OSMALI TÜRKÇESİ; BİZİM DİLİMİZ, BİZİM YAZIMIZ, BİZ NİYE DÜŞMANIZ


Bekir ŞAHİN
Osmanlıca daha doğru bir ifadeyle Osmanlı Türkçesi konusu tartışılmaya devam ediyor. Tartışılması çok güzel ama üslup önemli. Üslupta, "ille de edep, illede edep" düsturuna riayet edilmeli.
İtalya’da Latince’yi, Ermenistan’da Ermenice’yi, İsrail’de İbranice’yi, Rusya’da Rusça’yı, Çin’de Çince’yi, Hindistan’da Hintçe’yi, Yunanistan’da Grekçeyi yasaklaman neyse bizde Osmanlıca’yı yasaklamak çok da farkı var mı?
Ya hu, insanlar dedesinin vasiyetini, mektubunu, dedesinden miras kalan tarlanın tapusunu, dahası mezar taşını okuyamaz hale geldi ve hâlâ da bunu SAVUNANLARA NEDEMELİ?
Bunlar mezar taşlarının medeniyetimizin tapuları ve köşe taşları olduğunu biliyorlar mı?
Yoksa mezartaşında sadece “El Fatiha” yazdığını sanıyorlar.
Din, tarih, kültür, gelenek her şeyi acımasızca berhava ettiler. “Eskiyi unut, yeni yolu tut, gençliğe umut” dediler. Milletin hakkını hamutuyla yediler. Geçmişe dair ne varsa irtica dediler.
Bir gecede bütün bir milleti okuyamaz-yazamaz hale getirip, sonra da “on yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan” diye övündüler.
Kanla, gözyaşı ile başardıklarını sandılar. Helvadan yapılan birtakım ilkeler erimeye başlayınca uykular kaçmaya başladı.Uyku kaçırmaya hiç gerek yok. Herkes anladığı dille anladığı ve bildiği kadar konuşur. Kişinin dili en kutsal değeridir. isteyen istediği dille istediği alfabeyle konuşur yazar.Yeter ki bundan rahatsız olmayalım.
Birde evrensel bir gerçek : insanın üç türlü dili vardır, Resmi dil, kültür ve medeniyet dili ve anadili . Bu üç dilin tartışıldığı toplumlarda bir hastalık var demektir.
Hak hukuk gözeterek, kırmadan kırılmadan medeniyetimizin ,kültürümüzün taşıyıcı, koruyucu ve kollayıcı dili Osmanlı Türkçe ‘sini iyi anlatmamız gerekir.
Özellikle niye Osmanlı Türkçesi? sorusunun cevabı kimseyi ürkütmemeli. Osmanlı Türkçesiyle adını okuyamayan dostlarımız bu ayıptan biran evvel kurtulmalı.Evinde makamında, iş yerinde gelenekli sanatlarımızdan örnekler bulundurmayanlar kendini sorgulamalıdır.70 ya da 80 öncesi Genelkurmay’ın yayınladığı, İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun olacak, harf devrimi ile ilgili bir yayınını hatırlayanlarımız vardır. Hat sanatına vurgu yaparak, “hiç olmaz ise Osmanlıca’yı hat sanatı için yaşatmamız gerekirdi” diyor..
Meşhur sözdür, “Kur’an-ı Kerim Mekke-i Mükerreme'de nazil oldu, Kahire’de okundu ve İstanbul’da yazıldı.”
Böylece aynı zamanda bir sanatta yok edildi.
Ana dile gelince herkes anadilinide rahatça kullanmalıdır. Remi dil Selçuklularda Farsça idi,Osmanlıda; Osmanlı Türkçesi oldu. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlının devamı değil midir? Mevcut konuşulan dilimizden gocunuyor muyuz? Bırakın gocunmayı her taraf yabancı kelimelerle yazılmış tabelalarla dolu.  Marketlerimiz yabancı isimler yazılı yerli üretim ürünler alıp satıyor. Bunlardan rahatsızız.
Osmanlı Türkçesi bizim dilimiz, alfabesi bizim alfabemiz bundan rahatsız olmak niye?
.
 
Yorum Gönder

Popüler Yayınlar