DÜNDEN BUGÜNE KONYA KÜTÜPHANELERİ











DÜNDEN BUGÜNE KONYA KÜTÜPHANELERİ
Bekir ŞAHİN
ÖNSÖZ

Konya, birçok medeniyete beşiklik etmiş, Anadolu Selçuklu Devleti’ne de başkentlik yapmış kültürel derinliği ve devamlılığı olan bir şehirdir. Bu da Konya’da kurulan kütüphaneleri çok özel bir yere taşımaktadır.
Geçmişte kültür ve tarih şehri olan Konya, Cumhuriyet döneminde de tarihi ve kültürel hayat yönünden canlılığını sürdürmüştür. Geçmişten geleceğe köprü görevi yapan kütüphanelerin kültürel canlılığın devamında büyük katkıları olmuştur. Kültürparka Büyük Şehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliğiyle Açılan İl Halk Kütüphanesi nicelik ve nitelik yönüyle ülkemizin en önemli kütüphaneleri arasında yer almıştır.
İstanbul’dan sonra en fazla yazma ve nadir matbu eserlerin bulunduğu Konya ülkemizde ve dünyada hak ettiği yere gelme yolunda emin adımlarla yürümektedir.
Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kütüphanesi’nde Selçuklu Dönemi’nin yanında Osmanlı Dönemi’ne ait çok sayıda yazma eser bulunmaktadır. Orta Doğu, Kafkaslar ve Balkanların hafıza merkezi olmaya adaydır.
Bu kütüphaneler Cumhuriyet döneminde kültür ve sanat faaliyetlerinin sürdürüldüğü ana mekânlar olarak görev yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir.
Konya diğer kültür kaynaklarında olduğu gibi kütüphaneler yönünden de zengin bir geçmişe sahiptir. Konya’da Selçuklular ile başlayan kütüphane geleneği Karamanlılar ve Osmanlılarla devam etmiş ve Cumhuriyet Dönemi’nde de bu gelenek bozulmayarak sürdürülmüştür. İlk kütüphane Selçuklu Türkleri Devri’nde Emir Şemsettin Altınapa tarafından İplikçi Medresesi’nde açılmış, bundan sonra Nizamiye Hangahı’nda ve Sadreddin-i Konevi Medresesi’nde, Kutlu Melek Hatun tarafından ise Atabekiye Medresesi civarında çok sayıda kütüphaneler kurulmuştur. Ayrıca Konya Halk Evi’nin de bir kütüphanesi bulunmaktaydı. Bu kütüphane 1952 yılında Milli Kütüphane’ye dâhil edilmiştir. Konya Lisesi, Kız Öğretmen Okulu, Ortaokul  ve Sanat Enstitüsü’nün de  kütüphaneleri vardı. Osmanlı İmparatorluğu devrinde kurulan  Mevlâna Dergâhı Kütüphanesi ile Yusuf Ağa Kütüphanesi bu gün de hizmetlerine devam etmektedir.
Cumhuriyet Dönemi’nde tüm ülkede olduğu gibi Konya’da da ekonomik, kültürel ve sosyal kalkınmada önemli bir yeri olan kütüphane hizmetlerinin sayı ve nitelik bakımından daha iyi bir şekilde yürütülmesine gayret edilmektedir.
Kürütür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı kütüphanelerin yanında, üniversiteler, vakıflar, belediyeler kütüphane açma konusunda büyük çaba sarf etmektedirler. Koyunoğlu Kütüphanesi araştırmacılar için önemli bir merkez durumundadır.
Bekir      ŞAHİN


GİRİŞ

Konya’da Selçuklular ile başlayan kütüphane geleneği Karamanlılar ve Osmanlılar ile devam etmiş ve Cumhuriyet Dönemi’nde de bu gelenek bozulmayarak sürdürülmüştür.
İlk kütüphane Selçuklu Türkleri Devri’nde Emir Şemsettin Altınapa tarafından İplikçi Medresesinde açılmış, bundan sonra Nizamiye Hangahında ve Sadreddin-i Konevî Medresesinde, Kutlu Melek Hatun tarafından ise Atabekiye Medresesi civarında çok sayıda kütüphaneler kurulmuştur.  Ayrıca Konya Halk Evinin de bir kütüphanesi bulunmaktaydı. Bu kütüphane 1952 yılında Milli Kütüphaneye dâhil edilmiştir. Konya Lisesi, Konya Merkez İmam Hatip Lisesi, Kız Öğretmen Okulu, Ortaokul  ve Sanat Enstitüsünün de  kütüphaneleri vardı.
Osmanlı İmparatorluğu devrinde kurulan  Mevlâna Dergâhı Kütüphanesi ile Yusufağa  Kütüphanesi bu gün de hizmetlerine devam ederken Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan Z- Kütüphaneler Konya geneline yayılmıştır.
Konya’da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı kütüphanelerin yanında, üniversiteler, vakıflar, belediyeler kütüphane açma konusunda büyük çaba sarf etmektedirler.

YAZMA ESER KÜTÜPHANELERİ
El yazması kitaplarımız, matbaa bulunmadan evvel, elle yazılan ve elle çoğaltılan kitaplardır. Bu eserler; akıllara elçi, ilimlere hüccet, medeniyetlere senettir. İlimlerin hücceti, medeniyetlerimizin senetleri olan el yazması kitaplarımız, birer sanat şaheseridir. Bunlar her sayfasında, en az (10-12) sanatkârın hünerlerini sergilediği eserlerdir. Bu eserlerimiz, tezhipli, minyatürlü, altın cetvelli vb. Süslemelerle bezenmiştir. Ciltleri itina ile yapılmış, her döneme ait cild sanatının (Lâke, zerbahar, ciharguşe, soğuk ve sıcak şemse vb.) eşsiz örnekleri sergilenmiştir.
Yazma eserler büyük bir titizlikle, büyük bir itina ile hazırlanan kağıdı, mürekkebi ve satır düzeniyle, kalemiyle de mükemmellik arz ederler. En önemlisi de bu eserlerimizde hattıyla göz nuru, gönül aydınlığı katan hattatlarımızın mükemmelliği, zarafeti hâkimdir. Yazma eserlerimiz, muhtevası bakımından da milletimizin güzel ve önemli hasletlerini dile getiren, dini, kültürel ve sosyal hayatımızın önemli belgeleridir. Bunlar yok oldukça, ait oldukları devirlere ait bilgi ve belgelerimizde yok oluyor. Bu kayıpların telâfisi de mümkün değildir. Çünkü özel çalışmalardır, dönüşü yoktur.
Yazma eserler, el ile tek tek yazılarak meydana getirilen eserlerdir. Yazma eseri, basma eserden ayıran en belirgin özellik onun el ile ve ancak bir nüsha yazılabilmesi ve sonrada bu nüshadan kopya edilerek çoğaltılmıştır.
Basma eserlerin basım kayıtlarının başındaki kelimeler (ilaveli 2. basım, genişletilmiş 2. basım, gözden geçirilmiş 3.basım, değişikliklerle 3. basım, sadeleştirilmiş 3. basım vb. gibi) bu durumu açıkça ifade etmektedir. Böylece basmaların ikinci, üçüncü ve diğer basımları yapıldığı takdirde olabilen farklılık yazmalarda her tek nüshada olabiliyor. Bu bakımdan yazma eserler üzerinde yapılan çalışmalarda mümkün olduğu kadar doğru sonuçlar alınabilmesi için faydalanılan nüshanın seçilmesinde ve incelenmesinden çıkarılacak sonuçlarda yazmaların bu özelliğinin dikkate alınması gerekir.
Yazma Eser kütüphanelerinde, el yazması eserlerle birlikte kütüphanelerde dermeye ilişkin bulunması gereken diğer kitaplar ve danışma kaynakları ve nadir matbu eserler, hat levhaları da bulunur. Bu kütüphanelerde yazma eserlerin niteliklerine bağlı olarak özel koruma tedbirleri alınmaktadır.    
Türkiye’de bulunan yazma kütüphaneleri 2010 yılına kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne Bağlı olarak halk kütüphaneleri bünyesinde yahut halk kütüphanelerine bağlı şube kütüphaneler ile Kültür Bakanlığı’na bağlı yazma kütüphaneleri olarak teşkilatlanmışlar idi. Ancak; 28.12.2010 tarihinde çıkarılan 6093 sayılı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun gereğince Yazma Eser kütüphaneleri Yazma Eserler Kurumu başkanlığına bağlı olarak teşkilatlanmıştır. Bu başkanlığa bağlı üç bölge Müdürlüğü ve onyedi Yazma Eser Kütüphanesi müdürlüğü kurulmuştur.
Özel şahıslar ya da kurumların da yazma kütüphaneleri olduğu gibi, bazı kütüphanelerin dermesi içinde yazma eserler de bulunmaktadır.
Bir kültür başkenti olan Konya’da geçmişten günümüze çok sayıda yazma eser kütüphanesi bulunmaktadır Şu anda hizmet veren Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kütüphanesi, Mevlana Dergahı İhtisas Kütüphanesi, Üniversitelerin ve özel şahısların ellerinde bulunan kitaplarla birlikte yaklaşık 50 000 yazma esere sahiptir. Bu eserler hem de tarihi nitelikleri yönüyle önemli yazma eserlere sahiptir. Selçuklu ve Osmanlı devlet adamlarının vakfettikleri ilim ve sanat değeri yüksek yazma eserler, bu kütüphaneleri Türkiye’deki pek çok kütüphaneden farklı kılar. Sadreddin Konevi, Kutlu Melek Hatun, Mehmet Said Hemdem Çelebi’nin kurduğu ve Abdülbâki Gölpınarlı, Mehmet Önder, Muallim Ferit Uğur ve Dişçi Hacı Mehmet Dişsöken’in kendi kütüphanelerini ammeye hizmet sunan kütüphanelere vakfetmeleriyle kütüphane dermeleri genişlemiş ve ayrı bir değer kazanmıştır.
Ayrıca Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü kitap şifahanesi Konya ve ülkemizin pek çok yerine hizmet sunmaktadır. Yaptığı projelerle uluslararası düzeyde de nitelikli hizmet vermektedir.
Çeşitli konu ve dillerde (Türkçe, Arapça, Farsça, İbranice Aramice, Kürtçe başta olmak üzere) olan bu yazma eserlerin büyük çoğunluğu, Selçuklu, Osmanlı olmak üzere değişik dönemlere ait yazmalardır.
 Gerek içerdikleri bilgi gerekse sanat değerleri bakımından son derece önemli olan bu yazma eserler ile matbaanın kullanılmasıyla birlikte ortaya konan matbu eserler 900 yıllık Türk kütüphane geleneğiyle, korunarak günümüze kadar ulaşmıştır.
Matbaanın faaliyete geçmesinden sonra yazma eser üretimi doğal olarak azalmıştır. Bu da yazma eserlerin değerinin her geçen yüzyılda giderek artmasına neden olmuştur. Ayrıca 1928 öncesi Arap harfli nadir matbu eserler de bilimsel ve tarihi değer açısından önemlidir.
Yazma eser kütüphaneleri dışında, Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi’nde, Selçuk Üniversitesi Dokümantasyon Merkezi’nde, N. E. Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesinde, Selçuk Üniversitesi Kütüphanesinde, Hayra Hizmet Vakfı kütüphaneleri çok değerli Arap harfli nadir matbu eserlere ev sahipliği yapmaktadır.
Yazma kütüphaneleri ve diğer kütüphanelerde bulunan yazmalar özel yöntemlerle korunmakta ve araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır. Yazma eser kütüphaneleri ile birlikte bu kütüphaneler de yazma eserler sayısallaştırılarak yerli ve yapancı araştırmacıların hizmetine sunmuştur. Yazma eserler konusunda Konya sahip olduğu eser sayısının çokluğu ve özellikleri nedeniyle araştırmacılar için önemli bir merkez olma yolunda emin adımlarla yürümektedir.
Bu bölümde Konya’da bulunan yazma eser kütüphaneleri ve vermekte oldukları hizmetler tanıtılmıştır.

HALK KÜTÜPHANELERİ
HALK KÜTÜPHANESİ
TANIM 1:Kadın-erkek her yaşta, her seviyede ve her meslekten okuyucunun çeşitli konulardaki fikir ürünlerinden ücretsiz ve serbestçe yararlanmasını sağlayarak bölgesinin kültürel, sosyal ve teknik kalkınmasına yardımcı olan kurumlardır.
Yerel ya da bazı durumlarda merkezi yönetim ya da onun adına bir başka kurum tarafından kurulup, finanse edilen, ayırım gözetmeksizin kullanmak isteyen herkese açık olan bir kütüphanedir.
                Teşkilat, görev ve mekan yapısını belirleyecek olan kanunun ise, kültür işlerinin Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ayrılışını ve yukarda anlatılan süreç sonucunda halk kütüphanelerinin Kültür Bakanlığı çatısı altına girişini sağlayan kanundur.
Halk Kütüphanelerinde çalışan personelin özlük haklarını belirlemesi ve devlet memurları içindeki yerini göstermesi bakımından halk kütüphanelerini ilgilendiren bir başka kanun da 1965 yılında yürürlüğe giren ‘Devlet Memurları Kanunu’dur. 1975 yılında değişikliğe uğrayan kanun gereğince halk kütüphanelerinde çalışan kütüphaneciler, yönetim, icra, büro gibi hizmetler gören ve diğer sınıflara girmeyen mesleklerin yer aldığı ‘Genel İdari Hizmetler ‘sınıfı altında toplanmıştır. Bu kanun gerek kütüphanecilik mesleğinin kapsadığı görevler gerekse alınan kütüphanecilik eğitimi doğrultusunda ‘Teknik Hizmetler’, ‘ Eğitim Öğretim Hizmetleri’ sınıflarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi için çalışmalar yapılmış, buna karşın halk kütüphanesinde çalışacak kütüphanecilerin özlük hakları düzeltilememiştir.
1960- 1980 döneminde halk kütüphanesi kurumuna gelen yenilikler: Halka Açık Kütüphanelerin ‘Halk Kütüphanesi’ adı altında toplanması, bağlı olduğu Kütüphaneler Müdürlüğü’nün Kütüphaneler Genel Müdürlüğü olarak yapılandırılması, Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’nün bu dönem içinde kurulan Kültür Bakanlığı altında teşkilatlanması ve halk kütüphanesi hizmetlerinin bir merkezden yönetilmesi kararlarıdır. Bu dönem içinde halk kütüphanelerinin nicel artışına rağmen bu kurumda çağdaş halk kütüphanesi hizmetlerine doğru bir yenilenme hareketi gözlemlenememektedir.
ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANELERİ

Bağlı bulundukları kurumların öğretim ve araştırma politikalarına uygun olarak yayınlar seçme, sağlama, kataloglama ve hizmete sunma görevlerini yerine getiren üniversite kütüphanelerini, “Üniversite içinde öğretim, üniversite içinde ve yakın çevresinde bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmalarını desteklemek, her gün gelişip ilerleyen, yeni yayınlarla zenginleşen dünya biliminin son verilerini izlemekle görevli birimler” biçiminde tanımlanabilir.
Üniversite kütüphanelerini üniversitelerden ayrı düşünmek gerekir. Gelecekte Konya’nın kütüphanecilikte tam anlamıyla bir dünya üssü olması için yeni kurulan üniversitelerle birlikte ortak bir dokümantasyon merkezinin kurulması gerekir.
Kütüphaneler bir şehrin kültürünün, folklorunun, edebiyatının nabzının attığı merkezlerdir.  Gelişen süreçte kütüphaneler önemli bir işlev kazanmıştır. Eskiden kütüphaneler için ‘ödev yapma yeri’ denmesine rağmen, günümüzde ödev yapmaktan ziyade bilimsel araştırmalar için kullanılmaktadır. Ayrıca bu gün dijital kütüphanecilik de ön plana çıkmıştır. Dijital kütüphaneciliğin kullanıldığı en önemli kütüphaneler üniversite kütüphaneleridir. İnternet diye bir olgu var. Bundan da uzak kalmamız mümkün değildir.
Ülkemizde kütüphanelerde araştırma yapılıyor. Genç akademisyenler, araştırmacılar buraları dolduruyorlar. Lisans düzeyinde araştırma yapılıyor. Kütüphanelerde eskisi gibi asık suratlı devlet memurları yok olanlarda uzaklaştırılıyor. Şu anda akademisyenler, araştırmacılar bir yerde buluşacaklarında kütüphaneleri adres olarak veriyorlar. Dünya standartlarındaki kütüphanecilik ülkemize de hızla girmeye başladı. Durum böyle olunca insanlar tarafından da kütüphaneler bir merkez oldu. 
Üniversitelerde de nitelikli bir okur kitlesi var. Üniversitelerin onlarca ulusal ve uluslararası dergilere abone olunduğunu görüyoruz. Yeni kurulan Üniversitelerimizde ilk iş kütüphanelerini kurmak ve geliştirmeye çalışmak oldu. Yakın bir zamanda üniversite sayısı 10’u geçecektir. Konya’da bu potansiyel görüyoruz..  Bu anlamda üniversitelerle birlikte bilimsel çalışmaların hızlanacağı, ortak bir dokümantasyon merkezi kurulması gerekmektedir.
Türkiye’de “üniversite” adıyla kurulan ilk üniversite 1933 yılında kapatılan Darülfünun’un yerine kurulan İstanbul Üniversitesi’dir. Ülkemizde 2013 itibariyle 179 üniversite vardır. Bunlardan 109’si devlet üniversitesi, 69’u vakıf üniversitesidir. Bugün 179 üniversiteye sahip olan Türkiye’deki üniversitelerin beş tanesi Konya’dır. Bu üniversitelerden ikisi devlet üçü özel üniversitedir. Konya’daki bu üniversitelerde okuyan yaklaşık 120.000 üniversite öğrencisi,  şehri çok hareketli bir kültür merkezi haline getirmiştir. Bu nedenle geçmişten günümüze tarihi değerler içeren tiyatrolar, sinemalar, müzeler, kütüphaneler, sergiler,  gösteri merkezleri vb. kültürel mekânlar her zaman ilgi çeken ve aktif yaşayan merkezler haline gelmiştir.
Konya’daki üniversite kütüphanelerine göz attığımızda ise; üniversitelerin kütüphanelerine gerekli önemi verdiği görmekteyiz. Kütüphane hizmetleri açısından dünya ölçütlerinde hizmet vermektedir. Kütüphaneler hem sahip oldukları veri tabanları hem de ulusal ve uluslararası ilişkiler sayesinde ihtiyaç duyulan her kitabı ya da makaleyi çok kısa bir sürede dünyanın her yanından getirebilmektedir. Üniversite kütüphaneleri istihdam ettikleri Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü mezunu uzmanlar aracılığı ile üst düzeyde hizmet sunmaktadırlar.
Kitabın bu bölümünde Konya’daki devlet ve özel üniversite kütüphaneleri hakkında bilgi verilmiştir.



OKUL KÜTÜPHANELERİ

Okul Kütüphaneleri: Eğitim ve öğretim için gerekli her türlü bilgi kaynağını toplayan, düzenleyen, hizmetleri ile parçası bulunduğu öğretim kademesinin amaçlarının gerçekleşmesine dinamik bir şekilde katılan ve çağın gereksinimlerine uygun olarak gelişen toplumsal kurumlardır.
Kütüphane ve eğitim birbirini destekleyen ve birbirinden ayrılması zor kavramlardır. Bünyesinde düzenli işleyen bir kütüphane bulunan okullar diğer okullara göre her zaman daha başarılı olmuşlardır. Bilgi okuryazarlığının en temel destekçisi okul kütüphaneleridir. Okul kütüphaneleri eğitim sürecinin vazgeçilmez parçalarıdır.
Okul kütüphaneleri yakın zamana kadar ders ve test kitaplarıyla dolu idi. Ancak son zamanlarda roman, öykü, vb. kitapların ödünç alındığı ve ödev hazırlayıp ders çalışılan yerler olmaya başlaması sevindiricidir. Okumak yemek gibi, hava gibi doğal bir ihtiyaçtır. Bu anlamda kütüphanecilikte insanlara okumanın ihtiyaç olduğu düşüncesini kavrata bilindiği sürece başarı kendiliğinden gelecektir. İlköğretimde 100 temel eser okunmaya başlandı. Okul kütüphanelerinin dermeleri gün geçtikçe zenginleşiyor.
Bu kütüphaneler, öğrencilerin yeni teknolojileri tanıdıkları ve kullanım becerilerini geliştirdikleri, bu becerileri eğitimsel amaçları destekleyen bir biçimde kullanıldığı merkezler haline gelmiştir. Yaşamın ayrılmaz bir parçası olan teknoloji okul kütüphanelerinin yapısını da değiştirmiştir. Elektronik kaynakların çoğalması, bilgiye erişimde farklı becerilerin geliştirilmesine neden olmuştur. Günümüzde kitap raflarının yerini bilgisayarlar almaya başlamıştır. Okul kütüphaneleri öğrencilerin yoğun kullandıkları elektronik ortamdaki danışma kaynakları, elektronik tam metin veri tabanları, elektronik kitaplar ve dergileri karşılamak durumunda kalmıştır. Bu nedenle okul kütüphaneleri eğitim ve öğretimde okulların olmassa olmaz parçasıdır. Özellikle internet bilgilerinin kontrolsüz kullanılması okul kütüphanelerinin önemini arttırmaktadır.
     Okul kütüphanesi dermesinin müfredatla uygun biçimde geliştirilmesi, uygulama ve araştırmalarda ne tür yayınlara ihtiyaç duyulacağının belirlenmesi açısından önemlidir. Kütüphanenin okul içindeki yeri ve biçimi, sahip olduğu mobilyalar, yayınların öğrenciye sunumu, diğer okullarla kütüphane ilişkileri, elektronik hizmet ve en önemlisi iyi bir okul kütüphanecisine sahip olmak bir okul için en değerli hazinedir. Bu hazine okulun başarısını arttırmada her zaman en önemli güç olmaktadır. Yapılan tüm araştırmalar düzenli bir kütüphanesi olan okulların diğer okullara göre her zaman daha başarılı olduğunu ortaya koymaktadır. Öğrenciliği sırasında kitap okuyan, okul kütüphanelerini kullanan öğrencilerin de hayatta başarılı oldukları da bilinen gerçekler arasındadır.
2013-2014 Eğitim ve Öğretim Yılında Konya’da 1674 okulda 478258 öğrenci eğitim görmektedir. Bu okullarda bulunan kütüphane sayısı 672’dir. Bu okullarda düzenli bir okul kütüphanesi sayısı ger geçen gün artmaktadır. Konya’da belediyelerin okul kütüphanelerine desteği azımsanmayacak düzeydedir. Ancak okul kütüphanecisi varlığından söz etmek zordur. Sadece Konya Lisesi ve Konya Merkez Anadolu İmam-Hatip Lisesi Kütüphanelerinde kütüphane memuru bulunmaktadır. Konya’da uzun bir geçmişe sahip olan Konya Lisesi ve Merkez Anadolu İmam-Hatip Lisesi Kütüphanesi okul kütüphane türüne iyi birer örnektir. Bu okullar sahip oldukları eski ve yeni yayınlar ile çalışma koşullarına uygun mekânlarla öğrencilerin eğitim ve öğretimde ihtiyaç duydukları bilgileri sağlamaktadır. Bu bölümde Konya Lisesi ve Merkez İmam Hatip Lisesi kütüphaneleri tanıtılmıştır.








1-KONYA YAZMA ESERLER
BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ KÜTÜPHANESİ

        

Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü, Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi olarak halen faaliyetlerini sürdürdüğü binasında 1984 yılında Burdur İl Halk Kütüphanesi’ni sel basması sonucu çok değerli yazma eserlerin zarar görmesi üzerine, ülkemizin çeşitli kütüphanelerinde bulunan değerli yazma koleksiyonlarını bir araya toplamak, bakım ve onarımlarının yapılmasını sağlamak, eserleri uygun ortamlarda muhafaza ederek araştırmacıların hizmetine sunmak amacıyla hizmete açılmış, daha önce İl Halk Kütüphanesine bağlı olan Yusuf Ağa Kütüphanesi de şube olarak kendisine bağlanmıştır.

28.12.2010 tarihinde çıkarılan 6093 sayılı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun gereğince Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü olarak ismi değişmiş ve Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü’nün yanı sıra Kayseri, Manisa ve Diyarbakır’da kurulan Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlükleri de bu bölge müdürlüğüne bağlanmıştır.
Toplam dört kattan oluşan Bölge Müdürlüğü binamızda 1 Kitap Şifahanesi, 1 Araştırma Salonu, 1 Kataloglama ve Tasnif Merkezi, 1 Dijital Çekim Odası, 1 Laboratuar, 1 Çok Amaçlı Salon, 11 Çalışma Odası, 1 CD Arşiv Odası, el yazması eserlerin korunduğu 4 özel çelik kasa biçiminde depo ile matbu eserlerin yer aldığı 6 depo bulunmakta olup, toplam kullanım alanı 723 m²’dir.
                
İstanbul Süleymaniye Kütüphane’den sonra en büyük Yazma Eser Koleksiyonuna sahip olan Bölge Müdürlüğünün önemli bir özelliği de Ülkemizin değişik yerlerinden bir çok kitabı bünyesinde barındırması olup, birçok il ve ilçeden  kitapların kütüphanemize devri sürmektedir. Halen Bölge Müdürlüğümüz bünyesinde satın alma yoluyla elde edilen kitaplarla birlikte 92 koleksiyon bulunmaktadır. Çoğunluğu Arapça, Osmanlı Türkçesi ve Farsça el yazmaları arasında Kürtçe, Süryanice, İbranice kitaplar da mevcuttur.

El Yazması ve Nadir Matbu kitapların yanı sıra Konya’mıza ait geçmişten günümüze yayınlanmış gazetelerin pek çoğunun dijital kopyası ile Konya ve ilçelerine ait Şer’iyye Sicillerinin tamamının mikrofilm CD kopyaları da kütüphane arşivinde bulunmaktadır.
Kurumuda mevcut eserlerin tasnif işlemleri tamamlanmış olanların katalog bilgileri sunucular (server) aracılığıyla hem kütüphanede hem de internet ortamında web sayfamızdan taranabilmekte, kütüphane merkezinde yapılan taramalarda tasnif işlemleri tamamlanmamış eserler de dahil tüm kitapların görüntülerine sistem üzerinden erişim sağlanabilmektedir. 

 

 
BÖLÜMLER


A-OKUMA ve ARAŞTIRMA SALONU

    Okuyucu salonuna gelen yerli ve yabancı araştırmacılar burada bulunan kapalı devre sistem bilgisayarlarıyla eser görüntülerini de içeren katalog taraması yapabileceği gibi internet ortamına açık bilgisayarlardan da ihtiyaç duyduğu diğer bilgi ve belgelere ulaşabilmektedir. İsteyen araştırmacılar istedikleri eser veya eserlerin istedikleri kadarının kopyasını mevzuat usulleri çerçevesinde alabilmektedir. Araştırmacılar e-posta, faks ve telefon aracılığıyla uzaktan da kopya talep edebilmekte; Görevli 3 personel, mevzuat doğrultusunda araştırmacıların taleplerini karşılamaktadır. Okuma ve Araştırma Salonu, cumartesi günü de dâhil olmak üzere haftada 6 gün hizmet vermektedir.

A-     KATALOGLAMA ve TASNİF BİRİMİ

     Bu birimde görev alan 4 personel başka kurumlara naklen geçtiği için şuanda 2 personelle kitap tespit ve katalog çalışmaları yürütülmektedir.



B-      KİTAP ŞİFAHANESİ (KORUMA VE ONARIM SERVİSİ)

     Yazma Eserlerin temizlik, bakım ve asıllarına uygun olarak Restorasyon ve cilt işlemleri ile koruyucu tedbirlerin alınmasını gerektiren faaliyetleri kapsamaktadır. 2007 yılında Dubai Cuma El Macit Kültür Merkeziyle yapılan eğitim ve işbirliği protokolü çerçevesinde donanımlı personel ve teknik malzeme bakımından geliştirilen serviste standart malzeme-aletlere ilave olarak Restorasyon Makinesi, Kuru Temizleme Cihazı, Sterilizasyon Makinesi, Kimyasal Destek Makinesi (Matbu Kitaplar İçin), Elyaf Karıştırıcı Mikser ve  Sıcak Pres Makinesi kullanılmaktadır. Halen Restoratör, Kitap Pataloğu, Kimyager, Biyolog, Laborant ve ciltçilerden oluşan 15 kişilik bir ekibin hizmet verdiği serviste kuru temizlik, kağıt restorasyonu, organik kağıt imalatı, klasik ve modern cilt yapılmakta, kimyasal ve biyolojik araştırmalar yürütülmektedir. Kimyasal ve biyolojik araştırmalar, oluşturulmakta olan Mikrobiyoloji Laboratuarı tamamlanınca bu servisten ayrılarak çalışmalarına ayrı bir birim olarak devam edecektir.

               Bölge müdürlüğünde koruma ve onarım servisi, geçen yıl devir gelen yaklaşık 40.000 eserin kuru temizliğini yapmış, 330 el yazması ve 22 nadir matbu eserin de onarımını yapmıştır. Bunun yanında şahıslara ve özel koleksiyonlara ait bir çok eserin temizlik ve küçük onarımlarını da yapmıştır.
               2015 yılı ilk altı ayında da; yaklaşık 6.000 eserin kuru temizliğini yapmış, 76 el yazması ve 4  nadir matbu eserin onarımını tamamlamıştır.
               Ayrıca, Yunanistan’ın İskeçe- Fıçıllı köyü camisine ait meşhur hattatlardan Şevki Efendi tarafından yazılmış 10 adet levhanın da onarımını yapmıştır.




C-      SAYISALLAŞTIRMA SERVİSİ
     
Bölge Müdürlüğü sayısallaştırma servisinde geçen yıl yaklaşık 1.000.000 poz sayısallaştırma yapılmıştır. Bu güne kadar yaklaşık 35.000.000 poz çekim yapılmıştır.



D-     DEPOLAR

     El yazma kitaplar özel çelik kasa şeklinde yapılmış depolarda muhafaza edilmek üzere tüm kitap depoları iklimlendirme koşulları kontrol altında tutulmakta; ısı ve nem ölçme cihazları verileri takip ve kayıt edilerek nem alma, nem verme ve klima cihazlarıyla depo iklimi dengelenmektedir. Tüm depolar şifreli giriş sistemi, hareket dedektörleri ve kameralarla kontrol altında tutulmakta, giriş çıkışlar en az iki personelle gerçekleştirilmektedir.








2-KARATAY YUSUFAĞA YAZMA ESER
KÜTÜPHANESİ MÜDÜRLÜĞÜ

Osmanlı döneminde çeşitli bölgelerde yaptırılan kütüphanelerin çoğu, ya bu bölgelerde doğup-büyümüş, ya da bir müddet vazife yapmış kimseler tarafından kurulmuşlardır. Fakat Konya’da 1210/1795 yılında Yusuf Ağa tarafından kurulan kütüphane bu konudaki birkaç istisnadan biridir. Giritli fakir bir aileden gelen ve kethüdalık, baruthane nazırlığı, darbhane eminliği gibi görevlerde bulunan Yusuf Ağa, bir kütüphane ve medrese yapmak istediğinde, böyle bir hayır eseri için en çok ihtiyaç duyulan bölgeyi araştırmış ve Konya’da karar kılmıştır. Konya’yı seçmesinin sebebini vakfiyesinden giriş bölümünde şöyle açıklamaktadır
                                   “ez-kadîm dârü’l-ulûm ve mecma’-i fuhûl-i kurûn olan medine-i Konya’da, nedret-i kütüb-i nefîse ve tahsili nefâyis-i fünûna sarf-ı nakd-i vakt iden bî-nihâye talebe-i kirâm-ı dânişverân-ı ğayret-keşân oldukları… be-tahsîs ol havâlide ‘ulûm-ı ‘akliye ve nakdiye ve funûn-ı ‘âliye ve âliyeye dâir ve sâ’ir müellefât-ı müstahseneden mütûn ve şurûh havâşî tuhfe-i nâdire makulesi idügi…(s.115)
            Yusuf Ağa daha sonra ki satırlarda, Konya’nın seçilmesinin diğer bir sebebinin de bu şehrin manevî havasının olduğunun bildirmektedir.
                                  
