Ana içeriğe atla

ANTİKÇAĞ’DAN GÜNÜMÜZE BURDUR KÜTÜPHANELERİ






Birol YILMAZ

Burdur İ Halk Kütüphanesi Müdürü, e-posta : birol.ylm42@hotmail.com

1 Nuray YILDIZ, “Antik Dönem Anadolu Kütüphaneciliğ ve Kütüphaneleri”, Anadolu Kütüphaneleri, Kültür ve Turizm BakanlığıKütüphaneler ve Yayılar Genel Müdürlüğ, Ankara 2013, s.76

2 A.g.e. s.76

3 A.g.e. s.77



ÖZET

Yapılan kazılar sonucu Burdur ilinde antik dönemde, Kremna Kütüphanesi ve Sagalassos Neon Kütüphanesinin varlığı ortaya çıkarılmıştır. Bu kütüphanelerde bilgi kayıt ortamı olarak papirüs ve parşömenden oluşan kitapların bulunduğu düşünülmektedir. Özellikle 1770 -1800’ lü yıllarda yüksek âlimlerin yaşadığı Burdur ili, küçük bir yerleşim yeri olmasına rağmen, çok sayıda medreseyi bünyesinde barındırmıştır. Sadrazam Derviş Mehmet Paşa Kütüphanesi dönemin en çok kitaba sahip olan kütüphanesidir. Küçük Şeyh Mustafa Kütüphanesi, Sadr-ı Azam Halil Hamid Paşa Kütüphanesi ve Sa'denzâde Hacı İsmail Ağa Kütüphanesi öne çıkan Osmanlı Dönemi kütüphanelerindendir. Halen, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde hizmet veren 14 halk kütüphanesi bulunmaktadır. Ağlasun hariç, tüm ilçelerde halk kütüphanesi mevcuttur. Burdur’un eğitim alanındaki başarılarının temelinde, geçmişten günümüze kadar hizmet vermiş, bir yaygın eğitim kurumu olan Halk Kütüphanelerinin de katkısının olduğunu kabul etmek gerekir.

GİRİŞ

Yazının icat edilmesi ile birlikte insanoğlu, deneme-yanılma yolu ile edindiği bilgileri kayıt altına alma ihtiyacını duymuştur. İlkçağlarda, taş, ağaç kabukları, kil tabletler, papirüs, parşömen, vb. materyaller bilgi kayıt ortamı olarak kullanılmıştır. Kayıt altına alınan bilgilerin belirli ortamlarda saklanması, korunması sonucunda meydana gelen Kil Evleri, Papirüs Evleri, vb. oluşumlar kütüphanelerin de temelini oluşturmuştur. Kâğıdın, daha sonrasında matbaanın icadına kadar bilgi üretimi ve paylaşımı oldukça az olduğundan dolayı, teknolojik gelişmeler de yavaş ilerlemiştir. Günümüzde bilgisayar teknolojisinin her alanda aktif bir şekilde kullanılması sonucu, bilgi paylaşımı ve üretimi müthiş bir hız kazanmıştır. Halen, üretilen bilgilerin her on yılda bir ikiye katlandığı ifade edilmektedir. Bugün yaşamış olduğumuz devasa teknolojik gelişmeler, bilgiyi toplayan, koruyan, kuşaklar arası bilgi aktarımını sağlayan kütüphaneler sayesinde olmuştur.



ANTİK DÖNEM KÜTÜPHANELERİ

Kremna (Çamlık) Kütüphanesi :

