmaya esas teşkil edecek önemli bir tabii olay meydana gelmiş. 1972’de Burdur’da bir sel felâketi olmuş. Rivayet olunur ki kitaplar suyun üzerinde yüzmüş ve evlere kadar dağılmış. Pek çok eser telef olmuş. Daha sonra sular çekilince ev sahipleri kitapların bir kısmını kurutup temizlemişler. Kültür varlıklarının bu şekilde yok olduğunu gören duyarlı insanlar harekete geçmiş ve 1984’te Konya’da bu eserlerin korunması ve tedavisi için şu anda bulunduğumuz kütüphaneyi kurmuşlar. Yazma Eserler Başkanlığına bağlı müdürlüğümüz ve müdürlüğümüze bağlı olan kütüphaneler var. Bunlar; Diyarbakır, Manisa, Kayseri yazma eserler kütüphaneleri ve ilimizde bağlı Yusuf Ağa kütüphanesi var. Kütüphanemizde yer alan eserler birinci dereceden referans kaynaklarıdır. Dolayısıyla kütüphanelerimizde bulunan eserleri bilimsel araştırma yapan araştırmacılarımıza dijital ortamda sunuyoruz.
Kütüphanenin kurulmasında bir rolünüz oldu mu?
Görevler bir nasip meselesi. Ama hizmetler bir ekip meselesidir. Bize güzel bir ekip düştü, takım ruhu oluştu. Bu ekiple çok güzel hizmetler gerçekleşti. Daha önce hizmet edenleri anmazsak olmaz. Lütfi İkiz ve Hasan Yörük bu hizmetlerin temelini attılar biz de üzerine bina yaptık.
Kütüphanede ne tür hizmetler veriyorsunuz?
Kitapların tamamı elektronik kitap haline getirildi. Yurt içinden ve yurt dışından talepte bulunan okuyucu isteğine günü gününe ulaşabiliyor. Bu eserlerin paylaşılabilir ve kolay ulaşılabilir olması araştırmacılar için çok önemli. Kütüphaneye gelen bir okuyucu hiçbir ücret ödemeden istediği bilgiyi okuyabilir, not alabilir. Kopya ya da CD isterse belli bir ücret karşılığında bunları da temin edebilir. Yabancı araştırmacılara yaprağı 1 TL, yerli araştırmacılara ise 50 kuruştur. Bizden önceki yıllarda kitaplardan faydalanmak için uzunca bir süre beklemek gerekiyordu. Kitaplar direk araştırmacıya verilmiyordu. Bakanlıktan izin alınması şarttı. Bunun için yabancı araştırmacılar 5-6 ay beklemek zorunda kalıyorlardı. Yerli araştırmacılar da 3-4 ay bekliyorlardı. Şimdi bu süre ister yerli ister yabancı olsun 15 dakikalık bir zaman dilimine indi. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kurulduktan sonra kütüphanecilik hizmetlerinde dünya standartlarının üzerine çıkan bir atılım gerçekleşti.
Kütüphane bünyesinde aynı zamanda çeşitli kurslar veriliyor? Bunlardan söz eder misiniz?
Bölge müdürlüğümüzde her yıl değişik dönemlerde ücretsiz kurslar açılmakta katılımcılara Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika verilmektedir. Geleneksel Türk sanatlarımızdan olan hat, tezhip, cilt, ebru, Osmanlıca, Farsça gibi çeşitli kurslarımız belli periyotlarda yapılıyor.
Kitaplar hangi ortamlarda muhafaza ediliyor? Bir kitabın en önemli hastalığı nedir?
Kütüphanemizde bulunan kitaplar çok eski. 800-1000 yıllık eserler var. Zamanın ve olumsuz şartların getirdiği bir takım tahribatlarla hastalıklı kitaplar mevcut. Böcek, mantarlaşma ve mürekkep yanığı kitapların en önemli hastalıkları arasındadır. Bunun yanında fare ve buna benzer kemirgenlerin tedbir alınmadığında kitaplara büyük zarar verdiği görülmektedir. Çağın en önemli kitap hastalığı mürekkep yanığıdır. Neredeyse tedavisi olmayan, ancak hızı yavaşlatılabilen bir kitap hastalığıdır. Tabiri caizse “koruyucu hekimlik” mantığıyla, bu kitapların hastalanmaması için tedbirlerin alınması önemlidir. Hastalandıktan sonra bunların tamiri hem