Bina 17 Ocak 1795 (25 Cemaziyelahir 1209) yılında inşa edilmiştir. Bina emini Mehmet Sadık’tır. Bugün pencereden bozma bir kapıdan içeri girilmektedir. Asıl kapısı Selimiye Camii’ne açılmaktadır. Bina Gödene Taşı’ndan inşa edilmiş ve üzeri kurşunlu bir kubbe ile örtülmüştür. Altlı üstlü 22 penceresi vardır. İçinin uzunluğu ve genişliği 10.80 metredir. Kütüphane tek katlı olup kubbeyle örtülü bir salonu bulunmaktadır. Toplam kullanım alanı 110 m²’dir.
Yusuf Ağa kütüphanenin yanında bir de medrese inşa ettirmiştir. Bu medrese, “Kütüphane Medresesi” olarak meşhur olmuştur.
Kütüphane, Sultan Selim Camii’nin sağ batı köşesi bitişiğindedir. Bitişiğinde bulunan Sultan Selim Camiinden 228 sene sonra yapılmış olan kütüphanenin mimarı yapısı camiye uydurulmuştur Bu kütüphane, Konya’da kütüphane olarak yapılan ve günümüze kadar gelen tek binadır. Kütüphanenin Türkçe Vakfiyesi vardır. Vakfiyede kütüphanede çalışanlarının niteliklerinden, kütüphanenin bakım ve temizliğine kadar her ayrıntıya titizlikle yer verilmiştir. Adeta modern kütüphaneciliğin ilkeleri burada zikredilmiştir. Kütüphane, tarihi gelişimi, binası ve içinde barındırdığı eserler bakımından kendisine has bir özeliğe sahiptir.
 Evvelce yere hasır ve kilim serilir ve okuyucular diz çökmek suretiyle kitap okurlardı. Sonraları bu usul değişmiş, ortada geniş bir kerevet ve kerevetin üstünde büyük bir masa ve sandalyeler konmuştur. (1922). Kütüphane 1927 yılından sonra Mevlâna Müzesi kitaplığı ile birleştirilmiş ve bina Memurlar Kooperatifi’ne tahsis edilmiştir.
Tekrar 1946 yılından sonra Maarif Vekâleti Kütüphaneler Müdürlüğüne geçen Kütüphane 1949 yılında yeni tesis ve modern usuller ile hizmete girmiştir.
2000 yılında meydana gelen hırsızlık olayından sonra kütüphane; Kütüphaneler Genel Müdürlüğünün 16.03.2001 Tarih ve 1684 tarihli yazısıyla “Personel verilmesi imkanı bulunmadığı” gerekçesiyle randevulu sistemle hizmete başlamıştır. 2004 tarihinde Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğünün teklifiyle tekrar normal mesaiye dönülmüştür.
Kütüphanenin 2007 Yılında Tonoz, kubbe, kavisli kısımların kurşunları döşenmiş, elektrik tesisatı tamamen yenilenmiştir. 2012 yılında tekrar iç kısmında düzenlemeler yapılmış, tarihi yapısına uygun olarak tefrişatı yenilenmiştir.


 Uzun süre Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet vermiştir. Son olarak Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kuruluş Ve Görevleri Hakkında 6093 sayılı Kanun ile Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’na bağlı olarak teşkilatlanmış ve Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır.

Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde Arap harfli matbu eserlerin yanı sıra; Latin harfli, eserlerde bulunmaktadır. Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi; 3157 yazma eserin bulunduğu kütüphanede 8563 adet de matbu kitap mevcuttur. Sadreddin Konevî  kütüphanesi buraya nakledilmiştir. Bunlar 168 kitaptır.
Kütüphanedeki el yazması ve nadir matbu eserlerin tamamı sayısallaştırılmış durumdadır. Ayrıca 216 eserin de mikrofilmi vardır.
Yusuf Ağa, 25 Cemazie’l-âhir 1209/ Aralık 1794 tarihinde hazırlattığı vakfiyesine Atıf Efendi, Ragıp Paşa ve Hamidiye kütüphaneleri vakfiyelerindeki şartlara benzer şartlar koydurmuştur. Ancak vakfiyede personelin ücretinin altı ayda bir verilmesi, hâfız-ı kütüblerin Konya halkından olmaları gibi birkaç değişik şart da vardır. Yine aynı tarihte yapılan ek vakfiyeden, vakfın giderlerinin karşılanması için devrin padişahı tarafından Yusuf Ağa’ya iki mukataanın gelirlerinin verildiğini öğrenmekteyiz. Osmanlı’nın son dönemine kadar kütüphanelerde hafız-ı kutuplar görev yapmıştır. Yusuf Ağa, kütüphanede çalışacak hafız-ı kutupların nasıl olması ve kütüphanedeki görevleri ile ilgili açıklamaları vakfiyesinde yapmıştır. Vakfiyede hafız-ı kutupla ilgili;  kitapları doğru okuyup ayırt etmesi, kitapları tasnif ederek dolaplara yerleştirmesi, Konya’da oturması, emin ve dürüst, bilgili ve yetenekli, hal ve hareketleri taktir edilen, güzel huylu, dindar, temiz ahlâklı, olması istenmektedir. Hafız-ı kütüb-i evvel ve hafız-ı kütüb-i sani olmak üzere iki hafız-ı kütübün kütüphanede görevlendirildiği görülmektedir. Hafız-ı kütüb-i evvele 100 akçe, hafız-ı kütüb-i saniye ise 90 akçe verilmesi şart koşulmuştur. Hafız-ı kütüpler yanında kütüphanede yamağ-ı evvel ve yamağ-ı sani de görevlendirilmiştir. 07 Şaban 1211/05 Şubat 1797’de hafız-ı kütüb-i sani olan Mehmed Efendi’nin ölümü üzerine, yerine yamağ-ı evvel Hafız Mehmed Efendi b. İsmail’in görevlendirilmesi için teklif edilmiştir. Boşalan yamağ-ı evvel görevine de yamağ-ı sanî Mehmed Said Efendi, yamağ-ı saniliğe de erbâb-ı istihkaktan Hadimî es-Seyyid Ahmed Efendi b. İsmail atanmıştır. Atanan görevlilerinden kütüphaneyi açmada ve kapatmada dikkatli davranmaları ayrıca vakfiye şartlarına uygun olarak dışarı kitap çıkarılmaması hususlarına dikkat etmeleri istenmiştir.
111 Numaralı Konya Şer’iye Sicili’nde Kütüphanede bulunan kitapların bir listesi verilmiştir. Bu listede; tefsir, fıkıh, Kur’an-ı Kerim, hadis, siyer, tabakat, tarih, tıp, rüya tabiri, mantık, feraiz, ilm-i Kelam, lügat, ilm-i meani, ilm-i Nahiv, ilm-i sarf, hey’et, hendese ve ahlâk gibi konularına göre kitaplar tasnif edilmiştir.
Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne zaman zaman hayırseverlerin çeşitli kitapları vakfettikleri anlaşılmaktadır. Vefatından önce hayırseverler ellerindeki yazma ve basma eserleri kütüphaneye vakfetmişlerdir. Konya Şer’iye Sicilleri’nde, kütüphaneye yapılan bağış vakıf kitaplarla ilgili önemli kayıtlar bulunmaktadır. H.1232/M.1816-1817’de Konya’nın Ahmed Fakih Mahallesi’nden Nimetzâde el- Hâc Hasan ibn Mehmed Şakir, 11 cilt kitabını ile bir “Kelam-ı Kadim”ini vakfedip, kitapların oğlu Hasan Hüseyin’e,  sonra onun evladı nesline verilmesini şart koşmuştur. Neslinin kesilmesinden sonra ise kitapların Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne teslim edilmesini vasiyet etmiştir.
Konya Valisi Ali Kemalî Paşa, Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne konulmak üzere altı cilt “İbnü’l- Âbidin”i hâfız-ı kütüb-i evvel Mehmed Emin Efendi ve hafız-ı kütüb-ı sanî Mustafa’ya teslim etmiştir. Bozkırî Hasan Efendi’nin vasiyetine göre Müftizâde Mustafa Efendi tarafından Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne konulmak üzere yedi cilt basma “Fetevâ” ile bir cilt basma “Abdürrahim Fetevası” teslim edilmiştir.
Konya Valisi Ziya Paşa, Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde hıfz olunması ve dışarıya çıkarılmaması şartıyla kütüphaneye, “Arabî Mesnevi Şerhi”, Arapça ve Türkçe “Harâbât”, “Âli Tarihi”, “Kafiye Şerhi”, “Gülüstan ve Bostan” gibi kitaplardan oluşan 57 cilt kitap vakfetmiştir. Kütüphaneye kitap bağışı yapan ve kitap vakfedenlerin kimliğine bakıldığı zaman, valilerden, kadınlardan, ilim adamlarından kişiler olduğu görülmektedir. Toplumun her kesiminden insanların kütüphaneye kitap vakfettikleri görülmektedir. Bu kayıtlar, kütüphanenin bağış ve vakıf kitaplarla zamanla zenginleştiğini de göstermektedir.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında kütüphanede 1223 kitap mevcuttu. Şeyh Sadreddin-i Konevî Kütüphanesi’nden 168 kitap da buraya nakledilmiştir. Hadisle ilgili nadir yazmaların bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır.  Yusuf Ağa Kütüphanesi sayesinde birçok nadir yazma günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bu bakımdan Yusuf Ağa Kütüphanesi Türk kültür tarihinde ayrı bir öneme sahiptir.
Zaman zaman kütüphanede bulunan kitapların tamir edildiği de belgelerden anlaşılmaktadır. H.1311/M.1893-1894’te kütüphanede bulunan kitapların eskiyen ciltlerinin de tamir edildiği anlaşılmaktadır. Kitapların ciltlerinin tamiri için 11552 kuruş harcanmıştır.
Kütüphane, halen Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne bağlı bir müdürlük olarak, Aziziye Mah. Müze Alanı Cad. No:5 42030   Karatay / KONYA   Telefon/Faks: 0332 352 17 76 adresinde hizmet etmeye devam etmektedir.

Kolleksiyonlar:
1.       ŞEYH SADRETTİN KONEVİ
2.       HZ.HADİMİ
3.       YUSUF AĞA
4.       İBRAHİM ACZİ KENDİ
5.       MİLLİ KÜTÜPHANE
6.       ABDÜRRAHİM
7.       ZENCİRLİ MEDRESESİ
8.       ZAFERİYE MEDRESESİ
9.       KARAMAN
10.   MÜMTAZ KORU
11.   AHMET NACİ KARAHÜYÜKLÜ  VAKFI
12.   FAİK SOYMAN
13.   ULEMADAN ABİDİN RIFAT VE ZİYA EFENDİLERİN VARİSLERİNİN HEDİYESİ
14.   KUTLU MELEK HATUN
15.   KARMA ORTAOKULU
16.   KÜTÜPHANELER VE YAYIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Bağış Yapanlar
1.      Süleyman Ertüzün
2.      Türk Anadolu Vakfı
3.      Mehmet Akay
4.      Yaşar Emre
5.      Ahmet Parlak
6.      Mustafa Kale
7.      A.Naci Karahöyüklü Vakfı
8.      Vahdi Ögmen
9.      Feriha Ögmen
10.  Nedim Ögmen
11.  Odabaşı Abdullah ogullar
12.  Şükrü Özaydın vereseleri
13.  Millet  Vekili Kazım Korel
14.  Ferit Uğur
14.  Cahit Öztelli



3-MEVLANA MÜZESİ İHTİSAS KÜTÜPHANESİ





Mevlânâ Dergâhı kurulduğu günden beri Dergâh içinde bir kitaplık hep olmuştur. Hz. Mevlânâ’nın ve hocalarının eserlerinin orijinal nüshaları burada muhafaza ediliyordu. Mevlânâ’nın ve hocalarının eserleri kopya ediliyor, nüshaları üretiliyor ve bu nüshalar dergâhta korunuyordu. Başta “Mesnevî” ve “Divan-i Kebir” olmak üzere Mevlânâ’nın kurraseler (sahifeler) halinde bulunan eserleri bu kitaplıkta korunuyordu. Mevlânâ hayatta iken, yani, 662(1264) den sonra gelen birkaç yıl içinde Kürraseler halinde bulunan Mesnevi derlemeleri altı defter halinde kitaplaştırıldı. Bu kütüphanedeki kitapların üzerindeki mühürde “Vakf-i Kitaphane-i Hazret-i Mevlana kuddise sirruhu’l-a’la” yazılıdır. Buna göre dergahtaki kütüphanenin resmi adı “Hazret-i Mevlana Kütüphanesi” dir.
Hz. Mevlâna’nın vuslatından sonra türbesi çevresinde kurulan dergâha, dervişler tarafından yazılan kitapların yanı sıra devlet adamları ve zenginler tarafından vakfedilen kitaplardan önemli bir koleksiyon oluşmuştur. Çoğu Selçuklu Dönemine ilişkin yazmalardan oluşan bu kitapların zamanla dağıldığı, Postnîşîn Ebubekir Çelebi II. (Ölümü:1785)’nin İstanbul’a gönderilmesiyle de büyük bir kısmının İstanbul’a taşındığı anlaşılmıştır.
Mevlânâ Dergâhı’nda bilinen ilk kurumsal kütüphane; Mevlânâ Dergâhı’nın 24. Postnişîni Hemdem Sa’id Çelebi (1807-1858), evinde bulunan hususi kütüphanesini 1854 yılında Mevlânâ Dergâhı’na naklederek, dergâh içinde yer alan Fatma Hatun Türbesi’nde kurulmuştur. Kendi kütüphanesinden getirdiği kitaplar ile dergâhta dağınık vaziyette bulunan kitapları bu kütüphaneye kayıt ve tescil etmiştir. Kütüphanenin vakfiyesi bulunmamaktadır. Hemdem Sa’id Çelebi kendi vakfettiği kitapları, birisi 25x24 mm ölçülerinde diğeri 23x19 mm ölçülerinde oval biçimli olan iki mühürler mühürlenmiştir.
Kare mühürde;
“ Min kütübü’l fakîr İbni Hazret-i Mevlânâ
Kaddesen Allahu Sırrahü’l Alâ Şeyh Mehmed Sa’id
Postnişin-i Dergâh Hazret-i Müşarin İleyhi 1271 (M.1854)”
Beyzi Mühürde ise
“Vakıf Kütüphânesi Hazret-i Mevlânâ
Kaddese Sırrahü’l Alâ yazılıdır.

Fatma Hatun Türbesi kitapları alamayacak hale gelince şuanda Müdür odası olarak kullanılan “ Meydan-ı Şerif odası” kütüphane haline getirilmiştir.
Mevlânâ Dergâhı 1926 yılında müzeye dönüştürülünce, kütüphanede bulunan kitaplar yeniden düzenlenerek  27.09.1927 tarihinde törenle “İhtisas Kütüphânesi” adı altında çelebi makamı olarak bilinen Dergâh Şeyhlerinin misafir kabul ettikleri odada hizmete açılmıştır.  Odanın kuzey duvarı üzerinde bir penceresi vardı ki,  Dergâh içine açılan bu yere “Niyaz Penceresi” denilirdi.
Bu dönemde kütüphanedeki kitaplar yeniden tasnif edilmiş ve envanterleri yenilenmiştir. Kütüphanede kayıtlı olan yazma eserlerden cilt, hat ve tezhip yönünden değerli olan 400 yazma eser diğer yazma eserlerden ayrılarak “Müzelik Eserler” bölümüne alınmıştır.
Bu kütüphanede, 1878 Tarikli Konya Salnamesinde 1300 Yazma  kitap olduğu kayıtlıdır.
Ali Canip Yöntem (1887-1967) tarafından "Konya Müzesindeki Kütüphane" adıyla (Osmanlı Türkçesi olarak) 22 Aralık 1927’de Hayat dergisinde yayınlan makalesinde; buradaki kitaplar –yazma ve basma- cilt itibarıyla 3.222 adettir.
Risaleler olarak değerlendirildiğinde Konya Müzesi kitap sayısı bu tarihte 3.690’ı bulmaktadır. Pek nefis cilt ve tezhibe malik olup müzede camekanlar içinde korunan eserler bu toplam sayıya dahil değildir.
Umum yazmaların adedi 1.269 ve basmaların adedi 1.953 cilttir.
Mevcut kitapların hemen hemen yüzde yetmişi sekseni Hemdem Çelebi’nin malı ve vakfı olduğu üzerlerindeki kayd-ı mühürlerden anlaşılmaktadır.
Kitap meraklısı ve alim bir zat olan Hemdem Sait Çelebi kırk beş sene burada postnişin olmuş ve 1275 tarihinde vefat etmiştir.
Müze Kütüphanesi’ni dolduran kitaplar meyanında hemen her yerde tesadüf edilecekler de vardır; fakat bir kısmı pek kıymettar ve pek nadir nüshalardan oluşmaktadır.
Ezcümle 677 tarihinde istinsah edilmiş mesnevi nüshası bu koleksiyonun en önemli, eserlerindendir. Müstensihi olan Mehmed ibni Abdullah el-Konevî bu nüshayı “nüshay-ı asliye”den iktibas eylediğini hatimede açıklamaktadır. Altıyüz yetmiş yedi senesinde yani bundan altı buçuk asır evvel kaleme alınan bu kıymettar nüshanın yazısı nesihtir. 613 sahifedir. Cildi küçük ve köşeleri şemseli olmak üzere nefistir. Fakat maalesef mıklebi kopmuştur. Bu nüsha yeni tanzim edilmiş olan defterde 60 numarada kayıtlıdır. Müze kütüphanesinde 4 nüshada Divan-ı Kebir bulunmaktadır ki bunların en eskisi iki cilt üzerinedir. Bu eski nüshanın müstensihi Hasan b. Osman el-Mevlevi’dir. 768’de başlamış 770’de bitirmiştir. Yazısı Selçuklu nesihidir.. Birinci cildi 305, ikinci cildi 340 sayfadır. Bu nüsha “Şerafeddin” namında bir zata mahsus olarak kaleme alınmıştır ki katib bu zata “Emir sani el-Mevlevi” ünvanını veriyor. Bu da 66 numarada kayıtlıdır.
Yine buradaki eski nüshalardan biri de Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’in İbtidaname, Rebabname, İntihaname’sini ihtiva etmektedir ki Ahmet ibni Muhammed el-Katib tarafından 732 tarihinde kaleme alınmıştır. 76 numarada kayıtlıdır.
Müze Kütüphanesi’nde Fuzuli’nin pek eski ve muteber bir Divan nüshasına da önemli eserler arasında zikredilebilir. Yazma nüshaların hemen hepsinde görüldüğü üzere bunda da Kasideler kısmı yoktur. Sade gazeller, muhammesler, müseddesler ila ahir… Okunuyor. 984’de yani Fuzuli’nin vefatından 21 sene sonra “Hüseyin ibni Gülşeni muallim-i Gülşeni” tarafından yazılmıştır. Azeri şive ve imla tarzını tamamen muhafaza etmektedir. “Fuzuli Divanı”nın yeniden, sahih bir surette tab’ı halinde bu nüshadan müstağni kalınamaz.
Burada mevcut kıymetli eserler meyanında meşhur Türk şairi Ahmedi’nin ta 864’de “Ataullah ibni Abdullah” tarafından yazılmış “İskendername” nüshası da vardır.
Bunlardan başka “Hadikatüs-süeda”nın 985 ve 994’de yazılmış iki nüshasıyla “Şah u Geda”nın 970’de “Künhü’l-ahbar”ın 1063’de yazılmış birer nüshası dikkate şayandır.
 İhtisas Kütüphanesi’nde, Selçuklu devlet adamlarının, Karamanoğullarının, Osmanlı sultanları ve devlet adamlarının yanı sıra Mevlâna muhibbi zenginlerin hediye ve vakfettikleri kitaplar mevcuttur. Bu kitaplar içerisinde Kur’an-ı Kerimler, kıraat, tecvit, tefsir, hadis, fıkıh, kelam, tababet, tarih, lügat, mantık, hikmet, musiki, edebiyat, tasavvuf ve Mevleviliğe ait çeşitli kitaplar  bulunmaktadır.
1931 yılında Milli Eğitim Bakanlığından alınan izinle Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde bulunan 7058 kitap İhtisas Kütüphanesi’ne devredilmiştir. Bu kitaplar 1946 yılında tekrar Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne iade edilmiştir.
İhtisas Kütüphanesi’nde günümüze kadar yapılan bağışlarla her geçen gün kitapların sayısı artmış ve Arap harfli matbu eserlerde kütüphane raflarına girmiştir. 2008 yılı başlarında yapılan bir çalışmayla kitaplar yazma ve basma eserler olarak ikiye ayrılmış, Osmanlıca, Arapça, Farsça el yazması eserler ile Hz. Mevlâna ile ilgili Türkçe eserler kütüphanede bırakılıp, Türkçe, İngilizce Almanca vd. dillerdeki matbu eserler Etnografya Müzesi bünyesindeki kütüphaneye taşınmıştır. Bu çalışma sonunda toplam 10754 (2011 yılı itibariyle bu sayı 10805’e ulamıştır. Bu eserlerin 2079 adedi yazma eserdir) eserden 4400 adedi Etnografya Müzesi’ne gönderilmiştir. Bu ayırma çalışmaları sırasında boşalan raflara Fatma Hatun Türbesi’nde bulunan Ferit Uğur ve Hacı Mehmet Dişsöken Kütüphanesi ile Hazine-i Evrak Arşivi’de taşınmıştır. 30. 05. 2015. İtibariyle yazma ve nadir matbu kitap sayısı, 2756 dır.
İhtisas Kütüphanesi’nde bulunan yazma eserler üzerindeki ilk çalışma 1951 yılında “XXII. Milletlerarası Doğu Ülkeleri Kongresi”nde yayınlanan bir tebliğdir. Bu tebliğde kütüphanede bulunan yazma eserlerden seçilmiş 150 eserin bibliyografik künyeleri verilmiştir. Daha sonra ki çalışma ise 1960 yıllarda rahmetli Abdülbâki GÖLPINARLI tarafından yapılmıştır. Son derece ilmi olan bu çalışma üç cilt halinde “Mevlana Müzesi Yazma Eserler Kataloğu” adıyla, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Türk Tarih Kurumu Matbaasında bastırılmıştır.
Mevlana Müzesinde bulunan 225 yazma eser ve müzelik kitaplar arasında yer alan 300 adet yazma eserin yer aldığı katalog çalışmaları ile birlikte hazırlanmıştır. Bu çalışma da Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce yayımlanmıştır.
Rahmetli Gölpınarlı bu katalogunun 4. Cildinin tasihi,  Müjgan Cunbur tarafından yapılmış, diğer iki cildin tashihi ise Hüseyin Ayan tarafından yapılarak Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanmıştır. Serpil Bağcı ise Kütüphanedeki resimli yazmalarla ilgili “ Mevlâna Müzesi Resimli El Yazmaları” isimli kitabını hazırlamıştır.
Yazma Eserlerin tamamı 2006’da Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi tarafından dijital ortama aktarılmıştır.
Konya Müzesi Kütüphanesi “İslamî sanatlara” dair araştırma yapacak olanlar için mühhteşem bir hazinedir.
Mevlânâ Müzesi İhtisas Kütüphanesi 1989 yılında Konya ve Mülhakatı Eski Eserleri Sevenler Derneği tarafından yeniden onartılmıştır.
2012 yılında çelebi dairesinin arka kısmında yer ala bir zamanlar matbahı şerif olarak, daha sonra bulaşıkhane ve çamaşırhane görevi görmüş olan, 1983 yılında müdürlük arşivi yapılan ve en son orak da; Kültür Müdürlüğü yemekhanesi olarak kullanılan mekana taşınarak burada hizmet vermeye başlamıştır.
Hazine-i Evrak Arşivi
Kütüphane içerisinde yer alan Hazine-i Evrak Arşivi 05.05.1957 yılında Müze Müdürü Mehmet Önder tarafından kurulmuştur. Dergâha ait 109 bez torba içinde bulunan 1497 belge Müze Müdür Yardımcısı Necati Elgin tarafından tasnif edilmiş ve envanterleri çıkartılmıştır. Abdülbâki Gölpınarlı ise bu belgelerin katalogunu hazırlamıştır. Sonraki yıllarda bu arşive Mehmet Önder 192, Rusuhi Baykara, YenikapıMevlevihanesi’ne ait 764, Faik Akçınar 81, Hz. Mevlâna soyundan gelen Rifat Nazıroğlu Çelebi 101 belge bağışlamıştır. 2011 yılında mutfak üstündeki depoda bulunan evraklarında kayda geçirilmesiyle birlikte günümüzde arşivde toplam 3708 adet belge mevcuttur. Arşiv belgeleri arasında ağırlıklı olarak Anadolu dışındaki Mevlevihanelerle yapılan yazışmalar, Selçuklu Dönemi vakfiyeleri, Celâliye vakıfları, şeyh tayinleriyle ilgili belgeler ile Mevlevihanelerin tamirleri, bakımları, onarımları,projeleri ve izinleriyle ilgili belgeler bulunmaktadır. Bu arşiv belgeleri 2012 yılında Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kitap Şifahanesinde bakım ve onarımdan geçirilerek sayısallaştırılmıştır.




4- ABDÜLBÂKİ GÖLPINARLI KÜTÜPHANESİ



Abdülbâki Gölpınarlı, 1961 yılında kütüphanesini Mevlâna Müzesi’ne bağışlamış ve kitapları burada derviş hücrelerinden birisine konulmuştur.  Kütüphanede 2213 eser kayıtlıdır. Eserlerin 228 adedi el yazması kitap, 54’ü hat ve tezhib sanatının önemli örneklerinden levhalar ve 3’ü de kendisinin kullandığı tespihlerdir. Gölpınarlı, 1975–80 yılları arasında 228 el yazmasının kataloğunu hazırlamıştır. Ancak katalog vefatından sonra Prof. Dr. Hüseyin Ayan tarafından gözden geçirildikten sonra Türk Tarih Kurumu tarafından 2003 yılında yayımlanmıştır. Gölpınarlı, kitaplarını sikke biçimli bir mühürle mühürlemiştir . Bu mühürde “Bî-dil u bî-ser u pâ Abdülbâki kıtmir-i cenab-ı Hazret-i Mevlânâ” yazılıdır.
2009 yılında derviş hücrelerinde yapılan restorasyon sebebiyle Gölpınarlı’nın koleksiyonu, semahanede yer alan kadınlar mahfiline taşınmış ve 2011 yılı itibariyle de 228 adet yazma eser, 54 levha ve 3 adet tespih dışında kalan 1928 adet matbu eser İl Halk Kütüphanesi’ne devredilmiştir. Müzede kalan yazma kitaplar İhtisas Kütüphanesi’ne taşınmıştır.





5-MEHMET ÖNDER KÜTÜPHANESİ        
Önder, yıllarca biriktirdiği kütüphanesini Mevlâna Müzesi, Koyunoğlu Müzesi, Selçuk Üniversitesi ve doğduğu Karkın köyüne bağışlamıştır. Türk Kültürü ve sanatı ile ilgili yayınlanmış 74 kitabı ve bine yakın makalesi bulunan Mehmet Önder bin bir emekle topladığı değerli kitap ve arşivini vefatından önce 1986 senesinde Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesine bağışlamıştır.
  Mehmet Önder Kütüphanesi’nde bulunan kitapların ekserisi   kültür ağırlıklı olup toplam 4972 adettir. Bunlar Koyunoğlu Müzesi’ne bağışladığı arşivi ise kendisinin katılmış olduğu bilgi şöleni, panel, konferans ve verdiği bildiriler konusunda tanıtıcı davetiyelerden oluşmaktadır.   1982 yılında Mevlâna Müzesi’ne bağışladığı kitapları ise Abdulbaki Gölpınarlı Kütüphanesi’nin bitişiğindeki derviş hücresinde yer almakta idi. Kitapların büyük bölümü arkeoloji, sanat tarihi ve Konya ile ilgili konuları içermektedir. Kütüphanede kayıtlı 2264 adet kitabın 5 adedi el yazmasıdır. 5 adet yazma eser müzede kalmak üzere 2259 matbu eser 2011 yılı itibariyle İl Halk Kütüphanesi’ne devredilmiştir. Müzede kalan yazma eserler İhtisas Kütüphanesi’ne taşınmıştır.


6-HACI VEYİSZADE MUSTAFA EFENDİ KÜTÜPHANESİ
                                                

“ Binlerce kitaptan bir gönül çıkmaz, ancak bir gönülden binlerce kitap çıkar.” Düşüncesiyle herhangi bir kitap yazıp, neşretme yerine, yüzlerce talebe yetiştiren    Hacı Veyis Zade, aynı zamanda birçok hayır işleriyle meşgul olarak halkın engin sevgisini kazanmıştır. İlimle meşgul olan hocamız kendine ait geniş bir kütüphane oluşturmuştur.

            Hacı Veyiszâde Efendi’nin oluşturduğu bu zengin kütüphane, torunu Hasan Kuddusi KÜÇÜKAŞÇI tarafından Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesine 10 Haziran 2003 tarihinde bütün ilim âleminin hizmetine sunulması amacıyla bağışlanmıştır.
            Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’ne bağışlanan bu kitaplar için özel bir oda ayrılmış ve kitaplar burada muhafaza altına alınmıştır. Kitapların dokuz yüz cilt kadarı basma, elli kadarı da yazma eserdir.
            Yaklaşık altı ay kadar devam eden yoğun görüşmeler sonunda Emekli Öğretim Üyesi Sayın Dr. Ali Rıza Işın’ın da katkıları sonuç gerçekleştirilen bu bağış, kitapların tespit ve teslimatı da yine Ali Rıza Işın Bey’in gözetiminde yapılmıştır.
            Ancak burada cereyan eden bir olayı da anlatmadan geçemeyeceğim.
            Bizler kütüphaneci olarak kitap teslimatı sırasında oldukça titiz davranırız. Bu titizliğimiz zaman zaman bağış yapan arkadaşlarımız tarafından yadırganmaktadır. Yine bu bağış esnasında da kitapların tespiti ve teslimatının, bağış yapanların da içinde bulunduğu bir komisyon tarafından yapılması yönündeki isteğimiz Hasan KÜÇÜKAŞÇI Bey tarafından bizlere güvenildiği söylenerek iyi niyetle gereksiz görüldü. Ancak; Hoca Efendinin halka mal olmuş bir kişi olduğu ve bu sebeple koleksiyonunun çok önemli olduğu, teslimatın mutlaka bir komisyon marifetiyle yapılması gerektiği yönündeki ısrarımız üzerine, Ali R ıza Işın Bey komisyona dâhil edildi.
            Kitapların kütüphaneye yerleştirilmesinden sonra Hoca Efendi’nin talebelerinden Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu Bey kitapları gördüğünde “Hocamın kitapları bu kadar değildi” demesiyle şok olduk, hatta Ali Osman Bey’e dışa vurmadığımız bir tepkimiz de oldu. Ancak bunun doğru olduğunu bir süre sonra Malatya Darende İlçe Halk Kütüphanesi’nde meydana gelen bir olay nedeniyle görevli olarak gittiğimizde orada öğrendik. Hoca Efendi’nin bir kısım kitaplarının Malatya Darende de özel bir vakıf kütüphanesinde bulunduğunu ve Ali Osman Bey’in de haklı olduğunu müşahede ettik. Ancak Vakıf Kütüphanesi ziyaretimiz esnasında tadilat sebebiyle kapalı olduğundan kitapları ziyaret etme imkânımız olmadı.
            Bununla birlikte kitapların listesini göremememiz hatta sayısı hakkında sağlıklı bilgi edinemememiz bizi derinden üzmüştür.
            Hoca Efendinin Kütüphanesinde bulunan kitapları, tahmin edilmeyecek derecede farklı konular ihtiva etmektedir.
            Bizdeki yaygın bir anlayışa göre, o tarihlerde yaşamış bir müderris hoca efendinin kitaplarının nevileri ve türleri bellidir. Ama Hoca Ahmet Ziya Efendinin ve kardeşlerinin kütüphaneleriyle, Fahri Kulu Hoca Efendinin kitaplığında da gördük ki, bu zatlar 1900’lü yılların başından itibaren, bütün İslam Coğrafyası’ndaki her türlü yayınlar ile ilgilenmişlerdir. Başta İstanbul olmak üzere Mısır, Arabistan gibi birçok ülkenin yayınladığı kitapların yanı sıra, Rusya’daki ve Hint kıtasındaki Müslümanların yayımladıkları eserler de o günlerin sınırlı imkânlarıyla Konya’ya getirilmiştir. Böylece akranlarının kitaplarından farklı kütüphanelere sahip olmuşlardır.
            Tefsir, fıkıh, hadis, İslam Tarihi; bibliyografik eserler, Ansiklopediler, Tasavvuf Tarihi ve meselelerine ait kitaplar büyük çapta, eksiksiz olarak bulunmaktadır. Özellikle ezkar, evrad, menakıb türüne ait birçok eser bu kütüphanede mevcuttur. Eserlerin hepsi okunmuş, zaman zaman ilave fihristler çıkarılmış veya kenarlarına notlar düşülmüştür.
            Kitapların hassasiyetle notlar düşülerek veya fihrist çıkartılarak okunduğunu görenler, Hoca Efendi bu kadar kitabı, kısacık ömründe nasıl okudu? Sorusunu sormaktadırlar.
            Biz de bu soruyu torunu Hasan Küçükaşçı’ya sorduk ve sorumuzu; “Dedem kahvaltıda bile kitap mütalaa ederdi. Hatta ninem rahmetli eline biri boş, biri de dolu iki çay bardağı alır, dedemin çayını doldur boşalt yaparak soğuturdu. Kahvaltıda bile boş vakit geçirmemeye gayret ederdi. “  diye cevapladı.
            Böyle bir ilim meraklısı, gönül adamı Hacı Veyiszade Hoca Efendi’nin kitapları ve notları günümüz ilim erbabının ilgisini beklemektedir.
Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu; Hoca Efendi’nin, ders arkadaşları ve hocalarının el yazılarıyla yazılmış hatıra notları, temellük ve iştira (satın alma) kayıtları, hibe kayıtları veya vakfiyelerini tek tek inceledi, CD’lere örneklerini aldı, çok ciddi tespitlerde bulundu.
            Ancak biz şuna inanmaktayız ki, kütüphaneye daha birkaç yıl emek vermek ve birçok kitabı sayfa sayfa elden geçirmek gerekmektedir. Çünkü burada Mustafa Efendi Hocaya ve muhtemelen pederleri Veyis Efendi’ye ve o dönemin birçok önemli şahsiyetlerine ait bilgilerin olduğunu düşünüyoruz.
            Bu kütüphanenin önemli bir özelliği de; zaman zaman vefat etmiş, yaşlı, Konyalı âlimlerin terekesinden satın alınan kitapların burada saklanıyor olmasıdır. Onların görülmesi de bize Konya’nın eğitim tarihi ve Konya kültürü açısından önemli bir kaynak olacaktır.
            Ayrıca bu kitaplıkta, Fahri Kulu Hoca Efendi’ye ait birkaç el yazısı notta da bulunmaktadır. Bu da bizi sevindiren bir husustur. Keza,  Mesnevihan Hüseyin Sıtkı Dede’nin varislerince satılan birkaç kitabı da burada görebilmekteyiz. Meşhur Konyalı Arif Bey’in (Mehmet Arif Bey) bir iki el yazısına da rastlıyoruz. Bunlar da çok önemli noktalardır.
            Diğer önemli bir husus; Bekir Sami Paşa Medresesi ve Islah-ı Medaris Kütüphanelerine ait birkaç kitap da bu kütüphanededir.
            Konu ile ilgili yayınlanmış eserlerin birçoğu yazarlarınca Hoca Efendi’ye hediye edildiği için burada saklanabilmiştir. Yine İstanbul’da yayınlanmış birçok edebî, tarihî, dinî eser de burada bulunmaktadır. Bunların yayın tarihi çok eski olduğu için bir başka yerde bulmak da mümkün olmamaktadır. Ama ilgi duyanlar onları burada, CD’ler aracılığıyla veya bizzat görerek izleme, okuma imkânına kavuşacaktır.
            Hoca Efendinin kütüphanesinin buradaki kitaplarla sınırlı olmadığını, birçok kitabını bir kısım sevdiği talebelerine hediye ettiğini düşünüyoruz. Eğer elinde Hoca Efendinin kitapları bulunanlar; bu kitapları Konya Yazma Eserler Bölge  Müdürlüğü Kütüphanesi’nde bulunan Hacı Veyiszade kitaplığına bağışlarlarsa bu kütüphanenin daha da önem kazanacağı kanaatindeyiz.