Kremna, antik Pisidia Bölgesi’nde, Burdur İli Bucak İlçesi, Çamlık Köyü (Eski Girme) sınırları içinde uçurumla çevrili bir tepe üzerinde yer alan bir kenttir. Kremna, M.Ö. 1. – M.S. 2. yüzyıllar arasında Roma Kolonisi idi.1 Resmi yapıların çoğu iki küçük vadi içinde toplanmıştır. İki vadinin tabanında forum, basilica (mahkeme salonu), Exsedra (kemerli yapı) ve kütüphane yapısı vardır. 1971-1973 yılları arasında, İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Jale İNAN tarafından bilimsel kazılar yapılmış ve kütüphane binası ortaya çıkarılmıştır. Forumun güneyinde bulunan kütüphane yapısının sadece apsisi ve yanında iki dikdörtgen nişi günümüze kadar kalabilmiştir. Bağımsız bir yapı olan kütüphane binası forum ile bağlantılıdır. Binanın yapısı dikdörtgen (19,25x29.05 m.) şeklinde ve simetrik planlıdır2. Niş üzerindeki bloklar ile birlikte kütüphanenin yüksekliği 9,15 m. yi bulur. Doğu duvarının ortasında yarım daire biçiminde bir apsis ile yanlarında ikişer niş bulunmaktadır. Köşelerde nişler girintili tonoz inşasına sahiptir, zeminleri ise taş bloklar ile kaplıdır. Kütüphane salonunun zeminine mozaik döşenmiştir. Kütüphane salonundaki nişlerin aralarına rastlayan duvarların önlerinde



kireç taşından heykel kaideleri vardır. Mevcut yazıta göre kütüphaneyi Khrysippos yaptırmış ise de heykeli bulunmamaktadır.3

4 Nuray YILDIZ, Antikçağ Kütüphaneleri, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 2003, s.253



5 A.g.e. s.253

6 Marc Waelkens, “Sagalassos Antik Kenti Titus Flavius Severianus Neon Kütüphanesi”, Anadolu Kütüphaneleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Ankara 2013, s.135

7 A.g.e. s.136

8 Nuray YILDIZ, “Antik Dönem Anadolu Kütüphaneciliği ve Kütüphaneleri”, Anadolu Kütüphaneleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Ankara 2013, s.77

9 A.g.e. s. 77

10A.g.e. s. 79

Prof. Dr. Jale İnan’a göre, yapının inşası ve onarımı hakkında bilgi veren mevcut yazıtlar ve heykellerde yapının kütüphane olduğuna dair kesin bir işaret bulunmamaktadır. Ancak, apsis ve yanındaki nişlerin Roma kütüphane yapılarına uyduğunu belirtmiştir. Kremna Kütüphanesi’nin salonu Bergama Kütüphanesi’nin salonuna benzemektedir. Kremna Kütüphanesi’nin yarım daire şekilli apsisi, dörtgen şekilli nişleri Hadrianus villası kütüphanesinin apsis ve nişlerine benzemektedir. Kütüphane yapısı, özellikle nişlerin derinliği ve genişliği bakımından diğer Roma kütüphanelerinden farklıdır. Bölmeler halinde olan bu nişlerde ruloları içine alan kitap rafları ve dolaplar duruyordu.4 Nişlerde parşömen veya papirüs kitap rulolarının bulunduğu düşünülmektedir. Tanrıça Athena heykelinin kütüphanelere konulması âdetine burada da uyulmuştur. Ayrıca, antikçağ kütüphanelerinde tanrı ve tanrıçalardan başka yazarların ve özel kişilerin de heykellerinin bulunduğu bilinmektedir. Kütüphane, foruma yani kentin merkezine yakın ve nispeten sakin bir yerde bulunduğundan dolayı, kamusal bir kütüphane olduğunu ve Roma eyalet kütüphanelerine de uyduğunu belirtmektedir.5



Sagalassos (Ağlasun) Neon Kütüphanesi:

Antik dönemde Pisidia, günümüzde ise Teke Yöresi olarak adlandırılan bölgemizin en önemli kalıntılarından birisi de Neon Kütüphanesi’dir. 1990-1992 yılları arasında Burdur’un Ağlasun ilçesinin 7 km. ve Antalya’nın 109 km. kuzeyinde bulunan Sagalassos antik kentinde yapılan kazı sonucunda ortaya çıkarılmıştır.6 Pisidia bölgesinde, Roma’nın müttefiki olan Sagalassos kentinde kurulan Neon Kütüphanesi, kamusal bir kütüphane idi. Kütüphanenin inşası için merkezi bir yer seçimi yapıldığı görülmektedir. Yapının önünde yer alan cadde 7 m. genişliğinde olup, şehrin Doğu-Batı yönünde en sık kullanılan Sagalassos’un doğu girişini yukarı kent merkezine bağlayan ana yollardan birisidir. Cadde aynı zamanda agorayı doğudaki dış mahallelere bağlıyordu. Aynı cadde cenaze geçitleri için de kullanılmaktaydı.7