çok uzun bir süreyi kapsamakta hem çok masraflı olmakta hem de istenilen sonucu vermemektedir. Bu hastalıklı kitaplar içinde “Kitap Şifahânesi” adı verilen merkezler oluşturuldu ve yaklaşık 5 yıldır hastalıklı kitapların takımı yapılıyor ve tedavi ediliyor. Konya, iklim olarak kitapların sağlıklı bir şekilde yaşamasına elverişli bir yapıya sahiptir. Nem düzeyi yüksek değildir. Deprem, sel gibi afetlere maruz kalması çok nadirdir. Ancak buna rağmen kitapların korunmasıyla ilgili bir takım tedbirler de alınması gereklidir. Her gün ısı ve nem ayarı gerekli cihazlarla yapılmakta, duruma göre gerekli tedbirler alınmaktadır. Isı ortama 18-24 Santigrat, bağıl nem oranı da 50 olmalıdır. 5 derece aşağı ve yukarı olabilir. Yani 45veya 55 olabilir. Bunlardan daha önemlisi kesinlikle ısı ve nem dalgalanması olmamalıdır. Yani nem oranı 55 iken birden 45’e inmemelidir. Ya da 45 de iken bir anda 55’e yükselmesi gibi bir dalgalanma olmamalıdır.
Kütüphanede yer alan kitaplar nereden temin ediliyor? Bağışta bulunuluyor mu?
Kütüphanemizin yaptığı diğer önemli bir kültür hizmetlerinden birisi de vatandaşların ellerinde bulunan ilimlere hüccet ve medeniyetimize senet mahiyetindeki eserleri satın almaktır.  Yazma Eserler Kurumu Başkanlığında ve içerisinde bizlerin de bulunduğu bir komisyon marifetiyle vatandaşın elinde bulunduğu kitaplara değerler tespit edilmektedir. Kütüphanemizi gelip gören vatandaşlar, satmaktan ziyade bağış yolunu tercih ediyorlar.
Kullanıma döndürülemeyen kitapları ne yapıyorsunuz?
Hiçbir kitap hastalıktan dolayı imha edilmemelidir. Her türlü hasta ve hasarlı kitap için mutlaka yapılacak bir şey vardır. Hatta taşlaşmış, arşivcilikte “kaldırım taşı”  tabir edilen kitapların bile tamir edildiği oluyor. Kitap hangi halde bulunursa bulunsun mutlaka tamir edilmelidir.
Konya için kütüphanenin merkezi diyebilir miyiz?
Konya’nın Türk İslam tarihinde çok önemli bir yere sahip olduğunu biliyoruz. Kütüphanesiz bir kültürün, devletin ve milletin olması mümkün olamaz. Konya bir medeniyetin hafızası diyebiliriz. İlk kütüphane Selçuklu Türkleri devri’nde emir Şemsettin Altınapa tarafından iplikçi medresesinde açılmış, bundan sonra Nizamiye Hangahında ve Sadreddin-İ Konevi Medresesi’nde, Kutlu Melek Hatun tarafından ise Atabekiye Medresesi civarından çok sayıda kütüphaneler kurulmuştur. Kütüphanelerin sayısı her geçen zaman daha da artmıştır. Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden 40 devlete ait kütüphanelerde bulunmaktadır. Bu devletlerle alakalı da kaynaklar mevcut burası gerçekten tarihin ve kültürün hafıza merkezi durumundadır.
Kütüphanede ne kadar yazma eser bulunuyor?
Şu anda hizmet veren Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kütüphanesi Mevlana Dergâhı İhtisas Kütüphanesi, üniversitelerin ve özel şahısların ellerinde bulunan kitaplarla birlikte yaklaşık 50 bin yazma esere sahiptir. Bu eserler hem de tarihi nitelikleri yönüyle önemli yazma eserlerdir.
Kütüphane Haftası nedeniyle okullardan ziyaretler yapılıyor mu?
Evet, çocuklarımız ve gençlerimiz öğretmenlerinin teşvikiyle kütüphanemizi ziyarete geliyor. Buradan yeni şeyler öğrenerek memnun ayrılıyorlar. 2016 yılında İslam, Turizm Başkenti Konya seçildi. Bu çerçevede kültürel çalışmalarımız devam edecektir.(Melek Sarıtaş)
Kaynak: “Konya tarihin hafıza merkezi”
http://www.anadoludabugun.com.tr/konya-tarihin-hafiza-merkezi-153922h.htm