7- MUALLİM FERİT UĞUR VE DİŞÇİ HACI MEHMET DİŞSÖKEN KÜTÜPHANESİ
1942 yılında vefat eden F. Uğur,  ölmeden önce kütüphanesini Mevlâna Müzesi’ne vakfetmiştir.
Konyalı düşünce adamlarından Dişçi Hacı Mehmet Dişsöken de kütüphanesini Mevlâna Müzesi’ne vakfetmiştir.
Muallim Ferit Uğur ve Dişçi Hacı Mehmet Dişsöken’in vakfı olan kitaplar, oğulları tarafından Mevlâna Müzesi’ne teslim edilmiştir. Mehmet Önder’in müze müdürlüğü sırasında 1958-1959-1960 yıllarında olmak üzere 3 farklı tarihte gelen kitaplar, Mehmet Önder’in başkanlığında M. Necati Elgin, Hayrettin Solmaz ve Ali Divlekçi’den oluşan bir komisyon tarafından tescil edilmiştir.
Kitaplar ilk olarak Murat Paşa kızı Fatma Hatun Türbesi’ne yerleştirilmiştir. Kütüphanede kayıtlı bulunan 2017 kitaptan 986 adedi Dişçi Hacı Mehmet Dişsöken’e, diğer 1031 kitap ise Muallim Ferit Uğur’a aittir. 2017 kitabın 88 adedi el yazmasıdır. Abdülbâki Gölpınarlı bu el yazması kitapların katalogunu “Mevlâna Müzesi Yazmalar Kataloğu”nun üçüncü cildinin arkasında yayınlamıştır. Bu kütüphanede tıp tarihiyle ilgili kitaplar çoğunluktadır. Kütüphane, 2008 yılında İhtisas Kütüphanesi’ne taşınmıştır. 2011 yılı itibariyle 88 yazma eser müzede bırakılmış, 1923 kitap İl Halk Kütüphanesi’ne devredilmiştir.
8- SADREDDİN KONEVÎ KÜTÜPHANESİ
Selçuklu devrinin vakıf kütüphanesi diyebileceğimiz ilk kütüphane Anadolu Selçuklu Devleti’nin uzun yıllar başkentliğini yapmış olan Konya’da kurulmuştur.
Konya’da kurulan Selçuklu dönemi kütüphanelerinden en önemlisi, hiç şüphesiz 673 (1274) yılında yine dış kalenin Çeşme Kapısı yakınında bulunan Şeyh Sadreddin Konevî Kütüphanesi olup çekirdeğini Sadreddin Konevî’nin kendisi ve babasından kalan kitaplar oluşturduğu bilinmektedir. 1316 (1898), 1317 (1899), 1319 (1901) yıllarında kitap sayısı 256, 1907 yılında ise 267’dir. Selçuklu tarihi için önem arzeden bu kütüphane, en eski Kur’an tercümeleri ile Şeyh Sadreddin Konevî ve Konevi’nin üvey babası, aynı zamanda hocası Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin kendi eli ile yazılmış eserlerini ihtiva etmektedir. Şeyh Sadreddin Muhammed (673-1274), ölümünden kısa bir süre önce bir “vasiyetname” yazmıştır. Konevî’nin,  bu vasiyetnamesinde kütüphanesi ile ilgili bir takım arzuları olmuştur; Felsefeyle ilgili kitaplarının satılarak fakirlere dağıtılmasını, Tıp, Tefsir, Hadis ve Fıkıh kitaplarının Şama götürülerek ilim ehlinin hizmetine sunulmasını Kendi telif ettiği eserlerinin damadı Afifü’d-din’e hatıra olarak verilmesini istemektedir.  


Yakınlarının her biri ayrı bir hazine değerinde olan kitaplarını satılmasına ve Şam’a götürülmesine gönülleri razı olmamış, mescidine bitişik bir kütüphane inşa ederek onun adına bir vakfiye düzenlemişler ve kitaplarını da burada okuyucu hizmetine sunmuşlardır.
Bu kütüphaneyle ilgili kitabe dış kapı alınlığında bulunmaktadır.
Kitabenin tercümesi: “Bu kutlu yapının yanındaki türbede önder ve araştırmacı ilim adamı Sadreddin Muhammed b. İshak metfun bulunmaktadır. Türbedeki kütüphane de kendisine ait olup, şartları vakfiyesinde belirtilen vakfettiği kitapların bulunduğu kütüphane O’nun salih arkadaşları tarafından O’nun adına 673 (1274) yılında inşa edildi.”
Sadreddin Konevî Kütüphanesi bu şekilde teşekkül ettikten sonra, değişik dönemlerde bir kısım insanlar da bu kütüphaneye kitaplar bağışlamışlardır. Bugün Yusufağa Yazma Eserler Kütüphanesi’nde Sadreddin Konevi Kütüphanesi’nden intikal eden 167 kitap mevcuttur.
Bu kitapların bir çoğunun kapak sahifelerinde kitabın Sadreddin Konevî Vakfı’na ait olduğuna dair kayıtlar vardır.
 Bazılarında ise bizzat Sadreddin Konevî’nin temellük imzası bulunmaktadır. Birçoklarında da Konevî’nin hocaları ve yakınlarının sema ve kıraat kayıtlarına rastlanmaktadır.
Konevî Külliyesindeki kütüphane kısmı iki bölümden müteşekkildir. İç avludan merdivenle ikinci kata çıkılınca geniş bir okuyucu salonuna girilmektedir. Salonun güney tarafındaki oda, kitapların korunduğu yerdir.
Yapı, Osmanlılar zamanında birçok defalar onarım görmüştür. Son büyük onarım Sultan II. Abdülhamid dönemi Konya Valisi Ferid Paşa tarafından 1317 (1889) yılında gerçekleştirilmiştir. En son onarım 2006 yılında yapılmıştır.
Konevî Kütüphanesi, XIX. yüzyılın sonlarına kadar  varlığını korumuş buradaki kitaplar, 1926’da yeni bir düzenleme ile asıl yerinden alınarak Konya Yusufağa Yazma Eserler Kütüphanesi’ne nakledilmiş ve bugün burada hizmete sunulmaktadır.          
 Sadreddin  Konevî’nin Kitapları
Sadreddin Konevî’nin babası Malatyalı Şeyh Mecdü’d-din İshak Anadolu Selçukluları Devleti hizmetinde bulunmuş, birkaç defa diplomat olarak Bağdad’a gitmiş bu yolculukları esnasında Musul ve Cizre’de devrin tanınmış ilim adamlarıyla görüşmeleri olmuş, buralardan birçok kıymetli eser edinmiştir. Bu eserler, oğlu Sadreddin Konevî’ye intikal etmiştir ki, bunların birçoğu müelliflerin veya yakınlarının el yazılarıdır. Diğer taraftan Sadreddin Konevî uzun süre Suriye ve Mısır’da üvey babası Muhyi’d-din İbnü’l-Arabî’nin yanında bulunmuş, üvey babasının da birçok eserleri Sadreddin Konevî’ye intikal etmiştir. Bu eserler arasında İbnü’l-Arabî’nin kendi el-yazısı olan te’lif eserleri ve Mağrib’den getirdiği birtakım şahsî kitapları bulunmaktadır.
Sadreddin Konevî’nin kendi te’lifi olan eserlerin kendi el-yazısı olan nüshaları da kitapları arasında bulunuyordu. Dostlarına ve devlet adamlarına yazdığı mektupları ve dostlarının kendisine yazdıkları mektuplar ve birtakım küçük risaleleri, özel defterlerinde toplamıştı. Kısacası zengin ve muhtevalı bir koleksiyona sahip idi. Onun bu defterleri, Anadolu Selçukluları döneminin ilmî, siyasî ve kültürel hayatı ile ilgili zengin bir arşiv niteliğindedir.
Sadreddin Konevî, sürekli yazan, not düşen bir bilim adamıdır. Dostlarına, devlet adamlarına mektuplar yazmakta, bazen küçük bir hatırasını tarih vererek bir kenara kaydetmektedir. Bir nevi günlük diyebileceğimiz notları araştırmacılar için incelemeye değecek niteliktedir.
Sadreddin Konevî’nin kitapları, onun adına inşa edilen kitaplığa yerleştirilirken her kitabın kapak sahifesine (zahriyye) şöyle bir vakıf kaydı yazmışlardır:
Bu vakıf kaydının kısaca tercümesi şöyledir: “Kendisinin te’lifi olan bu kitap Sadreddin Muhammed tarafından kabri yanında inşa edilen kütüphaneye Müslümanların yararlanmaları için vakfedildi. Kitabın ancak rehin karşılığında kitaplıktan çıkarılmasını, aksi halde yerinde ondan yararlanılmasını şart koştu…” Diğer kitaplarının her birinin kapak sahifesine buna benzer bir vakıf kaydı yazılmıştır. Bu demektir ki ölümünden sonra Konevî’nin bütün kitapları tescil edilmiştir. Ancak bu kitaplarının miktarını ve adlarını öğrenebileceğimiz bir liste o günden günümüze gelmemiştir. Bu yüzden de Konevî’nin kaç kitabı bulunduğunu bilmiyoruz. Ancak Fatih Sultan II. Mehmed zamanında Karaman ili fethedilince o bölgedeki vakıfları tescil etmek amacıyla 880 (1475-76) yılında Karaman iline gönderilen Osmanlı il yazıcıları, Konya’da Sadreddin Konevî’nin vakfını da tescil etmişlerdir. Bu arada Konevî’nin kütüphanesindeki kitapları da tek tek kaydetmişlerdir.[1] Bu kayda göre Konevî’nin vakfı olan kitapların sayısı 200 küsur eserdir. Bu liste ile bugün Konya Yusufağa Kütüphanesi’nde bulunan Sadreddin Konevî’nin kitapları karşılaştırıldığı zaman yedi yüz yılı aşan tarih süreci içinde pek çok kitaplarının zayi olduğu görülmektedir.
Sadreddin Konevî hayatta iken etrafında çok sayıda talebeleri bulunuyordu. Bu talebeleri onun gözetiminde bilimsel çalışmalarını yürütüyorlardı. Onun ve hocası İbnü’l-Arabî’nin eserlerini okuyor, istinsah ediyor ve hatta onun teşvik ve yol göstermeleriyle şerhler, te’lifler yapıyorlardı.
Konevî’nin Kendi El Yazıları ve Defterleri     
Osmanlı il yazıcıları, Karaman ili evkafını tescil ederlerken Sadreddin Konevî Kütüphanesi’ndeki kitapların adlarını tespit etmişlerdir. Bu listede Konevî’nin eserlerinin müellif nüshaları ve şahsi defterleri mevcut değildir. Öyle anlaşılıyor ki  Sadreddin Konevî’nin özel defterleri ve hocası Muhyi’d-din İbnü’l-Arabî’nin ve diğer yakınlarının el yazıları ve hatıra niteliği taşıyan notlar ve belgeler kütüphanesine intikal etmemiştir. Bunlar yakınlarının ve ahbabının ellerinde bulunuyordu. Dönem dönem Konya’ya gelen ilim ve fikir adamları buralarda Konevî’nin hocaları ve yakınlarının el yazılarını görme ve inceleme imkânı buluyorlardı.
Konevî’nin özel defterlerinden bir tanesi günümüze gelmiştir. Bu defter Konya Yusufağa Kütüphanesi nr. 7850’de kayıtlıdır. Başka kütüphanelerde de Sadreddin Konevî’nin bu defterleri ve kendi te’lifi olan eserlerin müellif nüshaları vardır.
Sadreddin Konevî, uzun süre Şam’a yerleşen üvey babası ve hocası İbnü’l-Arabî’nin yanında kalmış ve onun yetiştirdiği en tanınmış talebesi ve takipçisi olmuştur. 645 (1247) yılında Konya’ya dönmüş ve ömrünün sonuna kadar Konya’da kalmıştır.. Sadreddin Konevî,  Suriye’den Konya’ya gelirken öz babası Mecdü’d-din İshak ve üvey babası İbnü’l-Arabî’den kendisine intikal eden külliyetli miktardaki eserleri beraberinde Konya’ya getirmiştir. Konya’da talim, tedrîs ve te’lif ile meşgul olmuş ve Konya’yı “Ekberiyye” denilen fikir akımının merkezi haline getirmiştir. Hocasının eserlerini okutmuş şerh etmiş ve pek çok talebeler yetiştirmiştir. Talebesi Müeyyedü’d-din Mahmud el-Cendî onun ölümü üzerine yazdığı merseriye de şöyle demektedir:
 “Dünya’nın halifesi ve insanlığın sözü, mana denizi, derin bilgilerin kaynağı göçtü”.
“Şeyhu’l-İslam’ın ölümünden sonra olgunluk ve aydınlıktan eser kalmadı. Keşke o aramızdan ayrılmasaydı”.
“Ondan sonra problemlerin çözücüsü, gerçekleri ortaya koyan kaldı mı?”
“Ondan başka karanlık vadileri sabah yıldızı gibi zirvede parlayıp ışık saçan var mı?”
“Ey asrımızın şeyhi ve karanlık labirentlerde bize yol gösteren sana selâm olsun”
Tarih boyunca dönem dönem Konevî’nin koyduğu vakıf şartlarında da yer aldığı üzere yerine rehin konularak Konevî’nin bazı kitapları kütüphanesinden alınmış ve fakat bilemediğimiz sebeplerden dolayı yerine iade edilmemiştir.  Sadreddin Konevî’nin birçok kitapları bu şekilde zayi olmuştur. Meselâ İstanbul İslâmi Eserler Müzesi’ndeki “el-Futûhâtü’l-Mekkiyye” nüshası vaktiyle Konya’da bulunuyordu. Muhtemelen iare yoluyla İstanbul’a götürülmüş ve geri iade edilmemiştir. Keza Mecdü’d-din İbnü’l-Esîr’in “Câmi’u’l-Usûl” adlı eserinin altı cildi Konya Yusufağa Kütüphanesi’nde olduğu halde bir cildi- ki müellif nüshasıdır- Konya İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi’ndedir[2]. Her şeye rağmen bugün bile Sadreddin Konevi Kütüphanesi’nden intikal eden kitaplar; Türkiye Selçukluları dönemi arşivi niteliğindedir.
Sadreddin el-Konevî’nin “Ahkâmü’l-Kübra” adlı eseri Endülüslü Kemalü’d-din Ebu’l Hasan Ali’den okuduğuna dair sema’ kaydı. En üstte Konevî’nin kendi el yazısı ile yazdığı temellük kaydı bulunmaktadır. Bu kayıt 13 Rebia’l-Ahir 624 (3.4.1227) tarihinde Malatya’da yazılmıştır. (Konya Yusufağa Ktp. Nr. 5060)

9-MUSA BEY KÜTÜPHNESİ (NASUH BEY DARÜ’L-HÜFFAZI)                                                     
                              
Konya Musa Bey Kütüphanesi ( Nasuh Bey Daru’l-Huffazı),  yüksek kubbeli güzel bir binada hizmet vermekte idi. Kütüphane, 1.65 metre kalınlığında dört duvar üzerine bina olunmuştur. Bina muhteşem ve muhip olup alt tarafında sekiz, üst tarafına dört penceresi vardır. Osmanlı dönemi yapısıdır. Dar’ul- huffazın içi tamamen yenilendiği için özelliğini kaybetmiştir. 1.30 m. kalınlığındaki duvarlara açılan pencerelerin camlarındaki vitray uygulamasıyla içeride, daha loş ve kasvetli bir hava yaratılmıştır.
Nasuh Bey Daru’l-huffazı, Nasuh Bey Camisi, Gazhane olarak da bilinen yapının üzerinde tarihi, banisi ve ustası ile ilgili kitabesi olmadığı gibi, şimdiye kadar orijinal vakfiyesine de rastlanmamıştır. Ancak bazı kaynaklarda Pir Ahmet Bey tarafından 918/1512 tarihinde düzenlenen vakfiyede bu eserden ve bulunduğu yerinden bahsedilerek, babası tarafından Konya’da yaptırdığı mescit ve daru’l-hüffazda perşembe ve pazartesi günleri Kur’an okumak üzere bir çiftlik vakfettiğinin belirtilmesi, eserin 15. yüzyılın ikinci yarısında Karamanoğlu II. İbrahim Bey’in damadı defterdar Canbazkadıoğlu Nasuh Bey tarafından daru’l-huffaz olarak yaptırıldığına delil teşkil etmektedir.
Daru’l-huffaz, Osmanlı’nın son dönemlerinde Musa Bey Kütüphanesi adıyla faaliyet göstermiş, daha sonra askeri malzeme deposu, uzun yıllar da belediye gaz deposu olarak kullanılmıştır. Gazhane ismi bundan dolayı verilmiştir. 1950-1961 yılları arasında Konya Eski Eserleri Sevenler Derneği tarafından onarılarak 1950’den 1977’ye kadar kütüphane tahsis edilmiş, akabinde de mescit olarak ibadete açılmıştır. İbadethane görevini günümüzde yine aynı şekilde sürdürmektedir.
10- KUTLU MELEK HATUN KÜTÜPHANESİ
Kutlu Melek Hatun, uzun yıllar Konya’da kadılık yapan 1282 yılında vefat eden Urumuyeli Kadı Siracü’d-din Mahmud’un 5. göbekten torunudur. Konya’da kendi adıyla anılan bir Kütüphane kurmuştur. Kadı Siracü’d-din Urmevî ölünce oğullarına intikal eden eserleri ve kütüphanesi, dip torunlarından Mevlânâ Mahmud Çelebi’nin kızı Kutlu Melek Hatun tarafından Konya’da Atabekiye Medresesi hizasında inşa edilen “Daru’l-Huffaz’a (Hafızlık okulu) vakfedilmiştir. Bu Daru’l-huffaz bugünkü Konya Kız Lisesi’nin yerinde veya Ali Gav Hanikahı’nın batısında bulunuyordu.

(Resim 3) Kutlu Melek Hatun’un vakfettiği kitaplar, Cumhuriyet döneminde Yusufağa Kütüphanesine intikal etmiştir. Bu kitaplardan günümüze gelmiş olanlar 20-25 kadardır. Kutlu Melek Hatun’un Kitabeli mezar taşına Sivas’ta rastladım. (Resim 4) Kadı Siracü’d-din bir süre Sivas’ta kadılık yapmıştır. Öyle anlaşılıyor ki Kadı Siracü’d-din ailesinin Sivas’la bağı kesilmemiştir. 5. göbekten torunu olan Kutlu Melek Hatun ömrünün sonunda Sivas’a gitmiş ve orada ölmüş olduğu anlaşılmaktadır. Kutlu Melek Hatun’un vakfettiği kitaplar arasında Kadı Siracü’d-din’in te’lif eserleri de bulunmaktadır. Vakfedilen her eserin kapak sahifesine, Kutlu Melek Hatun adına düzenlenmiş vakıf kaydı yazılmıştır. (Bkz. Levhalar Kısmı). Bu vakıf kaydında Kutlu Melek Hatun’un babası el-Hac Mevlânâ Mahmud Çelebi, onun babası Mevlânâ İmadü’d-din Mehmed, onun babası Ali, onun babası Ömer onun da babası Kadı Siracü’d-din Mahmud el-Urmevî olarak gösterilmiştir. Bazı kitapların üzerinde Kadı Siracü’d-din’in el yazılarına rastlanmaktadır. Yusufağa Kütüphanesi nr. 5395’deki “Şerhü’l-Vecîz” adlı eser bunlardandır. Aynı kitabın 4815 no’daki nüshasının 1a sahifesinde Kadı Siracü’d-din-i Urmevî’nin bir şiiri bulunmaktadır. Yusufağa Kütüphanesi nr. 4866’daki kitabın tamamı Kadı Siracü’d-din el-Urmevî’nin el yazısı olduğu kuvvetle muhtemeldir. (Resim 5) Bu kitaplar her nasıl olmuşsa Sadru’d-din Konevi Kütüphanesine intikal etmiştir.


12- ALTUN ABA KÜTÜPHANESİ
Selçuklu devrinde ilk kütüphane Konya’da açılmıştır. 1201 tarihli vakfiyesine göre kütüphane Selçuklu vezirlerinden Şemsü’d-din Altun Aba tarafından İplikçi Medresesi’nde kurulmuştur.
Altun-aba Medresesinin oluştuğu ilk süreçte Kuruluş, 'medrese', 'kütüphane' ve 'mescit' olmak üzere, üç birim'i içermektedir. Bunlara, 'Altun-aba Medresesi', 'Altun-aba Kütüphanesi', 'Altun-aba Mescidi' adları verilmişti.
İplikçi Kütüphanesi olarak bilinen kütüphane, medresenin bitişiğindeki caminin güneyinde, tek kubbeli küçük bir hücrede kurulmuştur. Medrese vakfında medresenin ihtiyaçlarından artan para ile her yıl kitap alınacağı, kitap ödünç alınabileceği, ödünç verilen kitabın değeri kadar rehin alınacağı, “Allah kitabı ödünç alanın geri getirmesine de yardımcı olsun”, gibi  konulara yer verilmiştir. Kütüphane 1863 yılında Çerkez Zade Mustafa Efendi tarafından 128 kitapla yeniden kurulmuştur. Kütüphanenin 1903 yılında 123 kitabı vardır.
XIX. yüzyıl’a kadar İplikçi Medresesi’nde kalan kitaplar, daha sonra Yusufağa kütüphanesine devredilmiştir.



13- ATABEKİYYE KÜTÜPHANESİ
Bugün Yusufağa kütüphanesindeki bazı yazmalardaki vakıf kayıtlarına göre, Siraceddin Urmevi evladından Bedrüddün Mahmud’un hanımı Kutlu Melek Hatun, Atabekiyye medresesi yakınlarında Daru’l- Huffaz’da bir kütüphane kurmuştur. Bir hanım tarafından kurulmuş olan bu kütüphane Osmanlılar devrinde de yaşamış, bir süre sonra dağılmış, kitapları Mevlâna Dergahı ile Yusufağa Kütüphanelerine intikal etmiştir.

14- ZİNCİRLİ MEDRESESİ KÜTÜPHANESİ
Osmanlı devrinde Zincirli Hacı Abdurrahim Efendi Kütüphanesi de denilen kütüphane, Zincirli medresesi içinde kurulmuştur. Kütüphane, 1727 yılında 300 kitapla Hacı Abdurrahim Efendi tarafından kurulmuştur. 1907’ de kitap sayısı 118’ e düşmüş, 98 kitap Yusufağa Kütüphanesine intikal etmiştir. Osmanlı döneminde daha birçok kütüphane açılmış olup, bu kütüphaneler hakkında kısa bilgiler vermek mümkündür.
   Konya müftüsü Aladağlı Hacı Ahmet Efendi, Zaferiye Medresesi’nde bir kütüphane kurmuştur. Hoca Ferruh Mescidinde Fatih Devri kütüphanelerinden sayılan kütüphane kurulmuştur. Yine Osmanlı devrinde Konya Valisi şair Ziya Paşa’nın kitaplarından oluşan bir kütüphane Sultan Selim Camii’nde oluşturulmuştur. 1872 yılında Hacı Mustafa Bey 200 kitapla bir kütüphane kurmuştur. Karaman’da Dahhak Mahallesinde 150 kitapla Zeynel Abidin Ağa, kendi adıyla bir kütüphane, Meshan mahallesinde 194 kitapla “Hüseyin Efendi Kütüphanesi” kurulmuştur.


15- HÂDİMÎ KÜTÜPHANESİ




Hadim İlçesi’nde Ebu Sa’id Mehmet Hadimi’nin adına cami, türbe ve kütüphaneden oluşan külliye yaptırılmıştır.
Ebu Sa’id Muhammet el Hadimi (Ö.1762) Konya’da Karatay Medresesinde, İstanbul’da Kazabadi Medresesi’nde okumuş, 32 yaşında Konya’ya çok sayıda kitapla dönerek 644 kitapla kütüphanesini kurmuştur. Kitaplardan 34 kadarının yazarı kendisidir. Sonradan kütüphane dağılmıştır. Kitaplarının bazıları Yusufağa Kütüphanesine devredildiği anlaşılmaktadır
Türk İslam Medeniyeti’nde ilim ve kültür müessesesi olan kütüphanelere büyük önem verilmiştir. Bizim vakıf medeniyetimiz içerisinde en önemli vakıf eserlerinden birisi kütüphanelerdir. Bu mekânlar bilginin korunmasına, aktarılmasına ve çoğalmasına büyük hizmet etmiş ve etmeye de devam etmektedir. Hâdimî Kütüphanesi de bu önemli eserlerdendir.
Hâdimî Kütüphanesi bugün, Taşpınar Mahallesi, Hadimi caddesi No: 69’da bulunmaktadır. İnşa kitabesi mevcut olmayan binayı Daru’s-Saâde ağası Beşir Ağa yaptırmıştır.[3]
Hadimi’nin doğup büyüdüğü evin önünde tuğla, horasan kireç harcı, yığma, kübik örme kemer ve tek kubbeli küçük bir binadır. Bu kütüphane “Şehdi Osman Efendi Kütüphanesi” diye de anılmaktadır.

Osmanlı’da XVII. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun küçük köylerine kadar yaygınlaşan medreseleşme hareketi ile birlikte bilhassa İstanbul’da biriken kitap külliyatlarını Anadolu’ya aktarma çabalarını görmekteyiz. Özellikle Osmanlı devlet adamları Anadolu’daki küçük kasaba ve köylere kadar medreseler, kütüphaneler yaptırmışlar ve buralara kitaplar vakfetmişlerdir. Bu kişilerden biri de; Darü’s-Saâde ağası Hacı Beşir Ağa’dır. Şeyhü’l-Harameyn iken tanıştığı Hadimi ile olan dostluğunu ölünceye kadar sürdürmüş ve hayatta iken Hadim’e bir de kütüphane yaptırmıştır. Hadimi ile dostluk kuran devlet adamlarından bir diğeri Divân-ı Hümâyun Hâcegânı’ndan Akovalı  Şehdî Osman Efendi’dir. Osman Efendi Hâdimî ile olan dostlukları sebebiyle Hadimî’nin ölümünden kısa bir süre önce Hadim Kütüphanesi’ne 447 cilt kitap vakfetmiştir. Ayrıca Osman Efendi daha sonraki tarihlerde 6 kitap daha vakfetmiştir. Osman Efendi vakfiyesinde bu kitapları Hadim Kütüphanesi’ne ve eş-Şeyh es-Seyyid Muhammed el-Hadimî’nin talebelerine vakfettiği ifade edilmektedir.  
Foto:1 (Şehdî Osman Efendi’nin vakfettiği kitaplar üzerindeki mührü)
 Bu kitaplar arasında Selçuklu döneminden itibaren yazılmış, ilmî değeri çok büyük el yazması kitaplar da bulunmaktadır. Hatta bu kütüphanenin daha sonraki tarihlerde “Hadim Kazası’nda Şehdî Osman Efendi Kütüphanesi” diye de adlandırıldığı görülmektedir.
Hâdim Kütüphanesi’nin Konya ve çevresinin çok önemli ilim ve kültür merkezi haline geldiği bilinmektedir. Kütüphanedeki eserler konu itibariyle İslami bilim dallarının hemen hemen hepsini kapsamaktadır. Tefsir konusunda, alanında temayüz etmiş İbn Abbas, Beyzavî, Ebussuud, Razî, Zemahşerî gibi büyük âlimlerin tefsirleri, hadiste, başta Kütüb-ü Sitte olmak üzere önemli birçok hadis kitapları, fıkıh alanında, usul-u fıkıh kitaplarının yanında fetva mecmuaları, miras hukukuyla ilgili eserler, Devvânî, Taftazanî, Şerif Curcânî gibi önemli kelamcıların eserleri, şerhler, haşiyeler, felsefeye dair eserlerle birlikte Gazali’nin İhyası, Hz. Mevlâna’nın başta Mesnevîsi olmak üzere diğer eserleri, Birgivi’nin Tarikat-ı Muhammediye’sinden Yazıcızade’nin Muhammediyesine kadar pek çok eser bulunmaktadır. Tasavvuf, şiir ve edebiyat alanındaki eserler de dikkat çekmektedir.
Konya’nın bir köyünde yetişen Muhammed Hâdimî ilim geleneği açısından saygın bir aileye mensuptur. O dönemde medreseleri ile öne çıkan Konya’da yetişmiştir. Konya’daki  eğitim faaliyetlerinin arkasında Nakşibendî tarikatına mensup mutasavvıflar bulunmaktadır. Hâdimî ise mutasavvıf bir medreseli olarak talebeleri, eserleri, sahip olduğu altyapı malzemesi ile dikkat çekecek niteliktedir.
Muhammed Hâdimî’nin ilmi seviyesi, yazdığı eserleri, yaptığı hizmetleri bu kütüphaneyi daha da anlamlı kılmaktadır. Burada Hâdimî’nin şahsında ortaya çıkan mesele, Osmanlı ilmiyesine dair sahip olduğumuz bilgilerin taşra için de geçerli olduğunu göstermektedir diyebiliriz. Adeta ilmiye konusunda İstanbul ile taşra arasındaki farkı ortadan kaldırdığı düşünülebilir. Hâdimî’nin  bütün bu çalışmaları  organize etmesi, İstanbul’dan bağımsız olarak yeni ilişki ağları oluşturması   kendisini  dikkate değer kılmaktadır.
Hâdim Kütüphânesi’ne görevli olarak Hâdimî’nin çocukları ve torunları arasından atama yapılmıştır. es-Seyyid Mehmed; 27 Zilhicce 1256 /1841 tarihli bir berât ile bi’l-iştirâk günlüğü on beş akçeye hâfız-ı kütüb-i evvel olarak ve es-Seyyid Ahmed Sa’îd ibn-i el-Hac Numan Efendi günlüğü on akçeye nâzır-ı kütüphâne olarak tayin edilmişler, ancak ikisi de arka arkaya hakka yürüyünce, 13 Şevvâl 1283/1867 tarihinde Mehmed Efendi’nin yerine oğulları 43 yaşındaki es-Seyyid Numan, 41 yaşındaki es-Seyyid Abdullah, 31 yaşındaki es-Seyyid Abdurrahman ve 27 yaşındaki es-Seyyid Sa’îd Efendi adındaki çocukları ve es-Seyyid Ahmed Sa’îd Efendi’nin yerine oğulları 35 yaşındaki Mehmed Efendi ve 21 yaşındaki Numan Efendi (bu Numan Efendi uzun süre Hadim Rüştiyesinde muallim-i sâni görevi yapan ve eski Hâdim müftüsü Ahmed Sa’îd Hadimioğlu’nun babasıdır) hâfız-ı kütüb-i evvel ve nâzır-ı kütüphâne olarak bi’l-iştirâk tayin olunmuşlardır.(KŞS 91/215-2)
Erken tarihli Konya sâlnamelerinin çoğunda, Hadim’de bir kütüphâne ve kütüphânede 544 adet kitap mevcut olduğu kaydedilmekte iken, daha geç tarihli bir salnamede ise, bu kütüphanede 740 yazma, 120 nadir matbu eser olduğu ifade edilmektedir.
Numan Hâdimîoğlu: “Kütüphanede bulunan yazma ve basma eserlerin tamamı 28 Şubat 1935’de Konya valisi Cemal Bardakçı’nın görevde bulunduğu dönemde Konya Yusuf Ağa Kütüphânesi’ne götürülmüştür. Bu kütüphanenin kataloglarında tarafımızdan yapılan araştırmalarda, 5 numaralı katalogun 73-167. sayfalarında 6880 ile 7594 numaraları arasında 1125 kitabın Hadim Kütüphânesi’nden geldiği tespit edilmiştir.” demektedir. Numan Hâdimîoğlu’nun bu tespitini incelediğimizde anılan tarihte getirilen kitap sayısının 943 olduğunu tespit ettik. (Foto:2)
Ayrıca kitaplar Hadim’den götürüldüğünde Yusuf Ağa Kütüphanesi’ne değil Milli Kütüphane’ye teslim edilmiştir. (Foto:1) Daha sonra Müze kütüphanesine taşınmış, 1947’ de de Karaman ve Akşehir’den gelen kitaplarla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ihtisas kütüphanesi olarak ittihaz edilen Yusuf Ağa  kütüphanesine teslim edilmiştir. (Foto:3)
Yusuf Ağa Kütüphanesi demirbaş defterlerindeki incelememizde Hadim Kütüphanesi’nden gelen kitap sayısının 1126 olduğunu gördük. Bu sebeple 1935 tarihinden sonra da Hadim Kütüphanesinden kitapların geldiğini düşünmekteyiz. Ayrıca Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde özellikle Konya İl Halk Kütüphanesi Feridun Nafiz Uzluk bölümünden devir olarak gelen kitaplar arasında Hadim Kütüphanesi’nin mührünü taşıyan kitaplar vardır. Yine Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde değişik zamanlarda farklı kişilerden satın alınan kitaplar üzerinde Hadîmî Kütüphanesi’ne ve Medresesi’ne vakfedildiğine dair vakıf kaydı ve mührü bulunan çok sayıda kitaba rastladık. Hala farklı kişilerin ellerinde Hadimi Kütüphanesi ve Hadimi medresesine vakfedilen çok sayıda kitabın bulunduğunu düşünmekteyiz.
Hadîmî Kütüphanesine ait olduğu düşünülen kitapların tamamının zahriyeleri, tarafımızdan incelendi. Kitapların ekserisinde vakıf kaydına, vakıf mührüne rastladık. En çok da Osman Şehdî’ye ait vakıf mührünün olduğunu gördük.
Hadimi Kütüphanesi vakfiyesiyle birlikte çok sayıda sahısın da kitap vakfettiği   tespit edildi;
Hacı Ömer  Karapınârî, Hacı Mahmud, İbrahim Paşa Medresesi müderrisi Ahmed, Edirne Kalender Medresesi müderrisi Mehmet b. Mustafa,  Mahmud b. Hasan, Aşağı Hadim’den Mustafa Efendi, İstanbul Sultan Mustafa Medresesi Müderrisi Muhammed b. Muhammed, es-Seyyid el-Hac İsmail Hâdimî, Civar-ı Hadim Medresesi’nde tullab-ı ulumdan Kadınhanlı Abdurrahman efendi,
Kitapların bazılarında “ Medrese talebelerine vakıftır”. şeklinde vakıf olduğu belirtilmiş, ancak vakfedenin ismi yazılmamıştır.
Rehin olarak bırakılan, ancak sahibi tarafından alınmayan kitaba da rastlanmıştır: “Mernek (Kızılkaya)’lı el-Hac Mustafa Efendi Mutavvel mukabilinde rehindir” notu düşülmüştür. (Demirbaş No: 6986)
Bu kitaplar arasında Ebu Said el-Hadimî’nin şahsına ve çocuklarına ait kitaplara da rastlamıştır. Bu kitaplarda: “Numan Efendi’ye isabet etmiştir”, “Said Efendi’ye isabet etmiştir.”, “Numan Efendi b. Said Efendi’ye isabet etmiştir” şeklinde kayıtlara rastladık. Bu kayıt bulunan kitapların Ebu Said el-Hadimî Hazretleri’nin çocuklarına ait olduğunu düşünüyoruz. Bu kitapları babalarının vefatından sonra aralarında miras olarak paylaştıkları esnada bu notları yazdıklarını tahmin etmekteyiz.
Kitaplara sanat yönüyle baktığımızda; tezhipli kitapların az sayıda olduğu görüldü. Genellikle tezhiplerinin de basit tezhip olduğunu müşahede ettik. Cilt sanatı açısından da önemli cilde pek rastlanmadı. Hat sanatı açısından da kayda değer eserin az sayıda olduğu görüldü.
Hadimî Kütüphanesi; Ebu Said el-Hadimî’nin yaşadığı dönemde Konya ve çevresinin eğitim tarihinin ortaya çıkarılmasında önemli verileri içermektedir.  Özellikle kitaplardaki zahriyelerin incelenmesi halinde yerel tarihe ışık tutacak önemli verilerin bulunduğu kanaatindeyiz. Yine bu kitaplar içerisinde zamanın bilim tarihini ortaya koyacak eserlerle birlikte o dönemdeki kitap sanatlarıyla ilgili materyallere de rastlamak mümkün olacaktır.
 Foto2
  Foto:3