Kütüphane, Yukarı Agora'nın kuzeydoğusunda yer almaktadır. Podiumun üstündeki yazıtlara göre, kentteki seçkin aile üyeleri, Halk Meclisi (Demos) ve Danışma Meclisi (Boule) tarafından onurlandırılmışlardı. Kütüphaneyi yaptıran T. F. (lavius) Severianus Neon ve onun yakın akrabaları bu ailedendi. Aile, Roma eyalet kültürüne hizmet etmiş, oyunlar düzenlemiş ve kendilerine görevler verilmişti.

Neon, Sagalassos’un en önemli ve zengin ailelerinden olup, Sagalassos’un başlıca hayırseveri, aynı zamanda kentin oyunlarının (spor ve eğlence) da hamisi ve sponsorudur. Kentin seçkinleri bu tür anıtlarla hem kendi zenginliklerini göstermek hem de geriye eserler bırakmak istemişlerdir. Kitapsever ve servetini toplum için harcayan bu ailenin ferdi olan Severianus Neon, kütüphaneyi kamu yararına, Sagalassos kenti halkı için yaptırmıştır. Yazıtlara göre, kütüphane M.S. 120 yılı civarında, imparator Hadrianus (M.S. 117-138) zamanında yapılmıştır.8 Kütüphanenin kurucusu Neon da kurucu (ktistes) unvanını taşıyordu. Neon, halk için yaptırdığı bu kütüphaneyi, babası Publius Flavus Dareios ve

amcası onuruna inşa ettirmişti.9 Ancak Neon, kütüphaneye kendi ismini vererek babasını değil, kendi adını ön plana çıkarmıştır.

10 Nuray YILDIZ, Antikçağ Kütüphaneleri, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 2003, s.259

12 Marc Waelkens, “Sagalassos Antik Kenti Titus Flavius Severianus Neon Kütüphanesi”, Anadolu Kütüphaneleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Ankara 2013, s.135

13 A.g.e. s.143

14 A.g.e. s.155



Yapılan kazı sonuçlarına göre kütüphanenin 4 evre geçirdiği düşünülmektedir.

İlk evrede, T. F. (lavius) Severianus Neon’un kütüphaneyi M.S. 120 yılından az sonra yaptırdığı anlaşılmıştır. Günümüzde Neon Kütüphanesi olarak bilinen yapı, bugün iç mekân boyutları zemin seviyesinde 11,80x9,90 m. olan tek ve geniş bir mekândır. Arka ve yan duvarlar sırasıyla yaklaşık olarak 6 m. ve 1,58 m. ile 2,72 m. yüksekliğe kadar korunmuş durumdadır. Arka duvar, 2,35 m. yükseklikte 8 adet kemerli yarım daire nişin yer aldığı kireçtaşından bir podium ve bunun ardında yer alan ve kısmen üzerine oturan tuğla örgü duvardan oluşur. Podium odanın yan duvarları boyunca devam eder ve bu odaya giriş sağlar. Tuğla duvarın dış yüzü moloz taş örgüdür ve su geçirmez harç ile sıvanmıştır. Merkezdeki nişin altında bulunmuş bronz bir başparmağın, kütüphaneyi yaptıran kişinin babasını temsil eden ve bu nişte yer almış 3-4 m. yüksekliğindeki bir heykele ait olduğu düşünülmüştür. Binanın ilk evredeki inşasında kütüphane salonunda toplam 20 niş olduğu düşünülmektedir. Arka ve yan duvarlardaki iki katlı nişlerde kitaplar depolanmıştı.

