SAİM SAKAOĞLU KİTAPLIĞI







                                                   Bekir ŞAHİN
Saim Sakaoğlu, kitap sevgisi ve mesleği gereği hep kitapların arasında olmuş bir kitaplık kurmaya yönelmiştir. İlk kitap sevgisi evlerindeki küçük bir raf dolusu kitapla ilkokul ikinci sınıftan sonra tanıştığı sınıf kitaplıklarıyla oluşmuş ve gelişmiştir. Çok zengin bir kitaplığın sahibidir.  Odalar dolusu kitap, dergi, harita… Yetmedi, iki oda şeklindeki deponun tamamı da kitap doludur. Kitaplarının listesi mevcut değildir. Tam sayısı da bilinmemektedir.  25.000 civarında kitap, süreli yayın olduğu tahmin edilmektedir. Faydalanmak isteyen dostlarına kitaplarından bulabildiklerini vermektedir.
Bazı ilkokul ve ortaokul kitaplarını hâlâ saklamaktadır. Hatta ağabeyi ve ablasının bazı kitaplarını da kütüphanesinde bulundurmaktadır. Bunun gerekçesini de; “Benden 16 ve 12 yaş büyük olanların kitaplanın ne işleri var benim kitaplığımda? Önce dilleri ilgimi çekiyordu, sonra de bazılarındaki edebiyat metinlerinin seçimi… Üçgen’in müselles, açı’nın zaviye olduğu dönemlerin kitapları elbette bir dil gönüllüsünün raflarında olmalıydı.” diyerek açıklıyor.
Sakaoğlu kitaplığı oldukça zengin; Ankara’da, İstanbul’da bulunamayan pek çok eser Sakaoğlu kütüphanesini süslemektedir. ‘Bu kitap olsa olsa Saim Hoca’da bulunur.’ diyerek pek çok dostu kitap konusunda kendisine başvuruda bulunmaktadır.
Konya’da kaldığı yıllarda (1959’a kadar olan)  uğramadan edemediği kitapçı dükkânları vardı. Şimdi adı Çarşı Postanesi olan eskinin tek postanesinin karşısında Kemal Belgesay’ın Geçit Kitabevi, Arif Etik Hoca’nın eski ve yeni kitapları da sattığı dükkânı, Kapı Camii civarındaki seyyar Can kitapçısı, Aziziye Camii’ni Mevlâna Alanı’na bağlayan cadde üzerindeki birkaç kitapçı, Saray Çarşısı’nın Tevfikiye (Sarraflar) Caddesi’ne açılan kapısının hemen karşısındaki Şahap Kitabevi, vb… Bir de Üniversiteye başladığı ilk yıllardan itibaren yakın zamanlara kadar kapısını birkaç yerde aşındırdığı Millî Eğitim Kitabevi… O, birtakım kitaplarını buralardan temin etmiştir. Günümüzde ise pek çok kitapçının bulunduğu Rampalı Çarşı’nın sürekli müşterileri arasındadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı’nın kitap yayımlamadıkları için kapatılan kitap satış bürolarına ise onu son derece üzmektedir.
Bir evin dört odasıyla iki odası olan deposundaki binlerce kitabı ise  düzenlenmiş  değildir. Ancak süreli yayınlar,  dizi kitaplar, çokça başvurduğu belirli alanların kitapları topluca bir arada, belirli raflarda bulunmaktadır. 
Yazma ve cönk türü değerli eserlerin sayısı fazla değildir. Ayrıca Tanzimat ve Servet-i Fünûn dönemlerinden bazı matbu eserler de vardır. Alanıyla ilgili, özellikle İngilizce ve Almanca yayınlardan pek çoğu değerli ve ülkemiz için nadir diyebileceğimiz kitaplardır. Belli bir döneme kadar dünya dergilerinde yer alan alanıyla ilgili makalelerden oluşan zengin bir fotokopi koleksiyonu vardır. Konya kitapları kütüphanesinin önemli bölümlerinden biridir.
Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi özel konumları olan yayıncı kuruluşlarla bazı özel kuruluşlara bir tür abone olmuş. Bu kuruluşların on yıllardan beri yayımladıkları kitapları her ay koliler halinde ödemeli olarak edinerek kitaplığını zenginleştirmiştir.
Onun, yabancı ülkelerde yayımlanan kitapları temin etmede de çeşitli sıkıntıları vardır. Sakaoğlu, döviz aktarımının başlı başına bir dert olduğu dönemlerde başvurduğu bir yöntemi şöyle anlatmaktadır: ‘Avrupa ve Amerika’dan getirtmem gereken kitaplar var, benim için olmazsa olmaz türü şeyler. O zamanki üniversitemin yayınlarını satın alıp bilim âlemine pazarlamak isteyen ünlü bir Alman yayınevi, kırtasiyecilik sebebiyle yayınlarımızı temin edemeyince ben devreyi giriverdim. İstedikleri kitapları temiz şeker çuvallarıyla Avrupa’ya gönderdim, hem de seri bir şekilde… O yayınevi ise bana yıllarca dünyanın dört bir yanında yayımlanan kitapları gönderdi.’
Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunduğu yıllarda başvurduğu yöntemler onun kitap edinmedeki kararlılığını ortaya koymuştur. Oradan çeşitli ülkelere gönderdiği çeklerle edindiği kitaplar doğrudan ülkemize gönderiliyordu. ABD’nin her biri iki şeker çuvalından büyük olan 15 çuval dolusu kitap, dergi, fotokopi, vb. de deniz yoluyla ülkemize ulaştırılmıştı. Ne yazık ki bu çuvallardan biri Okyanus yollarında kayboluvermiş.
Bilim alanı halk edebiyatı olduğu için onun alt dalları ile komşu dalları da hatırlamalıyız. Halk bilimi, âşık edebiyatı, sosyoloji, ilahiyat, tarih, vb. Ad bilimi ve Konya ağzı araştırmaları da üzerinde çalıştığı konulardır. Elbette bu alanın süreli yayınları da önemli ölçüde bu kütüphanede yer almaktadır.
Vefatından sonra kitaplarının sahipsiz kalacağından endişe etmektedir.  Bu konuda şöyle demektedir: “Sahaflara haraç mezat satılan nice ünlünün kitaplarından bazıları da benim raflarımı süslemiyor mu? Onun için bir kitaplık kuracak olanların bazı şartlara sahip olmaları gerekecektir görüşündeyim .  Özetle söylemek gerekirse, bugün bir SAKAOĞLU KİTAPLIĞI’ndan söz edilse bile yakın bir gelecekte böyle bir kitaplıktan söz etmek mümkün olmayabilir. Toptan satılırsa adımız sadece kitaplarımıza bastığımız lastik mühürlerde kalır. Bağışlamak mı? Biraz düşünmem gerekecek gibi geliyor."




  






  







Yorum Gönder

Popüler Yayınlar