Foto:4 Hadim Kütüphanesinden Konya Milli kütüphaneye gelen kitapların listesi

 Foto:1 (Şehdî Osman Efendi’nin vakfettiği kitaplar üzerindeki mührü)

16- MÜFTÜ HACI HALİLZADE
ŞEYH İBRAHİM EFENDİ KÜTÜPHANESİ
Şeyh İbrahim Efendi, evinin arsası üzerine yaptırdığı medrese kütüphanesine 25 kitap vakfetmiştir. Kitaplar vakfiyesinde adları ile beraber gösterilmiştir ve kütüphanede 500 kitabın bulunduğu sicil kayıtlarında geçmektedir. Akşehir medreselerinin çoğunda hususi kütüphaneler vardır. Bu kütüphanelerden hiçbirisi bize kadar gelmemiştir.
 Akşehir’de, en zengin ve kıymetli kütüphaneyi H. 1266, M.1849 yılında Akşehirli Hocâ-i Şehriyari ve Ders Vekili Hacı Ömer Efendi kurmuştur. Eski bir fihristine göre kütüphanede 507 kitap vardı. Kitapların hepsi yeknesak bir surette ciltlenmiş ve hepsinde de mahfazalar mevcuttur. Konya Yusufağa Kütüphanesinde bulunan cilt ve mahfazalara benzemektedir. Kütüphaneye sonradan da hayırseverler tarafından başka kitaplar da vakfedilmiştir. Kütüphanede yazma ve nadir nüshalar da vardır. Kütüphane Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Halkevi Kütüphanesine nakledilmiş ve bu arada bazı kıymetli eserler yok olmuştur.
Hacı Ömer Efendinin kütüphanesinde bulunan kıymetli kitaplardan birisi de Nidâî’nin Türkçe manzum tıp kitabıdır: Nidâî bu kitabı M.1556, H.974 yılında ikinci Selim adına yazmış ve kendisine sunmuştur.
Kitaba başlarken şunları söyler:
Evvelâ Hân Selime eyle dua
Sonra maksudun edesin eda
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Hân oldu deyu Selim Hân’ım
Ferahımdan sima’ ederdi canım
Ol sürûr ile bir kitab ettim
Encümü tıbba âfitâb ettim
Hicretin târihi yâ şehzâd
974 (232) -----
Kütüphanenin 413 numarasında H. 1201 tarihinde tamamlanan bir su risalesi vardır. Bu kitapta İstanbul suları hakkında şimdiye kadar başka yerde görmediğimiz kıymetli malûmat mevcuttur: Anadolu Kavağı önünde Karataş Altı denilen yerde bir deniz membaı varmış ki buradan süngerli testilerle suların en iyisi çıkarılırmış.
Akşehir Halkevinde de 4400 kitaplı bir kütüphane vardır. Bu kitapların 1350 si Halkevinin, diğerleri Millî Eğitim İdaresinindir. Kütüphane vilâyet idare-i hususiyesinden bir memurla bir muhafız tarafından idare edilmekte idi. [4]
17- SİLLE MEDRESE KÜTÜPHANESİ
1850 yılında Sillede doğan  Musa Kâzım Efendi, Konya’nın yetiştirdiği önemli ilim adamlarındandır. “Sille Medresesi”nin son müderrisidir. Medresenin kapatılmasından sonra (1340/1924) oradaki kitapları evine getirip bu kitapların hepsinin üstüne vakıf ibaresi koydurarak kitapların ele geçirilip yakılması ve yok edilmesini önlemek istemiştir.
Bir örnek verirsek:
‘’ Vakıf, bu kitap Sille’nin Camii Kebir Mahallesi’ndeki Hacı Hafız Efendi Hoca Efendi’nin taleben li merzitillahi Teala vakfıdır, fela yubau (satılmaz) fela yutbenu (rebin bırakılmaz) vela yuhube (hibe edilemez). Vakıf”
Ayrıca o dönemde medreseler kapatılarak yeni alfabenin de kabul edilip eski yazı ile ilgili eserlerin bazı yerlerde toplanıp yakıldığı ve telef edildiği haberleri geldiği için, bunu önlemek üzere kitapları bir sandığa koyup evdeki iç odaya gömdürdüğü ve gömülen yerin üzerine eşine çamur sIva ile sIvattırdığı belirtilir.Daha sonra çıkartılan bu kitaplardan bazılarının bir tarafından bir tarafına toprak kurtlarının geçtiğin, bazılarının ise meşin olan kabını böcek ve kurtların yediğini görmüşlerdir.
Mehmet Azimli kütüphane ile ilgili şu bilgileri vermektedir: “Medrese kütüphanesinden gelen  kitaplar Musa Kâzım Efendi vefat edince ikiye ayrıldı. Yarısı Hocacihan’daki oğlu Mehmet Efendi’ye gitti. Bu kitapları Mehmet Efendi, yaşlanınca dini ilimlerle uğraşanlara ve kütüphanelere dağıttı. Diğer yarısı da dedem Abdullah Efendi’ye kaldı. Ondan kalanları da biz yukarıda açıkladığımız yerlere teslim ettik. Ancak yine de bazı karışıklıklar olmuş gözüküyor. Bir örnek verirsek; meşhur Şifa-i Şerif’in dört ciltlik şehrinin ilk cildi bizdeki kitaplar arasında yoktu. Ancak bu birinci cildi daha sonra Konya İlahiyat Kütüphanesi’nde gördüm. Çünkü diğer ciltlerdeki vakıf yazısı aynen bu ciltte de bulunuyordu. Muhtemelen Mehmet Efendi’ye verilen kitaplar arasından buraya ulaşmış olabilir.”

 Ayrıca bu kitapların kendi malları olmadığı için çocuklarının elinde kalmasını önlemek adına iç kapaklarına vakıf yazdırdığı belirtilir. Nitekim onun vasiyeti ve düşüncesi yerine getirilmiş olup ailede kalan vakıf  kitapları  2006 yılında yazma olanlar Konya Yazma Eserler Kütüphanesi’ne, matbu olanlar Hayra Hizmet Kütüphanesi’ne 4. Kuşaktan torunu Prof. Dr. Mehmet Azimli tarafından bağışlanmıştır. Bağışlanan eserler arasında; önemli dokümanlar bulunmaktadır. Hat konusunda çalışma yapacaklara da önemli kaynak niteliğindedir. İcazetnameler tefsir ve hadisle ilgili temel kaynaklar da mevcuttur. Musa Kazım Efendi’nin çocuklarına yazdırdığı hatırat türü yazılar, mektuplar, Konya eğitim tarihine ışık tutacak dokümanlar teslim edilmiştir.

18- AKŞEHİR HACI ÖMER EFENDİ KÜTÜPHANESİ
Akşehirli Hace-i Şehriyar Dersiamlarından Hacı Ömer Efendi H.1266/M.1849 yılında Hasan Paşa Camisinin içinde minberin yanına bir kütüphane kurmuş, 507 ciltten oluşan yazma kitaplarını ciltletip, buraya koyarak vakfetmiş,  vakıf mührü ile de kitaplarını mühürletmiştir.
Maarif Salnamesinde; “Ömer Efendi KütüphanesiHasan Paşa Camisi der derununda        1266    tarihi itibariyle 644 kitap mevcuttur”. denilmektedir.
Osmanlı Türkçesi ile hazırlanan kütüphane defterinde eski kütüphanelerimizin kitapları tasnif usulü ile isimler 20 konu altında toplanmış ve başlıklar Arapça yazılmıştır.  Bu deftere göre 489 yazmanın 8’i Farsçadır, 41 tanesi Türkçedir. 440 tanesi de Arapçadır. Bunlar envanterde belirtilmiştir.
Kütüphanedeki Yazma Eserlerin Tasnifi
1. Kur’ân Tefsirleri: Tefsîrler arasında, Keşşâf (müellif hattıyla), Beyzâvî, Ebu’s- Su’ûd, Süyûtî, Celâleyn, Ebî- Hayyân gibi eserler görülmektedir.
2. Tefsîr Hâşiyeleri:Başta Beyzâvîye yapılan hâşiyeler, Keşşâfa Sa’d Çelebinin hâşiyesi. Kâdîye Şeyh- zâde hâşiyesi gibi.
3. Hadîsler: Hadis kitapları arasında: Buhârî, Mesâbîh, Câmi’us- Sagîr, Şifâ-i Şerîf, Nihâye, Mevâhibü’l-Ledünniye, Hısn-ı Hasîn, Garîbü’l-Hadîs gibi yazmalar bulunmaktadır.
4. Hadîs Şerhleri: Hadîs Şerhleri arasında: Kastalânî ile Akkirmânî’nin Buhârî şerhleri, Birgivî’nin Şerhu’l- erba’în’i, Seyyid Ali- zâde’nin Şerhu’ş şur’ası, Minâvî’nin Câmi’u’s- Sâgîr şerhi, Ali El- Kârî’nin Şerhu’ş Şifâsı (matbû), Müftî İsmâ’il Efendi’nin Kudsî Hadîsleri gibi eserler görülmektedir.
5. Ahlâk: Bunlar arasında ilk sırada: Gazâlî’nin İhyâ’sı, Büstânü’l Årifîn, Hâdimî’nin Berîka ale’t-Tarîkası, Ravzatü’s-Safâ, Birgivî’nin Tarîkat-i Muhammediyyesi, Tergîbü’t- Terhîb, Delâ’ilü’l- Hayrât ve Kara Davud (matbû) gibi eserlere rastlamaktayız.
6. Fıkıh (İslâm Hukûku): Kütüphane Fıkıh kitapları yönünden hayli zengindir. Hemen hemen belli başlı, fıkıh eserlerinden en az birer tane bulunmaktadır: Mülteka’l- Ebhur, Sadrü’ş Şerî’a, Dürer, Hidâye, Vikâye, Kenzü’d- Dekâyık ve şerhi, Ta’lîmü’l- Müte’allim gibi.
7. Fıkıh Usûlü: Ferişteoğlu’nun Mennâr Şerhi, İbni Melek’in Mennâr Şerhi, Mennâr ve Nuhbe, Kemâl Paşa-zâde’nin Usûlü’l-Fıkhı.
8. Kelâm: Kütüphane, kelâma dair kitaplar yönünden yazma veya basılı olmak üzere hayli zengindir: Akâ’id-i Nesefiyye Şerhi, Hayâlî’ye yapılan şerhler, Gelenbevî’nin Celâl Hâşiyesi, Akâ’id-i Nesefiyye Metni, Fıkh-ı Ekber şerhleri.
9. Ma’ânî:Mutavvel (Telhîs üzerine), Isâm’ın Ferâ’id Şerhi, Miftâh şerhi ve Hatîb’in Miftâh Telhîsi (Hacı Ömer Efendi hattıyla), Kara Tepeli (matbû)’nin eserlerini görüyoruz.
10. Vuzû’: Bu bölümde fazla eser yoktur. Isâm’ın Vaz’ıyye Şerhleri, Ali Kuşçu’nun Ukûdü’z- Zevâhir’i, Adudiyy Şerhi, Kaşıkçı- zâde hattıyla Vaz’iyye Metni.
11. Mîzân:Bu isim altında Beyzâvî’nin Tavâli’i, çeşitli şerhleri, Metâli’u’l- Envâr, Tasavvurât ve Tesdîkât, bunlara yapılan çeşitli şerhler bâzı mecmû’alar göze çarpmaktadır.
12. Hikmet = Felsefe ve Fizik:Bu bölümde 17 eserin ismi bulunmaktadır: Şerhu Hikmet’il İşrâk, Hidâye’nin Kâdî Mîr şerhi, Eşkâlü’t Te’sîs, Acâyibü’l- Mahlûkât ve Garâyib’ü-l Mevcûdât, Melhame, Heyâkil Metni ve Tercemesi başlıcalarıdır.
13. Sarf  (Gramer) Kitapları:Elbette bu kitaplar, Arapça’nın sarfına (gramer) aittir. Arkasından da nahiv (sentaks) kitapları gelmektedir. Bütün bu medreselerimizde okuttuğumuz fakat bir türlü de öğrenemediğimiz ve öğretemediğimiz Arapça’nın bizi ne kadar meşgul ettiği bu eserlerden de anlaşılmaktadır. Başlıcaları şunlardır: Kefevî’nin Binâ Şerhi, Merah hakkında Hasan Paşa’nın Felâh’ı, Şâfiye, Eskicizâde’nin Emsile şerhi, Garâ’ibü’l- İ’lâl ve Dede Cöngü.
14. Nahiv (Sentaks) Kitapları: Nahiv kitaplarının mühim bir kısmı matbû eserlerdendir. Bu kitaplar arasında hemen herkesin bildiği ve adını duyduğu Kâfiye, Avâmil, Nahiv cümlesi, İzhâr ve şerhleri göze çarpmaktadır.
15. Lügatlar: Akşehir İlçe Halk Kütüphanesi, lügat kitapları yönünden oldukça zengindir. Dördü basılı olmak üzere on üç lügat görmekteyiz: Van Kulu, Okyanus Tercemesi, Kâmûs-ı Muhît, Ahterî, Burhân-ı Kâtı’, Tuhfe-i Vehbî, bunlar arasındadır.    
16. Dîvân’lar (Kasîdeler ve Beyitler): Bunların üç dilde olduklarını ifade ettikten sonra, önce
A. Türkçe Dîvanlar: Dîvan-ı Hâlet Efendi (kayıptır), Nazmî Dîvanı, Vâsıf Osman Dîvânı, Dîvan-ı Bâkî, Tuhfe-i Âsım Efendi.
B. Arapça Dîvanlar: Şerh-i Dîvân-ı Ali (Radıyallâhu Anhu), İbn-i Ma’tûk Dîvânı, Tahmîsü’l- Kasîdeti’l- Bur’e, Şerhu’l- Kasîdeti’l Münferice, Şerhu Kasîde-i Tantarânî ve diğerleri.
C. Farsça Dîvanlar: Hâfız-ı Şîrâzî, Şerh-ı Dîvân-ı Hâfız, Dîvân-ı Fârisî, Diger Farsçalar: Bahâristân, Gülistân, Pend-i Attâr, Sûdî’nin Gülistân şerhi gibi.
17. Târîh, Siyer ve Menkıbeler: Bunlar arasında: Süleyman-nâme, Muhtasar İmam-ı A’zam Menkıbeleri, Altı Parmak Tarîhi, Şakâyık-ı Nu’mâniyye ve Tercümeleri, Şa’rânî Tabâkatı, Üssü’z-Zafer, Terceme-i Mevâhib-i Ledünniye, Taberî-i Kebîr, Halebî Siyeri, Nehcü’s Sülûk fî- Siyâseti’l- mülûk, Terceme-i Kimyâ-yı Sâ’âdet, Menâkıb-ı Çıhar-ı yâr-ı Güzîn, görülüyor.
18. Muhtelif Fenlere Dair Kitaplar: Bu kitaplar arasında çeşitli risâlelerden mürekkep Mecmu’alar, Külliyât-i Ebî’l- Bekâ’, Tehzîbü’l- Esmâ’-i ve’llügât, Hayâtî- zâdenin Risâletü’l- Hamsesi, Acâyibü’l- Büldân risâleleri gibi pek çok mecmu’a bulunmaktadır.
19. Tıbb Kitapları: Sadece dört tanedir. El-Makâlâtü’t-Tıbbıye, Gâyâtü’l-Beyân fî- Tedbîri Bedeni’l-İnsân, Risâletün Mine’t-Tıb, Risâletün Mine’t-Tıb (başka). Tıbba verdiğimiz önem de böylece anlaşılmaktadır!
20. Tasavvufa Dair Kitaplar:Tasavvuf kitapları, kütüphane defterinin sonuna yazılmıştır. Fütûhatü’l Mekkiye’den iki yazma vardır. Bunlardan ikincisinin Sadreddîni Konevî hattıyla olduğu kaydı vardır. Daha sonra ise “878 yılında Sâlih bin Sinân tarafından yazılmış” olduğuna dair Feridun Nâfiz Uzluk’un bir notu bulunmaktadır. Diğer tasavvuf kitapları arasında: Fütûhat-ı Mekkiyye’nin Fütûhât-ı Melekiyye şerhi, Hucendî’nin Fusûs Şerhi, Hetkü’l- Estâr fi İlmi’l-Esrâr, İzâletü’l-Hafâ an Hilyetil-Mustafâ, Siyâsetnâme, Reşehât Tercemesi (matbû) gibi eserler kayda değerdir. 
            Medreseler 1924 yılında kapatılınca, buralardaki kitapların bir kısmı kütüphane ve müftülük kütüphanesine konmuştur. Ayrıca kütüphanedeki kayıtları incelediğimizde kü¬tüphaneye Akşehirli müftü Debbağzade Hacı Ali Efendinin, Sökeli Hoşyar Hanım, Hacı Abdurrahman Efendi, Hacı Ömer Efendinin damadı Hacı Mustafa Müfit Efendi, Bermendeli Hacı Ahmet Efendi ve Müfit Beyzade Hacı Nuri Bey kitap bağışladıklarını görüyoruz.
Ömer Efendi’nin hazırlatmış olduğu vakfiye nameye, kitapların kütüphane dışına çıkarılmaması şartını koyduğu halde Halk Evleri kurulunca, kitapların bir kısmı buraya konuldu. Halk Evleri kaldırılınca kitaplar kütüphane geri verildi. Vakfiye namedeki kitaplar ile kütüphanedeki kitaplar karşılaştırılınca bazı nadir kitapların olmadığı görülecektir.
Rahmetli Dr. Aziz Perkün kütüphanedeki yazma kitapların yağmalandığını hatıralarında şöyle anlatır: “1935 senesinde Sonbaharda bir Pazar günü İstasyon’a gitmiştim. Sıkı sıkı çakılmış, birçok tahta sandık gördüm. Ne oldukların orada bunanlara sordum. İmaret Camisi kütüphanesindeki bütün kitapların Konya’ya taşıması için Konya Maarif Müdürü, Akşehir Maarif memuru Osman Yılmaz’a emir vermiş olduğunu öğrendim. Hayretle karşıladığım bu davranışı önlemek üzere Halk Evine geri taşıttım. Sağ olsunlar Akşehirli marangozlar, gerekli dolapları hazırladılar. Kitaplarımızı kurtardık. Bu günkü Halk Kütüphanesinin çekirdeğini hazırlamış olmakla sevinçliyim. Ama Kütüphane memuru Bedri Ulukan’ın da bu kitaplığa azımsanıp, küçümsenmeyecek hizmetleri geçmiştir.”
1936 yılında İl Encümeninden sağlanan ödenekle ilk Hafız-ı kütüb Bugünkü anlamıyla Kütüphaneci görevlendirilmiştir.1943 yılında Özel İdareden asli maaşlı bir memur ve bir hizmetli kadrosu sağlanmıştır.
Kütüphane daha sonra Belediyenin gösterdiği çeşitli yerlerde hizmetini sürdürmeye çalışmıştır. 1957 yılında Kütüphane Binası yaptırmak üzere “Kütüphane Yaptırma ve Yaşatma Derneği” adında bir dernek kurulmuştur. Derneğin fedakârca çalışmaları ve devlet katkısıyla bu günkü binanın yapımına başlanmıştır. Bu çalışmalar neticesinde 1968 yılında bugünkü bina tamamlanarak hizmete girmiştir. Yine Dernek çalışmaları sonucu 1971 yılında Çocuk Bölümü açılmıştır. O günden bu güne de hizmet vermeye devam etmektedir.
            Medreselere ait vakfiyelerde, her medresenin kütüphanesi olduğu yazılıdır. H.1138/M.1725 yılında evinin bahçesine medrese yaptıran Müftü Hacı Halilzade Şeyh İbrahim Efendi Medresesi vakfiyesinde Medrese kütüphanesinden 25 adet kitap olduğu yazılıdır. Bu kitapların büyük bir kısmı 1924 yılında medreseler kapatılınca Halk Kütüphanesine verilmiş, bir kısmı müftülük kütüphanesine konmuş, bir kısmı da yağmalanmıştır. Halk Evleri kurulunca kütüphanesi ihdas edilmiş. 4400 kitabı varmış. Buradaki Kitaplar 27. 05. 2004 Tarihinde Konya Yazma Eserler Kütüphanesine devredilmiştir. Devredilen kitap sayısı 489’dur.

19-ILGIN LALA MUSTAFA PAŞA CAMİİ KÜTÜPHANESİ

Lala Mustafa Paşa Külliyesi, 1576 1584 yılları arasında yapılan Mimar Sinan’nın Osmanlı külliyeleri içinde önemli yer tutan yapılar topluluğudur. Lala Mustafa Paşa Külliyesi’nin çarşı ve kervansarayı ağırlık noktasını teşkil etmektedir. Vakfiyesinde külliyenin; cami, sıbyan mektebi, imaret, tabhane adları, çarşı (arasta), iki han fırın, mutfak, medrese, hamam, dükkanlar, çeşme - şadırvan sebil, samanlık, odunluk, hela, görevli odalarından oluştuğu yazmaktadır. Bunların  yanında cami kütüphanesi önemlidir. Lala Mustafa Paşa Camiinde tek minareli, tek kubbeli kare planı uygulanmıştır. Minber, mihrap, kürsü, mahfil ve iç süslemeler açısından orijinal mimari özelliklere sahiptir.

            Lala Mustafa Paşa vakfiyesinde: Ilgın′da birbirine bitişik kıble tarafından vakfın camisinin haremi ve imaretinin odun ambarı, doğudan Heftepazarı denen çarşı, kuzeyden boş arazi ve vakfın dükkanları, batıdan yine vakfın dükkanları ile sınırlı 25 adet dükkanı, bu dükkanlara Kıble tarafından odun anbarına, doğudan dükkanlara, kuzeyden ve batıdan ana yola hudut olan birbirine bitişik hânûtları, mevcut olan iki han′in haremine yakın düşen birbirine bitişik hanlar, ile bu hanlara bitişik kıble tarafından İsmail Bahçesi, doğudan umumi yol, kuzeyden haremin kapısı, batıdan iki hanın haremleri ile sınırlı dört adet dükkanından bahsedilirken kütüphanenin adı geçmemektedir. Demek ki kütüphane bu vakfiyeden sonra tesis edilmiştir.
            Lala Mustafa Paşa Camii Kütüphanesi kitaplarının camiden ne zaman çıkartıldığı bilgisine ulaşılamamıştır. Ancak uzun yıllar Ilgın Müftülüğünde korunduğu görülmüştür.   Ilgın müftülüğü tarafından Lala Mustafa Paşa külliyesinde yer alan sübyan mektebine 2014 yılı başlarında taşınmış ve burada korunmaya alınmıştır. Burada bulunan 13 adet  Kuran-ı Kerim  23/12/2014  tarihinde Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğüne oradan da 29/09/2015 tarihinde Konya Yazma Eserler bölge Müdürlüğüne devredilmiştir. Bu Kura’n-ı Kerimler arasında Lala Mustafa Paşa’nın Önce Suriye’nin Kuzeyinde bulunan Kuneytra  Camii’ne; sonra, bu camiye başka bir Mushaf vererek bu mushafı Ilgın Lala Mustafa Camii’ne vakfetmiş olduğu Kur’an’da yer alan vakfiyeden anlaşılmaktadır. Üç hilal filigranlı kağıda muhakkak hatla, Aliyyü’l-Kâri imlasıyla yazılan, 265 demirbaş numarasıyla Ilgın Müftülüğü kütüphanesinde de kaydı bulunan bu Mushaf hat, tezhip ve cilt yönüyle nefis bir eserdir. Serlevhası parşömenle restore edilmiştir.  Adı geçen camiye ait olan diğer Kura’n-ı Kerimler de kitap sanatları ve kitap vakfiyeleri açısından incelenmeye değerdir.

Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü ve Ilgın Müftülüğü uzman ve görevlilerinden oluşturulan bir komisyon marifetiyle 08/11/2015 tarihinde kütüphanede bulunan kitapların tekrar tespiti yapılmıştır. 

Komisyonca 159 adet yazma ve 384 adet matbu kitap tespit dilerek bu kitaplar Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Bu sayım esnasında bu kütüphaneye ait kütüphane kayıt defteri ortaya çıkmıştır. Bu defterde anılan kütüphaneyle ilgili bir takım sorulara da cevap bulunmuştur. Bu deftere göre:
Seydişehir Kazası Çalmanda Köyü’nden Ilgın Müftüsü Abdullah Hilmi b. Muhammed Efendi mülkünde olan 238 adet kitap camii şeriften çıkarılmamak üzere erbabı tarafından mütalaa edilmek üzere vakfedildiği ifade edilmektedir. Ayrıca bu kitaplardan otuz üçünün adı geçen müftünün kayınpederi Bozkırlı Said Efendi Hoca’ya ait olduğu bilgisi de yer almaktadır. Bu defter 1952 tarihinde Hüseyin  b. Muhammed Emin Konevi tarafından düzenlenmiştir.  238 kitap konularına göre ayrılarak tek tek isimleri verilmiştir.

Burada özellikle yazma eserlerin zahriye ve unvan sayfalarında kitap vakfiyelerine de rastlanmıştır: Buraya kitap vakfeden vâkıflar arasında; Teslime Hatun ve Muhammed Efendi b. Murad Efendi isimleri dikkati çekmektedir. Selvi Zade Muhammed Efendi b.Süleyman Efendinin de vakıf kitabı bulunmaktadır. Ayrıca Hacı Numan Efendinin 1280(1863/1864) tarihli bir vakıf kaydına da rastlanmıştır. En eski vakıf kaydı ise 1205 (1790/1791) tarihlidir. Bazı kitaplardaki kayıtlar ise 1288 (1871/1872 ) tarihlidir. Bu vakfiyelerden anlaşıldığına göre Ilgın Lala Mustafa Paşa Külliyesi’nde yer alan camide bulunan kütüphane külliye yapıldıktan çok sonra tesis edilmiştir. Ilgın’da Lala Mustafa Paşa Camii’nde  999 H. (1590/1 M.) yılında 73 kitapla aynı adla Ilgın’da kurulduğu düşünülen bu kütüphane önemli bir cami kütüphanesindir.
Ilgın Şeriyye sicilinde: Ilgın kazasında bulunan Mustafa Paşa Vakfı Şerifi Büyük Camii şerifi derununda bulunan 90 adet kitabın ismleri zikredilmiştir. Bu belge  27 Zilhicce 1286 ( 30 Mart 1870) tarihlidir.( Ilgın ŞS,261, s.186.) Konya Vilâyeti Salnamesinin 1305/1887  yılına ait nüshasında (S. 246) bu kütüphanede kitap mevcudu 30’ dur, 1317 /1899  yıllığında 100, yazma 11 basma eserdir. (S.124); Maarif salnamelerinde 1316 /1898 ve diğer yıllarda kitap sayısı 73’ tür.
 Kütüphanenin koleksiyonu, medrese öğrencilerinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek dinî ilimlerle ilgili, zaman zaman sayılar değişse de son zamanlarda 500 civarında eserden oluşmaktaydı.

20- KONYA İL HALK KÜTÜPHANESİ
       Halk kütüphanesi ilk defa “Milli Kütüphane” adı ile 1910 yılında Konya Valisi Muammer Bey’in öncülüğü ile eski Rehberi Hürriyet Okulu içinde bir binada kurulmuştur. Kütüphanenin 1919 yılında 1 memur, 1 odacı kadroları Özel İdarece temin edilmiş ve Özel İdare’ye bağlı olarak uzun yıllar hizmet vermiştir. Kütüphane sırayla Maarif evlerine, Şerafettin Camii yakınında bir binaya, Vali İzzet Bey zamanında da Hacı Hasan Camii ne taşınmıştır. Uzun yıllar Hacı Hasan Camii’nde kalan kütüphane kuruluş hazırlıklarını burada tamamlamıştır. 1947 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü emrinde “Konya Umumi Kütüphanesi” adıyla çalışmaya başlamıştır. 1950 yılında, daha sonra yıkılmış olan Alaeddin Tepesi’ndeki Halkevi binasının bir katına taşınmış, 1955 yılında da Anıt alanındaki Halkevi Kütüphanesini de içine alarak hizmete girmiştir. Bu bina halen Devlet Tiyatrosu olarak kullanılmaktadır. 1978 yılında Mevlana Tetkikleri Enstitüsü olarak yapılan Mevlana alanındaki hizmet verdiği binaya taşınmıştır.     
   Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında 17.04.2009 tarihinde bir protokol yapılmıştır. Bu protokole göre; Mevlana alanındaki İl Halk Kütüphanesi binası Konya Büyükşehir Belediyesine devredilerek Kültürpark içerisinde Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yeni bir kütüphane binası inşaatının yapılması ve mevcut kütüphane binası ile yeni binanın karşılıklı olarak tahsissen teslim edilmesi kararlaştırılmıştır. Binanın temeli 02.03.2010 tarihinde atılmıştır.        
   Bir yıl gibi kısa bir sürede binanın inşaatı tamamlanmıştır. Kütüphane, 01.11.2011 tarihinde Valilik Makamının onayı ile yeni yapılan bu binaya taşınmıştır. 28.11.2011 tarihinden itibaren de okuyucuya hizmet vermeye başlamıştır.
   Kütüphane binası bodrum kat ile birlikte 4 kat ve teras katından oluşmaktadır. Bodrum katta Arşiv, Cilt Atölyesi, Su Deposu, Makine Dairesi, Sığınak, ve Jeneratör bulunmaktadır. Zemin katta İnternet Salonu ile Görsel ve İşitsel Materyal Kullanma Salonu, Okul Öncesi ve Çocuk Bölümü, Gençlik Bölümü, Ödünç Verme Ünitesi ve Konferans Salonu bulunmaktadır. Birinci katta Okuma Salonu A, Okuma Salonu B, Süreli Yayın Bölümü, Teknik Hizmetler Birimi bulunmaktadır. İkinci katta Serbest Çalışma Salonu ve içerisinde grup çalışma odaları (4 adet olup her biri 16 m2), Konya İhtisas Kitaplığı, Yemekhane ve Yönetim birimi bulunmaktadır. Teras katta ise yazlık ve kışlık olarak iki bölüm bulunmaktadır.
   Türkiye’nin hem tarihi hem modern hem de büyük illerinden biri olan şehrimizin kültürel kalkınmada önemli bir yeri olan kütüphane hizmetlerinin sayı ve nitelik bakımından daha iyi bir şekilde yürütülmesine gayret edilmektedir.   
   Konya il merkezinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 2 halk kütüphanesi, 1 bölge cilt atölyesi bulunmaktadır. İl Halk Kütüphanesi bünyesinde hizmet vermekte olan Bölge Cilt Atölyesinde Konya, Karaman ve Isparta illerinde hizmet vermekte olan kütüphanelerin kitapları onarılmakta ve ciltlenmektedir. İlçe ve kasaba kütüphanelerinin sayısı 33 tür. İl Halk Kütüphanesi ile Akşehir, Çumra, Ereğli. Sarayönü, Kadınhanı, Beyşehir, Seydişehir kütüphaneleri müdürlüktür.
   Kütüphane Müdürlüğü İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet vermektedir. İller İdaresi Kanunu’na göre de Konya Valiliği’ne bağlıdır.