İkinci evrede kütüphanenin yan duvarları yeniden düzenlenmiş ve M.S. 2. yüzyılı takiben tekrar inşa edilmiş, yan duvarlarda iki sıra halinde dörder niş yer almıştır. Yapının mevcut ön cephe duvarı ikinci yenileme evresine aittir.

Üçüncü evrede M.S. 360 lı yıllarda Iulianus Apostata zamanında kütüphane onarım geçirmiştir. Siyah ve beyaz renklerle geometrik ve bitki motifleri ile mozaik döşeme yapılmıştır. Merkezinde yer alan renkli panelde ise, Akhilleus’un Truva Savaşına gitmek üzere yola çıkışı ve annesi Tanrıça Thetis’e veda edişi betimlenmiştir.

Dördüncü evrede, M.S. 363 – 404/406 yıllarında Iulianus Apostata’nın ölümünden sonra Hıristiyan halk kitapları tahrip etmiş, mozaikteki Thetis ve Akhilleus figürlerini parçalamış ve yapıyı ateşe vermiştir. 10

Kütüphane tabanında bulunan mozaik döşeme, Dr. Hande KÖKTEN başkanlığında bir konservasyon ekibi tarafından yerinde sağlamlaştırılmıştır. Mozaikler, 1995 yılından itibaren restore edilmeye başlanmış ve 1997 yılında çalışmalar tamamlanmıştır. Döşeme mozaikler ve yazıtlar korunmuş, çatı çelik sütunlar ile desteklenmiştir. Kütüphane Eylül 1997 yılında ziyarete açılmıştır.11

M.S.113 ile 117 yılları arasında inşa edilmiş olan Efes Celsus Kütüphanesinin iç mekânı ile olan benzerliklerden dolayı, binanın en başından beri kütüphane olarak kullanıldığı düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Her ikisinde de (kitaplar için) iki sıra dikdörtgen nişlerle bölünmüş dolu tuğladan yapılma bir duvarı destekleyen kireçtaşından yüksek bir podium ve arka duvarın merkezinde bir heykelin yer aldığı yarım daire formunda bir niş yer alır. Bu yüzden Efes Celsus Kütüphanesinin, 5 yıl sonra inşa edilen Neon Kütüphanesine model olarak alındığı düşünülebilir.12 Bu iki yapı arasındaki benzerlikler yalnızca konum, mimari ve yapı tekniği olarak değil, her iki yapı da birer oğul tarafından merhum babalarının anısına yaptırılmıştır. Sagalassos’taki yedi heykel T. Flavius Severianus Neon’un önde gelen atalarını veya akrabalarını temsil etmektedir. Merkezdeki niş içinde Neon’un babasının bronz heykelinin yer aldığı tahmin edilmektedir. Anıt açıkça T. Flavius Dareios’a ithaf edilmiş olmakla birlikte, kendisinin mezarı burada değildir.

Kütüphane görevlilerinin üst nişlerdeki kitaplara ulaşmaları için en azından 7 basamaklı bir hareketli merdiven kullanıldığı düşünülmektedir. Eski dönem kütüphanelerinin hiç birinde okuyucular kitaplara doğrudan ulaşamıyorlardı. Kütüphane görevlileri raflardan ruloları alarak okuyucuya verir, daha sonra geri koyardı. Kütüphanede kitap nişlerinin yüksekte olması, kitapların hırsızlığa ve yağmacılığa karşı da korunduğunu göstermektedir.13