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

EMİR CELALEDDiN KARATAY

Ahmet Çelik[1] Emir Celaleddin Karatay b. Abdullah, Anadolu Selçuklularıntanınmış dev­let adamlarındandır. Devatdarlık emirliği, taştdarlık emirliği, sipehsalarlık, ha­zine-i hassa emirliği, saltanat naipliği ve atabeklik gibi görevlerde 40 yıl boyunca devlet hizmetinde bulunmuştur. DOĞUMU-AİLESİ--Doğum tarihi bilinmemektedir. İbn Bibi Celaleddin Karatay 'in, aslen bir Rum devşirme olduğunu söyler. Ebu’l-Ferec ibn İbri ise onu Alâeddin Keykubad’ın yetiştirmelerinden biri olarak kaydeder. Ancak bu bilgi Karatay'ın sultanla mevcut münasebetleri dolayısıyla bir yakıştırma olmalıdır. Bu iki kaynağın onun hakkında kullandığı "Rum nisbesi o dönemde Bizanslı daha genel anla­mıyla Ortodoks mezhebinde bulunan her kavme mensup Hıristiyan ve Anado­lu'da yasayan Müslüman Türk manasına gelen bir tabirdir. Bununla beraber Karatay büyük bir ihtimalle Müslüman Türk asıllı değildir. Zira o devir vesikala­rında mühtedilerin baba adi daima "Abdullah" seklinde değiştirilmekte­dir…

Seyyid Mahmud Hayrani Hazretlerinin Soy Seceresi

Seyyid Mahmud Hayrani Hazretleri İmam Musa-i Kazım soyundan gelmektedir. İmam Musa-i Kazım’ın evlatları’nın isimleri aşağıda sıralanmıştır:
1-Kazım
2-İsmail
3-Cafer
4-Harun
5-Hasan
6-Hüseyin
7-Ahmed
8-Hüseyin
9-Abdullah’il Ekber
10-İshak 11-Abdullah
12-Zeyd
13-Hasan
14-Fazl
15-Selma
16-Hatice
17-Aişa
18-Emine
19-Hesene
20-İbrahim’al-Mükerrem Mücab (Hacı Bektaş Veli ile Mahmud Hayrani’nin atası)
21-Aişe
22-Seleme
23-Meymune
24-Ümmü Gülsüm
25-Ayn-i Ali
26-Zeyn-i Ali
27-Ali bin Musa Rıza (8. İmam)

On İki İmamlardan yedincisi olan İmam Musa-i Kazım’ın oğlu Seyyid İbrahim’al- Mükerrem Mücab, Seyyid İbrahim’al- Mükerrem Mücab’ın oğlu Seyyid Musa Sani, Seyyid Musa Sani’den üç evlat dünyaya geldi; ilki İbrahim Sani, ortancı evladı İbrahim Mükerrem, üçüncü evladı İbrahim Mücab’dır. İbrahim Sani’nin evladı Hünkâr Hacı Bektaş Veli’dir. İbrahim Mücab İran ve Irakta ki dedelerin atasıdır. İbrahim Mükerrem’in bir oğlu vardır, adı Seyyid’tir. Seyyid’in oğlu Seyyid Mahmud Hayrani’dir.


Eğer ki soy şec…

ZEKİ ALTINDAĞ

(d. .1933-) Konyalı hayırsever             Konya/Kadınhanı ilçesinde doğdu. İlkokul tahsilini Kadınhanı  Merkez İlk Okulu’nda bitirdi. İlçesinde ayakkabı imalatçısı bir esnafın yanında beş yıl çıraklık yaptı. O yıllarda ilçenin  köyleri ile olan ulaşımı jiplerle yapılıyordu. Yollar şimdiki gibi asfalt değildi. Jipçilik yapmaya başladı. Üç yıl bu işle uğraştı. Bu sırada askerlik görevini tamamladı. Askerlik dönüşünde bakkal dükkanı açtı.. 1972 yıllarında BMC kamyon bayiliği ve traktör bayiliklerini aldı. Daha sonra bir petrol istasyonu alarak petrol ticaretiyle iştikal etti.. Başarılı oldu.  1986 yılında Konya’ya taşındı. Konya da şirketleşti.. Dolayısıyla işini büyüttü. Konya’da bu işlerin yanında çeşitli oto alım satım  pazarlama işleri ile de uğraştı.
İnsanımıza hizmet amacıyla yaptığı hayır işleri: a)Konya Meram Tıp Fakültesine Acil Servis binası.
         b)Konya Meram Tıp Fakültesinde Zeki Altındağ Onkoloji Merkezi.
         c)Selçuklu İlçesi Sancak Mahallesine 4 katlı 24 derslikli…