21-FAİK SOYMAN HALK KÜTÜPHANESİ
            Faik Soyman, halk kütüphanesi yapılmak kaydıyla apartmanın alt katındaki dükkânı bağışlamıştır. Kütüphanenin açık kalma şartı yerine getirildiği için 25 yıl sonra Milli Emlak Müdürlüğü tarafından binanın mülkiyeti kütüphane olarak tescillenmiştir. Kütüphande 6258 adet kitap bulunmaktadır. Bunun 4750 adedi yetişkinler kitabı, 1508 adedi ise çocuk kitabıdır
Alaybeyzade Hacı Esat Efendi oğlu olan Faik Soyman 1877 de Konya da doğmuştur. 1889 da Darülmuallimden diploma almış, sonra da Konya Lisesinin ilk mezunu olmuştur. Tahsiline özel olarak Arapça,Farsca, Fransızca, Mantık, Felsefe derslerine devam etmiştir. Hayatını öğrendiklerini öğretmekle geçirmiştir.
Konya'nın çeşitli Okullarında Tarih, Coğrafya, Fransızca öğretmenliği yapmıştır.
Meclis umumi üyeliği ve uzun yıllar Halk Evi Reisliği yapmış,hayatının son zamanlarını kitap yazmakla geçirmiştir.Eserlerinin Bir kısmı yayınlanamamıştır.26.03.1960 yılında vefat etmiştir.
 Şu an üç görevli ile; Nakipoğlu Mahallesi Sırcalı Mescit Kuzgun kavak cad. 1/C Karatay /KONYA Adresinde masei saatleri dahilinde hizmetini sürdürmektedir.

23-SEYİT FARUK ÖNDER KÜTÜPHANESİ
            Kütüphane 1975 yılında  Seyit Faruk Önder tarafından bağışlanan kitaplarla kurulmuştur. Kütüphaneye kitap bağışı yapan Eski  Vali ve Milletvekili Seyit Faruk Önder’in ismi verilmiştir. Seyit Faruk Önder, çocukluğundan beri şiir yazmayı ve söylemeyi severdi Lise öğrencisi olduğu yıllardan beri tasavvufi şiirle de meşgul olmuştur.
Hayra Hizmet Vakfı ile  Şeyh Ahmet Efendi vakfı 1976 yılından 1980 yılına kadar  bu kütüphanede kütüphanecilik hizmetlerini beraberce yürütmüşlerdir.
            1980 den sonra kütüphane hizmetleri  Mülhak Şehriyari Mustafa Paşa Şeyh Ahmed Efendi Vakfı tarafından sürdürülmeye devam edilmiştir. Kütüphane, 1981-1982 yıllarında Bir Müdür bir memur ve müstahdemle hizmet etmiştir. O yıllarda üye sayısı 500 okuyucu sayısı 40,000 bulmuştur.  150 kişilik erkek öğrenci, 50 kişilik kız öğrenci, salonu bulunmaktaydı.
 Kütüphanenin 2000 civarında kitabı bulunmaktadır. Bunlar; ansiklopediler, okul kitapları, Türk ve yabancı (Türkçeye çevrilmiş) romanlar, Osmanlı Türkçesi, Arapça kitaplarla birlikte anayasa ve hukuk ile ilgili çok sayıda eser vardır. Kütüphanenin çalışma saatleri sabah 9.00, akşam 17.00 saatleri arasındadır. Cumartesi, Pazar kapalıdır.
24- HALKEVİ KÜTÜPHANESİ
1932-1950 yılları arasında Türkiye’de, Halk Kütüphanelerinin görevini Halkevleri üstlenmiştir. Dokuz şube halinde örgütlenen halkevlerinde, bir kol olan “Kütüphane ve Yayın Şubesi” ile ilgili yönetmelikte kütüphane için “Kütüphane halk bilgisinin ilerlemesinde başlıca etkendir” denilmektedir.
1944-1945 yılında 82 Halk Kütüphanesine karşılık 395 Halkevi Kütüphanesi, bunlara bağlı 230 okuma odası, 366 halk odası mevcuttur. Bu kütüphanelerde 648.000 kitap mevcut olup, 13 milyon okuyucu vardır.
Konya Halkevi Kütüphanesi de uzun yıllar hizmet vermiş, 1955 yılında Halk Kütüphanesinin Halkevi binasına taşınması ile kitaplar Halk Kütüphanesine katılmıştır. Bugün dahi birçok kitabın “Halkevi” mührünü taşıdığı görülmektedir.

25- KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ KÜTÜPHANESİ
İçinde bulunduğumuz bilgi toplumunda bilgi hizmetleri önemli bir yere sahiptir. Bilgi kaynaklarının basılı ve elektronik ortamda artması ve çeşitlenmesi, bilgi ihtiyaçlarının kolay, hızlı ve güvenilir şekilde karşılanmasını gerektirmektedir. Kütüphanemizde bu hizmeti verebilmek için gerekli altyapı ve donanımı sağlama konusunda çalışmalar sürdürülmektedir.
2009 yılında Konya Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından kurulan KTO Karatay Üniversitesi alanında lider ve yenilikçi bir üniversite olarak akademik niteliğinin yanında, kültür ve sanat faaliyetlerini destekleyen eğitim ve araştırma kurumu özelliği taşımaktadır.
KTO Karatay Üniversitesi Kütüphanesi, Üniversitede verilen her türlü eğitim ve araştırma faaliyetlerini desteklemeyi, kullanıcının ihtiyaç duyduğu bilgiye kolay ve hızlı şekilde ulaşmasını sağlayarak materyallerin en etkin şekilde kullanılmasına yardımcı olmayı, bireyin yaşam boyu öğrenme sürecine katkı sağlayabilmek için çağdaş bilgi hizmetleri sunmayı amaçlamaktadır.
Yenilikçi, girişimci ve ilerici bir üniversite olan KTO Karatay Üniversitesi için, gerekli araştırmaların yapılabildiği yeterli kaynağa ve donanıma sahip bir kütüphane oluşturulması hedeflenmektedir. Kullanıcılara en iyi hizmeti verebilmek için alt yapısı sağlam, Web tabanlı, MARC formatına uygun, kütüphaneler arası işbirliğine imkân veren, bilgi kayıt ortamına en kısa sürede geçebileceğimiz bir otomasyon sistemi için gereken araştırmalar yapılarak kütüphane otomasyon sistemi satın alınarak kullanıcıların kütüphaneye web üzerinden erişmesine imkan sağlamaktadır. Kullanıcılar kütüphanemiz aracılığıyla basılı kaynakların yanında elektronik dergiler ve veritabanlarına da erişim sağlamaktadırlar.
Kütüphanede bulunan kaynakların güvenliğini sağlamak amacıyla RFID teknolojisine sahip güvenlik sistemi bulunmaktadır.
KTO Karatay Üniversitesi Kütüphanesi, yayınlarını bağış ve satın alma yoluyla sağlamaktadır. Kuruluşundan bu yana sağlanan kaynakların büyük bir kısmı bağıştır. Bağış yoluyla üniversitemiz kütüphanesine üç ay gibi kısa bir sürede toplam 11.500 kitap ve 2.444 süreli yayın kazandırılmıştır. Konya Ticaret Odası kütüphanesinin tamamını KTO Karatay Üniversitesi Kütüphanesi’ne bağışlamıştır.
Kütüphanemizin web sitesi halen kullanımda bulunmaktadır. Web sitesi kapsamında yararlı internet kaynakları, Ekual veritabanları, açık arşiv ders dokümanları gibi bilgilere ve kütüphanenin kültür ve sanat etkinliklerine erişim sağlanmıştır. Web sitemiz içerik olarak geliştirilmektedir.
Kütüphanemiz 810 m2’lik bir alanda hizmet vermektedir ve 200 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.
26- NECMETTİN ERBAKAN
ÜNİVERSİTESİ KÜTÜPHANESİ
Üniversite katılımcı, farklılıklara saygılı ve özgürlükçü bir kurum kültürü içinde tüm paydaşlarımızın gereksinimlerine duyarlı olma prensibini esas alarak, araştırma ve eğitim alanındaki yenilikçi ve yol gösterici üslubu ile 2010 yılında kurulmuştur.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı öğretim, araştırma faaliyetlerini ve toplumsal hizmetlerin gerektirdiği bilgiye erişmek için çağdaş ve evrensel olanakların sağlanması ve örnek bir üniversite kütüphanesi olarak üniversite mensuplarına ve topluma hizmet sunmayı amaçlamaktadır. Eğitim ve araştırma programlarının gereksinimleri doğrultusunda bilgiyi  hizmet verdiği kitleye çağdaş bilgisayar ve yayın teknolojilerini kullanarak, hızlı ve ekonomik bir şekilde, mesleki dayanışma ve işbirliğine dayalı,  çalışanlarıyla birlikte  gelişmelere ayak uydurarak modern bir kütüphane olmayı hedeflemektedir.
Kütüphanemiz, kullanıcının ihtiyaç duyduğu bilgiye kolay ve hızlı şekilde ulaşmasını sağlamak için veri tabanlarına abone olmakta ve Web tabanlı, MARC formatına uygun, kütüphaneler arası işbirliğine imkan veren otomasyon sistemi ile kullanıcıların kütüphaneye web üzerinden erişimine imkan sağlamaktadır.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Kütüphanesi, yayınlarını bağış ve satın alma yoluyla sağlamaktadır.
Merkez Kütüphane Personel Durumu
Merkez Kütüphanemiz Daire Başkanı, Şube Müdürü, 4 Kütüphaneci, 2 Bilgisayar İşletmeni ve 1 Şirket Personeli ile çalışmalarını sürdürmektedir.
Eğitim Fakültesi Kütüphane Personel Durumu
Kütüphane 1 Memur, 1 Şirket Personeli, 1 Yardımcı Personel ve yarı zamanlı çalışan 5 öğrenci ile hizmet vermektedir.
Meram Tıp Fakültesi Kütüphanesi Personel Durumu
Kütüphanemiz 1 Uzman, 1 Memur, 2 Şirket Personeli ile yarı zamanlı çalışan 5 öğrenci ile hizmet vermektedir.
27- NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ  İLAHİYAT FAKÜLTESİ VELİ ERTAN KÜTÜPHANESİ
Fakülte, 24 Kasım 1962 yılında Yüksek İslam Enstitüsü adıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 4 yıllık öğretmen yetiştiren bir kurum olarak öğretime açılmış olup 1982 yılında Fakülteye dönüşmüştür. 27.12.2011’de Bakanlar Kurulu kararıyla Fakülte Selçuk Üniversitesi’nden ayrılarak Konya Üniversitesi’ne bağlanmış ve 11.04.2012’de Bakanlar Kurulu kararıyla Üniversitenin ismi Necmettin Erbakan Üniversitesi olarak değiştirilmiştir. Halen Konya il merkezinde Meram Yeni Yol üzerindeki binasında eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam etmektedir.
Kütüphane; Fakültenin kuruluşundan itibaren faaliyet göstermekte olup kapalı raf sistemi ile çalışmakta iken, 2002 tarihinden bu yana açık raf sistemine geçmiştir. 
Fakülte Kütüphanesi, 15 Eylül 2015 tarihinden itibaren taşınma sürecine girmiş ve 1. kattaki eski yerinden 5 gün gibi kısa bir sürede 50 binden fazla kitap zemin kattaki yeni yerine taşınmıştır.   Rafların düzenlenmesi ve kitapların yerleştirilmesi gibi faaliyetlerin ardından 1 ay gibi kısa bir sürede 15 Ekim 2015 tarihi itibariyle yeni yerinde kısmi olarak hizmet vermeye başlamıştır. 21 Ekim 2015 tarihi itibariyle okuma salonunun da faaliyete geçmesiyle beraber tam kapasite olarak hizmet vermeye başlamış, eski alanına göre daha geniş bir alanda (yaklaşık 600 metrekare) faaliyet gösteren yeni kütüphanenin kullanıcı oranı yaklaşık olarak üç kat artmıştır. Raflar ve okuma salonu ayrı ayrı olarak tasarlanan yeni kütüphanemizin günlük olarak kullanıcı sayısı yaklaşık olarak 500 kişiye ulaşmıştır.
Kütüphane koleksiyonu olarak yaklaşık 34 bin basılı kitabın yanında, süreli yayınlar ve öğrenci tezleriyle beraber  40 bin civarında eser (5 bin civarında Osmanlı Türkçesi ve Farsça eser), kayıtlara girmek üzere yeni satın alınan eserler ve mükerrerlerle beraber 50 bini aşkın eseriyle zengin bir koleksiyona sahiptir.
Fakülte Yönetim Kurulu 09.12.2015 tarihli kararı ile “Veli Ertan Kütüphanesi” adının verilmesi kararlaştırılmıştır.
Dijital kitaplar:
Yazma Eserler: Üniversite Merkez Kütüphanesi aracılığıyla Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nden yaklaşık 8300 adet yazma eser dijital olarak kütüphaneye kazandırılmıştır.
Fakülte Dergisi’nin bütün sayıları dijital ortama aktarılarak Fakültenin web sitesi üzerinden kullanıcılara açık hale getirilmiştir.
Kütüphane bünyesinde İlahiyat Dijital Kayıt Merkezi olarak diğer eserlerin de aktarılması devam etmektedir. Bu çerçevede isteyen kullanıcılara CD vb. ortamında dijital eserlerden verilebilmektedir.
Kütüphanede internet ortamından sağlanan 50.000 civarında -ciltli ve müstakil olmak üzere- dijital eser mevcut olup, matbu eserler haricinde kullanıcılara bu eserlerle de hizmet verilmektedir.
Kütüphanede yıpranmış materyallerin cilt ve onarımı için Fakülte bünyesinde müstakil bir bir cilt hane bölümü oluşturulmuş olup, bununla ilgili bir elemanımız ve cilt materyalleri mevcuttur.
Kütüphane otomasyon ve güvenlik sisteminde geçtiği tarih olan 2002 yılından bu yana yaklaşık bir milyon kişi ziyaret etmiştir. Ödünç işlemleri kapsamında yaklaşık 50.000 eser kütüphaneden ödünç olarak alınmıştır.
Eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerini destekleyecek olan yazılı ve basılı yayınların satın alma, abonelik, bağış yoluyla sağlanmasıdır. Satın alma ve abonelik işlemleri Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı aracılığı ve bütçesi dahilinde gerçekleştirilmektedir. Kütüphanedeki materyallerin büyük bir kısmı bağış yoluyla sağlanmıştır.
Kütüphaneye sağlanan tüm materyal çağdaş kataloglama ve sınıflama sistemlerine göre düzenlemek ve kullanıcıların yararlanmasına sunulmaktadır. Üniversitede verilen eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerini destekleyen materyalin seçimi ve sağlanmasından sonra bibliyografik bilgileri DOS (Dewey Onlu Sınıflama Sistemi)’e göre sınıflandırılarak AACR2 (Anglo Amerikan Kataloglama Kuralları 2)’ye göre kataloglamıştır.
  Kataloglama ve sınıflama işlemleri bittikten sonra açık raf düzeninde DOS (Dewey Onlu Sınıflama) sistemine göre yerleştirilerek kullanıcıların hizmetine sunulmaktadır.
Kullanıcıların isteği doğrultusunda her türlü fotokopi hizmeti verilmektedir. Özellikle kütüphane dışına çıkması mümkün olmayan ana kaynaklar, süreli yayınlar ve referans eserlerden fotokopi yoluyla kullanıcıların faydalandırılmasına çalışılmaktadır. Üniversiteye bağlı öğretim elemanları, personel ve öğrenciler kütüphanelerden ödünç kitap alabilmektedirler.  Üç kişi laboratuvarda ve oniki kişi kütüphanede olmak üzere toplam onbeş yarı-zamanlı çalışan öğrenci mevcuttur.
Kütüphane 1 Uzman, 1 Şef, 1 Memur, 1 Şirket Personeli ve yarı zamanlı çalışan 5öğrenci ile hizmet vermektedir.
28- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Prof. Dr. EROL GÜNGÖR
A. Tarihçe
Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi değerli bilim adamı Hamdi Ragıp ATADEMİR’in 26 bin cilt civarındaki kütüphanesini üniversiteye bağışlaması ile 1977’de kurulmuştur. Değerli katkılarından dolayı 13.10.1977 tarih ve 77/38 sayılı senato kararı ile Üniversite Kütüphanesi’ne; “Atademir Kütüphanesi” ismi verilmiştir. Atademir Kütüphanesi, ilk olarak 1978 yılında şehir merkezinde Zindankale semtindeki Fen-Edebiyat Fakültesi bahçesinde bir barakada hizmet vermeye başlamıştır. Uzun yıllar barakada hizmet veren Atademir Kütüphanesi fakültelerin kampüse taşınmasıyla birlikte binası tamamlanmadığı için 1998 yılında lojmanlara taşınmıştır. Bir yıl sonra inşaatı tamamlanarak bugünkü binasına taşınmış, kısa sürede bu kitaplar bilgisayar ortamına aktarılarak 2000-2001 eğitim ve öğretim yılında Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphane adı ile kullanıcılara hizmet vermeye başlamıştır. Yaklaşık 8000 metrekarelik kapalı alana sahip olan kütüphane, 21fakülte, 1 konservatuar, 7 yüksekokul, 23 Meslek Yüksek Okulu,  6 enstitüde görev yapan akademik ve idari personel ile birlikte yaklaşık 85.000 öğrenciye çağın gerektirdiği teknoloji ile hizmet vermektedir.
Kütüphane koleksiyonu, yazılımın tamamı üniversitemiz elemanlarınca yapılan, Selçuk Üniversitesi Kütüphane Otomasyon Programı’na aktarılmış olup, kütüphane içerisinden ve üniversite web sayfasından erişim sağlanabilmektedir.
B. Fiziki Yapı
Merkez Kütüphane, 8000 metrekarelik kapalı alan üzerine kurulmuştur.
-Bodrum Kat:
Nadir Eserler Arşivi
Gazete Arşiv
Yazma Eserler ve Eski Harfli Basma Eserler CD Arşivi
Süreli Yayın Arşivi
Tez Salonu: Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri
Yazma Eserler
-Zemin Kat:
Her biri 550 metrekarelik 3 adet okuma salonu
A Salonu: 800 Edebiyat ve Retorik (Güzel Anlatım Sanatı)
B Salonu: Sürekli Yayınlar / Referans Koleksiyonu CD Arşivi Okuyucu Hizmetleri
C Salonu: 000 Genel Konular / 100 Felsefe ve Psikoloji / 200 Din Teknik Hizmetler
Güvenlik birimi ve elektronik kapı sistemi
Ödünç verme birimi
Görsel-işitsel materyal birimi
Çalışma ofisleri
Fotokopi birimi
-Birinci Kat:
İdari Bürolar
Her biri 550 metrekarelik 3 adet okuma salonu
D Salonu: 300 Toplum Bilimleri 400 Dil ve Dilbilim
E Salonu: 500 Doğa Bilimleri 600 Teknoloji (Uygulamalı Bilimler)
F Salonu: 700 Güzel ve Dekoratif Sanatlar / 900 Coğrafya-Tarih
Çalışma ofisleri
Fotokopi birimi
Bilgisayar teknik servisi
Seminer Salonu
-İkinci Kat:
4 adet grup çalışma odası
İnternet salonu
Müzik Odası
Yazılım Odası / Elektronik bilgi kaynakları birimi
C. Teknik Hizmetler Sağlama
Kütüphanemize satın alma, bağış, değişim ve devir yoluyla kaynak sağlanmaktadır. Üniversite Öğretim elemanı ve öğrencilerin araştırmalarında ve derslerde kullanacakları koleksiyon ihtiyacını karşılamak amacı ile üniversiteye bağlı, fakülte, yüksekokul ve enstitülerden gelen yayın istek listeleri değerlendirilmektedir. Bu yayın istek listeleri; web üzerinden online sipariş yoluyla, yayın evlerinden gelen sipariş katalogları aracılığı ile ve E-Mail ile oluşturulmaktadır. Daha sonra bu listelerdeki kaynakların koleksiyonumuzda bulunup bulunmadığı kontrol edilir ve alım işlemlerine geçilir. Alımı gerçekleştirilen kaynakların duyuruları yine web ve E-mail aracılığı ile gerçekleştirilmektedir.
D. Okuyucu Hizmetleri
1. Danışma Hizmetleri/Referans Hizmetleri
Kütüphanemize gelen kullanıcıların bilgiye ve bilgi kaynaklarına kolayca erişebilmeleri için onlara rehberlik etmek, karşılaştıkları sorunları çözmek ve danışma kaynaklarının kullanımında yardımcı olmak amacıyla referans hizmeti verilmektedir. Danışma kaynaklarının içerikleri, CD arşivinden yararlanma,  elektronik veri tabanlarında tarama metotları, internet aracılığıyla erişilen elektronik bilgi kaynaklarının kullanımı vb. her türlü konuda referans hizmeti verilmektedir.
2. Katalog Tarama
Kütüphanemizde bulunan kaynaklar erişimi kolaylaştırmak için oluşturulmuş olan tarama modülü, tarama terminalleri vasıtasıyla kütüphane içinden ayrıca web ortamından basit ve gelişmiş tarama seçenekleriyle kullanıcıların kolaylıkla kullanabilecekleri bir yapıda hazırlanmıştır. Kütüphane kataloğuna erişim, web sayfasından http://www.kutuphane. selcuk.edu.tr/ üzerinden doğrudan yapılabilmektedir. Kütüphane içerisinde kullanıcılara tarama imkanı sunma amaçlı giriş kata 16 adet tarama terminali yerleştirilmiş ve bu terminalleri kullanan kullanıcılara yardım amaçlı, bir kişi görevlendirilmiştir.
Taramada Eser, konu, yazar, seri, dizi, ISSN-ISBN, yer numarası, yayınevini içeren anahtar sözcüklere; basılı, makale, tez, seri, yazma, dergi, gazete, basılı müzik kaydı formatlarına, CD, DVD gibi değişik bilgi formatlarına göre ve bu kaynakların bulunduğu kütüphanelere göre sınırlandırarak tarama kriterleri oluşturup, kullanıcıların taramalarını daha sağlıklı ve isabetli yapmaları sağlanır.
  Ayrıca kullanıcılarımız, web sitesinden yaptıkları yurt içi ve yurt dışındaki üniversite ve araştırma kütüphanelerinin, yayınevlerinin linkleri kullanılarak tarama yapabilirler, ihtiyaç duydukları kaynakları kütüphaneler arası ödünç verme hizmeti  ile diğer üniversite ve araştırma kütüphanelerinden elde edebilirler.
3. Fotokopi
Genelde ödünç verilmeyen referans, süreli yayın ve tez gibi materyaller başta olmak üzere kaynakların kopyalanması ve çoğaltılması ile ilgili hizmet veren birim kütüphanenin açık olduğu tüm zamanlarda aktif olarak çalışmaktadır.
Kütüphanemizin tüm kullanıcılarına cüzi bir ücret karşılığı fotokopi hizmeti verilmektedir.
4. Ödünç Verme
Referans koleksiyonu (danışma kaynakları), kataloglar, dizinler, bibliyografyalar, standartlar, vb. nadir eserler, tezler ve süreli yayınlar dışındaki tüm koleksiyon kütüphane dışına ödünç verilebilmektedir. Üniversitemiz öğretim elemanları, idari personeli ve öğrencileri, üye oldukları takdirde ödünç verme hizmetinden yararlanabilirler. Ödünç verme, kütüphane otomasyonu içindeki barkot programıyla yapılmaktadır; kimliklerde ve kitap sırtlarında yer alan barkotlar okutularak ödünç verme işlemi gerçekleştirilmektedir. Başka bir kullanıcıya ait kimlik kartıyla yayın alınamaz.
Akademik personel 1 ay süreyle 5 kitap; idari personel 15 gün süreyle 3 kitap; doktora ve lisansüstü öğrencileri 15 gün süreyle 3 kitap; lisans öğrencileri 15 gün süreyle 2 kitap ödünç alabilirler. Kullanıcılar ödünç aldıkları kitapların takibini Web sayfasından yapabilirler. Ödünç alınan yayınların süreleri uzatılamaz, yayın kütüphaneye geldikten sonra 1 gün kütüphanede kalmak zorundadır ancak bir gün sonra tekrar ödünç alınabilir. İade süresi geciken kitaplar için günlük para cezası uygulanmaktadır. Kütüphaneye ait her eserin güvenliği bulunmaktadır; herhangi bir şekilde izinsiz kitap çıkaran kişinin,  bağlı bulunduğu fakülteye resmi yazı ve tutanak gönderilmektedir.
  Kütüphanemiz bünyesinde bulunmayan kitap ve makale istekleri için kütüphaneler arası ödünç verme hizmeti verilmektedir. İhtiyaç duyulan kaynağın yeri tespit edildikten sonra kütüphaneler arası “Ödünç Kitap İstek Formu” doldurularak istekte bulunabilirler.
 
  E. Birimler
1. Yazma ve Eski Harfli Basma Eserler
Satın alma, bağış ve devir yoluyla oluşturulmuş bu birimde 12.750 cilt kayıtlı kitap mevcuttur. Osmanlıca ağırlıklı olmak üzere bu birimde Arapça, Farsça ve Urduca kaynaklar vardır. Tarih, edebiyat, dini bilgiler ve ansiklopedik eserler başta olmak üzere birçok konuda kaynak bulmak mümkündür. Bu salonda kaynaklar demirbaş sıra numarasına göre dizilmiş olup kapalı raf usulü uygulanmaktadır.  Osmanlıca eserler 19.yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın ilk çeyreğine ait eserlerdir. Ayrıca 120 adet yazma eser mevcuttur. Bu salonda bulunan materyaller ödünç verilemez. Sadece kütüphanede kullanıma açıktır.
2. Yazma Eser CD Arşivi
Bu arşiv Selçuk Üniversitesi ile Kültür Bakanlığı arasında imzalanan protokol gereği, Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nde kayıtlı 5177 yazma eserlerin dijital ortama aktarılması ve her eserin bir CD kopyasının Selçuk Üniversitesine verilmesi ile oluşturulmuştur. Bu eserlerin katalog kayıtlarının aktarılması işlemi henüz gerçekleşmemiştir. Gelecek yıl bu işlemin gerçekleştirilmesi düşünülmektedir. CD’ler CD raflarına demirbaş sırasına göre dizilmiş CD’lere demirbaş numarası verilirken o eserin Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’ndeki demirbaş numarası aynen alınarak kullanıcının orijinal esere ulaşması kolaylaştırılmıştır. Ayrıca proje kapsamında olan Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde yazma eserlerin dijital ortama aktarılması işlemi devam etmektedir. Bu işlemin tamamlanmasından sonra koleksiyonumuz daha da zenginleşecektir. CD’lerin içindeki dosyalar Jpeg formatındadır ve her varak bir dosya şeklindedir. Her eser bir CD’ye kopyalanmıştır. İleriki yıllarda gerekli izin ve telif işlemleri tamamlanabilirse her eser Pdf formatına dönüştürülüp bir veri tabanı oluşturulabilir.
Bu koleksiyondan, yapılan protokol gereği sadece Selçuk Üniversitesi mensupları yararlanabilmektedir. Kurum dışından gelen talepler Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’ne yönlendirilmektedir.
3. Gazete Arşivi
1920’li yıllardan günümüze kadar ulusal ve yerel basında çıkmış olan gazetelerden oluşan 6883 ciltlik zengin bir gazete arşivi 2000 yılında kütüphaneye kazandırılmıştır. Tamamının kayıtları Gazete Programına girilmiş durumda, depoda gazete adına göre alfabetik olarak açık raf düzeninde hizmete sunulmaktadır. Arşivdeki kaynakların önemi dikkate alınarak yıpranmasını önlemek amacıyla okuyucuların isteklerine dijital kamera aracılığıyla fotoğrafı çekilerek veya tarayıcıdan taranarak hizmet verilmeye çalışılmaktadır.
4. Tez Bölümü
Selçuk Üniversitesi bünyesinde hazırlanmış olan 5160 adet yüksek lisans ve doktora tezi bodrum kat tez salonunda kullanıcıların hizmetine sunulmaktadır. Salonda tezler DDC Sınıflama Sistemine göre düzenlenmiştir. Tezlerin kullanımı sadece kütüphane içi ile sınırlıdır, ödünç verilemez. Fotokopi hizmeti verilmektedir fakat telif hakları gereği sadece belirli bölümler fotokopi çekilebilir; tamamen kopyalanamaz, çoğaltılamaz.
5. Görsel İşitsel Materyal Birimi ve CD Arşivi
Birimdeki CD’ler 3 ayrı kaynak şeklinde sınıflandırılabilir:
1. Kütüphanedeki kitapların ekleri olan CD’ler,
2. Kendisi bilgi kaynağı olan CD’ler (Referans CD’leri, veritabanı CD’leri, eğitim CD’leri, elektronik kitap CD’leri, Belgesel katalog vb.)
3. Dergi eki olan CD’ler (byte, PC World; Chip vb dergilerin ekleri olan CD’ler.)
Kullanıcılar Web’ de yer alan CD listesinden tarama yaparak ihtiyaç duydukları materyallere ulaşarak kütüphane içinde kullanılabilir veya 4 gün süreyle ödünç alabilirler. CD arşivini sadece akademik personel ödünç alabilmektedir.
erilmektedir.
6. Elektronik Bilgi Kaynakları
En güncel ve kapsamlı bilgi kaynaklarını en hızlı ve etkin şekilde eriştirme çalıştırmalarının yapıldığı birimdir. Tüm formatlardaki bilgi kaynakları ve çok büyük boyutlarda elektronik bilgi depoları olan online veri tabanlarına, üniversite içindeki herhangi birim bilgisayarlarından kütüphane web sayfası aracılığı ile ulaşmak mümkündür. Bu bilgi kaynaklarının kullanılması, abonelikleri, eğitimi ve takibi ile ilgili çalışmalar yapılmakta olup, akademik personelden, öğrencilere kadar tüm kullanıcılara rehberlik ve eğitim verilmektedir. Bu amaçla kullanım istatistikleri oluşturma ve değerlendirme, bu doğrultuda bilgi kaynakları yenileme, herhangi birimden gelen bilgi talebi, mastır, doktora tezi veya herhangi akademik bir konuda araştırma talebinde olanlara bilgi sağlanması stratejileri geliştirme, bu bilgi kaynaklarının web aracılığı ile duyurulmasını yapma gibi işlemler gerçekleştirilir.
29- S. Ü. SELÇUKLU ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
PROF. DR. NEJAT GÖYÜNÇ İHTİSAS KÜTÜPHANESİ
Ülkenin kalkınmasına katkı sağlamak, bilim üretmek, bilim ve eğitim kadroları yetiştirmek amacıyla kurulan üniversitelerin görevlerinden biri de kuruldukları bölgenin sosyal, kültürel, sağlık ve teknik alanlarında gelişmesini sağlamak; özellikte sosyal bilimler açısından kültür varlıklarına, şahsiyetlerine sahip çıkıp, bilimsel veriler ışığında bunları araştırmak ve insanlığa tanıtmaktır. Bu manada Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı bir birim olmak üzere 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 7. maddesinin d/2 fıkrası uyarınca ve Yüksek Öğretim Kurulunun 2/5/1985 tarih ve EÖ/07.04.004/1736-6791 sayılı kararı gereğince 1985 yılında “Selçuklu Araştırmaları Merkezi” kurulmuştur.
Kuruluş kararına uygun olarak Üniversitemizin adını taşıyan, Anadolu’nun ilk Türk Fatihleri Selçuklular ve onların bir devamı olan Anadolu’daki Türk Beylikleri döneminin tarihini, kültürünü, her cins eserlerini araştırmak, incelemek, değerlendirmek, yaymak, Selçuklu Türk medeniyetini tanımak ve tanıtmak gibi görevleri olan merkez, Türk gençliğinin milli, insani, manevi ve kültürel değerlerini, engin tarihinin ve medeniyetinin bilincinde yetişmesini sağlamak üzere faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu amaçla 1985 yılından itibaren kütüphaneye Selçuklular ile ilgili, Mevlana ve Mevlevilikle alakalı Arapça, Farsça, İngilizce kitaplar temin edilmeye çalışılmıştır.Uzluk ailesi yazma eserlerini ve çok sayıda matbu Arap harfli ve Latin harfli kitaplarla birlikte fotoğraf koleksiyonunu buraya bağışlamıştır.