14 Nuray YILDIZ, Antikçağ Kütüphaneleri, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 2003, s.20

15 Mustafa Ali Uysal, Osmanlı Devleti’nin Son Döneminde Burdur’da Eğitim Kurumları, Sayı : 1, Ankara 2001, s. 68

16 M.Zeki Oral, Mevcut Vesikalara Göre Burdur Kütüphaneleri ve Kitap Vakfiyeleri Vesikaları, Ankara 1960, s.239



17 H.1298 tarihli Konya Vilayet Salnamesi, s. 152

Yapılan kazılarda yazı malzemesi olarak herhangi bir kalıntı bulunmamakla beraber, Antik Çağda yazı malzemesi olarak, uzun bir süre papirüs kullanıldı. Papirüs, daha çok rulo halinde kullanılmaktaydı. Daha sonra, keçi, koyun ve dana derisinden yapılan parşömen yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Parşömen ilk zamanlarda rulo olarak kullanıldığı gibi, daha sonra yapraklar kitap haline getirilerek de kullanılmıştır.14 Kremna ve Sagalassos Neon Kütüphanelerinde de papirüs ve parşömenden oluşan yazı malzemelerinin kullanıldığı düşünülmektedir.



OSMANLI DÖNEMİ KÜTÜPHANELERİ

16.yüzyıla kadar Osmanlı Devletinde kütüphaneler bağımsız bir yapı olarak değil, çoğunlukta cami veya medreselerde kitaplık olarak dolaplar içerisinde hizmet vermiştir. Geleneksel kütüphanelerimizden ayakta kalanların hemen tümü Osmanlı dönemi ürünü olup, çoğunlukta 17.-19. yüzyıl arasında kurulmuş olanlardır. Burdur ilimiz günümüzde olduğu gibi, XIX. yüzyılın son yarısına kadar da kitabı ve okumayı çok seven ve gerekli önemi veren bir yerdir. 1870-1898 yılları arasında 3, 1898-1906 yılları arasında 4 kütüphane mevcuttur. 1906 yılında biri Tefenni ilçesinde olmak üzere 5 kütüphanenin varlığı bilinmektedir.15 Bazı kaynaklarda 18. ve 19. yüzyıllarda daha fazla sayıda kütüphanenin varlığından söz edilmektedir. Burdur ili âlimler ve medreseler zengini olarak kabul edildiğinden dolayı, günümüze kadar ulaşmamış daha fazla kütüphanenin varlığı da mümkün olabilecektir. 18. asrın sonları ve 19. asrın başlarında İstanbul ve Anadolu’ da kurulan büyük kütüphanelerde kitapların ödünç verilmemesi, dışarı çıkarılmaması hususu kitap bağışlayan kişilerin vakfiyelerinde açıkça belirtilmektedir.16

1298 H. (1880-1881 M.) KONYA VİLAYET SALNAMESİ'NDE BELİRTİLEN KÜTÜPHANELER VE KİTAP SAYILARI17 KÜTÜPHANE ADI KİTAP SAYISI KÜTÜPHANE ADI KİTAP SAYISI
Burdur Derviş Mehmed Paşa Kütüphanesi 1260 Burdur Halil Hamid Paşa Kütüphanesi 72
Burdur Küçük Şeyh Kütüphanesi 79 Alaeddin Bey Kütüphanesi 51
Konya Dergah-ı Hazret-i Mevlana Kütüphanesi 1200 Konya Şeyh Sadreddin-i Konevi Hazretleri Kütüphanesi' 61
Konya Kethüda Merhum Yusuf Ağa Kütüphanesi 572 Konya Zincirli Medrese Kütüphanesi 23
Konya İplikçi Cami-i Şerif Kütüphanesi 34 Sille Hacı Mustafa Bey Kütüphanesi 220
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