30- KOYUNOĞLU KÜTÜPHANESİ
 Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Koyunoğlu Şehir Müze ve Kütüphanesi, Ahmet Rasih İzzet Koyunoğlu tarafından kuruldu. İzzet Koyunoğlu’nun, 1913 yılından beri topladığı yazma ve matbu kitaplarını, 4 Temmuz 1973 tarihinde Konya Belediyesine bağışlamasıyla başladı   Koyunoğlu’nun koleksiyonu, 1984 yılında Konya Belediyesi tarafından yaptırılan yeni hizmet binasında ziyaretçi ve okuyucuların hizmetine sunulmuştur.
Koyunoğlu Kütüphanesi ana hatlarıyla, yazma eserler, Türkçe ve Osmanlı Türkçesi  matbu kitaplar, süreli yayınlar ve arşiv bölümlerinden oluşmaktadır. Koyunoğlu Kütüphanesi kitap bağışlayanların isimlerine göre şu bölümlere ayrılmıştır:
R. İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi ve Arşivi: Çok değerli el yazması, Osmanlıca ve Türkçe matbu eserlere sahip bulunan İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi’nde; genel olarak tarih, sanat tarihi, edebiyat, Konya tarihi ve folkloru, musiki, fen bilimleri alanlarında kitaplar bulunmaktadır. Koyunoğlu, saklayıp muhafaza ettiği birçok evrakla da güzel bir arşiv oluşturarak gelecek nesillere ışık tutmuştur. Koleksiyonun en önemli bölümünü yazma eserler oluşturmaktadır. Tuhfe-i Mübârizi (XVI. yüzyıla ait Hekim Bereket’in bu yazması spor hekimliği üzerine dikkat çekici bilgiler vermektedir. Bu kitap üzerinde yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapılmıştır.); İmam Gazali’nin İhyâ-yı Ulûmu’d-dîn’inin 583/1187-88 tarihli bu yazma nüshası; III. Selim’in Konya İmarethanesi Vakfiyesi; Yunus Emre Divanı’nın en eski nüshası; 1317/1901’de Sultan Abdülhamit’e takdim edilmiş Muhtasar Osmanlı Tarihi, Sultan Alâeddin’in OsmanGazi’ye gönderdiği berat; şiir mecmuaları ve cönkler (Özellikle Mihrimah Sultan’a verilen şiir mecmuası); dünyada tek nüsha olan Ebu Ömer Yusuf bin Abdullah’ın Kitabun fî Ecvibeti’lmüstevibe’si; Kanuni Sultan Süleyman ve İkinci Sultan Selim dönemlerinde şeyhülislamlık yapmış Ebusuud Efendi’nin kendi imzalarını taşıyan el yazmaları; tefsir, hadis, fıkıh, Arapça kavait kitapları ve pek çok ünik değerdeki yazma bu bölümdeki eserlerin ilk akla gelenleridir. Koyunoğlu Kütüphanesi arşivinde bulunan arşiv malzemelerindenbazıları da şunlardır: TCDD’ye ait muhtelif evrak; çeşitli gazete ve dergilerden muhtelif tarihî olaylarla ilgili kupür, fotoğraf ve haritalar; Türkiye Ticaret Odasına ait raporlar, musiki kitapçıkları, arkeoloji ile ilgili gazete kupürleri, Fransız Demiryollarına ait evraklar, fotoğraflar, davetiyeler ve takvim sayfaları.
 Selçuk Es Kütüphanesi ve Arşivi: Araştırmacı Selçuk Es’in sağlığında Kütüphane’ye bağışladığı (Eylül 1980) zengin kütüphane, arşiv ve koleksiyonundan oluşmaktadır. Çok çeşitlilik arz eden Selçuk Es Arşivi’nde fotoğraflar da önemli bir tutar. Osmanlı’nın son devrinden başlayarak 1970’li yıllara kadar uzanan bir süreç içinde Konya’nın mimari, demografik yapı, giyim kuşam, toplu taşıma ve şehircilik gibi çok çeşitli açıdan geçirdiği gelişim ve değişim belirli bir kronolojik sıra içinde fotoğraflarda muhafaza edilmektedir. Ayrıca önemli sayıda Atatürk’le ilgili fotoğrafları da vardır. Selçuk Es Arşivi’nde çok sayıda kartpostal bulunmaktadır. Bu kartpostallarda; gerek Anadolu’nun gerekse dünyanın çok çeşitli bölgelerine ait tarihî ve turistik yerler, giyim kuşamı  üzerine çeşitlemeler yer almaktadır. Arşivin önemli sayılabilecek diğer bir grubunda Konya’nın askerî, adli, beledi ve vilayet ile ilgili yazı ve vesikaları ile çeşitli dönemlere ait parlamento, belediye ve muhtarlık seçimleri ile ilgili evraklar oluşturmaktadır. Bunlar arasında çeşitli dönemlerde milletvekili olmuş kimselere ait evraklar da vardır. Türkiye ve Konya ile ilgili istatistiki bilgi ve fotoğrafların oluşturduğu arşiv bilgileri ise bulunamayacak nitelikte olup araştırmacıların oldukça fazla başvurduğu arşiv belgelerindedir.
 Selçuk Es’in babası Kazım Gürel’in çeşitli gazetelerde çıkmış yazılarının orijinalleri ile onun Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ile ilgili mektupları da bu arşivdedir.
 Mehmet Önder Kütüphanesi ve Arşivi: Türk kültürü ve sanatı ile ilgili yayımlanmış yetmiş dört kitabı ve bine yakın makalesi bulunan Mehmet Önder, değerli kitaplarıyla arşivini vefatından önce, 1986 senesinde, Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi’ne hibe etmiştir.Mehmet Önder Kütüphanesi’nde bulunan, ekserisi kültüre dair, kitapların yekûnu 4.972 adettir. Arşivi ise kendisinin katıldığı sempozyum, panel ve konferansların davetiyelerinden oluşmaktadır.
Ahmet Kutsi ve Mehmet Eminoğlu Kütüphanesi ve Arşivi: Katar Devleti Terbiye ve Eğitim Bakanlığı hocalarından Ahmet Kutsi Eminoğlu, 2003 yılında, çoğunluğu Arapça olan 1.363; Mehmet Eminoğlu da tarih, edebiyat ve Osmanlı Türkçesi ile ilgili yazma ve matbu 1.012 adet kitabını Koyunoğlu Kütüphanesi’ne bağışlamıştır. Ahmet Kutsi ve Mehmet Eminoğlu Arşivi’nde Osmanlı Dönemine ait tapular, askere alınma belgeleri, mukavelenameler, Arapça ve Osmanlıca mektuplar, şecere fotokopileri, küçük risaleler hâlinde el yazma kitaplardan sayfalar ve davetiyeler bulunmaktadır.
Bozkırlı Mustafa Parlaktürk Kütüphanesi; Mehmet Keçeciler’in Belediye başkanlığı döneminde Kütüphaneye kazandırılmıştır. Halil Ürün’in Başkanlığı zamanında Hayra Hizmet Kütüphanesine geçi olarak kullanıma sunulan kütüphane 2015 yılında tekrar Koyunoğlu kütüphanesine dahil edilmiştir. Kütüphanede İslami kitaplar ağılıklı olup 1686 cilt kitap bulunmaktadır. 
 Diğer Bağışlar: Osman Özdemir, İbrahim Küçüktığlı, Nihan Küçükyıldız, Hasan Yüğrük,  Lütfi Tuncel, Ahmet Akyol ve Ramazan Timur tarafından yapılan bağışlarkütüphane için büyük öneme sahiptir. Hâlen yapılan bağışlarla Koyunoğlu Kütüphanesi zenginleşmeye devam etmektedir.Koyunoğlu Müzesi ve Kütüphanesi aynı zamanda çeşitli kültürel faaliyetlerin düzenleyicisive mekânı durumundadır. Bunların başında ikindi sohbetleri gelmektedir. Her hafta cumartesi günleri “yaşayan Konya hafızası” adı altında Konya üzerine  söyleşiler ve anma programları yapılmaktadır
Yayınlar: Koyunoğlu Müzesi ve Kütüphanesi’nde bulunan bazı yazma ve matbu eserlerdenbir çok eser vücuda getirilmiştir. Bunlar: Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi Yazma Eserler Katalogu, Koyunoğlu Müzesi’nde Kırk Hadis Mecmuası, Güfte ve Şiir Mecmuası, Koyunoğlu Müzesi’nde Tezhipli Kitaplar Albümü, Koyunoğlu Müzesi’ndeki Hat Levhaları Albümü,A. R. İzzet Koyunoğlu Şehir Müze ve Kütüphanesi Rehberi, Koyunoğlu Müzesi’ndeki Mevlâna Kitapları Sergisi Katalogu, Osmanlı Belgelerinde Konya ve Mevlâna SergisiKataloğu, Koyunoğlu Müzesi Halı ve kilimleri’dir.
31- KONYA VE MEVLANA İHTİSAS KÜTÜPHANESİ
   Kütüphanemiz 17 Aralık 2013 tarihinde “Mevlana ve Konya İhtisas Kütüphanesi” adı altında Konya Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi’nde hizmete girmiştir. Kütüphane dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Konya ile ilgili 800 adet kitap bulunmakta, ikinci bölümde Mevlana ile ilgili 950 adet kitap bulunmaktadır, üçüncü bölümde araştırmacı-yazar Mehmet Ali Uz’ a ait muhtelif konularda 2500 adet, dördüncü bölümde ise Prof.Dr.Fuat Yöndemli’ye ait yine muhtelif konularda 900 adet kitap bulunmaktadır. Kütüphanede ayrıca tasavvuf ansiklopedi ve süreli yayınlar bölümü yer almakta, günlük yerel gazeteler de bulundurulmaktadır.
“Mevlana ve Konya İhtisas Kütüphanesi’nde  şu ana kadar 25 dile çevrilip basımı yapılan Mesnevi’nin okuyuculara ve uluslararası düzeyde misafirlere sunumu yapılmış ve okuyucuların ve araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.
Konya Ansiklopedisi 2010 yılında Mehmet Ali Uz öncülüğünde akademisyenler ve yazarların planlamasıyla yazılmaya başlandı, 2013 yılından bitimine kadar “Mevlana ve Konya İhtisas Kütüphanesi” kaynaklarından istifade edilmiştir.2015 yılının ortasına kadar da ciltler halinde yayınlanarak hizmete sunulmuştur.
     Kütüphane aynı anda 60 kişinin çalışma yapabileceği kapasiteye sahip olup, altı adet internet bağlantılı bilgisayar fotokopi ve tarama makinası hizmete sunulmuştur. Bir adetde dijital çekim ünitesi yer almaktadır.
     Kütüphanemizde her hafta cumartesi günleri İngilizce Mesnevi sohbetleri yapılmakta olup hafta içi ve hafta sonları da çeşitli kurslar ve hizmet içi toplantılar düzenlenmektedir.
İhtisas kütüphanemizde, mahiyetinde bulunduğu kurum mensuplarına, ilgili ihtisas alanlarından akademisyenlere, bilim adamlarına, araştırmacılara ve öğrencilere hizmet verilmektedir. 
32-MERKEZ İLÇE BELEDİYESİ KÜTÜPHANELERİ
 SELÇUKLU BELEDİYESİ KÜTÜPHANELERİ
Selçuklu Belediyesine ait Halk ve Çocuk Kütüphaneleri; Dumlupınar Mahallesi, (Açılışı: 2003) Rauf Orbay Mahallesi (Açılışı: 2004), Akşemsettin Mahallesi, (Açılışı: 2006)  Ahmet Keleşoğlu Kültür Merkezi (Açılışı: 2007), Şeker Mahallesi (Açılışı: 2007) Bosnahersek Mahallesi (Açılışı: 2008)’nde bulunuyor. Bunlara ilave olarak; Yukarı Pınarbaşı, Aşağı Pınarbaşı, Tatköy ve Sille’de ilköğretim okullarında kütüphaneleri bulunmaktadır. Kütüphaneler Müdürlüğünü uzun yllar Abdülkadir Gök yürütmüştür..
Konya’nın en çok ziyaret edilen kütüphanelerinden olan Selçuklu Belediyesi Halk ve Çocuk Kütüphanelerinde toplam 216 217  kitap okuyucuların hizmetindedir. Toplam 20 Bin üyeye sahip olan Selçuklu Belediyesi tarafından Konya’da bulunan 16 polis merkezine kurulan kütüphanelerde ilgi odağı oluyor. Karakollarda kurulan kütüphanelerde 8 bin kitap bulunuyor. Türkiye’de güzel bir örnek olan bu uygulama ile mahalle sakinleri karakollara giderek kitap alıyor ve okuyunca iade ediyor.
Selçuklu Belediyesi Görme Engelliler Kütüphanesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Görme Engelliler Kütüphanesi ile yapılan işbirliği neticesinde kütüphanedeki CD sayısı 2.500’e yükseltilirken, 3.000 kaset ve 800 GB büyüklüğündeki veriler de görme engellilerin hizmetine sunulmaktadır.
Kitap okumak isteyen ve istediği kitabı bulamayanların kütüphanelere başvurması halinde istedikleri kitap temin edilerek kütüphane raflarında yerini almaktadır.

MERAM BELEDİYESİ GÖDENE KÜTÜPHANESİ
Meram Belediyesi tarafından Gödene Mahallesi’nde yaptırılan kütüphane, Meram Gödene Mahallesi’nde 23. Nisan 2015 tarihinde hizmete açıldı. Gödene Kütüphanesi Meramda açılan ilk kütüphane özelliğini taşımaktadır. Kütüphane, toplum eğitim merkezi olacak biçimde donatılmıştır. Bu amaçla kütüphane; okuma birimi, etkinlik birimi, bilgisayar ve internet birimi ve ders çalışma birimlerinden oluşmaktadır.
 Kütüphane, evinde ve okulunda çalışma imkânı olmayan, yeterli eğitim ve öğretim materyali bulunmayan, bilgisayar veya internete sahip olamayan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri öncelikli olmak üzere tüm vatandaşlara hizmet sunmaktadır. Kütüphane, özellikle öğrenciler tarafından aktif olarak kullanılmaktadır.
 İlçede bulunan ilk kütüphane olma özelliğini taşıyan kütüphane sadece kitapların ödünç olarak verildiği yer değil aynı zamanda çeşitli etkinliklerin yoğunlaştığı, yaşam koşullarına uygun olarak tasarlanmış ve toplum eğitim merkezleri biçimde donatılmıştır.  700 m2 alanda kurulan kütüphanede kitaplar üyelik sistemiyle hizmet vermektedir. Ücretsiz internet hizmetiyle birlikte fotokopi ve yazıcı çıktıları verilmektedir.
Toplam 2500 kitabın bulunduğu kütüphanede 950 üyesi bulunmaktadır.
Pazar hariç hafta sonu 8-17  saatleri arası hizmet vermektedir
 KARATAY BELEDİYESİ KÜTÜPHANELERİ
Karatay Kent Konseyi Çocuk Meclisi’nce verilen teklif doğrultusunda köy, kasaba ve ilçe merkezindeki toplam 75 okula 75 kütüphane açıldı. 75.000 kitap okul kütüphanelerine kazandırıldı.

Yapılan çalışmalar sonucunda okulların kültürel eksikleri kısmen de olsa giderilerek öğrenciler için kültürel alt yapı oluşturuldu. Kütüphanelerin bünyesinde Karatay İlçe Milli Eğitim Komisyonu’nun belirlediği, öğrencilerin derslerine yardımcı olacak atlas ve ders kitaplarının yanı sıra, Türk ve Dünya klasikleri, öykü, roman, şiir, masal, araştırma-incelemeler ve biyografiler gibi genel kültüre yönelik eserler yer alıyor.
34- MERAM KONYA LİSESİ KÜTÜPHANESİ

Konya–Meram’da 1889 yılında açılan Meram Konya Lisesi Konya idadisi adıyla açıldığı ilk yıllardan itibaren okul kütüphanesi gelişimini sürdürmüştür. 1963 yılında kütüphanedeki kitap sayısı      12 000’e ulaşmıştır.
Lise kütüphanesi 1966 yılında büyük bir kitap kaybına uğradı. Dönemin okul müdürlüğü kütüphanedeki kitap raflarının yetersizliği sebep gösterilerek Osmanlı Türkçesi ile yazılan kitapların büyük bir kısmını Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü ile Konya Yüksek İslam Enstitüsü Kütüphanesine verdi. Yüksek İslam Enstitüsüne verilen kitaplar arasında el yazması eserlerde bulunuyordu.  O zamanki adıyla; Yüksek İslam Enstitüsü, bu gün itibariyle Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kütüphanesinde bu kitapların izne rastladık ama diğer kitapların izine ulaşamadık.
Konya Lisesi Kütüphanesi’nden gönderilecek kitapların seçimine katılan Hasan Yıldırım, bu kitap seçimini şöyle anlattı: “Okul müdürümüz sınıfımıza gelerek eski yazı bilen öğrenci olup olmadığını sordu. Ben daha önce Kur’an Kursu ve İmam Hatip Lisesi’nde okuduğum için eski yazıyı okuya biliyordum. Bunun için ben ayağa kalktım, bildiğimi söyledim. Müdürümüz beni okul kütüphanesine götürdü ve bu kitaplardan okula lazım olmayanların gönderileceğini söyledi. Ben ve orada bulunan diğer bazı öğrencilerle beraber kitapların isimlerini okuduk, okul müdürümüzde bu isimlere bakarak, hangilerinin kalacağını ve hangilerinin gideceğine karar verdi. Gidecek kitapları bir çuvala koyuyorduk. “

1938-1939 ders yılı orta tedrisat istatistikleri; Konya Lisesi Kütüphanesi’nde Türk harfleriyle 1037, Arap harfleriyle 883, Şark dilinde 25, Garp dilinde 236 yekûn 2181 kitabın var olduğunu gösteriyor. 1933-34 orta tedrisat yıllığında ise Türk harfleriyle 895, Şark lisanında 40, Garp lisanında 70, toplam 1145 kitabın var olduğunu gösteriyor. Bu verilen rakamlara göre, 5 yıl içinde Arap harfli 12 kitap yok olmuştur. Bunun yanında 15 adet Batı Dilleri’ndeki kitap da demirbaştan düşürülmüştür. Latin harfli kitap sayısı ise bu süre içerisinde iki buçuk kata yakın bir artış göstermiştir.
1966 yılında okul kütüphanesinde gönderilen kitapların sayısını yukarıda verilen sayılara göre yaklaşık olarak tespit edebiliriz. Okul kütüphanesindeki eski yazılı kitap sayısı; 2007 yılında 297 olarak gösterilmiştir.   Ancak; 21. 03. 2008 tarihinde Osmanlı Türkçesi 283 nadir matbu kitap Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesine devredilmiştir. Bu eserler sayısallaştırılarak Konya Lisesi Kütüphanesinde okuyucu hizmetine sunulması için birer kopyası PDF formatında verilmiştir.   
Okul kütüphanesinin gelişimini Kütüphane Demirbaş Defteri’ne bakarak şöyle tespit edebiliriz. Bu defterlerdeki ilk bilgiler 1928 yılına aittir. 1928’den 1940’lara kadar okul kütüphanesine 1676 kitap alınmıştır. Bu sürede ortalama olarak her yıl 140 kitap ilave olmuştur. 1940-1950 arasında ise, çok daha büyük bir artış olmuştur, bu sürede 3436 kitap okul kütüphanesine katılmıştır. 1960-1970 yılları arasında tekrar bir artış olmuş ve 1516 kitap kütüphaneye alınmıştır. 1966 yılı 439 kitapla en fazla alımın olduğu dönemdir. 1970-1980 yılları arasında ise toplam 170 kitap alınmıştır. 1971 yılında 510 kitap gibi büyük bir alım gerçekleşmiştir. Bu dönemde gelen kitapların büyük bir kısmı Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gönderilen kitaplar ile çeşitli kurum ve kuruluşları yayınladığı bilimsel dergilerdir.  Baskısı pek bulunamayan pek çok esere burada rastlamak mümkündür.
Kütüphanede eski fotoğrafların bulunduğu albümlere rastladık. Ancak albümdeki fotoğraflardan pek çoğunun yerleri boştu. Mevcutlarda yine işe yaracak şekildeydi.
Bu kütüphane Meram’ın en dikkate değer kütüphanelerinden biri olarak görülmelidir. Kütüphane en son 2013 yılında hayırsever iş adamı Feyzullah Ertaş’ın sponsorluğunda yeni bir çehreye kavuşmuştur. 2015 yılı itibariyle 10300 kitap mevcuttur.        

  35-   MERKEZ KONYA İMAM HATİP LİSESİ KÜTÜPHANESİ
Bugünkü İmam Hatip Liselerinin temeli, medreselerin lağvından sonra Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun gereği olarak Cumhuriyet tarihinde Türkiye genelinde 29 yerde açılan İmam Hatip Mekteplerdir. Bunlar ilkokula dayalı 4 yıllık ortaokul seviyesinde okullar olup 1923-1924 öğretim yılı eğitim-öğreti me başlamıştır. İlk açıldıklarında 29 olan sayıları her yıl azalarak 1927 sadece İstanbul ve Kütahya’dakiler kalmış 1929-1930 öğretim yılında öğrenci bulunmadığı gerekçesiyle bunlar da kapatılmıştır.
13 Ekim 1951’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesinde ilkokula dayalı 4 yıllık okullar olarak Türkiye genelinde 7 ilde İmam Hatip okulları tekrar açılmış 1954-1955 öğretim yılından itibaren 3 yıllık lise kısımları da açıldı. İşte bu 7 okuldan birisi de Konya İmam Hatip Lisesidir. Merhum Hacıveyiszâde Hocamızın üstün gayretiyle açılmıştır. Her geçen yıl büyüyen okul 1995-1996 öğretim yılına 1 müdür, 25 müdür Yardımcısı, 500’e yakın öğretmen 13 bini aşan öğrenciye ulaşmıştır. Bugün 1 müdür , 7 müdür yardımcısı, 146 öğretmen ve toplam 2010 öğrenci ile eğitime devam etmiştir.
Okulun bugün itibariyle 10700 kitabın bulunduğu önemli bir kütüphanesi vardır. Demirbaş defteri kayıtlarına göre ilk kitabı, 30.5.1953’te kayda geçen Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlarından ‘’ İslâm Ansiklopedisi’’ dir. Son kaydedilen kitabı ise 06.11.2013 tarihinde kayda giren Şükrü Özüdoğru ve Hasana Bağcı’nın yazdığı Esnaf Vakfı yayınlarından 3. Baskısı yapılan ‘’ Dini Bilgiler Rehberi’’ kitabıdır.
Kütüphane ‘’Dewey Onlu Tasnifli’’ olup; Genel Konular, Felsefe, Din, Sosyal İlimler, Nazari İlimler, Dil Bilimleri, Tatbiki İlimler, Güzel  Sanatlar, Edebiyat, İslâm Dîni, Tarih, Coğrafya, Felsefe- Nazariye-Usûl, Kur’an ve Kur’anın İlimleri, Tesfir İlimleri, Hadis İlimleri, Fıkıh İlimleri, Akait ve Kelâm İlimleri İslâm Mezhepleri , Tasavvuf Ahlâk ve İçtimaiyat, İslâm Dîni Tarihi konularını içermektedir .
Daha çok dini ilimler ağırlıklıdır. Türkçe, Arapça, Farsça kitaplar vardır. Her alanda kaynak bulmak mümkündür. Zengin bir muhtevaya sahiptir. Araştırma yapacaklar için kayda değer eserler mevcuttur.
Konya’nın ileri gelen hocalarının kitapları buraya bağış yapılmıştır.  Emet Tanır Ellikli Hoca Efendi’nin ve Akşehirli Ahmet Talat Yeşilsoy Hoca Efendi’nin kapları buradadır. Ayrıca okulda çalışan idareci, öğretmen ve öğrenciler tarafından da ferdi bağışlar yapılmıştır. Şükrü Özüdoğru’nun bağışladığı kitaplarda önemli eserlerdir.. Konya halkından bir çok bağışlar yapılmıştır. ‘’ Mûcemül’ Müfehresli’elfâz-ıl Hadis-in Nebevî’’ isimli, Hollanda- Leydan şehrinde basılan 7. Ciltlik nadide eserin Beyruttan getirilmesini sağlamıştır.
Öğretmenler geçmiş dönemde öğrencileri kütüphane alıştırmak için özellikle hadis dersinde gruplar halinde ödevler verip kütüphanedeki kitaplarla buluşturmaya çalışmışlardır  Okulun kurucularından merhum Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu (1887-1960)’nun iki ciltlik (bez ciltli) ‘’ Letaifü’l- Minen vel- Ahlâk’’ isimli kitabı da buradadır. Bunlardan başka çok sayıda kişilerin yaptığı bağışlar, değişik, ansiklopedi ve dergiler mevcuttur.
   Kütüphane salonu önce B. Blok 2. Kattan bir sınıfı işgal ediyordu. Sonrası A. Blok, konferans salonuna alındı. Daha sonra B. Blok, 1. Kat’a nakledildi. şimdiki yeri oldukça yetersizdir. Aslında ayrı bir blok yapılıp sadece kütüphane ve okuma salonları olarak tanzimi gerekir. Tüm kitaplar elden geçirilip yeniden tanzım edilecek bir kütüphane oluşturulmasında çok büyük fayda vardır. Hatta böyle olması okuyucular içinde gereklidir.
   1970 yılında kütüphane memuru olarak daha önce okulun Fransızca öğretmeni olan Süleyman Biroglu bulunuyordu. Son zamanlarında rahatsızlandıktan sonra bu göreve atanmıştır. Zamanla Ahmet Bişgin, Hüseyin Ural ve Salih Türkdoğru görev yaptı. 13.08.2015 tarihinde 134 yazma  ve 1782 nadir matbu olmak üzere  1923 Adet kitap Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne devredilmiştir.
36-KONYA  HUKUK MEKTEBİ KÜTÜPHANESİ                                                         
Taşra Hukuk Mekteplerinin hemen hepsinde kütüphane kurulması için gereken gayret sarf edilirken eldeki imkânlar da bu konuda sonuna kadar değerlendirilmiştir. Konya Hukuk Mektebi için kütüphane tesis edilmesi amacıyla çalışmalar, mektebin açılmasından yaklaşık bir sene sonra başlamıştır.
            Konya hukuk mektebi müdür muavinliği için tahsis edilen odanın döşenerek, okul için gerekli büyük bir kütüphanenin yapılması planlanmıştır. Kütüphanenin tamamlanabilmesi için 300 kuruşun Konya maarif sandığına verilmesine izin verilmiştir. Talep olunan eşyanın çeşidine göre, meblağın gerekli kısmının verilmesine karar verilmiştir. Konya Hukuk Mektebi kütüphanesine de bazı kitaplar satın alınmıştır. Bunlardan biri, 3 ciltlik Kamus-ı Arabî ve diğer altı ciltlik Kemavi Ahendiye’dir.
            Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde bulunan belgelere göre Hukuk Mektebi’nde bulunan kitaplardan bazıları şunlardır;
Cilt 2 Tatbikat-ı Cezaiye Baş medd-i umumi Memduh Bey
            Cilt 2 Usul-ı Cezaiye-Mekteb-i hukuk müdürü
            Cilt 1 Usul-ı Cezaiye-Yorgaki Efendi
            Cilt 1 Hukuk-ı Ceza- Mekteb-i Hukuk Müdürü ve Ceza Muallimi Servet Bey
            Cilt 1 Hukuk-ı Hususiye-i Düvel-Sırrı Bey Efendi
            Cilt 2 İktisad-Hamit Bey
            Cilt 1 İktisad- Mahmut Esad Efendi
            Cilt 5 Hukuk-ı Umumiye-i Düvel-Selahattin Bey ve Halil Bey
            Cilt 1 Mukaddeme-i Hukuk- Servet Bey
            Cilt 1 Nikâh- Sırrı Efendi
            Cilt 1 Feraiz- Cevdet Efendi
            Cilt 2 Hukuk-ı Esasiye- Celalettin Arif Bey
            Cilt 1 Sakk-ı Hukuk – Şükrü Bey
            Cilt 1 Ahkâm-ı Evkaf- Ali Haydar Efendi
            Cilt 1 Usul-ı Fıkıh-Manastırlı Hoca Ali Hakkı Efendi
            Cilt 1 Bütçe- Zühdü Bey
            Cilt 1 Hukuk-ı İdare-Yusuf Nuri Bey
            Kütüphane tesis edilirken konulacak kitaplar, yalnız hukuk eğitimi ile sınırlı kalmamıştır. Eğitimde gelinen noktada eksiklerin görülmesi ile birlikte kütüphane kurma girişimleri bir eğitim mücadelesi halinde yürütülmüştür. Bir taraftan o merkezdeki tek kütüphane olması, diğer taraftan azınlık ve yabancı eğitim kurumları ile rekabet edebilmesi amacıyla Hukuk Mektebi’nde kurulan kütüphanede kitap çeşitliliğinin fazla olduğu kanaatindeyiz. Konya Hukuk Mektebi, 15 Mart 1919’da kapanmış, ancak kütüphanesinin akıbetiyle ilgili bir bilgiye ulaşılamamıştır.
37 - HAYRA HİZMET VAKFI KÜTÜPHANESİ
Hayra Hizmet Vakfı Kütüphanesi'nin oluşumu ve kitapların ilk olarak biraraya getirilişi :1969 yılı sonlarında başlamıştır. Konya'nın tanınmış hocalarından Kur'an-ı Kerim Muallimi ve Kıraat Üstadı Hafız Hasan Hüseyin Varol'un kendi imkanlarıyla bir araya getirdiği, yaklaşık 3.000 adet eseri, ilmi çalışmalara temel teşkil etmesi ve kendisinden başka kişilerin de istifadesine sunulması maksadıyla bağışlaması, bu kütüphanenin ilk temeli olmuştur.
1970 yılı başlarında Konya'da Fatih Çarşısı 4. katta ilmi çalışmalar yapmak üzere, başta hasan Hüseyin Varol Hoca ve birkaç arkadaşının çok özel gayretleriyle, "Arı Araştırma Merkezi"  adı altında küçük bir büro açılmıştır. Hasan Hüseyin Varol Hoca'nın kitapları, büronun açılmasına katkı veren gençlerin çalışmalarıyla yapılan raflara yerleştirilmiştir.
Kitapların  bu büroya yerleştirilmesiyle  büro biraz daha daralmış ve her geçen gün geniş bir yer ihtiyacı kendini göstermiştir. 1971 yılında Hocayla farklı bir konuda görüşmek üzere büroya gelen ve çalışma için bu büronun darlığını hisseden yabancı bir kişi, Hoca Efendiye, şayet isterlerse kendilerine Ahmet Efendi Çarşısı üzerinde daha büyük bir yer tahsis edebileceklerini ifade etmiştir.
Böylece 1972 yılı başlarında kitapların taşınmasıyla büro Ahmet Efendi Çarşısı 3. katına getirilmiş ve ismi "Sütun Araştırma Merkezi" olarak değiştirilmiştir.
1975 yılına kadar Hasan Hüseyin Varol Hoca dışında da bazı kimselerin kitaplarını getirip buraya bağışlamasıyla Sütun Araştırma Merkezi Bürosunda oluşan kitap arşivi genişlemeye devam etmiştir.
Araştırma Merkezine devam eden ziyaretçilerin her geçen gün artması, bu büronun büyütülmesi ve resmi bir yapıya kavuşturulması gerekliliğini ortaya çıkartmıştır. Yapılan istişareler sonucu, bir vakıf çatısı altında çalışmalara devam edilmesinin uygun olacağı düşüncesi oluşmuştur.
1975 yılında resmi olarak kurulan Hayra Hizmet Vakfı bünyesinde halka açık, kitap arşivi olarak da Konya'da önemli bir kapasiteye ulaşan bu kütüphane, hem vakfın imkânlarıyla hem de istifade eden öğrenciler, halk ve hayırseverlerin katkılarıyla büyümesine devam etmiştir.
Kütüphaneye yapılan bağışlar dışında vakfın kaynaklarından yeni kitap alınması ve ödeneklerle arşivin desteklenmesi de kütüphanenin büyümesini hızlandırmıştır.

Hayra Hizmet Vakfı Kütüphanesine ilk yıllarda kitaplarını bağışlayan önemli isimler şunlardır:
1- Hasan Hüseyin VAROL (Hayra Hizmet Vakfı Genel Başkanı)
2- Adil KÜÇÜK (Eski Konya Milletvekili)
3- Eşref METEOĞLU
4- Mustafa PARLAKTÜRK
5- Mehmet EMİNOĞLU
6- Dr. Ahmet Şeref CERAN
7- Dr. Ali Kemal BELVİRANLI

Kütüphanenin Bölümleri: Hayra Hizmet Vakfı Kütüphanesinin tanınmasında en büyük pay, sahip olduğu kitap arşividir. 35.000 cildi aşkın kitap ve  5.000 adet süreli yayın arşivi bu noktadaki önemli birikimi oluşturmaktadır.

1 - Kitap ve Kaynak Eserler Servisi
Araştırma ve inceleme ihtiyacının büyük kısmına bu bölüm cevap vermektedir. Yaklaşık 35.000 eserden oluşan bu bölümdeki eserler kütüphanenin ana bünyesini oluşturmaktadır. Bütün ilim dallarına ve her seviyeye uygun eserlerin yanı sıra özellikle İslâmî ilimlerde (Tefsir, Hadis, Fıkıh, İslam Tarihi, Kelam Felsefe vb.) temel kaynaklar ve araştırma türü eserler önemli bir yer tutmaktadır. Bu noktada kütüphane, her türlü ihtiyaca cevap verebilmenin haklı gururunu yaşamaktadır. Bu bölümdeki eserler, kütüphanenin açık olduğu saatlerde ve okuma salonunda istifadeye sunulmaktadır.
2 - Ödünç Kitap Servisi
Temel kitap arşivinin yanı sıra çeşitli fikri eserlerle birlikte Batı ve Doğu Klasiklerinin de içinde bulunduğu roman ve hikâyelerden oluşan bu bölümde yaklaşık olarak 5.000 eser bulunmaktadır. Bu bölümün özelliği ise kütüphaneye üye olan herkesin istedikleri eseri 15 gün süre ile ödünç alarak okuyup getirmeleridir. Özellikle lise çağlarındaki gençlerimizin genel kültür ihtiyacının giderilmesine yönelik tasarlanan bu bölüm, her gün yeni eserlerle takviye edilerek güncel hale getirilmektedir.
3 - Süreli Yayın Servisi
Kütüphanenin hizmeti içerisinde yine önemli bir yere sahip olan bu bölüm, çeşitli ilmî ve kültürel içerikli dergilerin geçmiş sayıları ile halen devam eden sayılarını içermektedir.  İstenilen makale veya ilmî bir yazının en kolay şekilde bulunması için gerekli tasnif çalışmaları yapılmış ve araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Halen ilmî ve bilimsel içerikli dergiler maddi imkanlar dahilinde takip edilmektedir.
4 - Bilgisayar Sistemi ve Dijital Arşiv Servisi
Hayra Hizmet Vakfı Kütüphanesi Konya'da bilgisayar desteğiyle hizmet veren ilk kütüphane olmuştur. 1985-1986 yıllarında kütüphane arşivi katalog bilgileri olarak bilgisayara yüklenmiştir. Kitapların bu künye bilgileri vakfın internet sitesi www.hhv.org.tr üzerinden de araştırmacıların kullanımına açılmıştır.
Kütüphane okuma salonunda, okuyucuların ve araştırmacıların hizmetine sunulan bilgisayarlar mevcuttur. Bu bilgisayarlarda internet, kütüphanedeki kitapların sorgulamasını yapabilecek yazılımlar ve eski temel eserlerden başlanarak tarama yoluyla arşivlenen dijital kitaplar bulundurulmaktadır.
Bu bölümde, temel eserlerin taramasına devam edilmektedir. Amaç, tüm kütüphane kitaplarının dijital ortamda okuyuculara sunulmasıdır.
5 - Okuma Salonu ve Kapasitesi
250 kişilik bir grubun rahatlıkla çalışmalarını sürdürebileceği okuma salonu, aynı zamanda çeşitli bilimsel toplantıların gerçekleştirilebileceği fiziki yapıya da sahiptir. Kütüphane, Pazar günleri haricinde haftanın tüm günlerinde, mesai saatleri dahilinde hizmet vermektedir.
Ayrıca sınavların yoğun olduğu zamanlarda kütüphanenin açık tutulma saatleri daha da uzatılabilmektedir.
Sonuç olarak ifade etmek gerekirse, Hayra Hizmet Vakfı Kütüphanemiz kurulduğu günden itibaren Konyamız'ın ilmî ve kültürel altyapısının gelişmesine verdiği karşılıksız destekle bu konuda önemli bir görev ve hizmeti ifâ etmektedir.
38-AHMET ERGUN KİTAPLIĞI
Ahmet Ergun, kitaplığının nüvesini 14 yaşında iken 1966 yılında oluşturmaya başlamıştır. O tarihte lise öğrencisi iken okumaya merakı, o tarihe kadar okumuş olduğu çocuk kitapları haricinde okuduğu ilk kitap olarak hatırladığı İsveçli yazar Knut Hamsun’un Victoria adlı kitabıyla başlamıştır. Varlık yayınlarından çıkan bu kitaptan sonra yine Varlık yayınlarının birçok kitabını devamlı okuyup takip eden Ahmet Ergun okumuş olduğu kitapları biriktirerek ve arkadaşlarına da tavsiye ederek daha üniversite yıllarında (1970-1974) hatırı sayılır bir kitap birikiminin sahibi olmuştur. Bütün bu kitaplar haftalık harçlıkları biriktirerek alınmaktadır.
Ahmet Ergun Kitaplığında yer alan Varlık yayınları  çocuk kitapları serisinin kitaplarından bazıları Karlar Kraliçesi ( Andersenden Masallar) , Çin Masalları, Balık Prens ( Robert Reınıck)örnek olarak sayılabilir. Bu yıllarda Ahmet Ergun Kitaplığı’nın nüvesini teşkil edecek kitap ve yayın evleri hatırlanırsa, Cumhuriyet Dönemi ilk yayıncılarından Rafet Zaimler Kitabevi de 1955 yılında Robenson Krüzoe isimli Daniel DeFoe ‘nin kitabını, 1956 yılında Necmettin Arıkan tercümesi ile R.L.Stevenson’un Define Adası’nı ve 1962 yılında 12 cilt halinde Ömer Seyfettin Hikayelerini vb. gibi pek çok eseri yayınlamıştır.
Ahmet Ergun kitaplığına bütün bu kitapları dahil etmekle beraber lise yıllarında daha fazla merak duyup okuduğu kitaplar Felsefe üzerinedir. 60-68’li yıllarda Türkiye’de kitap yayıncılığı büyük bir atılım yapıyor iken henüz Konya’da müstakil kitapçı dükkanı olmayıp başta hükümet alanında Meydan Kitapevi ve Kırmızı Kütüphane diye anılanlar olmak üzere sayıları 4 veya 5’i geçmeyen kırtasiye dükkanlarında çok küçük kitap bölümleri bulunmaktadır.
VERASETEN İNTİKAL EDEN KİTAPLAR
1977 yılında babası M. Besim Ergun’un vefatından sonra bütün bu kitaplarla birlikte büyükbabası Hacı Ahmet Ergun’un 300 cilt civarında Osmanlıca ve Türkçe İslam dini konulu kitapları da Ahmet Ergun’ un kitaplığına dahil olur. Bunlar, Kısas-ı Enbiya, Sırat-ı Müstakim, Elmalılı Hamdi Yazır Kuran Dili (1936), Mehmet Vehbi Efendi’den Hülasatül Beyan, 8 cilt Sahih-i Buhari Tercümesi gibi Osmanlıca ve Türkçe kitaplardır. Ayrıca babası Besim Ergun’dan da kendisine intikal eden 400 cilt civarında Osmanlıca kitap vardır. O tarihler itibari ile Osmanlıca bilmediğinden tam anlayamadığı bu kitapların babası Besim Ergun’a Konya’da Osmanlı Dönemi sivil paşalarından Tahir Paşa’nın oğlu Cevdet Tahir Bey’den geçmiş olduğunu bilahare öğrenecektir. Bu kitaplar Osmanlıca matbu Şiir ve Edebiyat ağırlıklı kitaplar olup her bir kitabın okunduğu tarihi gösterir Ahmet Cevdet parafı kitabın son sahifesi altında yer almaktadır. Yine 1977 yılında annesinin babası Ahmet Sabuncu’nun da vefatı üzerine de Ahmet Sabuncu’nun 1000 cilt civarındaki özellikle Maarif Vekaleti tarafından hazırlanmış Dünya ve Şark Klasiklerinden oluşan kitapları ve Osmanlı tarihi kitapları, Tarih-i Cevdet ciltleri, Tarihi Raşit, Tarih-i Ebul Faruk, Mehmet Murat’tan Tarihi Umumi, Taberi Kebir Tercümesi, Tarihi Naima gibi Osmanlı Tarih kitapları ile,Rubaiyatı Ömer Hayyam (1926), M. Akif’ten Safahat, Fuzuli Divanı, Baki Divanı gibi Osmanlıca şiir ve edebiyat kitapları Ahmet Ergun’a intikal eder. Böylece oluşan kitaplıkta hem edebiyat hem tarih ve hem de felsefe bölümleri ağırlık kazanmıştır.
Kütüphane: Felsefe bölümü, din bölümü ,edebiyat bölümü, ansiklopedi ve lugatlar,  tarih bölümü, Uygarlık kültür ve bilim tarihi, tiyatro –sinema, müzik – folklor, sanat tarihi , hukuk kitapları , siyaset ve yakın siyasi tarih,  Konya kitapları,  Atatürk kitapları , Türkiye Cumhuriyeti müesseseleri ve toplum yapısı, mitoloji-efsane ve destanlar, masonluk ve masonlar , gizli ilimler ve ruh bilimi, gastronomi bölümü , tıpkı basım kitaplar, imzalı kitaplar bölümünden oluşmaktadır.
                Kitaplıkta raflar üzerinde o rafın ihtiva ettiği bölüm adı yer almaktadır. Ayrıca raflar arasında kitap ve kitaplıkla ilgili güzel sözler göze çarpıcı yerlere yerleştirilmiştir.
Kitaplığın bu şekilde oluşması 50 yıl içerisinde sahaflardan çok uzun saatler harcanması ile gerçekleşmişken son yıllarda bu araştırma ve kitap temin etme şekli internet üzerinden yapılır hale gelmiştir. Her ne kadar bir sahafta bir kitaba dokunmanın ve o kitabın kokusunu teneffüs etmenin zevkini vermese de hiçbir sahafta bu kadar bol seçeneğin çok kısa süre içerisinde internette olduğu gibi araştırıcının önüne çıkması mümkün değildir.
Ahmet Ergun Kitaplığı konu başlıklarına göre tanzim ve tasnif edilmiştir. İmzalı kitaplar 300 cilt civarında, Konya ile ilgili kitaplar 500 cilt civarı, ansiklopediler(İngilizce ve Türkçe) , Lugatlar( Osmanlıca, Arapça, Farsça, İngilizce, İngilizce-Türkçe, Fransızca, İtalyanca) olmak üzere 50 cilt civarında, Osmanlıca muhtelif tarih ve edebiyat ağırlıklı kitaplar 500 cilt civarında, dinler tarihi, İslam tarihi ve teoloji ve İslam dini ağırlıklı kitaplar  1000 cilt civarı, tasavvuf ile ilgili kitaplar ve özellikle Mevlana ve Mevlevilik ve muhtelif Mesnevi Şerhleri olmak üzere 500 cilt civarında, Felsefe ve Felsefe tarihi üzerine kitaplar 1000 cilt civarında, Sosyoloji ve Psikoloji ile ilgili kitaplar 300 cilt civarında, muhtelif Edebiyat ve Türk dili üzerine kitaplar 1500 cilt civarında, yerli ve yabancı Türkçe romanlar ve klasikler 1500 cilt civarında, Şiir kitapları ve Antolojiler 500 cilt civarı, Tiyatro kitapları ve Tiyatro tarihi kuramsal kitaplar ile Tiyatro oyunları ve anı kitapları 1000 cilt civarı, Dünya tarihi, Türk tarihi ve Siyasi tarih, Türk Parlamento tarihi yaklaşık 1500 cilt, Sanat kitapları ve Sanat tarihi 500 cilt civarı, Türk Basın Tarihi ve basın yazarlarının anı kitapları ile çeşitli röportaj ve televizyon programlarının bant çözüm kitapları tahmini 300 adet civarındadır.Çocuk kitapları ve Hukuk tarihi ve Osmanlı ve Mer’i Hukuk kitapları 1000 adet olmak üzere yaklaşık 20000 kitap onlarca ana başlık ve alt başlıklar altında tasnif edilmiştir. Ayrıca muhtelif özel gün gazete koleksiyonları, mecmualar ve periyodik yayınlar da kitaplıkta yer almaktadır.


39- HASAN ÖZÖNDER ÖZEL KÜTÜPHANESİ
Hasan Özönder, kütüphanesini 1965 yılında kurmaya başlar. İmam Hatip’te okurken hocalarının zaman zaman yaptıkları konuşmalar kendisinde bir kitap merakı uyandırmıştır.
Evleri Mevlâna Türbesi’nin önünde, meşhur ifadeyle “türbe önünde” idi. O nedenle gözünü açtığında camileri, türbeleri, kütüphaneleri görürdü. Bu kültürel çevre kendisine, kütüphane kurma yönünde çok etkili olmuştur.
İmam Hatip Okulu’nda okurken hocalarının tavsiye ettiği kitapları piyasadan buldukça alırdı. İlk aldığı kitap “Mefkûreci Muallim”adlı kitap olmuştur. Daha sonraları fikir kitapları da almaya başlar.. İlerleyen zamanlarda ise bunu bir üst kademeye taşıyarak Arapça, Farsça, Osmanlıca eserler temin eder.
O zamanlar Mevlana Türbesi civarında Aziziye caddesinde sahaf Abdurrahman Efendi vardı. O kadar çok kitabı vardı ki dükkana sabah geldiği zaman tabureyle kapısının önüne otururdu. Çünkü içerisi kapıyı açamayacak kadar kitapla doluydu. Kendisine kitap sorulduğunda; “Evladım aradığınız kitap var ama şimdi bulamam, gelin vereyim derdi." Özönder,  daha sonra bir Konyalı olarak Konya kitapları üzerinde yoğunlaşmaya başlar, Konya ile ilgili çıkan hemen hemen her kitabı temin etmeye çalışırdı. Lisedeyken Yaşar Gökçek isimli tarih öğretmeni Özönderin kitap sevgisinin zirveye çıkmasında önemli rol oynamıştır. Evinde, öğrencilerine özel dersler veren Gökçek; Kompozisyon, fikri konular hakkında sohbetler yapar, konuşmalar icra ederdi. Kütüphanesini öğrencilerine incelemeleri için fırsat verirdi.
Özönder, günlerden bir gün yine Yaşar Bey’in evine gider. Kütüphanede ki kitapların hepsini indirilmiş, yere inşaat tuğlası gibi üst üste yığılmış olarak görür. Yaşar beye bunun sebebini sorar. Yaşar Bey şu cevabı verir; “Belli bir yaştan belli bir seviyeden sonra artık fazla kitaba ihtiyacım olmadığını düşündüm. Benim yaşım altmışa geldi öğretmenliğim de sona erdi. Bugünden sonra evimde sadece Kuran-ı Kerim ve bir hadis kitabıyla yetinmeye karar verdim. Bu düşünceyle kitaplarımın hepsini satmayı düşünüyorum”.Bu sözü işitince Özönder utana, sıkıla ben alabilir miyim? diye sorar.
Hoca; “Gayet tabii canım gibi sevdiğim kitaplarımı, sevdiğim talebemin alması beni memnun eder, teselli eder” cevabını alınca Özönder sevinçle, hocam ne kadar yapıyor tutarı der.
Yaşar Bey; “1930 ve 1940’ların kitapları var. Ortaokul dönemimde 110 kuruşa almıştım. Aldığım parayla değerlendirdim hepsi 1200 lira yapıyor. Kütüphane alınması için gerçekten külfetli bir miktar. Sen alırsan 100 lira hediye edeyim. Sana 1100 lira olsun” der.
O gün sevinerek evine dönen Özönder akşam babasına sıkılarak durumu açar. Babası da da ikna olur. Kitapları alma kararını hocasına bildirir. Hocası 100 TL daha almayayım 1000 TlL.olsun der. İlk toplu kitap Özender’in kütüphanesine böylece dahil olur.
Alınan Kütüphane; tarih, edebiyat, kültür ağırlıklı bir kütüphanedir. Bu durum kendisini, edebiyat kültür, sanat konusuna yönlenmesine de vesile olur.Hocalarının tavsiyeleri ile kitap almaya devam eder.Özellikle Ankara’da Hacı Bayram Veli Caddesinde ki Kayserili bir sahaftan çok değerli eserler alır. Kütüphanesi her gün biraz daha zenginleşir.
Daha sonra İstanbul Beyazıt’ta ki sahaflarla yakından temas kurmaya başlar. Özellikle Nail kitapevi, 11 numaralı bir dükkânda İsmail Acar’dan çok kıymetli eserler temin eder. İsmail Acar Bey’in, çok değerli eserlerin satıldığı bir dükkânı vardı. İstanbul ziyaretlerinde onu da ziyaret eder kitaplarını gözden geçirir, dilediği kitapları alırdı. İsmail Bey bu dükkân benim değil senin, ne kadar kitap istiyorsan al götür, eline para geçtikçe havale ile de gönderirsin. Yalnız ikamete teslim diye yaz ki parayı tahsil için saatlerce gişe de beklemeyim, dükkâna getirsinler diye de espri yapardı.
Zaman içinde İstanbul’un meşhur sahaflarından Ekrem Karadeniz, Muzaffer Uzak Hoca, Necati Efendi zatlarla tanışan Özönder onlardan branşına ait eserler alarak kütüphanesini zenginleştirir.
Yüksek lisans öğrenci iken İslam Tarihi dalını seçince bir İstanbul seferinde İslam Tarihine dair İsmail Bey ve diğerlerinden ne kadar tanınmış eser varsa satın almak suretiyle kütüphanesine İslam tarihi alnında da eserler girmeye başladı.
Bugün bunlar kütüphanede ayrı bir rafta varlıklarını ve hizmetlerini sürdürmektedir. Daha sonra Sanat Tarihi ve İslam Medeniyetini tercih ederek, kitap teminimi bu yönde de devam ettirir.
O zamanlar, çok enteresan kitapçılar vardı. Mesela, Konya’da Hüseyin Efendi vardı. Bugün domates, biber, patlıcanın satıldığı üç tekerlekli el arabalarına kitapları doldururdu. İmam-Hatip Okulu ve İslam Enstitüsü civarında satış yapardı. Bunlar genelde kanaatkâr insanlardı. Öğrenci bütçesine uygun fiyatlarla öğrencilere kitaplar satarlardı.Bu kütüphanede buralardan satın alınan pek çok kitap vardır.
Koyunoğlu Kütüphanesi ve Müzesini belediyeye bağışladığı gün İzzet Koyunoğlu Bey’e sormuşlar; “Üstadım bu kütüphaneyi bu müzeyi nasıl meydana getirdin?” O da şu cevabı vermişti. “İhlâs ve samimiyet olunca el getirir, yel getirir. Ama insanın kalbi dürüst olmadıkça el götürür, yel götürür”. Onun gibi Hasan Özönder’ de samimi merakıyla el getirmekle yel getirmekle kütüphanesini zenginleştirir.
Hasan Özönder’in babası kütüphane genişleyince, altı bodrumlu üstü antreli geniş bir salon olarak kütüphaneyi inşa ettirir. Oralara raflar temin ederek kütüphanesini yerleştirir.
Bundan 15 yıl önce Meram yaka da bir arsaya iki katlı ev yaptırır. Üçüncü kattaki yaklaşık 100 m2 genişliğindeki bir mekâna raflar yaptırmak suretiyle bugünkü kütüphanesinin ortaya çıktığını görüyoruz.
Özönder bu günkü kitaplarının miktarını bilmiyor. Zaman zaman kitaplarının sayısını soranlara şu cevabı verir; “Kitaplarımın sayısını bilmiyorum, eliniz boşsa siz sayın bende öğreneyim. Neden? çünkü onları saymaya benim vaktim olmuyor, o saymayla geçireceğim vakti okuyarak geçirmeyi tercih ediyorum. Aradan bunca zaman geçti hala ne kadar kitap var bilmiyorum”.Kitaplarının yanında kütüphanede çok zengin bir slayt arşivi, fotoğraf koleksiyonu var. Slayt arşivi on iki bin slaytı içermektedir, on bin kadar da fotoğraf var. Konulara göre zarflara yerleştirilmiş, aran konuya dair fotoğrafları hemen kolaylıkla bulma imkânına sahiptir. Ayrıca kütüphanede A’dan Z’ye alfabetik olarak dizilmiş dosyalar halinde bilgi zarfı, koleksiyonu vardır. A’dan başlayıp, Z’ye kadar devam eden zarflar içerisinde İslam tarihi, İslam kültürüne dair, Konya’ya dair, Konya yapılarına dair birçok dosyalanmış zarflardan oluşmaktadır.Özönder, Hocası Süheyl Ünver’den aldığı feyizle, bilgi fişleri, planlar, kitabeler dosyalar halinde düzenlemiştir. Bugün Konya Ansiklopedisi’nin bazı maddelerini bu dosyaların içinden yazılmıştır. O kadar enteresan maddelerdir.
Aslanlı Kışla, Ağra, Atlı Tramvay gibi çok marjinal maddeleri yazılırken en ufak bir sıkıntı çekmeden bilgi dosyalarından faydalanılarak yazılmıştır.Kütüphanede Özönder’e özel imzalanmış önemli kitaplarda bulunmaktadır. Konya’ya dair yayımlanmış kitapların hemen hemen tamamı bu kütüphanede bulunmaktadır.
Hasan Özönder Kütüphanesini su şekilde düzenlemiştir:
Türk Tarihi, Orta Asya Tarihi, Selçuklu Tarihi, Osmanlı Tarihi, Dinler Tarihi Konya’ya dair kitaplar, Türk-İslam kültürüne dair şehirler tarihi vardır. Sadece ülkemizle sınırlı değil yurtdışında da oraları tanıtan kitapları alınmıştır. Mesela, Halep ve Kazalar, Halep’teki Camiler, Kahire’deki camilere dair çok güzel eserler vardır.Sanat Tarihi kitapları önemli bir bölümdür. İstanbul Tarihi kitapları, tercüme-i hal, biyografik eserler Arapça’dan tutun Osmanlıcaya kadar bütün eserler ayrı bir bölümdedir.  Hz. Mevlana’ya dair eserler bulunur. Kütüphanedeki eserleri güvendiği kişilere vermekten haz duyan Özönder bu hususu, bir zekât, sadaka olarak telakki etmektedir.
Kütüphanesinde bulunan kitapları okuyup okumadığını soranlara kırmadan şu cevabı verir: “Senin bahçen var mı? Var, bağın var mı? Var, bağında dünya kadar üzüm var sen bunların hepsini yiyecek misin? Her gün bir salkım koparırsın. Bizde her gün bir kitabı gözden geçirmek suretiyle değerlendirmeye çalışıyoruz.”
SAİM SAKAOĞLU KİTAPLIĞI

Saim Sakaoğlu, kitap sevgisi ve mesleği gereği hep kitapların arasında olmuş bir kitaplık kurmaya yönelmiştir. İlk kitap sevgisi evlerindeki küçük bir raf dolusu kitapla ilkokul ikinci sınıftan sonra tanıştığı sınıf kitaplıklarıyla oluşmuş ve gelişmiştir. Çok zengin bir kitaplığın sahibidir.  Odalar dolusu kitap, dergi, harita… Yetmedi, iki oda şeklindeki deponun tamamı da kitap doludur. Kitaplarının listesi mevcut değildir. Tam sayısı da bilinmemektedir.  25.000 civarında kitap, süreli yayın olduğu tahmin edilmektedir. Faydalanmak isteyen dostlarına kitaplarından bulabildiklerini vermektedir.

Bazı ilkokul ve ortaokul kitaplarını hâlâ saklamaktadır. Hatta ağabeyi ve ablasının bazı kitaplarını da kütüphanesinde bulundurmaktadır. Bunun gerekçesini de; “Benden 16 ve 12 yaş büyük olanların kitaplanın ne işleri var benim kitaplığımda? Önce dilleri ilgimi çekiyordu, sonra de bazılarındaki edebiyat metinlerinin seçimi… Üçgen’in müselles, açı’nın zaviye olduğu dönemlerin kitapları elbette bir dil gönüllüsünün raflarında olmalıydı.” diyerek açıklıyor.
Sakaoğlu kitaplığı oldukça zengin; Ankara’da, İstanbul’da bulunamayan pek çok eser Sakaoğlu kütüphanesini süslemektedir. ‘Bu kitap olsa olsa Saim Hoca’da bulunur.’ diyerek pek çok dostu kitap konusunda kendisine başvuruda bulunmaktadır.
Konya’da kaldığı yıllarda (1959’a kadar olan)  uğramadan edemediği kitapçı dükkânları vardı. Şimdi adı Çarşı Postanesi olan eskinin tek postanesinin karşısında Kemal Belgesay’ın Geçit Kitabevi, Arif Etik Hoca’nın eski ve yeni kitapları da sattığı dükkânı, Kapı Camii civarındaki seyyar Can kitapçısı, Aziziye Camii’ni Mevlâna Alanı’na bağlayan cadde üzerindeki birkaç kitapçı, Saray Çarşısı’nın Tevfikiye (Sarraflar) Caddesi’ne açılan kapısının hemen karşısındaki Şahap Kitabevi, vb… Bir de Üniversiteye başladığı ilk yıllardan itibaren yakın zamanlara kadar kapısını birkaç yerde aşındırdığı Millî Eğitim Kitabevi… O, birtakım kitaplarını buralardan temin etmiştir. Günümüzde ise pek çok kitapçının bulunduğu Rampalı Çarşı’nın sürekli müşterileri arasındadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı’nın kitap yayımlamadıkları için kapatılan kitap satış bürolarına ise onu son derece üzmektedir.
Bir evin dört odasıyla iki odası olan deposundaki binlerce kitabı ise  düzenlenmiş  değildir. Ancak süreli yayınlar,  dizi kitaplar, çokça başvurduğu belirli alanların kitapları topluca bir arada, belirli raflarda bulunmaktadır. 
Yazma ve cönk türü değerli eserlerin sayısı fazla değildir. Ayrıca Tanzimat ve Servet-i Fünûn dönemlerinden bazı matbu eserler de vardır. Alanıyla ilgili, özellikle İngilizce ve Almanca yayınlardan pek çoğu değerli ve ülkemiz için nadir diyebileceğimiz kitaplardır. Belli bir döneme kadar dünya dergilerinde yer alan alanıyla ilgili makalelerden oluşan zengin bir fotokopi koleksiyonu vardır. Konya kitapları kütüphanesinin önemli bölümlerinden biridir.
Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi özel konumları olan yayıncı kuruluşlarla bazı özel kuruluşlara bir tür abone olmuş. Bu kuruluşların on yıllardan beri yayımladıkları kitapları her ay koliler halinde ödemeli olarak edinerek kitaplığını zenginleştirmiştir.
Onun, yabancı ülkelerde yayımlanan kitapları temin etmede de çeşitli sıkıntıları vardır. Sakaoğlu, döviz aktarımının başlı başına bir dert olduğu dönemlerde başvurduğu bir yöntemi şöyle anlatmaktadır: ‘Avrupa ve Amerika’dan getirtmem gereken kitaplar var, benim için olmazsa olmaz türü şeyler. O zamanki üniversitemin yayınlarını satın alıp bilim âlemine pazarlamak isteyen ünlü bir Alman yayınevi, kırtasiyecilik sebebiyle yayınlarımızı temin edemeyince ben devreyi giriverdim. İstedikleri kitapları temiz şeker çuvallarıyla Avrupa’ya gönderdim, hem de seri bir şekilde… O yayınevi ise bana yıllarca dünyanın dört bir yanında yayımlanan kitapları gönderdi.’
Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunduğu yıllarda başvurduğu yöntemler onun kitap edinmedeki kararlılığını ortaya koymuştur. Oradan çeşitli ülkelere gönderdiği çeklerle edindiği kitaplar doğrudan ülkemize gönderiliyordu. ABD’nin her biri iki şeker çuvalından büyük olan 15 çuval dolusu kitap, dergi, fotokopi, vb. de deniz yoluyla ülkemize ulaştırılmıştı. Ne yazık ki bu çuvallardan biri Okyanus yollarında kayboluvermiş.
Bilim alanı halk edebiyatı olduğu için onun alt dalları ile komşu dalları da hatırlamalıyız. Halk bilimi, âşık edebiyatı, sosyoloji, ilahiyat, tarih, vb. Ad bilimi ve Konya ağzı araştırmaları da üzerinde çalıştığı konulardır. Elbette bu alanın süreli yayınları da önemli ölçüde bu kütüphanede yer almaktadır.
Vefatından sonra kitaplarının sahipsiz kalacağından endişe etmektedir.  Bu konuda şöyle demektedir: “Sahaflara haraç mezat satılan nice ünlünün kitaplarından bazıları da benim raflarımı süslemiyor mu? Onun için bir kitaplık kuracak olanların bazı şartlara sahip olmaları gerekecektir görüşündeyim.  Özetle söylemek gerekirse, bugün bir SAKAOĞLU KİTAPLIĞI’ndan söz edilse bile yakın bir gelecekte böyle bir kitaplıktan söz etmek mümkün olmayabilir. Toptan satılırsa adımız sadece kitaplarımıza bastığımız lastik mühürlerde kalır. Bağışlamak mı? Biraz düşünmem gerekecek gibi geliyor."