EMİR CELALEDDiN KARATAY

Ahmet Çelik[1] Emir Celaleddin Karatay b. Abdullah, Anadolu Selçuklularıntanınmış dev­let adamlarındandır. Devatdarlık emirliği, taştdarlık emirliği, sipehsalarlık, ha­zine-i hassa emirliği, saltanat naipliği ve atabeklik gibi görevlerde 40 yıl boyunca devlet hizmetinde bulunmuştur. DOĞUMU-AİLESİ--Doğum tarihi bilinmemektedir. İbn Bibi Celaleddin Karatay 'in, aslen bir Rum devşirme olduğunu söyler. Ebu’l-Ferec ibn İbri ise onu Alâeddin Keykubad’ın yetiştirmelerinden biri olarak kaydeder. Ancak bu bilgi Karatay'ın sultanla mevcut münasebetleri dolayısıyla bir yakıştırma olmalıdır. Bu iki kaynağın onun hakkında kullandığı "Rum nisbesi o dönemde Bizanslı daha genel anla­mıyla Ortodoks mezhebinde bulunan her kavme mensup Hıristiyan ve Anado­lu'da yasayan Müslüman Türk manasına gelen bir tabirdir. Bununla beraber Karatay büyük bir ihtimalle Müslüman Türk asıllı değildir. Zira o devir vesikala­rında mühtedilerin baba adi daima "Abdullah" seklinde değiştirilmekte­dir…

Seyyid Mahmud Hayrani Hazretlerinin Soy Seceresi

Seyyid Mahmud Hayrani Hazretleri İmam Musa-i Kazım soyundan gelmektedir. İmam Musa-i Kazım’ın evlatları’nın isimleri aşağıda sıralanmıştır:
1-Kazım
2-İsmail
3-Cafer
4-Harun
5-Hasan
6-Hüseyin
7-Ahmed
8-Hüseyin
9-Abdullah’il Ekber
10-İshak 11-Abdullah
12-Zeyd
13-Hasan
14-Fazl
15-Selma
16-Hatice
17-Aişa
18-Emine
19-Hesene
20-İbrahim’al-Mükerrem Mücab (Hacı Bektaş Veli ile Mahmud Hayrani’nin atası)
21-Aişe
22-Seleme
23-Meymune
24-Ümmü Gülsüm
25-Ayn-i Ali
26-Zeyn-i Ali
27-Ali bin Musa Rıza (8. İmam)

On İki İmamlardan yedincisi olan İmam Musa-i Kazım’ın oğlu Seyyid İbrahim’al- Mükerrem Mücab, Seyyid İbrahim’al- Mükerrem Mücab’ın oğlu Seyyid Musa Sani, Seyyid Musa Sani’den üç evlat dünyaya geldi; ilki İbrahim Sani, ortancı evladı İbrahim Mükerrem, üçüncü evladı İbrahim Mücab’dır. İbrahim Sani’nin evladı Hünkâr Hacı Bektaş Veli’dir. İbrahim Mücab İran ve Irakta ki dedelerin atasıdır. İbrahim Mükerrem’in bir oğlu vardır, adı Seyyid’tir. Seyyid’in oğlu Seyyid Mahmud Hayrani’dir.


Eğer ki soy şec…

ZEKİ ALTINDAĞ

(d. .1933-) Konyalı hayırsever             Konya/Kadınhanı ilçesinde doğdu. İlkokul tahsilini Kadınhanı  Merkez İlk Okulu’nda bitirdi. İlçesinde ayakkabı imalatçısı bir esnafın yanında beş yıl çıraklık yaptı. O yıllarda ilçenin  köyleri ile olan ulaşımı jiplerle yapılıyordu. Yollar şimdiki gibi asfalt değildi. Jipçilik yapmaya başladı. Üç yıl bu işle uğraştı. Bu sırada askerlik görevini tamamladı. Askerlik dönüşünde bakkal dükkanı açtı.. 1972 yıllarında BMC kamyon bayiliği ve traktör bayiliklerini aldı. Daha sonra bir petrol istasyonu alarak petrol ticaretiyle iştikal etti.. Başarılı oldu.  1986 yılında Konya’ya taşındı. Konya da şirketleşti.. Dolayısıyla işini büyüttü. Konya’da bu işlerin yanında çeşitli oto alım satım  pazarlama işleri ile de uğraştı.
İnsanımıza hizmet amacıyla yaptığı hayır işleri: a)Konya Meram Tıp Fakültesine Acil Servis binası.
         b)Konya Meram Tıp Fakültesinde Zeki Altındağ Onkoloji Merkezi.
         c)Selçuklu İlçesi Sancak Mahallesine 4 katlı 24 derslikli…