SEYİT KÜÇÜKBEZİRCİ KİTAPLIĞI
Seyit Küçükbezirci,  ilkokul sona gelinceye kadar yazları Sarıcılar’a göçerdi; ama hemen hemen her hafta da şehre inerdi. Babası Hacıveliler’in, Büyük Vali’nin oğlu Yösüf Ağa’nın ilk yaptığı iş, bir avuç para vermek ve “Hadi kitap al” demekti.  O da doğru Kırmızı Kütüphane’nin önündeki sergiye koşar, İstanbul’dan ne gönderdilerse; bütün çocuk dergilerini, tarihi tefrikaları, kucaklar evine getirirdi. Böylece Küçükbezirci, ilkokuldan sonra bütün harçlığını kitaba yatırarak ilk kütüphanesinin temellerini oluşturdu. Bu durumu kendisi şöyle ifade ediyor: “Dişten artırdım, elli yıl bu böyle oldu. Yemek paramı, hem de kallavisinden, sağ cebimden sol cebime aktardım. Yimiş gibi oldum dedim. O para havadan gelen bir para oldu. Kitaplara, koleksiyonlara yatırıldı.
Küçükbezirci’nin kütüphanesine baktığımızda;  Ömer Seyfettin’den Kemalettin Tuğcu’ya, Hüseyin Rahmi’den, Reşat Nuri’den, Halide Edib’ten Yaşar Kemal’e, Kemal Tahir’e, Orhan Kemal’e, Mehmet Rauf’a, Fakir Baykurt’a, Mahmut Makal’dan Muhtar Körmükçü’ye, Mehmet Başaran’dan Talip Aydın’a, Sunullah Arısoy'a kadar pek çok yazarın kitaplarına rastlamaktayız.Nihat Asya, Necip Fazıl, Mehmet Akif'ten Tevfik Fikret’e, Asaf Halet Çelebi’den Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya, Behçet Necatigil’den Ceyhun Atıf Kansu’ya şair namına kim akla gelirse bunlarında şiir antolojileri bulunmaktadır. Doğu ve batı klasikleri tam takım halinde bulunmaktadır.
        Seyit Küçükbezirci Kitaplığı:  1- Kitaplar 2- Süreli Yayınlar (periyodikler) 3- Koleksiyonlar 4- Belgeler-Kupürler olmak üzere dört bölümden oluşur.Kitapları, kendi aralarında dört ana bölüme ayırarak tasnif etmiştir. 1) Edebiyat, tarih, sosyoloji, eğitim, halk bilim vs. konusunda kitaplar, 2) Mesleki kitaplar: Tarım ve hayvancılık kitapları, kooperatifçilik kitapları, madencilik kitapları, kimya sanayii kitapları, yatırım ve fizibilite kitapları, iktisat kitapları…3)Hobi kitapları: Para koleksiyonculuğu, pul koleksiyonculuğu; antikacılık, arkeoloji, nümizmatik konulu kitaplar ve para koleksiyonları…4)Konyalı yazarların imzalı kitaplar koleksiyonu: Bu koleksiyon, son elli beş yılda, Seyit Küçükbezirci’ye, yazarlarının, şairlerinin “bizzat” imzaladığı kitaplardan oluşmaktadır. (Feyzi Halıcı, Mehdi Halıcı, Gültekin Samanoğlu, Ali Rıdvan Bülbül, Kemal Or, Nevin Halıcı, Mehmet Ali Uz gibi yüzden fazla yazar ve şair kitaplarıKitaplar alınırken, okunurken, biriktirilirken, koleksiyon yapılırken ideolojik ayrım yapılmamıştır.
Kitaplara karşı “demokrat” bir bakışa sadık kalınmıştır.Babası okuyup memur olmasını, özellikle de Galib’in, Mustafa Efendi’nin oğlu Fahrettin gibi “böyük muhasebeci” olmasını isterdi. Oğlu Seyid’i, Sarıcalar’dan, çiftçilik ve hayvancılıktan bütün gücüyle uzak tutmaya çalıştı. “Muhasebecilik, iktisat eğitimini de naz/niyaz içinde aldı. Ama “böyük muhasebeci” olacağı yerde “gazeteci” oldu, “yazar” oldu. Tavuk civcivi çıkartsın diye gurk’a yatırılan tavuğun altından bir tane de ördek yavrusu çıkmıştı. Babası, gazeteciliğine, yazarlığına hep soğuk kaldı; hayal kırıklığına uğramıştı. Bir daha da gazetecilik mesleği üstüne hiç konuşmadı. O, “Yösüf Ağa”ydı; ama onun için “böyük adam” böyük memurlardı”.
Seyit Küçükbezirci Kitaplığı Süreli Yayınlar/Periyodikler Bölümü:
 Kitaplığının, “Süreli Yayınlar/Periyodikler Bölümü” iki kısımdan oluşur. Gazeteler ve Dergiler.2016’ya kadar 57 yıl süren gazetecilik yaşamı boyunca Konya gazetelerini ve dergilerini biriktirme tutkusuyla, yayınlanan her nüshayı edinmeye çalışmıştır. Ayrıca Konya basınına emek vermiş ustalar, bilim ve sanat adamları özellikle ömürlerinin sonuna kadar biriktirdikleri gazete ve dergileri, bunları ancak Seyit saklar sezgisi ile kendisine emanet etmişlerdir.10 Kasım, 30 Kasım 1938 tarihleri arasında yayınlanan, bütün İstanbul gazetelerini bana bırakan Başöğretmen/Yazar Sıraç Aydın Taşbaş’ın, büyük müzeci, tarihçi Mehmet Önder’in ilk yazılarından son yazılarına kadar yazılarının orijinalleri, Ganya Vilâyet Gazeteleri, Babalıklar, Ekekon'lar, Selçuklar, Yeni Meram, Yeni Konya, Sabah, Anadolu’da Hamle, Türkiye’de Yarın ve Şehir Postası’nın tam koleksiyonları kütüphanesinde bulunmaktadır.Dergiler: Çağrı, Hisar, Gösteri, Milliyet Sanat, Efsane, Yeni Fikir, Halk Evi’nin Konya dergileri, Şölen, Anahtar ve son yüzyıl içinde yayınlanmış onlarca dergiden yüzlerce nüsha mevcuttur.Ayrıca, ticaret ve sanayi odaları öğretmen dernekleri, Konya Büyükşehir, Meram, Karatay, Selçuklu Belediyeleri dergileri, Selçuk Üniversitesi’nin yayınları kütüphaneyi süslemektedir.
Seyit Küçükbezirci Kitaplığı’nda yer alan koleksiyonları:Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet paraları, Roma, Grek sikkeleri hakkında yayınlanan kataloglar, dünya pulları, Osmanlı pulları, Türkiye Cumhuriyeti pulları koleksiyonlarının katalogları...
Uzun yıllarda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda verilen koleksiyonerlik belgesiyle Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı sikkeleri, Selçuklu kandilleri, ilk çağ mezar objeleri koleksiyonunu Konya Koyunoğlu müzesine bağışlamıştır.
M. ALİ UZ KİTAPLIĞI                                                                                                        
Kitap okumayı seven, ailesi  de buna yatkın olan M Ali Uz Babasının aldığı Necip Fazıl ve Osman Yüksel Serdengeçti’nin dergi ve eserlerini ciddi şekilde takip ediyordu. Büyük Doğu ve Serdengeçti mecmualarını gazete bayiinin  önünde bekleyerek aldığı olurdu. İlk okumaya ve kütüphane kurmaya bu dergilerle başlar. Aynı zamanda çocuk denecek yaşta kitap da satın alır.
 Bugünkü İş Bankası’nın karşısında finans bankın olduğu yerde Ceylani Sineması(Yeni Sinema), onun yanında da Milli Eğitim Bakanlığı’nın kitap satış şubesi vardı. Haftada birkaç sefer oraya uğrar şubenin müdiresi kitap almasına yardımcı olurdu. Oradan aldığı ilk eserler Türk ve İslam Ansiklopedileri oldu. Daha sonra Elmalılı Hamdi Yazır’ınKuran Dili, İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’in Istılahat-ı Fıkhiye Kamusu, Ömer Rıza Doğrul’un Asr-ı Saadet’i gibi kaynak eserleri kütüphanesine kazandırmıştır. Kütüphaneyi kurmaya başladığında babası Konya’nın en iyi mobilyacısına bir kitaplık yaptırmıştır. Bu, Uz’un kütüphane kurma ve kitap okuma şevkini daha da artırdı. 50’li yıllar bir dönüm noktası olmuştur. O yıllarda gerçek tarih ve resmi tarih tartışmaları vardı. Hatıralar gerçek tarihin yansıtıldığı eserlerdi. Bu arada Kazım Karabekir Paşa’nın İstiklal Harbimiz isimli eseri yayımlandı. Babası da bu eseri merak ediyordu. İlk haftasında satın aldı. Çok geçmeden kitap toplattırıldı. İkinci baskısı yıllar sonra yapılabildi. İkinci baskıda kitabın bazı bölümleri çıkartıldı.
Hatırat kitaplarının hayatında ayrı bir yeri var. Yeni çıkan hatıraları takip eder, çıkar çıkmaz alır, kütüphanesinde ayrı bir bölümde muhafaza ederdi. İçlerinde defalarca okuduğu hatıratlar olmuştur. Mevlâna Caddesi’nde Abdurrahman Etik, Alâeddin Caddesi’nde Arif Etik Hoca’nın dükkânları Uz’un sık uğradığı yerlerdi. Bütün harçlığını kitaba verirdi.  Avukatlığa başladığı yıllarda da kitap merakı devam etti. Aldığı ilmi ve fikri eserlerin sayısı bu dönemde daha da arttı. Bu arada imzalı kitaplar da geliyordu. Yayın ve basın hayatına başladıktan sonra imzalı kitap akışı daha da hızlandı. Güzel takdimlerle imzalanmış yüzlerce eser kütüphanesindeki yerlerini aldı.
2010’lu yıllara gelindiğinde artık kitap, gazete, dergi ve arşiv belgelerim yaşadığı eve sığmıyordu. O yıllarda kitap ve dergilerimin 3500 kadarını Konya Büyükşehir Belediyesi Konya ve Mevlâna Kütüphanesi’ne verdi.
Şimdilerde de kütüphanesine kitap gelişi yoğun bir şekilde devam ediyor.  Kitaplarının     çoğunluğu Konya Tarih, Kültür ve folkloruyla alakalıdır.
40-KONYA MİLLİ KÜTÜPHANESİ
                Konya’da Cumhuriyet’ten önce Osmanlılar Dönemi sonuna doğru devrin aydınları tarafından “Milli Kütüphane” adıyla bir kütüphane kurulması düşünülmüş, Vali Muammer Bey’in ilgi ve yardımlarıyla 1916’ da  Konya Türkocağı’nda “Milli Kütüphane” hizmete açılmıştır.
                Konya Milli Kütüphanesine bina olarak önceleri Belediye Sarayı ve Tekel binalarının bulunduğu yöredeki “Rehber-i Hürriyet Okulu” nun küçük bir salonu ayrılmıştır. Kütüphane zaman içerisinde yapılan bağışlarla zenginleşmiştir. Yönetim bakamından 1919 yılında İl Özel İdare Müdürlüğü’ne bağlanarak Belediye Sarayı karşısındaki esnaf maarif evlerine taşınmıştır.
                Milli Kütüphanenin kurulmasına ilişkin olarak basında çıkan bir haberde şu noktalara değiniliyor:
                “Şehrimizde bir ‘Milli Kütüphane’nin tesisine teşebbüs edildiğini sevinçlerle yazmıştık. Bu kere iş fiile çıkmış ve kütüphane hey’eti de intihab edilerek işe başlamıştır.”
                “Memleketimizde bulunan ilim adamlarının mühim bir kısmını ihtiva eden bu hey’etin muvaffak olacağını ve kütüphaneyi Konya’nın tetebbu ihtiyacını kemaliyle tatmin edecek bir müessese haline koyacaklarını şüphesiz sayarız.”
                “Kütüphanenin tesisine Belediyemiz yüz lira vermek suretiyle iştirak eylemiştir.”

                Kütüphanenin kuruluş amacı, hizmet, yönetim ve yaşatılması gibi konular  “nizamnamede” açıklanmaktadır. Ayrıca kütüphanenin modern kütüphanecilik esaslarına göre gelişmesi, sosyal ve kültürel etkinliklerinin yoğunlaşması, okuyucu- kütüphaneci- çevre ilişkilerinin geliştirilmesi de “nizamname” de öngörülen hükümler arasında yer almaktadır.
                Konya Milli Kütüphanesi daha sonraları sırayla Vali İzzet Bey zamanında Hacı Hasan Camisi’ne, oradan Alaaddin Tepesi’ndeki şimdi yıkılmış olan eski Halkevi binasına, buradan da Anıt Alanındaki yeni Halkevi binasına taşınmıştır. Bu süreç içersinde de Konya İl Halk Kütüphanesi’nin çekirdeği olmuştur.
                İl Halk Kütüphanesi’nin temelini oluşturan Konya Milli Kütüphanesi şu amaçlara yönelik olarak kurulmuştur.
                “Geleceğimizi uygar, mutlu bir milletin geleceği gibi yapacaksak hayatımızı o yolda yönlendirmek zorundayız. Biz, zevki kahve köşelerinde, tavla başında buldukça yükselmek, şen ve aydınlık bir hayata kavuşmak, bizim için zor olur. …Milli Kütüphane gençlere dimağlarını yükseltecek, duygularını süsleyecek bir araç olacağından şehrimizin en değerli bilim ve nezahet yurdu mahiyetini kesp edecektir.          Çalışmak, bilimsel araştırmalar yapmak isteyen gençlerin bütçelerinin yetersizliği nedeniyle bunu yapamadıkları, sonuç olarak zekâları oranında gelişip yetişmedikleri için  de ülke çapında bunlardan yararlanmanın sınırlı kaldığı göz önüne alınırsa   Milli Kütüphane’nin bu eksiği gidermek, bilimsel çalışma ve araştırma yapmak isteyenleri aydınlık kucağında toplamak amacıyla kurulduğu gerçeği ortaya çıkar. Bu günün gerekçelerine göre bilim adamlarımız,  genellikle bütçeleri dar kişiler olduğundan bu tür kütüphanelere olan gereksinim her ülkeden daha çoktur.
                Halka okuma zevk ve alışkanlığını verebilmek için de bu tür kütüphanelerin varlığı gereklidir. Herkesin zevkine ve gereksinimine göre her tür kitabı bulundurmak da hizmet alanı içinde düşünülmüştür. Çalışmalar yoğunlaştıkça hizmet alanı da büyüyeceğinden zamanla bir yanında yeni konular, diğer yanında çeşitli bilim ve kültür kuralları oluşacağı hesaba katılmıştır. Böylece kütüphanenin sosyal, kültürel ve bilimsel etkinliklerinin oluşmasına ortam hazırlanması göz önüne alınmıştır.            Konya Milli Kütüphanesinin kitap kaynağını, bütçe imkanları oranında satın alınanlarla birlikte geniş ölçüde yapıldığı belirlenen bağışlar oluşturmaktadır. Bu yardım kampanyasının başlatılıp sürdürülmesinde, Türk Sözü Gazetesi’nin önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır. Örnek olarak Gazetenin yazarlarından Necati Bey’in, “ Birçokları ciltsiz ve birkaçı da noksan olan kitaplarını liste halinde Milli Kütüphane’ye bağış ve hediye ettiği “ yine gazetenin, 10 Temmuz Bayramı nedeniyle yayınlanan özel sayısının, aydın kişilere satışı sağlanarak, gelirlerinin Milli Kütüphane Müdürlüğü’ne gönderildiği belirtilmektedir.
                Şehrin tanınmış ticaret adamlarından Kazım Hüsnü Bey’in yirmibeş lira, Reji Baş Müdürü Şakir Bey’in yedi lira, Hukuk Mektebi Müdürü Refik Bey’in bir lira ile yardım kampanyasına katıldıkları; Refik Bey’in 47 cilt tutarındaki kitaplarını, Evkaf Müdürü Eşref Bey’in, iki cilt Amasya Tarihi’ni, Konya Mebusu Tevfik Bey’in 48 cilt önemli eseri, Mektebi Sultani ve Medrese-i İlmiye öğretmeni, Kütüphanenin de kurucularından Hamdizade Abdülkadir’in 51 cilt değerli kitabını, Mebus Şakir Bey’in Hammer’in o güne kadar çıkan Devlet-i Osmaniye Tarihi’nin 8 cildini, Sanayi Mektebi Müdürü Osman Ferit Bey’in 29 cilt değerli eseri, Dr.Necmettin Bey’in Hasan Çelebi’nin güzel bir hatla yazılmış müzehheb  “Tezkiretu’l- Şuara”sını kütüphaneye armağan ettikleri kayıtlardan anlaşılmaktadır.

                Ayrıca birçok yazarların da yayınlanan birer nüshayı kütüphaneye vermeyi alışkanlık haline getirdikleri, tanınmış iş adamlarının nakdî yardımlarını sürdürdükleri kaydedilmektedir.
41- Z KÜTÜPHANE
            Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Medeniyet Okulu Projesi kapsamında Konya ilinde 100 okulda kütüphane yapılması planlanmıştır. Okullar belirlenirken 31 ilçemizde de kütüphane yapılmasına dikkat edilmiştir. İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından oluşturulan komisyon marifetiyle kütüphanelere koyulacak kitaplar belirlenmiştir. Her Bir Kütüphane de yaklaşık 5000 kitap bulunması kararlaştırılmıştır. Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan görüşmelerde, bu 100 kütüphanenin Z-Kütüphaneye ( Zenginleştirilmiş Kütüphane) dönüştürülmesine karar verilmiştir. Z-Kütüphane Bileşenleri Tadilat  ve Altyapı, Mobilya, Bilgisayar, Yazıcı, Kitaptan oluşmaktadır. Bu kapsamda ses yalıtımlı taban ve tavan sistemi ile birlikte aydınlatma sistemi yapılmıştır.
 Z-Kütüphanelerin Amacı: Bilgiye erişimde fırsat eşitliği, Modern ve estetik tasarım, Pedagojik uygunluk, Sesli ve elektronik kitaplar, Taşınabilir raflar, Ahşap ve kumaşla kaplanmış duvarlar, Okuma zevki uyandıran ortam özellikleri vardır.
Z Kütüphaneler bir ders etkinliği yapılacak şekilde tasarlanmıştır. 25 kişinin bir arada etkinlik yapabileceği şekilde sandalye ve masalardan dizayn edilmiştir. Dijital kitap ağırlıklı olarak kütüphane oluşturulmuştur. Standart kütüphanelerin tersine duvar boyasından rafların şekil ve rengine kadar canlı renkler ve tasarımlar kullanılmıştır.  2015 sonu itibariyle Kütüphanesi tamamlanmış 80 okul bulunmaktadır.
42- ALİ EFENDİ HALK KÜTÜPHANESİ
1968 yılında “Ali Efendi Muallimhanesi Çocuk Kütüphanesi” adıyla kurulan Kütüphane 1984 yılında “Çarşı Ödünç Verme Şubesiyle” birleşerek “Ali Efendi Halk Kütüphanesi” adını almıştır. 26.06.1968 tarihli Yeni Konya gazetesinde açılışla ilgili şu bilgiler verilmektedir: “Eski müftülük binasında açılan Çocuk Kütüphanesine 20 bin liralık tesis yaptırıldı. Şehrimiz dördüncü Çocuk Kütüphanesine kavuşmuştur.
 Şerefeddin Camii karşısında yakın zamanlara kadar Müftülük binası olarak kullanılan tarihi Ali Efendi Muallimhanesi’nde Konya Halk Kütüphanesi Müdürlüğüne bağlı olarak yeni bir çocuk kütüphanesi daha açılmıştır. Binanın Çocuk Kütüphanesi olarak kullanılması için gerekli karar ve yeter miktarda ödenek Milli Eğitim Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü tarafından temin edilmiştir. Küçük çocukların okuyup istifade edebilecekleri kitap okuma masaları, sandalyeleri, kitap dolapları modern biçimde yeni olarak yaptırılmıştır. Elli çocuğun istifade edebileceği Çocuk Kütüphanesi tesisleri için Milli Eğitim Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğünce 20 bin lira harcanmıştır. Ayrıca Kütüphanenin daha şimdiden 3 bin kadar ciltli kitabı vardır.
Konya Valisi A. Cahit Betil yeni açılan çocuk kütüphanesi ile çok yakından ilgilenmiş ve Özel İdare Bütçesi'nden bir miktar kitap satın alınmasını ayrıca Kütüphaneye aynı bütçeden bir kadronun tahsis ve tayini uygun görülmüştür. Sessiz sedasız hizmete giren çocuk kütüphanesi küçük çocukların ihtiyaçlarına cevap verebilecek biçimde çalışmalara başlamış bulunmaktadır.” Uzun süre Şerafettin Camii arkasındaki mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan, tarihi binada hizmet vermiştir.
Şerafettin Camii arkasındaki mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan, tarihi binada uzun süre hizmet etmiş 1997 yılında kapatılmıştır. Bu binada turizm polisi hizmet vermekte iken, 01.03.2015 tarihinde İl Müftülüğüne Darü'l-Kurra olarak tahsis edilmiştir.

BİBLİYOĞRAFYA
AKIN, Mehmet Çetin, Konya Lisesi ve Tarihi Gelişimi, Konya, 200, s. 182-184.
AKÜN, Ö., Faruk, “Abdülbâki Gölpınarlı”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c:14, İstanbul, 1996, s.146-149.
AKYURT, Yusuf, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Konya Âsârı Atika Müzesi 1926-1934 Seneleri Umumi Raporu”,  Müze Demirbaş No: 109.
________________, “Konya ÂsarıAtika Müzesi Rehberi”, İstanbul,1930, s.8.
________________, Age., s.10; Akyurt, Y., “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Konya Âsârı Atika
________________, “Konya Âsarı Atika Müzesi Rehberi”, İstanbul, 1930.
ALAR, Halis, “Kütüphaneciliğin Tarihçesi ve İlk Kütüphaneler”, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı:16, Erzurum, 2001, s. 295-308.
ARABACI Caner, “Konya Medreseleri”, Ticaret Odası Yayını, Konya, 1998, s. 108.
________________, “Yusufağa Kütüphanesi ve Kütüphanecilik Anlayışının Dünü üzerine”, Bilgi Yolu Dergisi, s. 2., s. 1.
________________,Yusufağa Kütüphanesi ve Kütüphanecilik Anlayışının Dünü üzerine”, Bilgi Yolu Dergisi S.2, s.1.
AYDIN, Mehmet, “Okuyucu Gözü ile Konya Kütüphaneleri”, Konya İl Halk Kütüphanesi 17. Kütüphane Haftası Atatürk Yılı Özel Sayısı, I, Konya, 1981, s. 16.
BAKIRCI, Naci, “Konya Mevlâna Dergâhı Kütüphanesi’nin Kurucusu Mehmet Said Hemdem Çelebi’nin Eserleri”, Bilgi Yolu, Necip Fazıl Özel Sayısı, Yıl:4, Sayı:6, Konya, 2004, s.79-80.
________________, “Mevlâna Müzesi İhtisas Kütüphanesi’nin 1926 Yılında Kuruluşu, Yusufağa Kütüphanesi’nin Buraya Nakli”, X. Millî Mevlâna Kongresi, Konya, 2002, s.301-305.
________________, “Mevlâna Müzesi İhtisas Kütüphanesi’nin 1926 Yılında Kuruluşu”, s. 301
BAYSAL, Jale, “Kitap ve Kütüphane Tarihi’ne Giriş”, İstanbul, 1992.
BİNGÖL, Halit, “XVII. Kütüphane Haftası’nda Konya Kütüphaneleri”, Konya İl Halk Kütüphanesi 17. Kütüphane Haftası Atatürk Yılı Özel Sayısı, Konya, 1981, s. 10-12.
________________, “XVII. Kütüphane Haftasında Konya Kütüphaneleri” 17. Kütüphane Haftası Atatürk Yılı Özel Sayısı, Konya 1961, s.10.
BİNGÖL, Mustafa. “Cumhuriyetten Önce Konya Kütüphaneleri”, Yeni İpek Yolu, Konya-I, K.T.O. Dergisi, Konya,1998, s. 70.
CAN, Mustafa, Cumhuriyetten Önce Konya Kütüphaneleri, Yeni İpek Yolu, Konya-I, K.T.O. Dergisi, Konya, 1998, s.70.
________________, “Selçuklular Devri Konya Kütüphanelerinin Tarihçesi”, Selçuk Dergisi, Yıl:2, Sayı:1, Konya, 1986, s.45-58.
CANİP, Ali "Konya Müzesindeki Kütüphane", Hayat, C.III, S.56, 22 Kânûn-ı Evvel 1927, s.2-3.
CEYLAN Merih,”Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Kuruluş ve Çalışmaları”, Yeni Meram Gazetesi, Konya 23/05/1985.
COŞAN, Hasan. “Milli Kütüphane”, Merhaba Gazetesi Akademik Sayfalar, c: 9, Sayı:13, s.196-197.
CUNBUR, Müjgan, “Kütüphane Vakfiyelerinden Notlar” Erdem, c. I/3,(1985), s.712.
________________ “Yusufağa Kütüphanesi ve Kütüphane Vakfiyesi”, Tarih Araştırmaları Dergisi, c:I, No: I, 1963, s.203-217.
DEĞERLİ Ayşe, Seydişehir Fiziki ve Sosyoekonemik Yapı( 1305-1920), Konya 2013, s.199.
ELGİN, Necati. “Mehmed Said Hemdem Çelebi ve Sadrazam Mustafa Reşit Paşa”, Anıt, Yıl: 6, Sayı: 28, Konya, 1961, s. 5.
ERDEMİR, Yaşar. “Nasuh Bey Daru’ul-Huffazı”, Yeşilin ve Medeniyetin Köprüsü Meram,( Ed: Ali Boran, Hasan Yaşar, Bekir Şahin) Konya 2014, C.1,s.516.
ERDOĞDU, Mehmet Akif. “Murad Çelebi Defteri: 1483 Yılında Karaman Vilâyetinde Vakıflar”, Tarih İncelemeleri Dergisi, Cilt/ Volume: XVIII, Sayı/ Number:1, Temmuz/July 2003, s. 139-142.
EREN, Mehmet. “Yusufağa Kütüphanesinde Hadise Dair Önemli Yazma Eserler”, S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü  Dergisi, S.V, (1999), s. 221-243.
EROĞLU, Bahtiyar, “Ebu Said Mehmed Hadimi ve Kütüphanesi”, Yeni İpek yolu Dergisi, Yıl:12, Sayı:140, Konya, 1999, s. 29-34.
________________, “XVII.-XIX. Yüzyıllarda İç, Batı ve Güneybatı Anadolu’da Kütüphane Mimarisi”, (SÜSBE Basılmamış Doktora Tezi), Konya, 1998.
EROL, Erdoğan–GÜNÜÇ, Fevzi, Mehmet Önder Bibliyografyası (1944–1984), Ankara, 1984.
ERSOY, Osman, (1966) Halk Kütüphanelerimiz Üzerine Bir Araştırma. Ankara: Güven Matbaası.
________________, “Kütüphanelerin Çağımızdaki Önemi”, Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni, C:10, Sayı:1, Ankara, 1961, s. 2-8.
ERÜNSAL, İsmail, “Kütüphane”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c: 27, Ankara, 2003, s. 11-32.
________________, “Osmanlılarda Kütüphane Ve Kütüphaneci Geleneği”,  Ankara 1999, s. 699-719.
GENÇBOYACI, Melek, “Osmanlıdan Günümüze Kadar Gelen İhtisas Kütüphaneleri ve Millet Yazma Eser Kütüphanesi”, Kent Hafıza Merkezleri Kent İhtisas Kütüphaneleri, Kent Arşivleri ve kent Müzeleri
Sempozyumu, Ankara, 2010, s. 196-222.
GÖLPINARLI, A. “Konya da Mevlâna Dergâhı’nın Arşivi”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dergisi, c: 17, Sayı: 1-4, İstanbul, 1960.
________________, Abdülbâki. “Konya da Mevlâna Dergâhı’nın Arşivi”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dergisi, c:7, Sayı:1-4, İstanbul, 1960.
________________, Mevlâna Müzesi Abdülbâki Gölpınarlı Kütüphanesi Yazma Kitaplar Kataloğu, Ankara, 2003.
________________, Mevlâna Müzesi Müzelik Yazma Kitaplar Kataloğu, Ankara, 2003.
________________, Mevlâna Müzesi Yazmalar Kataloğu I, Ankara, 1967.215
________________, Mevlâna Müzesi Yazmalar Kataloğu III, Ankara, 1972.
________________, Mevlâna Müzesi Yazmalar Kataloğu IV, Ankara, 1994.
 GÜNÜÇ, Fevzi. Mevlâna Müzesi Abdülbâki Gölpınarlı Kütüphanesi Levhalar Kataloğu, Konya, 1999.
HADİMİOĞLU, Numan. Hadim ve Hadimliler Bibliyografyası, Ankara 1983, s.111.
http://www.rehberim.net/forum/konya-651/851775-konya-darulhuffazlari.html#ixzz3vKoJM12U
İNGÖL, Halit B. ”XVII. Kütüphane Haftasında Konya Kütüphaneleri” 17. Kütüphane Haftası Atatürk Yılı Özel Sayısı, Konya 1961,s.10.
KARA, Hacer, “Sadreddin Konevî Manzûmesi”, Meram Kitabı, İstanbul, 2007, s. 227-232.
________________, Konya–Hadim ve Taşkent Türk Devri Yapıları, (SÜSBE Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Konya, 2006.
________________, “Mevlâna Müzesi Kütüphaneleri”, Merhaba Gazetesi Akademik Sayfalar Özel Sayı 2, c: 9, Sayı: 14,  Konya, 2009, s. 210-213.
KAYA, Mahmut. “Beytü’l-hikme”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c: 6, İstanbul, 1992, s. 88-90.
KİŞMİR, Celalettin, “Aziz Berker”, Yeni Konya Gazetesi 02/02/1964.
________________, Halk Kütüphaneleri” Yeni Konya 29.08.1972.
Konya Vilâyet Salnâmesi (KVS), no. 1288, s. 89.
KONYALI, İbrahim Hakkı, Konya Tarihi, Konya 1964.
_________________, Âbideleri ve Kitabeleri İle Konya Tarihi, Enes Kitap Sarayı, Konya, 1997,s. 826.
KORKMAZ, Cengiz KIZIL, Z, Muhammet,"Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi” Bilgi Yolu Dergisi, S.9,Konya 2006.s.186.
KÜÇÜKDAĞ, Yusuf – ARABACI, Caner, Selçuklular ve Konya, Selçuklu Belediyesi Yay., Konya, 1994, s. 192-193.
KÜÇÜKDAĞ, Yusuf, Konya Şehri’nin Fizikî ve Sosyo- Ekonomik Yapısı –Makaleler-, Selçuklu Belediyesi Yay., Konya, 2004, s. 452. Müzesi 1926-1934 Seneleri Umumi Raporu”, Müze Demirbaş No: 109, s. 3.
ODABAŞI, Sefa I, “İhsan Ahmed (KORUCUOĞLU)’in “Konya Tarihçesi””, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya IV, (Özel Sayı), (Ed.: Yusuf KÜÇÜKDAĞ), (Aralık 2001), s. 8.
ORTAYLI, İlber. Son İmparatorluk Osmanlı, Timaş Yay., İstanbul, 2006, s.117-118.
ÖNAL, H. İnci (1992) “Bilgi Gereksinimlerinin Karşılanması ve Okul Kütüphaneleri”, Doktora Tezi, Ankara
ÖNDER, Mehmet, Konya Maarifi Tarihi, Ülkü Matbaası 1952,s.80.
________________, Mevlâna Şehri Konya, Ankara, 1971, s. 412
________________, “Konya Maarifi Tarihi”, Ülkü Matbaası 1952, s. 80.
________________, “Selçuklular ve Osmanlılar Devrinde Konya kütüphaneleri” Konya Dergisi s. 84.,
________________, Mevlâna Müzesi Rehberi, İstanbul, 1962.
________________, ”Selçuklular ve Osmanlılar Devrinde Konya kütüphaneleri” Konya Dergisi S.84,s.6
________________,, Mevlâna Şehri Konya, Ankara, 1971.
ÖZÖNDER Hasan. “Sadreddin Konevî Ma‘mûresinin Mimarî Teşekkülü”, Selçuk Üniversitesi Selçuk Dergisi, 4, (1989),s. 142-143.
PAKALIN, Mehmet Zeki. “Kütüphane”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C.II, MEB Yay. İstanbul, 1993, s. 346.
SAK, İzzet. “Şehdi Osman Efendi’nin Hadim kütüphanesine Vakfettiği Kitaplar”, S.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:10, Konya, 2003, s. 83-129.
SARIKÖSE, Barış, Sille Bin Yıllık Birliktelik, Çizgi Kitabevi, Konya, 2009, s.200-201.
________________, “Karatay İlçesinde Bulunan Kütüphaneler, Karatay, Tarik-Kültür-Sanat” (Ed.: Yusuf Küçükdağ, Yaşar Erdemir, Bekir Şahin), Konya 2012, s. 710.
SOYSAL, Özer. Türk Kütüphaneciliği, C.1.2.3.4.5.6, Ankara 1998.
ŞAHİN, Bekir, Cumhuriyet Dönemi Konya Kütüphaneleri, İpek Yolu Dergisi Konya Kitabı X. s.335-345.
________________, Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürlüğü, Yeni İpek Yolu, Konya Ticaret Odası Dergisi, Mart 2009, Konya, s.32.
________________, “Selçuklu’dan Günümüze Konya Belleği”,Kent Hafıza Merkezleri Kent İhtisas Kütüphaneleri, Kent Arşivleri ve Kent Müzeleri Sempozyumu, Ankara, 2010, s. 36
________________, “Cumhuriyet Dönemi’nde Konya Kütüphaneleri”, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya Kitabı XI, (Özel Sayı), (Ed.: Haşim KARPUZ-Osman ERAVŞAR), (Aralık 2008), s. 289.
________________, “Selçukludan Günümüze Konya Belleği”, Kent Hafıza Merkezleri, Kent İhtisas Kütüphaneleri, Kent Arşivleri ve Kent Müzeleri Sempozyumu, Ankara, 2010, s. 28-56.
________________, “Cumhuriyet Dönemi’nde Konya Kütüphaneleri”, Yeni İpek Yolu KTO Dergisi Konya Kitabı XI, (Özel Sayı), (Ed.: Haşim KARPUZ-Osman ERAVŞAR), (Aralık 2008), s. 281-300.
________________, “Karatay İlçesinde Bulunan Diğer Kütüphaneler, Karatay, Tarik-Kültür- ŞAHİN Sanat” (Ed.: YusufKüçükdağ), Yaşar Erdemir, Bekir Şahin. Konya 2012, s. 720.
________________, “Sadreddin Konevî Kütüphanesi” Yedi Kıta, Aralık 2015, Sayı 288, s.58.
________________, “SadreddinKonevî Kütüphanesi”, Meram Kitabı, İstanbul, 2007, s. 219-224.
TAŞER, Seyit. Osmanlı Devletinin Taşra Hukuk Mektepleri, s.134-135, Konya 2014.
TURAN, Osman. Selçuklular Zamanında Türkiye Siyasî Tarih Alp Arslan’dan Osman Gazi’ye (1071-1328), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1998, s. 234.
TUŞ, Muhittin, “Hanya’dan Konya’ya: Yusufağa ve Kütüphanesi”, Uluslar Arası Kuruluşunun 700. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi, S.Ü. Yay., Konya, 2000, s. 348-349.
________________, Sosyal ve Kültürel Açıdan Konya, Tablet Yay., Konya, 2007, s. 166.
UZ, M. Ali, “Mehmet Önder Özel Sayısı”, Merhaba Gazetesi Akademik Sayfalar, Konya, 2004.
________________, Muhammet Doğan, Belgelerle Adım Adım Konya, Konya 2016, s.76
ÜNVER, A, Süheyl. "Anadolu Selçukluları Zamanında Umumî ve Hususî Kütüphaneler", Atatürk Konferansları, II (1964-68), Ankara 1970, s.3-29.
________________, Süheyl. "Selçuklular Zamanında Kütüphaneler Üzerine Yeni Örnekler ve Bazı Mülahazalar", III.Türk Tarih Kongresi, Ankara 15-20 Kasım 1943, Kongreye Sunulan Tebliğler, Ankara 1948, s.642-646.
XXX.Kütüphane Haftası Özel Sayı: 6, Konya 1994. s.22
YILMAZ, Birol. ”Konya İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü” Bilgi Yolu, S.1,Konya 2001,s.5
YÖRÜK Doğan, “Osmanlı Devletinde Kütüphane Yaptırmanın Maliyeti: Konya Yusufağa Kütüphanesi Örneği”, SBED, S18, Konya 2008, s.38.





[1] İ. Hakkı Konyalı, “Konya Tarihi”, Sadreddin 501–503.

[3] Hacı Beşir Ağa, harem ağalarının en meşhurlarından biri olup, XVII. yüzyılın ortalarında doğmuş, küçük yaşta zenci köle olarak İstanbul’a getirilmiş ve kızlar ağası Yapraksız Ali Ağa’nın yanında yetişmiştir. 1705’de saray hazinedarı olmuş, 1713’de önce Kıbrıs’ta, sonra da Mısır’da ikâmete mecbur edilmiştir. Daha sonra affedilerek Hicaz’a gönderilmiş ve şeyhü’l-haremlik makamına getirilmiştir. 1717’de İstanbul’a çağırılarak Dârü’s-sa’âde ağası olarak tayin edilmiş, On üç yıl III. Ahmed, on yedi yıl da I. Mahmûd dönemlerinde olmak üzere toplam otuz yıl bu görevde kalan Beşir Ağa, 3 Haziran 1746’da vefat eylemiş ve Eyüp’teki türbesine defnedilmiştir (Abdülkadir Özcan, “Beşir Ağa”, DİA, c. 5, İstanbul 1992, s. 555.) Yaşar Sarıkaya “Ebu Said El Hadimi: Merkez ile Taşra Arasında Bir Osmanlı Alimi”, İstanbul 2008, s. 125.
[4]   İ. Hakkı Konyalı. “Nasreddin Hocanın Şehri Akşehir”, İstanbul 1945, s. 243.
Yorum Gönder

Popüler Yayınlar